Yusufçuk Yusuf Hakkında İnceleme Özet Yaşar Kemal

Günün Yazısı
Ekleyen : ESA , 24 Şubat 2019 Pazar aaa Beğen 2
 
 
Yazıda “Yaşar Kemal'in   Yusufçuk Yusuf”   romanı hakkında bilgiler, romanının özeti,  romanın konusu, ana fikri,  romanın kahramanları, romanın olay örgüsü,  romanın yazarı,  “Yaşar Kemal'in  Yusufçuk Yusuf ” hakkında bilgiler “Yaşar Kemal'in   Yusufçuk Yusuf “   romanın şahıs kadrosu  yazarın diğer romanları,    “Yaşar Kemal'in  Yusufçuk Yusuf “   adlı eserden alıntılar yer alır.  Eser hakkında yorumlar,  romanın anlatım tekniği, yazarın bakış açısı, romanın tekniği, romanın türü, çevrildiği diller, eserin basım yılı, basım hikâyesi, yazar ve eseri arasındaki, eserle yazarın biyografisi arasındaki alakalar incelenmiştir.
 
 
ROMAN HAKKINDA TAHLİLLER
 
Akçasazın Ağaları, Yaşar Kemal'in  tıpkı Ölmez Otu ,Orta Direk, Yer Demir Gök Bakır  romanlarından meydana gelen Dağın Öte Yüzü adlı roman üçlemesi gibi üç romandan oluşan bir seri olarak tasarlanmış ama serinin üçüncü romanı olarak düşünülen Anavarza adlı roman yazılmamıştır. Bu nedenle üç adet romandan oluşacak olan bu seri iki romandan ibaret kalmıştır.
Akçasazın Ağaları adlı roman serisi Demirciler Çarşısı Cinayeti (1974) ile Yusufçuk Yusuf (1975) adlı romanlardan oluşur. Cem Yayınevi tarafından yayımlanmış olan bu romanlar Yaşar Kemal’in olgunluk dönemi eseridir. 
 
Romanın her iki cildi de  "O iyi insanlar, o güzel atlara bindiler, çekip gittiler." cümlesiyle başlar. Bu cümledeki ve bu romanlardaki “  o güzel atlara binip giden o iyi insanlar ise “ artık tarihe karışan soylu Türkmen beyleridir.
 
Demirciler Çarşısı Cinayeti başlığında detaylı olarak irdelediğimiz gibi Çukurova yüz elli yıl öncesine kadar göçer Türkmenlerin kışlak vatanları olmuş bu yöre asırlardır, Bayındır, Avşar, Çerit, İlbeyi, Yüreğir, Reyhanlı, Tecirli, Fettahlı, Ulaşlı gibi Türkmen boy ve cemaatlerinin oba, otlak yeri, nüfuz ve hâkimiyet mücadelelerine sahne olmuştu.  1865 te bu, boy, cemaat ve aşiretler iskân edilmiş, Uzunyayla, Çukurova, İskenderun ve Amik ovaları ile Toroslar işte bu Türkmenlerin meskûn yerleri olmuştu.  ( Geniş Bilgi için bkz Şahamettin Kuzucular, Çukurova, Gâvurdağı Tarihi ve Türkmenleri, Akademisyen AŞ. 2018 )
Romanın girişi Demirciler Çarşısı Cinayetinde betimlemesi yapılan yeni düzene ayak uydurmaya çalışan soylu Türkmen cemaatlerinin ve beylerinin tarihten beri gelen geleneklerini, törelerini değişen düzende devam ettirmeye çalışmaları ve yeni düzen ile giriştikleri çatışmaları dile getirmektedir.
 
Yusufçuk Yusuf romanı da “geniş arazilere sahip olmayı başaran ve yörede hâkim güç haline gelen Türkmenlere özgü ağalık sisteminin kendi iç çatışmalarını rakip haline gelen feodal yapıların ekonomik güç olarak belirginleşme diğerlerine baskın çıkma ve rakiplerini dize getirme yolunda verdikleri uğraşıları dile getirmektedir.   1950’lerden itibaren de sanayileşme ve değişen üretim metotları karşısında çökmeye başlayan Türkmen tipi ağalık ve beylik geleneğinin yeni yetme ağalıklar karşısında çöküşü romanın konusunu teşkil eder. “[1]
 
Lakin konunun geçmişteki tarihi süreçleri ve sosyal kültürel yapıyı oluşturan doku Yaşar Kemal tarafından iyi bilinmediğinden, bu olgu her iki romanda da iyi aktarılamamış, neden ve sonuç bağlamlarını iyi kavrayamamış olan Yaşar Kemal, bu sosyal olguyu iyi analiz edemeden bu romanları yazmıştır. Bu nedenle her iki roman da dayanak aldığı sosyal, kültürel ve tarihi yapıyı çözümleyebilen bir kurguya kavuşamadığı gibi bu yapıyı analiz edebilecek bağlamlardan uzaklarda kalmışlardır.
Roman günümüzde dahi hissedilen bu yapının Adana ve Çukurova’daki bu nüfuz mücadelesi üzerine kurulmuş, fakat bu önemli ayrıntı Yaşar Kemal tarafından ifade edilmemiş, ağalar savaşının arka planındaki bu tarihi ve kültürel süreç ile yapı üzerinde bilinçli durulmamıştır.
 
Nihayetinde her iki roman da sonradan görme ağalarla, gelenekleri yaşatma mücadelesi veren soylu beylerin çatışmasını, soylu beyler yok olurken kapitalist düzenin yozlaşmış ağalarının türemeye başlamalarını gözler önüne sermek amacıyla yazılmıştır. “ o güzel atlara binip çekip giden, o iyi insanlar, “ işte o soylu beylerdir. [2]
 
Yerleşik tarıma alışkın olmayan aşiretler kendilerini üretime ve para kazanmaya zorlayan yen düzen karşısında bocalamış kalmışlardır. Derviş ve Mustafa beylerin oğulları bile yenidünya düzenini kavramışlar aşiret geleneklerine aldırmayan para kazanmaya heves eden insanlar olmuşlardır.
 
Yaşar Kemal’in  Dağın Öte Yüzü ve Akçasazın Ağaları roman serileri  konu, kurgu hatta zaman zaman roman kahramanları bakımlarından da bir birleri ile oldukça uyumsuzdur. Seri roman olduklarını belli eden vaka zincirleri dahi birbirlerine bağlı olmadıkları gibi ikinci romanda belli olacak gibi düşünülen finaller ortaya çıkmamaktadır. Seri romanlarının devamı olan diğer romanlar le ilkleri her defasında bir başka mecraya kayar. Bu olgu Akçasazın Ağaları roma serisi olan Demirciler Çarşısı Cinayeti ile Yusufcuk Yusuf romanlarında da açıkça görülür. Serinin ilkinde Derviş Bey rakibi Mustafa Bey ‘den korunmak için içeriden dışarıya çıkamayan bir aşiret beyi iken, Yusufcuk Yusuf da üzerinden bu korkuları atmış, topraklarını işlemeye ve ürün elde etmeye odaklanan, bu defa da yeni yetme düzenbaz ağalar ile çatışmaya girişmiş siyasi bir karakter haline gelir.
“Fakat bu roman, Derviş Beylerin devrinin geride kalışına yakılmış bir ağıt değildir. Daha ziyade, yeni yükselen kapitalist sınıfın eski feodal beylerin iktidarını yıkışının öyküsüdür.”[3]
 
ROMAN HAKKINDA NE DEDİLER
 
İnsanoğlu farklılaşıyor, deri değiştiriyor ve kendini yeniden tanımlıyor. Acaba ortaklaşa yitirilen yüzyılların ağırlığını bir kenara koyabilecek mi? Genelleştirmek bizim elimizde. Yaşar Kemal’in Binbir Geceleri bizi buna davet ediyor.”  Alain Bosguet, Le Matin, (Fransa)
 
“Hasatla birlikte, omuzları evrensel genişlikte Türk yazarı Yaşar Kemal’in yeni kahramanlık destanı geldi. Bunalım evreninde bir trajedi. Kitapta İnce Memed’in yazarının bizi alıştırdığı epik ve toprak kokan soluğu bulmak da mümkün.”  Andre Clavel, Nouvelles Litteraires, (Fransa)[4]
 
ROMANIN KONUSU
 
Sarılar ile Akyollu aşiretleri arasındaki çatışmalardan hareketle Çukurova’daki feodal yapıların kudret ve nüfuz savaşları romanın kurgusunu oluşturur. Sanayileşme, traktör ve biçerdöverlerin girmeye başlaması ile toprak ağaları güç kaybetmeye başlamış feodal yapıya bağlı değerleri kıyıma uğratmaya başlayan kapitalist sistem ağaların ağası olarak hükmünü göstermeye başlamıştır.
 
Yusufçuk Yusuf Çukurova'ya kuşaklar boyunca egemen olmuş iki derebeyinin hikâyesidir. Köylüleri yıllarca baskı altında tutan bu güç kırılırken, yeni zamanların gereklerine uyum sağlamış yeni zenginler başka bir güç oluştururlar. Barbarlığı çağrıştıran bu güç, "bataklıktan kurtulmaya yüz tutmuş bir bataklık toprağını yağmalar".[5]
Yeni yetme ağalar bataklıkları kurutup yeni yetme aletlerle eski tipte ağaların köklerini kazımaya başlamıştır.
 
ROMANIN KARAKTERLERİ
 
Derviş Bey: İstanbul’da hukuk öğrenimi görmüş Fransızca, İngilizce, Rumca ve Arapça bilen, aşiret Türkmenlik töreleri, soy sop, gelenekler e önem veren aşiretinin namını ve kendin nüfuzunu korumak için gerekirse cinayet de işletebilen düşmanında bile mertlik arayan  aşiret reisidir.
Derviş bey, kendi dönemlerinin bittiğini, değişimin onları yenmek üzere olduğunu sezmektedir. Bir yandan, Akyollu aşiretinden canını kurtarmak derdindeyken diğer yandan da yeni yetme ağalarla bir savaşa tutuşmuştur.  Artık Ankara'da da kolu kalmayan Derviş Bey ‘in topraklarına ortakçı ettiği köylülerden başka tutunacak dalı yoktur.
Kabakçıoğlu:  Mahir Bey, : Derviş Bey’den toprak kazanmak derdinde olan ve Derviş Bey’e düşman olduğu halde dost gözükmeye çalışan iki yüzlü ve yeni yetme bir ağadır.  Saman altından sun yürütüp Derviş Bey’i cinayete azmettirmekte başka hesaplar düşünmektedir.
Mustafa Bey: Akyollu aşiretinin beyidir.  Rakibi Derviş Bey’i öldürerek rakibini saf dışı bırakma amacında olan aşiretin beyidir. Yeni yetme ağalar ve değişen düzen yüzünden aşiret beyi olarak kalamayacağını fark etmiş başka işler yapmaya yönelmiştir.
Yusuf  Yusuf:  Derviş'in sadık dostu ilk ciltte rakip aşiretten  Murtaza Bey’i vuran Kürt Mahmut’un oğludur. Yusuf. Derviş Bey, tıpkı babasına verdiği cinayet işleme görevini bu defa da oğlu Yusuf’a vermiştir. Yusuf temiz, kalpli aşiretine ve beyine sadık bir o kadar da vicdanlı bir yiğittir. Derviş Bey’e ve aşiretine sadakati ile verilen cinayet işleme görevi arasında bocalaması romanın merkez konularından birisi olmaktadır.
 
 
ÖZET
 
Derviş Bey’in hasmı Akyollu Mustafa Bey değil, Mahir Bey’e dönüşmüştür. Sarıoğlu konağı yeni düzen, yeni yetme ağalar ve kasabalılar ile çatışmaya girişmiştir. Mahir Kabakçı, Derviş Bey’den toprak koparmak niyetinde sahtekâr, alçak ve düzenbaz bir adamdır.  Maddi çıkarı için her şeyi yapabilecek bir adam olan Mahir, her türlü hakaret gördüğü Derviş Bey’e yanaşmak derdindedir.
 
Derviş Bey ise onu aşağılamak için uyduruk bir Oğuz töresi icat eder.  Mahir Bey ak bir kefene sarınıp elinde bir kılıçla kasabadan Sarıoğlu konağına yürüyerek gelirse onunla barışacaktır. Bunun üzerine Mahir,  Oğuz töresine ve Turan davasına bağlı imiş gibi davranmaya başlayarak Derviş Bey’in şartını yerine getirmiştir.
 
Fakat bu barışma sonrasında Mahir, aşağılandığı için çok kinlenmiş e Derviş Bey’den intikam alma derdine düşmüştür.  Palanına göre yoksul bir adama biraz para verip kasaba çarşısında Derviş Bey’e hakaret ettirecek Derviş Bey de bu adamı çocuğu yerinde gördüğü Yusuf’a öldürtecektir. Yusufçuk Yusuf ilk romanda Derviş Bey adına Murtaza Bey’i vuran Kürt Mahmut’un oğludur.
 
Yüzlerce yıllık Türkmen aşiret geleneğine göre beylerine sımsıkı bağlı olan aşiret beylerine taparcasına sadıktır.  Çünkü Beyin toprakları bir bakıma aşiret toprağıdır. Üretime alışık olmayan airetin köylüleri toprağı ortakçı olarak ekip biçmekte ve geçimlerini de buradan temin etmektedirler.  
Fakat, yeni tip düzende makineler devreye girmiş, Akçasazın bataklıklarını makinalar kurutmaya başlamış, kıymetsiz arazilerden bol ürün üreten yeni yetme ağalar Derviş Bey gibi aşiret beylerini ve aşiret düzenleri karşında yeni bir güç olmuşlardır.
 
Yeni yetme düzenbaz ağalar kadim Bey takımlarını aldatmaya, tuzağa düşürmeye, geleneklerde olmayan yöntemlerle onların ellerindeki arazileri kapmaya başlamışlardır.  Derviş Bey, gücünün azaldığını, topraklar üzerinde kontrolünün kalmadığını görmekte, çareler aramaktadır.
 
Yeni yetme ağalar çok çalışan, az tüketen, çağın imkânlarını iyi bilen traktör ve biçerdöver kullanan kapitalist çiftçilerdir,
Bu tipler aşiret beylerinin aksine vahşi ve acımasızdır.  Devlet de gücünü göstermekte eli silahlı birkaç adamı olan beylerin elleri kolları bağlı kalmaktadır. Kürt Mahmut’un oğlu Yusuf,   Derviş Bey’e candan bağlı namlı bir yiğittir.
 
Mahir Bey gibi düzenbazların saldırısına uğramaya başlayan Derviş Bey hiç aklına hayaline gelmeyecek düzenlere karşı baş edemez hale gelir. Aşiretine de bela getirmek istemeyen Derviş Bey’in tek gücü Yusuf ile aşiretine dâhil köylüleri kalmıştır. Zorlu yaşam koşulları aşiret bağlarını da koparmakta, ekonomik nedenler herkesi gemisini kurtaran kaptan rolüne itmektedir.
 Aşiret bağlarını korumaya çalışan Derviş Bey, sanayileşen üretime yabancı kalmakta, zaten alışık olmadığı yerleşik düzen ve tarıma dayalı üretimde geride kalmaktadır. Gerici bir tip olarak görülmeye başlayan Derviş Bey’e herkes tavır almaktadır. Ankara’da da kolu dalı kalmayan Derviş Bey’in konağı, jandarmalar tarafından basılınca Derviş Bey’in beyliği hayli sarsıntı geçirir.
Akçasaz bataklığına su kanalları açılmış, yeni yetme ağalara yeni tarlalar çıkmıştır. Artık devir değişmiştir.   Artık Derviş Bey’in değil Mahir Kabakçılar gibi düzenbaz devri gelmiştir.
 
 
 
[1] https://edebiyatvesanatakademisi.com/kitap-ozetleri-ve-elestirileri/demirciler-carsisi-cinayeti-hakkinda-ozet-analiz-yasar-kemal/63175
[3] Özgür Öztürk, Yaşar Kemal’in Akçasazın Ağaları romanı üzerine, http://www.devrimcimarksizm.net/sites/default/files/yasar_kemalin_akcasazin_agalari_romani_uzerine_ozgur_ozturk.pdf
[4] http://www.yasarkemal.net/bibli/yky/yusufcukyusuf.html
[5] https://www.goodreads.com/book/show/13081324-yusuf-uk-yusuf


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Mehmet Aluç
27 Şubat 2019 Çarşamba 20:46:31
Farkındaysanız Yaşar Kemal eserlerinde, “Yeni yetme düzenbaz ağalar kadim Bey takımlarını aldatmaya, tuzağa düşürmeye, geleneklerde olmayan yöntemlerle onların ellerindeki arazileri kapmaya başlamışlardır. ” Yeni yetme düzenin paranın sahibi olduğunu sana vahşi gözünü kan bürümüş insanların acımasızlığını her eserinde olduğu gibi bu” Yusufçuk Yusuf “ Akça sazın ağaları 2 Romanında da usta bir anlatımla dile getirmiş anlatmış........................... İnsanlık namına gönüllerinde merhameti taşımayanların insanlık bilgilere sahip olmasını beklemek aptallık olur diyen, vahşeti çıkar ilişkine dayalı fikirsizliklerle medeniyeti sunacaklarını sananların, onların çarklarından ezilerek, ezildiğini vicdan ve insanlıktan eserinin kalmadığının tezahürü olduğunu bizlere söylemiştir. Yazarımız burada tutarlı olmayan, bu zihniyetin acısını ıstırabını çok güzel kalemi ile yazmıştır. Yazarımız aynı dönemlerde yaşadığı gördüğü bu ıstırabı, insanlık gereği vicdanının gereği her şeyden önce insanı değerlerle sorunları olan acımasız insanların vahşi bir boyutunun ortaya çıkmasıyla insanlığın can çekişmesini anlatmaktadır........................ “Yeni yetme düzenbaz ağalar kadim Bey takımlarını aldatmaya, tuzağa düşürmeye, geleneklerde olmayan yöntemlerle onların ellerindeki arazileri kapmaya başlamışlardır. Derviş Bey, gücünün azaldığını, topraklar üzerinde kontrolünün kalmadığını görmekte, çareler aramaktadır.” Yazarımız o dönemlerde insan olmanın manasıyla da örtüşecek şekilde, bu düzenin yeni eskisinden daha güçlü sermayelerle ağalıklarını “bey” olarak lakin gizli kin ve nefretini olduğundan farklı bir şekilde göstermek- alenen saklayarak-, farklı söylemlere söyleyerek, insanın yeniden daha çok emeğini sömürerek, kazanma hırsıyla esas alınan alın teri emeği sömürerek yine insanı çok çalıştırarak az emek karşılığında sömürecekleri gerçeğini, anlam kaymaları olmadan anlatmıştır. Yazar olmak söylemek haykırmaktır. Mehmet Aluç

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...