CEMAL SAFİ'NİN ARDINDAN GÜFTELER YETİM KALDI

Günün Yazısı
Ekleyen : M. Nihat Malkoç , 17 Nisan 2019 Çarşamba aaa Beğen 1
 
M. NİHAT MALKOÇ
 
            "Gitti gelmez bahar yeli;/Şarkılar yarıda kaldı/Bütün bahçeler kilitli;/Anahtar Tanrıda kaldı" demişti usta şair Cahit Sıtkı Tarancı. Millete ses ve nefes olmuş sanatkârların aramızdan ayrılması bana hep bu dörtlüğü hatırlatır. Hüzünler abanır yaralı yüreğime.

            Şair ve güftekâr Cemal Safi'nin ölümü de bana Tarancı'nın bu hicran yüklü dizelerini hatırlattı. Ölümlü yanım, ölümsüzlüğe galebe çaldı. İçimdeki boşluk alabildiğine derinleşti.
 
            Cemal Safi ismi, şiirle ve müzikle hemhâl olanların aşina olduğu devasa bir isim... Son dönem şiirimize damgasını vuran Cemal Safi, gözyaşıyla karılmış hüzünlerin mahir şairiydi. Sözcüklerin ayağını yerden kesecek kadar, söz bayrağımız olan Türkçeye hakimdi.
 
            Türk şiir binasının köşe taşlarından biri olan Cemal Safi 1938'de Samsun'da doğmuştu. Babası Mehmet Safi, annesi merhume Ayşe Safi'dir. İlköğrenimine Sakarya İlkokulu'nda başlamış, daha sonra Samsun Sanat Okulu'nun Torna Tesviye bölümünden mezun olmuştu.
 
            Cemal Safi 1959 senesinde  ailesiyle birlikte Ankara' ya taşınmış, 1971 yılına kadar, o dönemde sahibi oldukları Büyük Otel'de babasının yanında çalışmıştır. Cemal Safi evli ve üç çocuk sahibiydi.  Cemal Safi'nin ilk şiirleri Orhan Gencebay tarafından bestelenmiştir. 1990 yılında  "Rüyalarım Olmasa", 1991 yılında "Vurgun" adlı bestelerin güftekârı olarak iki yıl peş peşe yılın şairi seçilmiştir. Türk Dil Kurumu tarafından Türkçeyi en etkin ve güzel kullanan şair olarak ödüllendirilmiştir. Romanya Eminescu madalyası başta olmak üzere, defalarca Hürriyet'in "Altın Kelebek", Milliyet'in "Yılın En Sevilen Şarkıları" dallarında birincilik ödüllerini kazanmıştır. Bunların yanında TRT'nin "Yılın Şairi" ödüllerine layık görülmüştür. Şiirleri İtalyanca, Rumence ve Arnavutça gibi dünya dillerine çevrilmiştir.
 
            Cemal Safi, sayıları beş yüzü aşan usta işi şiirlerini değişik kitaplarla okuyucuya ulaştırmıştır. O, 1993 yılına kadar yazdığı şiirlerini “Vurgun” adlı ilk kitabında toplamıştır. Şairin ikinci şiir kitabı “Sende Kalmış” 2000 yılında, “Kıyamete Kırk Kala” adlı şiir kitabı  2002 yılında, "Ya Evde Yoksan" adlı şiir kitabı ise 2008 yılında yayımlanmıştır. O, 1990 yılında "Bu Gece Kalıyorum" adında müzikli bir şiir kaseti de çıkarmıştır. Cemal Safi, 1992 yılından beri her yıl, yaz aylarını geçirmekte olduğu turizm beldesi Akçay’da, ağustos ayının son üç günü gerçekleştirilen Akçay Şairler ve Bestekârlar Festivalini organize etmiştir.
 
            Cemal Safi "Ben Sözün Şehriyim" adlı şiirinde kendisini şöyle anlatır:  "Herkes beni ayrı söyler ayrı der/Ben sırrımı sezdirmeyen sihirim/Çıkışımda akışımda aynı yer/Kalpten doğup kalbe akan nehirim//Tanır beni aşk sancısı duyanlar/Tanır beni uykusuna kıyanlar/Tanır beni uğruma baş koyanlar/Sözcüklerin donattığı şehirim//Dadaloğlu, koç Köroğlu mertliğim/Nef’i, Neyzen, şair Eşref sertliğim/Kâh mizaha meydan okur dörtlüğüm/Kâh acı söz dedikleri zehirim//Nice türküm, gazelim var, şarkım var/Düz yazıdan dağlar kadar farkım var/Beni çalıp çırpanlardan korkum var/Arsız, hırsız üretmekte mahirim//Serbest bacım, aruz benim ağbeyim/Kalp rahminde duygu dölü bebeğim/Son dizemle kesiliyor göbeğim/Doğuşumla şadan olur şairim//Kaynağıyım çağlayanlar dil ise/Ben yağıyım söz sanatı gül ise/Beni duyup doğurmaktır hadise/Ben kendimi yazdırırsam şiirim."
 
            Şiirle müziği birleştiren bir köprü olan Cemal Safi, Türk müziğinin zirve isimlerinden biri olan Orhan Gencebay'ın tabir caizse güfte fabrikasıydı. Onun güfteleri Gencebay'ın sazında ölümsüz bestelere dönüşmüştür. Gencebay'ı Gencebay yapan gizli kahraman odur. Cemal Safi'nin şiirlerinden 43'ünü Orhan Gencebay bestelemişti. Bunun dışında birçok bestekâr onun şiirlerini musikiyle buluşturmuştu. Toplamda 170 şiiri dilden tele dökülmüştü. Onun güftelerinden bestelenmiş onlarca şarkı Zeki Müren, Zekâi Tunca, Muazzez Abacı, İbrahim Erkal, Müslüm Gürses, Candan Erçetin, Uğur Işılak, Selâmi Şahin, Fatih Kısaparmak,  Ahmet Özhan  ve Bülent Ersoy gibi sanatçılar tarafından seslendirilmiştir.
 
            Yazdığını yaşayan, yaşadığını yazan Cemal Safi'nin bestelenen 170 şiiri arasında "Vurgun" adlı olanı ayrı bir yere ve öneme sahiptir. "Gözlerim uykuyla barıştı sanma!/Sen gittin gideli dargın sayılır/Ben de bir zamanlar sevildim amma,/Seninki düpedüz vurgun sayılır!" diye başlayan bu güzel şiir, Selçuk Tekay tarafından bestelenmiş,  başta Muazzez Abacı olmak üzere, onlarca şöhretli sanatçı tarafından plaklara okunmuştur. Bu şarkının seslendirildiği plaklar üç buçuk milyonun üzerinde satmıştır. Bu, müzikte bir rekor sayılır.
 
            Cemal Safi'nin dillerden düşmeyen bir başka güftesi de "Rüyaların Olmasa" adlı şiirdir. "Yıldızlara baktırdım fallara çıkmıyorsun/Seni görmem imkânsız rüyalarım olmasa/Pencereden bakmıyor yollara çıkmıyorsun/Seni görmem imkânsız rüyalarım olmasa" diye başlayan usta işi bu şiir, değerli bestekârlarımızdan Zekai Tunca tarafından bestelenmiştir. Şairin deyimiyle “Rüyalarım Olmasa, 1989 yılında yapılan bütün yarışmalarda TRT, Hürriyet ve Milliyet'in açtığı o yılın bütün yarışmalarında çok açık farkla birincilik ödüllerine layık görülmüş, zirvedeki ve halkın gönlündeki yerini almıştır."
 
            Bir söz büyücüsü olan merhum Cemal Safi iyi bir aşk şairiydi. Aşk onun şiirlerinde bütün saflığıyla gönüllere akar. Onun birbirinden güzel şiirlerinde aşkın en asil ve duru hâlini görebilirsiniz. Onun aşkında hesap kitap yoktu. O, karşılıksız sevenlerin hislerine tercüman olmuştur. Onun şiirlerinde tertemiz aşklar dile gelmiştir. O, ölümsüz aşkları anlatırken iffeti baş tacı eylemiştir. "Bilmiyorum nerdeyim, ne hâldeyim, ben kimim,/Ayrılırken kimliğim, adresim sende kalmış./Tebessümü yüzüme çok görüyor matemim,/Güldüğümü gösteren tek resim sende kalmış." sözleri ancak böyle saf bir yürekten çıkabilirdi.
 
            Cemal Safi küçük aşklardan bile büyük şiirler çıkarabilecek kudretli bir kalemdi. Kelimelere ruh üfleyen bir söz sihirbazıydı o. Hem "Cemâl(yüz güzelliği)" hem de "Safi(duru, temiz)"ydi. Sözleri gönül teknesinde yoğuran ve kıvamına eriştiren usta bir hamurkârdı.  Onun şiirlerinde söz kalabalığına rastlanmaz.  "Ne bir eksik, ne bir fazla" şiirdeki düsturuydu. Onun, gücünü samimiyetten alan gür sesi, seven gönüllerde yankı bulurdu. Âşıklar onun şiirleriyle kendilerini ifade ederlerdi sevdiklerine. Akdeniz'in Karacaoğlan'ı varsa Karadeniz'in de Cemal Safi'si vardı. Zira o, Karadeniz'imizin Karacaoğlan'ıydı.
 
            Cemal Safi kendi deyimiyle "Kalpten doğup kalbe akan nehir"di. O nehirde yüzenler, bir kez dışarı çıksalar sudan çıkmış balığa dönerlerdi. O, mertliğini Dadaloğlu ve Köroğlu'ndan, sertliğini maktul Divan şairi Nef'i'den, Neyzen'den ve Şair Eşref'ten almıştı.
 
            Cemal Safi'ye göre şiir kendini yazdırır. Şairlik doğuştan kazanılan bir meziyettir. Şiir zorla ve zorlamayla yazılamaz. Herkesin şair olması gerekmez. Bazı duygular şiirden çok düzyazıyla(hikâye veya roman şeklinde) yazılır. Yaşanmayan duyguları etkileyici bir şekilde yazmak mümkün değildir. O, bir mülâkatta şunları söylemiştir: "1978 yılı 17 Nisan'ında bir çift göz, bir ahu bakış öğretti aşkı bana. Öyle ki, elim ayağım tutmaz oldu. Değişmiş bambaşka biri olmuştum. Ben bende değildim sanki. Bu yoğun duygular bende dört yıl devam etti. İnanır mısınız, tam dört uzun yıl sağ elim tutmadı benim. Kara sevda deyip geçmeyin, çok zordur. Allah düşmanımı düşürmesin." Sizin anlayacağınız Cemal Safi'nin "Vurgun, Rüyalarım Olmasa, Ya Evde Yoksan, Hüzün Adres Değiştirir, Git, Ayşen, Aklım Çıkıyor, Sende Kalmış, Telefonda Sen, Ayrılık Nikâhı, Sensiz Olmadı, Yâr Olamadın" adlı birbirinden güzel ve yüreğe dokunan şiirlerini bizce meçhul olan bu ay parçası güzele borçluyuz.  
 
            Aziz Türkçemizin korunmasına ve yaşatılmasına büyük bir ehemmiyet veren Cemal Safi, şiirlerini tertemiz bir Türkçeyle yazmıştır; yaşayan Türkçeyi tercih etmiştir; tumturaklı sözlerden kaçınmıştır. Fakat bunu yaparken hiçbir zaman sıradanlığa da düşmemiştir.  Cemal Safi, 2003 yılında Karamanoğlu Mehmet Bey adına yapılan Türk Dili Bayramı'nda “Türkçeyi En Etkin ve Güzel Kullanan Güftekar Şair” olarak birincilikle ödüllendirilmiştir.
 
            Cemal Safi halk şiiri tarzında yazsa da taklitten uzak durmuştur. O, şiirlerinde hep özgün imgeler kullanma gayreti içerisinde olmuştur. Hece ölçüsünü kıvrak bir biçimde kullanmıştır. Zaman zaman mısra içi kafiyelerin ahenginden de yararlanmıştır.  Onun şiirlerinin bestekârlar tarafından tercih edilmesinin en önemli nedenlerinden biri, şiirlerindeki ahenk zenginliğidir. Bu da müzikaliteyi beraberinde getiren önemli bir unsurdur. Şair vardır kafiyenin kölesidir, şair vardır kafiye onun kölesidir. Cemal Safi bu ikinci grup şairlerdendir.
 
            Cemal Safi serbest şiire hiçbir zaman ilgi duymamış, daima mesafeli durmuştur. Serbest şiiri Batı'nın, özellikle de Fransa'nın bir ürünü olarak görmüştür. Bu tarzda yazılan şiirlerin çoğunun Batı'dan yapılan çevirilerin esintileri olduğunu söylemiştir. O, daima köklü halk edebiyatı geleneğinden beslenmiş, ölçüsüz ve kafiyesiz şiiri şiirden bile saymamıştır. Tarzım’’ adlı şiirinde kendi şiir anlayışını, batılı bir ifadeyle söylersek, poetikasını ortaya koymaktadır: “Geleneği yaşatmak görevim kadar arzum/Aruz sünneti arzım, hece vezniyse farzım/Zordan vazgeçemedim, kolaya kaçamadım/Ecdadıma saygımdır şiirde nazım tarzım”
 
            Hayatını sevgi ve hoşgörü felsefesi üzerine kuran Cemal Safi, çok güzel şiirler kaleme aldığı gibi çok da güzel ve yürekten şiirler okuyan bir şairdi. O, şiiri okurken şiirde geçen duyguları iliklerine kadar yaşamaktaydı. Sahne hakimiyeti takdire şayandı. Gür bir sesi vardı.
 
            Cemal Safi büyükle büyük, küçükle küçük olabilen mütevazı bir insandı. Gurur ve kibir onun mahallesine bile uğramazdı. Her kesimden çok geniş bir hayran kitlesi ve muhabbet halkası mevcuttu. Yurdun dört bir köşesinde yapılan şiir festivallerine, şairler şölenlerine gücü ve sağlığı yettikçe gider, hayranlarıyla buluşur, onlara şiirlerinden okurdu.
 
            Cemal Safi, hecenin yaşayan en büyük şairiydi. Tabir caizse hecenin ayaklarını yerden keserdi. Hece onunla adeta masmavi göklere kanatlanırdı. Dörtlük nazım birimini sıkça kullanırdı. O, şiirlerini daha çok halk şiirinde yaygın olan koşma nazım şekliyle yazmıştır.
 
            Merhum Cemal Safi dünyanın var'ına hiç önem vermeyen, aşkı en büyük sermaye olarak gören bir gönül adamıdır. O, aşkı "yaşanmadan çözülmeyen sır" olarak tanımlıyordu. Ona göre aşk tarif edilemez bir duyguydu. Ona göre tahtla tacı yerle bir edendir aşk. Vahşiyi yahşi, âlimi cahil edendir. Her oyunu bozandır aşk. Kerem'i kül eyleyendir o. Ferhat'a dağları deldirendir. Muhammed(sav)'in yaratılışına sebeptir aşk. Evliyanın sözündeki muhabbet, enbiyanın yüzündeki nurdur. Mevlâna'yı döndüren de, barınağı gönül olan sevda ve aşktır.
 
            Cemal Safi'nin şiirleri yanında sözleri de biriciktir. "Gerçek aşk şans oyunları gibi. Hayali bile mutlu edebiliyor insanı; fakat tutturabilene 'aşk' olsun." sözü bunlardan biridir.
 
            Usta şair Cemal Safi bu toprakların yetiştirdiği yerli ve millî bir değerdi. O, ilhamını yaşadığı topraklardan ve etrafındaki asil insanlardan almıştır. Hiçbir zaman Batı'nın etkisinde kalmamış, öz değerlerini ve değerlilerini baş tacı etmiştir.  Cemal Safi, çocuklarının ismini Mehmet Akif ve Peyami Safa koyacak kadar edebiyata sevdalıydı ve de bizdendi.
 
            Şiir diliyle konuşan Cemal Safi, manevî değerlerinden beslenen, Hakk'a ve hakikate inanan, vicdan ve izan sahibi bir insandı. Onun şiirlerinde beşeri aşkın yanında ilâhî aşk da vardır. O, Rabbine olan sevgisini birçok şiirinde dile getirmişti. İşte onlardan biri de "Kâinatın Ulu İmparatoru" adlı söz abidesiydi: "Cemâline sığındım haşmet-i celâlinden,/Sana meftun gönlümü fâni sevdadan koru./Nar-ı hicranla yandım memnu aşk melâlinden,/Son olsun kâinatın ulu imparatoru." Bu güzel sözler ancak imanlı bir gönülden neşet ederdi.
 
            İnsanlar vakti gelince birer birer aramızdan ayrılsa da ölümsüzlüğün kapısı olan ölüm ölmüyor işte. Ölümün sıcaklığını her zaman ensemizde hissetmekteyiz. Zira ölüm hep yanı başımızda. Ölümsüzlük iksiri bugüne kadar bulunmadı, bundan sonra da bulunamayacak. Hayatın kanunudur bu: "Şairler ölür, şiirler yaşar" Cemal Safi bir fâni olarak madden aramızdan ayrılsa da kaleme aldığı birbirinden kıymetli şiirleriyle gönlümüzde hep yaşayacak.
 
            Son dönem şiirimize damgasını vuran Cemal Safi, KOAH hastasıydı. Hastalık onu yataklara düşürmüştü. Beyne pıhtı atması sebebiyle aylardır yoğun bakımdan çıkamamıştı. Bu fâni dünyaya "Elveda" diyen Cemal Safi bir şiirinde "Masallar anlatıp avutamazsın,/Talihim gözünü açtı diyorum/Ninniler söyleyip uyutamazsın,/Gönlümün uykusu kaçtı diyorum,/Müsaden olursa ben gidiyorum" diyordu. İşte öyle de sevdiklerinden müsaade isteyerek aramızdan ayrıldı Cemal Safi. 1938 senesinde Samsun'da dünyaya gelen usta şair, 2018 Nisan'ının 17'sinde, ülkemin payitahtı olan Ankara'da seksen yaşında terk-i dünya eyledi. Arkasında yüzlerce şiir, dillerde dolaşan onlarca şarkı sözü ve temiz bir isim bıraktı. Şiirimizin yüz aklarından Cemal Safi, 20 Nisan 2018 tarihinde bir Cuma günü Ankara'da Pursaklar Mezarlığı'nda toprağa verildi. Rabbim cennetine kabul eylesin. Ruhu şâd olsun.


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Ezgi KUZUCULAR
18 Nisan 2019 Perşembe 09:19:53
Mekanı cennet olsun...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...