KENDİ HALİNDE BİR ŞİİRE MEYLETTİĞİM


‘’Sözün yine hep aşktan yanaysa

Sevgilim sen sakla bir kaçağı

Belki yorgun ve yaralıdır hala

Ölüm basmıştır son sığınağı

Sus ve sadece dinle sessizliği

Perdeleri çek ışıkları söndür

Bir selam bir haber gönderir belki

Sesleri hiç duyulmayan dostlar.’’ (A. Telli)

 

 

 

 

Makûs talihin habercisi posta güvercini

Yâd edilen ıssızlığın da yargıcı adeta

Her melun düş

Elbet kapaklanan yere güneş

Ne zamanki terk edilse gün ışığı

Yüzümde saklanan gülüş

Faturası kesilecek yine geceye.

 

İtibarı şiirlerin, azizim

Kendi söküğünü dikemeyen terzi misali

Yol yorgunu filan da değil hani sözcükler

Sadece saf tutmuş bahtın kanaviçesi

İçime teyelli vazgeçişler.

 

Bir ırmaksam t/aşkın

Bir hale isem yıldızlar arasında şaşkın

Bir gölgeysem sevdalı yüreğimin na’şı

Elbet elimde mısralar bilediğim

Yüzümde cefa kabullendiğim

İçimde sefası yarınların, yana yakıla dilendiğim.

 

Bir vecizenin ırkıdır bunca acı

Bir sözcüğün de raksı elbet

Nazenin güftelerin sökün ettiği nice yeis ve idamesi günün

Soytarı göğün muhatabı belki’ler

Öykündüğüm aşka delalet kaçkın gölgem

S/özlendiğim mi yarınlara serili bahtın.

 

Dişleri kamaşan dolunay

Titrek sesinde yokuşların

Devinen yarım ağız vaveyla

Göğe batan dikeni çiçeğin

Aşkı karan mevsimin son tebessümü saklı

Maruz kaldığım lanetten sıyrılacağımsa

Elbet bir kehanet.

 

Günü mahmuzladı binlerce hece

Sondan başa döndüm biteviye

Bir kor hece ki ıssızlığın iksiri

Şimdi mumyalandım ölçüsünü aldığım kabrimin

Dikenli güzergâhında pişekar sitemlerin

Nasıl da konuşlandım elbet

Güme giden ömrün iplerinde tutsak

Anıp da saydığım mazime son kez d/okunduğum

Kendi halinde bir şiire meylettiğim

Olmasa son dileğim tezahürü sayacın

Elbet mimlendiğim alfabe

Kördüğümsem ne haddime günde sivrildiğim…

 

Kandığım olmasa rivayet

Kekelerken münzevi yüreği itekleye itekleye

Pervanesi hüznün dökülen yaprakların

Hacminde saklıdır özrüm, azizim

Ne yeltendiğim ne yaltaklandığım ömrün

Bekası elbet saklı kaderin nezdinde

Solan güneşe tutuklu şu sefil yürek

Bir içimlik değil de ömürlük olsaydı keşke

Her geçiştirdiğim tebessüm.

 

 

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


1 Yorum
29.05.2020 - 22:38
İki dünya savaşı sonrası, bombalar, harabeler cesetler arasında büyüyen nesiller sürrealist. Varoluşu, ve diğer soyut sanatları besleyip büyütmüştü. Hayatı, anlamsız, amaçsız ve gerçeklerin ötesindeki yerlerde arayan bu bakış açısı, düzene, geleneklere, sistematik düşünceye karşı çıkmış, yerlerine ise zıtlarını koymuştu. Bu şiiri okuyunca tüm bunlar aklıma geldi. Şiirin anlattığı şeyler var. Görülmeye, anlamaya, anlatmaya alışık olduğumuz her şeye karşı, ruh halindeki karmaşaya anlatıyor. Ki herkes kendi anladığını kendisi anlasın diye... 🙂