Hayat Nasıl Var Ve Neden Ölürüz 2

Günün Yazısı
Ekleyen : Bayram Kaya , 25 Temmuz 2019 Perşembe aaa Beğen 1
Hayatı baştan sona belirtilmiş bir olgu sanıp, yaşamın bir süreç olduğunu anlamadan, yaşama dair hazır reçete bir sunum bekleyen okur; bu yazıyı boşa okuyor demektir.
 
Hayat Nasıl Var
 
Evren parçacık ve dalga gibi en az ikili dualite durum olmakla zamanın olgu ve olaylarını üst üste saran süreçleriyle başladı. Başlayan bu süreç enerji dönüşümlü, enerji düzen hareketiydi. Enerji düzenli bu dönüşüm hareketlerinden sadece birsi de hayattı.
 
Hayat bir tek nedenle kotarılmış, ortaya çıkmış, belirlenmiş bir takdir ya da tasarım değildi. Hayat birden bugünkü haliyle doku, organ, entegrasyonlu organizma oluşu ile ortaya çıkmamıştı. Çıkamazdı da.
 
Bir ortam içinde akış ya da olgu ve olaylar o ortam malzemeli, yalıtılmış ortam ilişkileri ile yalıtımın çevre ilişkisinden oluşuyordu. Çevre de stabil (kararlı) olmayan durumların değişmeleri içindeki çevre ilişkileriyle var olup, gelip geçici kararlı durumlarla oluyordu.
 
Yani bir çevre, birçok neden oluşmalı değişken koşullar kontrollüydü. Her bir nedenin kendisine özgü oluşma, firen ve dağılma süreçleri olmakla, her şeyin gelip geçici bir durum ömrü vardı.
 
Örneğin; dünya etrafındaki manyetizma dediğimiz bir manyetik alan kuşağı vardır. Bu kuşak otomatik (kendiliğinden) çevre şartları girişmeli bir belirmedir. Bu manyetik alan kuşağı salt yerin nikel demir çekirdeği ile çekirdeğin çevresindeki ince kabuğun birbirine göre farklı dönmeleri nedenle oluşuyordu.
 
Kabuk dediğimiz sert litosfer, yerin merkezindeki nikel demir karışımlı magma çevresinde magmaya göre daha yavaş hareketle dönüyordu. Farklı döngü hızlarından kaynaklı bir sürtünme ile "dinamo etkisi" oluşuyordu.
 
Sürtünme etkisi çekirdekteki demir akışkan içinde elektriği oluşuyordu. Elektriğin bir manyetik alanı vardı. Manyetizmayla elektrik arasında şöyle bir bağıntı vardı. Küre çevresindeki depo olan manyetizma azalan elektrik akımına eklenerek elektrik akımını destekliyordu.
 
Manyetizmayla desteklenip artan elektrik akımı da tekrar manyetik akılara dönüşerek da küre çevresinde manyetizma olarak depolanıyordu. Manyetik alan da bu zıt çevrimler nedenle yeniden elektrik akımı oluşmakla döngü sürüp gidiyordu. Ki bu olay bu kadarla değil çok daha karmaşık dinamiğe rağmen böyledir.
 
Dinamo etkili girişme ile oluşan manyetik alan elektrik akımını, elektrik akımı ile de manyetizmayı veren çevrim dünya çevresinde kocaman bir manyetik alan kuşağıydı. Elektrikti ve manyetizma girişmeli çevrim kendi olgu ve olaylarını ortaya koyuyordu.
 
Elektrik ve manyetizmanın bu tür etki ve tepki süreçli girişmesi ile, etki ve tepkisi her bir sürecin hem kendi üzerine hem birbirleri üzerine kendi üzerine kendi etkileriydi. Yani diğer yönden de etki ve tepki sürtünmesi giderek dönme hareketini yavaşlatıp durduracaktı.
 
Etki tepki süreci bu girişmenin firen direnç ilişkilerini ortaya koymakla dönme hareketi önce yavaşlayıp sonra da son bulacaktı. Böylece manyetik alan giderek 50 000 yıl sonra duran bir sürece dönüşen çevre ile Dünyamız manyetiği olmayan bir çevre etkisi olacaktı.
 
Oysa Ay gibi daha farklı bir çevresel sürecin de işin içine katılmasıyla dünyanın manyetik alanı olan dinamo etkili bu süreci dört buçuk milyar yıldır sürmekte ve Ay bizden yeterince uzaklaşana kadar da bu vaziyet bir süre daha da süreceğe benzemektedir.
 
İşte dinamo etkisini oluşan katılımı ile yerin elektrik-manyetik alanı da değişen çevreyi oluşan değişen çevre koşulların sadece birisidir. Katıldığı kadarla çevre olaylarını belirleyen bir değişken etkiydi.
 
Yani çevre etkilerini ortaya koyan girişmeler, yine farklı koşulların kendi ömürlü bir değişme süresini ortaya koyuyorlardı. Bu ömür süreçler değişik etkili bir çevreyi oluşturmanın belirme ve belirlenmesiydi. Çevreyi oluşan her bir değişkenin kendi farklı ömrü vardı.
 
Kendi farklı ömrü ile çevreyi oluşan bu değişkenlerin değişmesi halinde çevre içindeki bir olayı var da edebiliyorlardı yok ta edebiliyordu.
 
Manyetik alan kuşağı kozmik ışın bombardımanını zararsız değerlere kadar yok ediyordu. Manyetik kuşak olmadığında kozmik ışınlar yeryüzünde var olup hayatı yok ediyorlardı. Kimi değişken değişmelerin hiçbir etkisi de olmaya biliyordu. Ya da dolaylı etkisi de olabiliyordu.
 
Çevre farklı farklı belirme ve yok olma süreçlerinden oluşan değişmeleri veren bir süre durum etkiydi. Çevre içindeki olgu ve olaylar değişken çevre olaylarına uygun etki tepki var olması ve yok olması durumlarını ortaya koyan girişmelerdi.
 
İşte bu var olucu, yok olucu çevre etkili girişme içindeki olgu ve olaylar, etki ve tepkileri ile yeni durumlara gebeydiler.  Olgu ve olaylar ile yeni tür belirmeleri, çevre girişmelerine cevaben tepki veriyorlardı.
 
Çevre içindeki parçalı olgu ve olaylar, bu tepkilerle kendi sürekliliklerini ortaya koyabilmek için o şekil tepki ile karşı koyamadığına bu şekil tepki cevapla karşı koymanın hayatiyetini ortaya koyuyorlardı.
 
Tepki ya da cevap etkiye karşılık olacak kadarla sınırlıydı. Etki kadar tepki, kendi belirleyenle otomatik durumdu. Ortam içinin olayları, kendi tepkilerini yeni duruma yeni cevap; yeni bir yol, olarak yine yeni bir sınırlı mekanizma olarak ortaya koyuyordular.

 


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Mehmet Aluç
21 Ağustos 2019 Çarşamba 19:41:37
Kusuruma bakma Bayram kardeşim hayat ve ölümü neden kurama göre gözlemle gözlemleyen batılıların soyut gerçeği yansıtmayan, bilgileriyle anlatıyorsunuz ayet hadis alimlerin Gazalinin ve diğerlerinin görüşleriyle açıklama hissi duymadınız. Gazalli "şüphe, hakkı götürür." derken,batılı olanlar imansız düşünceleriyle içine Alemlerin Rabbini katmadan safsatalarla dolu sözlerle, şüpheli olanla insanı haktan uzaklaştıran sözlerle insanları haktan uzaklaştırarak,insanın- Haşa sümme haşa sanki Rabbim yaratmaya gücü yokmuş gibi haşa-maymundan geldiği saçmalığıyla ilkokulda kafamızı beynimi zaten yıkadılar,dünya öküzün boynunda ,öküz boynunu salladıkça deprem olur saçmalığıyla kandırdıkça kandırdılar.Siz ne söylemek istersiniz acaba? Ben bilgi falan ölçmek niyetinde değilim,ortak bir noktada doğruda buluşmak niyetindeyim kardeşim, Selamlarımla.

Bayram Kaya
22 Ağustos 2019 Perşembe 10:57:38
Merhaba Lütfen yazıyı çok dikkatli okuyalım.Bir yazıyı kendi ölçülerimiz olan kafamızdakilere göre okuyup anlarsak kafamızdski bilince göre bu yazılarda uygunluk eksiklik fazlalık arasak bu okuma doğru bir ölçme değerlendirme olmaz. "Siz ne söylemek istersiniz acaba? diyorsunuz! Halbu ki "hayat nasıl var" sorusunu sormada daha girişte ve en baştaki ilk satırı oluşan bir cümlelik paragraf ne dediğim gayet açık ve net söylemektedir. Ne demişim: "Hayatı baştan sona belirtilmiş bir olgu sanıp, yaşamın bir süreç olduğunu anlamadan, yaşama dair hazır reçete bir sunum bekleyen okur; bu yazıyı boşa okuyor demektir." Saygılarımla...

Bayram Kaya
22 Ağustos 2019 Perşembe 10:31:01
Merhaba Değerli üstadım diyorsunuz ki "hayat ve ölümü neden kurama göre gözlemle gözlemleyen batılıların soyut gerçeği yansıtmayan, bilgileriyle anlatıyorsunuz ayet hadis alimlerin Gazalinin ve diğerlerinin görüşleriyle açıklama hissi duymadınız. Gazalli "şüphe, hakkı götürür." derken,batılı olanlar imansız düşünceleriyle içine Alemlerin Rabbini katmadan safsatalarla dolu sözlerle, şüpheli olanla insanı haktan uzaklaştıran sözlerle insanları haktan uzaklaştırarak,insanın- Haşa sümme haşa sanki Rabbim yaratmaya gücü yokmuş gibi haşa-maymundan geldiği saçmalığıyla ilkokulda kafamızı beynimi zaten yıkadılar...." Bu alandaki yeteneksizliğimi hoş görün lütfen. Ben bu güzel alanın yazımını sizler gibi bir çok değerli düşünce insanımız ve yazarlarımıza atfederek, bu alanda çok başarısız olacağımı bilerek eğer izniniz olursa başka bir alanda yani şimdiki yazdığım gibi bilim felsefesi alanında objektif kriterlerle yazmak istiyorum. Yazılarımda maymundan gelir gibi bir savlama yok. Ayrıca olabilirde. yanlışın karşılığı saçma demek değil doğru olandır. doğru olanı ifade etmek siarımız olmalı. Bence saçmalık söylemi yerine, karşı argümanı koymak; düşünce ve yazarlığımıza daha uygun olur. Ki karşı taraf ta aynı argüman ile bize saçma derse maazallah ortam ne olur? Saygılarımla.

Mehmet Aluç
22 Ağustos 2019 Perşembe 20:01:06
Tabi benimki sadece sesli düşünmek diyelim ve geçelim,selamlarımla.

Bayram Kaya
23 Ağustos 2019 Cuma 14:58:05
Merhaba. temenninize bil mukabele. yazı ekseninde olan ve olmayana erg yapmayan her sese, ses veririm. saygılarımla.

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...