Anlamak Gerek 52

Ekleyen : Bayram Kaya , 31 Aralık 2019 Salı aaa Beğen

52

İşte temel referanslar bunlarladır. Doğurma, doğurtma, üreme, yavru bakımı, kendisini tekrarlama ve görüleni tekrarlama temel referanslar içinde görülendi. Ama temel referans içinde iyi bir evlat olma iyi bir ana baba olmanın yetişme ve yetiştirmesi içinde olma yoktu.
 
Kolektif yüküm, köleci sistem içinde ana baba omuzuna yüklenirken iyi ana iyi baba olma diye ajite edilerek yansıtılmıştı.
 
Üstelik köleci sistemde her şey satın alınıyordu. Bilgi de satın alınıyordu. Sefalet içindeki ana baba satın alamadığını istese de iyi ana baba olukla evladına veremeyecekti. İyi ana babanın satın almadan evladına vereceği iyi analık ve babalık şuydu; Kendisinden çalınırken, kendisine yalan söylenirken iyi ana baba evladın kendisine; hırsızlık yapma. Yalan söyleme, denmesi içinde olacaktı.
 
Yani iyi ana babanın parasız alacağı şey köleci öğretiydi. Dindi. Kısaca ne kimse ben hayırlı ve iyi bir evlat olacağım diye doğar. Ne de kimse iyi bir ana baba olmak için doğurur ve doğurturdu. Tüm bunlar doğuran, doğurtan ve doğanların bilincinden ve istemesinden bağımsız durumla zorunlu olarak toplumsal etki nedenle vardır. Köleci ortamda kişileştirildi.
 
Biz doğumu ve doğuran lığı, doğurtan lığı; kısaca üremeyi kendimiz dışında zorunlu nedenle bir referans noktası olarak ele almak zorundayız.
 
İyi de analık, babalık hakkı ve ana baba sevgisi nereden geliyordu? Uf bile demeden ana babayı sırtımızda taşımak neden aklımıza kazınmıştı?
 
Neden ana babanın yavruya baktığı gibi bizim de doğuran ve doğurtan kişiye sabırla bakmamız gerektiğini dua olarak talep etmemiz bize özellikle öğretiliyordu? Bu ilişkilerin temelinde ne vardı?  İyi ana baba olmak vs. nereden akla gelir?
 
Temel düzlem referansı içinde iyi ana baba olma, hayırlı evlat olma koşullandırması var mıydı? Doğadaki temel düzlem referansı içinde güdülen iyi ana baba olma gözetmesi içinde ana baba olmanın, en iyisi nasıl olası olacaktı?
 
Toplumsal etki tanılı yavru bakımı, doğum ve yavrunun hayatta kalmasını aktaran eğitim, öğretim süreçlerini gözeten iyi analık babalık rüştü ve mümeyyizliğini ortaya koyma doğada yoktu. Doğada olup bitene biz iyi veya kötü diyemeyiz. Desek bile o aşamada buna muktedir olacak toplumsal gücümüz yoktu. 
 
Bu nedenle doğada olup bitenler bizim verili temel düzlem eylemli düşün sel davranışlı kalkış noktamız olacaktır. Yağmur yağmasaydı, deprem olmasaydı, doğuran bizi doğurmasaydı, doğuran bize bakmasaydı gibi absürt soruları sormayacağız.
 
Bizler bizi doğurup bize bakanla, yağmurla, depremle, sıcak ve soğukla birlikte varız. Bu var oluş bizde alakalı, alakasız ilişki ve duygulara dönüşür. Bu duruda yağmur olmasa bitki bitmezdi, susuz nasıl yaşardın? O halde El’ine şükret demek, absürt bir söylemdi. Sanki yaşamı ben istemişim gibi. Bunun için kontrat yapmışım gibi.
 
Bunun yanında bu tarz şükret deyici söylem doğru olmayanın, meşru olmayanın cahillik üzerinde kendisini doğru ve meşru kılıp bir otorite sahipliği kazanmak istemesine sizi inandırmasıdır. Bizi bir doğuran var. Bize bir bakan var.
 
Su var. Beslenmemize göre çevre vardı. Ya da çevreye böyle olduğu için bu tür bir enerji edinmenin beslenme yeteneğini ortaya koyan doğa ve hayat etkileşimli karşılıklı donanımlı olan durumla biz varız. Dünya da soluyoruz diye El’e şükür ederken, uzay da soluyamadığımız için mi El e şükredecek ya da lanet okuyacaktık?
 
İçine doğduğumuz yağmuru yağan, yanardağ felaketleri olan verili bir düzene göre davranıyoruz. Bu verili düzen grup hareketi içinde olmanın reşitliği ve mümeyyizliği gibi verili düzenin reşitliği ve mümeyyizi değildik.
 
Doğal referanslara dek reşitlik ve mümeyyizlik bizde olmadığı gibi doğal referans olanın dışında böylesi bir kolektif birim zamanlı bilerek isteyerek ön görüler ortaya koyacak olmanın tercihli yaklaşımları doğada yoktur.
 
Bir yavru da illa kendisini doğuranı, kendisini doğurtanı taklit edip onun peşine düşmez. Bir yavru kendi ihtiyaçlarının karşılanmasına kim neden oluyorsa ona yönelecekti.
 
Emdiğiniz memenin sizi doğurana ait iyi bir ana memesi olması gerekmiyordu. Sizler de birer kötü ve hain bir evlat olarak harici memeleri emmiyordunuz.
 
Doğan yavru çevresindeki ilk temasıyla neyi, kimi temas kıldı ise onu takip edip, bağıntı kurar. Giderek gelişen süreç ile de onunla bir anı birliğini ve alt beyin yaklaşımlı duygusunu ortaya koyacaktı.
 
Ama genel kural olarak yavruyu doğuranlar yavrunun ihtiyacına yaklaşımla, doğurmanın boşluk alanına yönelmekle yavrunun çevresinde yavruyla temas kuranlardır.
 
Doğuranın içinde taşıyıp dış dünyaya bıraktığı obje doğuranın doğurmakla dışa bıraktığı bir eksikliği duyacaktı. Ve eksikliğini tamamlamaya yöneleceği bir sahiplenici tutum bu eksikliği bu boşluğu doldurur olacaktı. Yavru bakımı bizim kutsadığımız analık değildi.
 
Analık, babalık kavramı daha başka bir şeydi. Doğal olanın dışında, doğal olmayan bir şeydi. Doğal olmayan bir şey de ancak doğal referans içinde olmayan bir süre durumla (toplumla-toplumsal akıl ile) olacaktı.
 
Kolektif güç ana babaya yansıyacaktı. Ana baba da kendi becerileri marifetiyle kolektif yansımayı yavruya aktaracaktı. Kolektif aktarım içine katılan marifet kadar ancak iyi ana ve iyi baba olma belirebilecekti.
 
Tinsel ve patolojik engeller dışındaki doğuran gerçeklikler içinde yavrusunu doğurur doğurmaz, atıp giden bir daha da yavrusu ile ilgilenmeyen gerçeklikler de pek çoktur.
 
Yavru ile çevresinde bulduğu koruyucusu, gözetici ve besleyici arasında birbirine karşı çekme çekilmeden kaynaklı girişme içinde duygusal bağlanmalar oluşur.
 
Doğuran ile doğan arasında temelde fiziksel ve duygusal bir bütün parça ilişki eğimleri vardır. Bu ilişki eğimi içinde, doğanla, doğuran arasında eğimse, bilişse ve duygu sal türden çeşitli işaretçilerin eşgüdümleri sağlanır.
 
Bu eşgüdüm sel çekiciler doğanla doğuran arasında birbirlerine bağ, bağıntı olmanın adresi ve yol haritası olurlar. Bu eşgüdümlü çekici ve iticilerden birisi kokuyu duyma ve kokuyu tanımadır. Fiziksel biçim gibi birçok yansımalarla ebeveynle avlat birbirini tamamlayan iki eğim arasında duygusal, bilişsel girişiklerle birlikte birbiri ile eşgüdümlü oluşurlar.
 
Ama bunların hiçbiri ne analık ne babalık hakkı olan duyuşturlar. Ne de dünyanın en iyi anası babası olmanın, sübjektiflik çarpıtmasıdırlar.
 
Üstelik siz elinizde olmadan doğuyor, doğuruyor, doğurtuyordunuz. Doğum uyaranı, geri bağlaşım referanslı süt bezeleriniz kendilik göğüste oluşup salgılanıyordu. Siz bu salgı dürtüsü olan dolma eğimini, süt boşalmasının rahatlaması nedenle vs. yavruyu beslemeye yöneliyordunuz.


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...