Faiz 14


18.04.2021

Kolektif garantiden boşalan yeri, kolektif deniz içinde gemisini kurtaran kaptan gibi kişisi sanal ve illüzyondu güvencelerle doldurdular. Şimdi kolektif güvence, kişisi güvenceyle parçalı ve eşitsizdi. Keyfiydi. Geminin yüzmesine El izin veriyordu. Kolektif amortismanın yeri, eşitsiz vergiyle dolduruldu!

Bu nedenle köleci bilincin dediği gibi herkes gibi İsa da "Sezar’ın hakkı Sezar’a, Babanın (tanrının) hakkı da babaya (tanrıya)" diyordu. Çünkü köleci toplum erkek erkil (egemen) bir toplum olmakla güncel bilincin kolektif boşluğunu doldurma işini, yani kişisi sigortayı babada görüyordu. 

Bu nedenle İsa’nın mana anlayışı içindeki köleci zulüm aile babasının iradesi gibi olan "baba" kavramı içinde özetleniyordu. Oysa sistemin en başında baba vahyi yokken; tekil olan ve verili düzleme uygun eylemleri içinde kendi seçme ayıklama işini yapan kişi eylemlerinden sentezlerle süreç kendi kolektif eylemini oluşmuştu. 

"Yün eğirip ip dokuma işi" babanın iradesiyle değildi. Ortam içinde girişen kolektif gücün, kolektif akıl ve üreten ortak iradeyle ortaya konmuştu. "Yün eğirip ip dokuma işi" baba nedenle var değildi. Aksine baba "Yün eğirip ip dokumanın" kolektif gücünü ele geçiren köleci anlayışla vardı.

Kolektif alan dışında, kolektif güç nedenle ve yalıtıma ortamdaki kolektif birikimin devamlılığı nedenle kolektif miras bırakma işi vardı. Görsel deneyimler içinde olma dışında tekil miras yoktu. Olası tekil mirasın da yalıtımlı bir devamlılığı yoktu. Kolektif tahrik katkısı yoktu.

Kolektif birikim nedenle kolektif bir "yün eğirip ip dokumanın" devamlılığı ile kolektif mirası ortaya kondu. Bu miras kişisi egoya geri bağlanım yapıyordu. Bu bağlanım egonun tüketimine uygun enerji karşılanmasıydı. Her gün yeniden sağlaması yapılacak güvenceyi veren toplumun tahrik motor gücü ile karşılanacak enerjinin tekrarlı çevrimlerini yapıyorduk. Köle emeği kolektif tahrik gücü ile kolektifti. 

Köle ve köle emeği, kolektif tahrik motor gücü üzerine modüle edilen efendinin mal sahipliği olan iradeni bir tasarrufa dönüşmüştü. Yani efendinin bıraktığı miras, yine bir kolektif güçtü.

Çevrimleri yapılan ortak alan içindeki işlerin unutulmaması için, uçup gitmemesi için yapılacak olan yalıtım; önce tek tek kişi kapasiteli kişiler hafızası içinde depo ediliyordu. Artan kişi sayısıyla depo hafızanın kolektif kapasitesi de artıyordu. 

Bu aşamada tek kişinin düşük kapasitesi nedenle tek kişi kapasitif bir hafızaysa da, bu hafıza kişiyle kesikli ve parçalıydı. Kolektif hafıza tekil kişiyle, tekil kişi ömrüyle ve tekil kapasiteyle sürekli olamazdı. 

Kolektif hafıza; bir kişinin yokluğunda ve bir kişinin eksikliğinde, diğer kişilerin varlığı ve tamamlayıcı bileşimiyle sürekli oluyordu.  

Siz ölseniz bile, siz hafıza kaybına uğrasanız bile, siz unutsanız bile, kolektif hafıza diğer kişi ve kişilerle anımsanıp; diğer kişilerle mahfuz edilip saklanıyordu. 

İşte kolektif hafıza, kolektifi üssel olanakla ancak ve ancak kolektif olmanın, kolektif gücün özelliğiydi. Ve bu hafıza kolektif kapasiteydi. Bilgi kolektif kapasiteyle korunuyordu (depo ve miras ediliyordu) .

Yazının icadıyla kolektif hafızanın saklanma araçları ve saklama kapasitesi gelişti. Kolektif hafıza yazıya döküldü. Günümüzde kolektif hafıza yine kolektif buluş ve tasarım olan dijital ve kuantum depolama (kübik depolama) araçlarıyla geleceğe doğru miras ediliyordu. 

Sürekli miras etme, sürekli depo etme ve sürekli yalıtımla olma işi kolektif durumdu. Birikenler de kolektif durumdu. Birikenler kolektif alanda depo edilip, çevrime sokulan bir kolektifi süredurumlardı. 

Kolektif zenginlikler ortak eylemle ortak alan içinde koruması yapılır. Bu korunanlar sizden sonraki kolektif ortama, kolektif yolla miras edilir. İşte köleci sistem bu türden kolektif olanı ve kolektif başlayışı bizlere unutturacaktı. Kişisi mirası kişilere stresi kaygıdan beslenen ruh hastalığı yapacaktı.

Bunca unutturma içindeki öğütleriyle olan Yahya, İsa geçmişin kolektif başladığını nereden bilsindiler? Yahya ve İsa köleci sistemin biçimlendirmesi içinde "geçmişten gelen kolektif kapasiteli depo enerjiyi" babaya ve babanın vahyine bağlayacaktılar. 

Yani mirasın kendisi de; kolektif akıl gibi kolektif üretim gibi kolektif çevrim gibi kolektifti. Kolektif mirasın özel mülk yapılmasıyla, dünya feodallere de kalmayacaktı. Feodalite filizlenecekti. 

Paranın icadıyla feodalite içinde "iş bilen kılıç kuşanan" bir yapı içine girmişti. Herkes gibi Muhterem İsa da feodalite ve burjuva çelişkisini doğuran bu ortamın içine doğup biçimlenmişti (formatlanmıştı).  

Herkesle birlikte değerli İsa'nın format dili de aynıydı. Ve bu dil köleci çoban kült ile köleci ve tarım kültün diliydi. Köleci dil efendi-köle arasındaydı.  Ve köleci dil efendi apilu ile apilunun kendi mümin inanlıları arasındaki iletişimin diliydi. 

Köleci dil "yün eğirip ip dokuma" işini vahye dayalı İdris gibi kişi miraslı bir iş olarak söylüyordu. Köleci dil "Yün eğirip ip dokuma" işi üzerindeki kolektif etkili fiili üreten eylemi silmiş değilse de yün eğirip ip dokumadaki kolektif anlayışlı kolektif tahrikin motor gücü damgasını silip atıyordu. 

İşte köleci dilin, "yün eğirip ip dokuma" işi üzerindeki silip attığı kolektif bilince vahiy dedi. Vahyi de rızk vermekle kişilere miras ediyordu. Köleci dil bu tür dil söylemli enstrümanlar üzerinde rezonansa gelmekle köleci dil içinde iletişimlerini daha kolay yapıyorlardı! Köleci dil basmakalıptı.

Kolektif bilinçle oluşan kolektif miras, kolektif tahrikle olan kolektif motor kuvveti dediğimiz işlergeyi özel mülk yapılmıştı. Özel mülk yapılan kolektif mira içindeki kolektif dili de herkes gibi İsa tarafından da bilinmiyordu. 

Motor kuvveti bir enerjiyi başka enerji biçimin dönüşür. Örneğin bir motor ısı enerjisini veya yakıt enerjisini dönme enerjisine, hareket enerjisine çeviren bir tahrik gücüdür (işlergedir). Kişinin besin bulma işi diğer kişiler üzerinde yavru bakımı, savunma, güvende olma, uyku dinlenmesine çekilme gibi bir enerji biçiminin diğer enerji biçimine dönüşmesi toplumsal motor kuvveti olan işlerge ile olasıydı.

Ortaklaşa olanın böylesi bir unutturma ve böylesi bir bilmeme olması nedenle, İsa'nın ve herkesin eksen çevrimi sanal bir "mülkün sahibine saygı göstermenin iradesi" çerçevesindeydi. 

Köleci sistem, feodal efendiden sonra efendiliği Baal olarak köleci iradeyi ve köleci egemenliği aile reisi dediği erkek egemen (erkek erkil) bir anlayışa teslim etmişti. 

Ve erkek erkil yapı içindeki baba da derece-derece kişisi mal sahibi olduğundan; İsa'nın anlam atfettiği babanın da mülkü olmakla; mülkü olan BABA, saygıyı hak ediyordu.

İsa'nın ve herkesin, mülkün sahibine karşı saygı duydukları imgesel bir hafızaları vardı. Böylesi bir köleci anlayış şimdi de "iş bilen, kılıç kuşanan; banker, kapitalist anlayışla para gibi anamal nakdine sahip İŞADAMINA saygıyı gerekli kılacak imgelerle formatlı hafıza ve eylem çalkantıları içindeydi.

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış