AŞKIN REHAVETİ HAFIZ


Her düşün alt yazısıydı yalnızlık:

Semiren bir boğa gibi

Kükreyen dehlizde saklı bir çatlağın meali:

Kırık kafatasında ölümün

Rencide edilesi o kör düğüm

İşte başladı gece

Pekişen hasretle sevişen özleme verip veriştiren

Yitik bir efkârın asal sayısı hüzün

Sözcük cumhuriyetinde

Yatıya kaldığım aşkın örüntüsü

Bir imgede sağaltımı kaygılarımın

Ön sözü anne olan her şiirde saklıyım, hafız.

 

O düş gezegeninde düşe kalka ördüğüm

Hadis yüklü seccade

Elbet annemin nur yüzünde ötüşen kırlangıç gibi

Aşkla örttüğüm mevsim

Aşka dönük yüzüm

Aşkta kıyama duran günün

Meali olsa olsa

Hıçkırığımda asılı bir t/ay

Lalezar yollarında

Peşine düştüğüm ölüm gibi

Hoyrat rüzgârın çekip çevirdiği bir ev gibi

Hengâme yüklü meltemde

Kimi zaman haykıran beyzade bir gülüş

Hanım hanımcık yaşamışlığımla dahi

Yetememişken evrene.

 

Tüy gibi hafif olmalıydı oysa hüzün

Kekremsi doğasında hazanın

Kat çıktığım şiirler öbek öbek

Hatırşinas tınısı öznemin

Öznel bir hasretle

Teğet geçtiğim o devasa pencere

Elbet tırtıklayan yüreği devasa kuş ahalisi

Her kırıntıda anne kokusu

Her delik kabirde bir coşku ki

Ayrı kalma korkusu.

 

Cengâver olamadım gitti, hafız

Ayrı düştüğüm kimse matemin seyyah yüzü

Güngörmüş bir ailenin tebessümünü giydim hem ben

Bu düş mevsiminde.

Hayatın lütfu olsa olsa

Vuran kıyılarıma adam boyu dalga

Zihniyeti kuşsa kindar hengâmenin

Aşka secde eden bir mevsim değil mi?

İlahi Aşka tapındığım…

 

Her zerremle

Her saniyemde saklı İlahi Kudret

Ölmekle yaşamanın kulvarında

Toplu iğne başı varlığımı

Sürüklediğim bunca sahne bunca dekor;

Bunca yeis

Bunca ölü nefis

Aşkın rehaveti tastamam, hafız

Sarıldığım yastığımda ne çok gözyaşı

İdamı mı yüreğin yoksa?

 

Fevri bir kıvılcım olmanın neticesinde

Yandığım nasıl da aşikâr.

Yusuf’un kuyusunda

Aşkın doğaüstü rücu yüklü fermanın

Kıvrık ucunda

Şimdi saplayın beni iğne niyetine

O devasa panoda sönüp yanan bir yıldızın nezdinde

Gül olma hakkımı da devrettim ben evrene.

 

Dalında kuru bir ruh

Sakındığım gözümden

Elbet aşka rükû eden bir çöl çiçeği

Oysaki ağzımdaki o kekremsi tat

Varsa yoksa mevsimin daha da savurduğu

Bir fetva elbet kendime verdiğim

Bir feryat ki kulakları sağır eden

Bir rüya ki gerçeğin çapağında

Neşreden devasa bir hayaletle

Dansı gölgemin

Kapıp koyuverdiğim en silik nida

Az sonra toplayın beni yerden

Beklerken melekler cennetin arka bahçesinde.

 

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış