Hikâyesi Olmak 2 / 11


19.02.2021

Köleci sistemde cevap, itiraza göre değildi. Mülkü olan El ’in, mülkün içinde yaptığı keyfi takdirlerde bulunmasına göreydi. İtirazlara cevaplar; “nankörler, verdiğim nimetlere hala mı şükretmez siniz?” diye başlar “size verdiğim nimetleri anın” diye biterdi.

Gelişemeyen ölür ya da güdük kalır. Sorgulama ve itiraz gelişmenin anahtarıdır. Bütün-parça (itiraz) ilişkisi gelişme ilişkisi içinde kaçınılmazdır. Köleci sistem üreten gücün itirazı olma yerine, inanıcı bir iman ile susmuştur. Köleci sistemin hikâyeleri inanma, biat etme, teslimiyet ortaya koyma üzerine bina olmuştur.

Köleci sistemde gelişmenin özü birini mülk sahibi yapma birini mülk sahibi kılma tezi üzerine kaymıştı. Mülk sahipli gelişme kendisini sürdürebilmek için itirazlı olma yerine; güdülmeyi, sürü olmayı, tap ve istemeyi ortaya koymuştu. Nasibiniz varsa eğer ancak böyle gelişebilecektiniz.

Artık bizim yerimize onlar düşünüp, mülk sahibi egemenler sorgulayıp, karar veriyorlardı! Diyorlardı ki “kimin dinli; kimin dinsiz olduğuna da biz karar vereceğiz.  Memlekete kominizim gelecekse ona da biz” karar veririz. Yani siz sorgulayıp düşünmeyin demeleriyle, bizi sürü psikolojisi içinde tutuyorlardı.

Totem mesleklerinin ittifaklar entegresi, bütünü oluşuyordu. Her totem mesleği bütünün parçasıydı. Her totem mesleği diğer bir totem mesleğine karşı, hem sosyo öznel bir itirazdı. Hem de kullanım, tüketim farkı veren bir emekler değişimi olmanın bir itirazıydı. Her üreten ilişki kendi grubuna bir sahiplikti. Bir ilah mesleğiydi. Her grup sahipliği ittifak içine gelince ittifakı bir zenginlik ve ittifaka ait mülk olmayı da ortaya koyuyordu.

Yeryüzündeki ittifakın mülkünü, ittifakın zenginlikleri ortaya koyan süreç üreten ilişkilerle; üretim hareketinin envanterleriydi. Gelişmeler türlü türlüydü. Gruplardan kimisi her hangi bir üreten ilişki içindeyken kimi sosyal yapısıyla üreten bir ilişki karşısında üretmeyen durumla barbar yamyamlardı.

Ön ittifaklı yapının içinde kişisi bencil sahiplenmeyi azdıran özne nesnel ve teknik gelişmeler olmuştu.  Gelişmiş ilahi ittifaklı yapılar, ittifakın gelişen uzantısı ile köleci ittifaklı yapı içine geldiği halde çevresi içinde üretemeyen daha totem ilişkileri düzeyinde olan gruplar da vardı.

Bu gruplar hala daha avcı, toplayıcı yamyam ve barbar gruplardı. Barbarlığı grupların üreten ilişki içinde olup olmaması belirliyordu. Barbarlar, üreten gruplar üzerine talancı olan gruplardı. Avcı toplayıcı dönemdeki bir talancılık, yakalanmış bir avı kapıp kaçan yağmacılık; bir yaşam biçimidir.

Yani yeryüzünde ki gelişmeler farklı farklı ve birçok düzeyde çeşitlilik (varyasyon) ifade ediyordu.  Bu çeşitlilik içinde oluşun birisi de barbar bir grubun üreten bir ortamı kendisine çapul kılmakla, vandal grupların varlığıydı. Bu gruplar arasındaki ilişkiler en çok enerji gerektiren durumdan en az enerji gerektiren duruma doğruydu. Bu nedenle ya üreten gruplara savunmacı olarak katılıp üreten grubun bünyesine alınan ittifakılardı.

Ya da masallardaki gibi çeşme başında bekleyen devlere verilen haraçlar gibi üreten grupların kendi canlarını, mallarını kurtarmaları için barbarlar kendilerine haraç verilenlerdi. Haraççılık ve talan yeni şekliyle bir üretim alanı çevresinde biçimlenen yeni yaşam tarzıydı. Adeta yamyamlık dönemi içinde üreten grubun kendi canını, malını, ölülerinin etinin yenmesini engellemek için sunu hediye verme işinin şimdiki yeni adıydı haraççılıktı.

Haraççı bir yapı, ön ittifaklı bileşim sel bir gelişmesi (inkişafı) olmayanlardı. Bu yapı sırf savaşçı tekil bir grup yapısı olabiliyordu. Bu yapının sentez girişmeleri olmadığı için kendilerine ait bir sentez içinde bir uygarlık çevrimi ve bir uygarlıkları da yoktu. Uygarlık, üretim gücüyle üretim kültürü olan sosyal gruplar bileşimli sentezlerdi. Tarihin üreten grupları, üretmeyen ve haraççı olan diğere gruplara barbarlar, vandallar diyordu.  

Vandalların da uygar olabilmesi için çok köklü bir sentezlerinin olması gerekiyordu. Çok köklü sentezin olabilmesi için de vandalların üretiyor olması gerekiyordu. Üreten bir kültürlerinin olması gerekliydi.

Vandal grubun kendi ürünlerini karşı grupla ve karşılıklı gerektirmeyle takasa sokmaları gerekliydi. Takas eden temaslarla grup kültürü, grup düşüncesi; grup mantığı, grup biyolojisi ve üreten ilişkin güçlerinin sentezlerinin ortaya çıkarması gerekiyordu.

Vandalların çok köklü bir üreten ilişkileri ve çok köklü kendi kültür bileşimlerini oluşturabilmeleri için vandal bir grubun uygar bir grubu; sindirmeden; uygar grubu içinde eritmeden; uygar grubun üreten yeteneklerini yok etmeden, kendi bünyeleri içine almaları gerekiyordu. Veya kendileri bir uygarlık içine katılmalıydılar. Gelişme üreten ilişkilere doğru, uygarlık sentezine doğru olmalıydı.

Bu tür uygarlaşma sindirim enzimi arızası olan bir hücrenin, fagositoz ile yuttuğu birçok klorofil hücresinden bir kısmını sindiremeden enzim arızası vermesine benzer. Klorofil işlev olan bir tekil durum organeli sindirmeyen hücre, o işlevi rastlantısal olukla içinde tutar.

İşte bir barbar grup savaşçılığı sentez içine alınıp asimile edilmeden koruyuculuk yapması da klorofilli işlevin o bileşimi veren hücre içinde kalmasına benzer. Sindirilmekten kurtulan klorofil işlevi, kazara tek hücre içinde canlı ve işlevli şekilde kalır.

Saydam yapılı ve fagositoz yapan tek hücre içinde canlı kalan klorofil işlevi tek hücre içinde foto sentez yapar. Organizmanın sindirim işlevi bozukluğundan doğan bu kusuruyla klorofil hücresi giderek o tek hücre içinde tek hücrenin besinini yapan bir yarara dönüşür.

Saydam ve fagositoz yapan organik kendi hücresine bilmeden istemeden klorofil hücresini katmış olur. Bu sentez geleceğin klorofilli hücre bileşimli organizmalara temel olan bir seçilim olacaktı.  İşte galip vandallar da böylesi rastlantılarla kimi üreten ilişki unsurları olan grubu; kırıp geçmek yerine türlü nedenle bünyelerine katacaklardı.

Bu tür gelişme ve rastlaşmalar kapsamında olan birçok girişmelerle üretim ve üretime dayalı kültür gücü bileşkesiyle, barbarlar da kendi uygarlık çevrimini başlatır olacaklardı. Bu hal tarihte sıklıkla görülen fetih olgusuyla fethedilenin fethedilmesidir.

Tümseğin çukuru, çukurun tümseği tamamlayacak dalga, eylem oluşumlarındaki durumlar gibi kuantum düzlemli varoluşun ve makro hayatın üstel durumlar devinmesi diğer yandan zıt durumlar ilişkisidir. Üstel durumlar girişmesi bütünü verir. Her parça bütündendir. Bütün işlev yeriyle parçasını parça da bütünü verir.

Böyle olmakla üstel durumlar manzumesi eksiği tamamlayan ilişkilerdi. Bir hücrenin kendi çevresi içinde üstel durumlar devinmesi ile olan parça durumlu devinmeler dağılımı içinde hücresel bütünü verecek olan bir seçme ayıklamanın tamamlayıcılığını bulmasından olağan daha ne olabilir ki…

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış
Benzer İçerikler