KADINI ANLAMAK

Günün Yazısı
Ekleyen : Seyfettin Karamızrak , 25 Ağustos 2019 Pazar aaa Beğen 2

 

Bütün kadınlardan  ve gözü yaşlı çocuklardan özür dileyerek…

 

O, var olmanın şifresidir. Dünya kurulduğundan  bu yana her sorunun, her engelin çözücüsü, dikenli tarlaların goncası, susuz çöllerin vahası, beceriksiz ellerin mahareti, başarılı erkeklerin sebebi, başarısız erkelerin kamuflajı olmuştur.
 Fakat bir türlü hak ettiği yeri alamamış, “koruduğu kolladığı, dünyaya getirdiği” erkeğin yanına eşit şekilde oturamamıştır.
Buna da katlanmış, “nazik bedeninden, ince ruhundan katbekat meşakkatlere katlandığı gibi” yine de erkeklere yarenememiştir.
Tarlada ırgat, evde hizmetçi, fabrikada işçi, onca çocukların bakıcısı dadısı bekçisi, aşçısı, terapisti, öğretmeni “hatta babası” olmuştur. Erkek bununla da yetinmemiş, “daha” diye gürlemiştir.
Peki erkek ne ister kadından? İşte sorun burada galiba. Çünkü “bazı erkekler”(!) istemeye alıştırılmış bir kere. Hep almış, aldıkça “yine ver” demiş.
Almaya alışan bencil yürekler vermesini bilemez ki. İstesen de vermez, bu yüzden insanlık adına; sevgiden, değer vermeden, merhametten, şefkatten, acıma hissinden, koruma ve kollama duygusundan yoksundur. Bu duygulardan mahrum biri, zaten insan sayılamaz, dünyanın en tehlikeli varlığıdır adeta.
Böyle olduğunu gösteren sayısız örnekler var. Hiç hemcinsine saldıran hayvan gördünüz mü? Ama bir erkek(!) yıllarını paylaştığı, biricik çocuklarının annesi, hayat arkadaşını hunharca, gaddarca öldürebiliyor.
Sosyoloji ve psikoloji başta olmak üzere, insanı inceleyen bütün bilim dalları bu konuda aciz kalmaktadır adeta. Bir erkek “can” dediği birine neden ve nasıl kıyabilir? Açıklayabilen olsaydı zaten bu sorun da çözülmüş olurdu.
Akşam, “kadına şiddet” konusunu ele alan bütün TV kanallarını izledim. Hiç birinde; acımı dindirecek, kalbimi rahatlatacak bir izah bir teselli sözü bulamadım.
Sahi biz koşar adım nereye gidiyoruz? Ağaçların kesilmesine, karettalarının yuvasının bozulmasına, kıyıya vuran ölü balıklara, koparılan çiçeklere ağlayan, haklı ve cesurca höyküren bizler, kadınlarımıza neden gereken ihtimamı gösteremiyoruz?
Ya da en acısı, neden yeri geldiğinde koruyamıyoruz? İşte insanlık duygularımızın sınavı burada yatmaktadır.
 Kadınlarımız hak ettikleri ilgi ve ihtimamı doya doya yaşadığı, gözlerinin içi gülerek mutluluğa doyduğu  gün, bu toplumun bayramı olacaktır. Bu da O’nu yeterince anlamaktan, anlayabilmekten ibarettir sanırım. Çünkü O eşsiz bir kıymet, korunması gereken gerçek ve eşsiz bir hazinedir.

O yüzden toplumda  en çok ihtimam gösterilmesi gereken kadındır. Bu yüzden muhataplarının O’na hitap ederken “kırmamak ve üzmemek adına” çok dikkatli ve titiz davranması gerekir. Çünkü kıymetlidir, çünkü hassas ve narindir.
Sözlerin, zarafetsiz ve uluorta söyleniş biçimi O’nu derinden yaralayabilir. O’nun ruhu has ipeklerden daha şeffaf, en nadide tüllerden daha müstesnadır. Söylenen sözcüklerin bile filtre edilmeden O’na sarf edilmesi haksızlıktır, kabalıktır.
Kadın her şeyin en iyisine, en güzeline, en seçilmişine layıktır. Böyle düşünmek, bir kadın için kesinlikle ayrıcalık değil, ihmal edilmemesi gereken bir vazifedir, vicdanlar için borçtur.
Kadın, erkekler için de bir aksesuar değildir. Eğlenilecek eşya, iş gördürülecek makine veya çocuk üreticisi hiç değildir. O’nu böyle görmek, bir maharet, erkeklik semeresi, güç gösterisi olamaz. Böyle bir hak veya ayrıcalık, hiç kimseye, hiçbir güç tarafından verilmiş değildir. Verilmesi de mümkün olamaz.
O, toplumun ve erkeğin; tamamlayıcısı, ekmeği, suyu, evi, canı, cananı, en sevgilisi, gözünün nuru, kalbinin sevinç kaynağı, yaşama sevinci, dostu, sırdaşı, biricik arkadaşı, ömrü, evinin direği, başının tacı, tesellisi, en kıymetlisidir. Kızı, kardeşi, eşi, anası ve var oluş sebebidir.
O’nsuz bir hayat düşünülemez. Olsa bile bu hayat yaşanamaz. Çünkü hayat O’nunla anlamlıdır. Maddi yer küresinin maneviyat kazanması, kıymetli olması, anlam kazanması da kadın sayesindedir.
Metafizik boyutumuzun içinde de O vardır. Ruhumuzun huzur bulması, sevinçlerimiz, mutluluğumuz, değer yargılarımız vb. hep kadının bize verdiği manevi kıymet sayesindedir.
Kadın  aynı zamanda vatandır, bayraktır. Evlatları subaydır, erdir, vatanı için yere düşen MEHMET’tir. Vatana hizmet eden doktordur, mühendistir, öğretmendir.
Cennet O’nun sayesinde çok yakınımızda, ayaklarının altındadır. Bu ayakları laikiyle öpebilenlere ne mutlu.
Dualarında, başarılarımız, sağlığımız, mutluluğumuz, huzurumuz, kurtuluşumuz vardır. Bunları idrak eden kalplere, gönlüne yerleştirmiş yüreklere ne kadar gıpta edilse azdır…

Kadınlarımız,
Pırlantalarımız…
Kızımız, eşimiz, anamız, bacımız,
O’nlar bizim baş tacımız…

Sevgiyle kalın.

 



Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Sevim Kınalı
26 Ağustos 2019 Pazartesi 10:37:21
Tebrik ederim. Kadına verdiğiniz değer ve o değeri çok güzel dile getirdiğiniz için bir kadın okur olarak teşekkür ederim. Elbette biz kadınlar önemliyiz aile hayatında ve toplumsal hayatta. Eksikliğimiz ve varlığımız fark edilir hemen. Eşimiz, çocuğumuz, kardeşimiz, ağabeyimiz yokluğumuzu fark eder. Kadına değer veren erkekler olduğu gibi ne yazık ki değer vermeyi bırakın onun yaşam hakkını elinden alan acımasız erkekler de var. Hem de bu acımasız, insafsız, hasta ruhlu erkekler çoğaldı günümüzde. Geçmişte de vardı mutlaka böyle kötü örnekler ama günümüzde medya aracılığıyla onların varlığından, vahşetinden haberdar oluyoruz. Ne yazıktır ki kadına şiddet çok çok arttı. Tabii genel olarak şiddet artmış durumda. İnsana, tabiata, hayvana karşı olan şiddet ve kötü söylemler arttı. Şiddetin artması karşısında hepimize ama en başta yönetenlere çok ciddi görevler düşüyor. Herkes elini taşın altına koymalı. Unutmayalım ki o cani ruhlu erkekler de bir kadının eğitiminden geçiyor. Ya anne ya abla ya da bir eğitici. Kimliği önemli değil. Biz kadınlar da çocuklarımızı iyi bir şekilde yetiştirmeliyiz. Her şeyin yolu en başta ve her zaman iyi bir eğitimden ve etkili yasaların yürürlüğe konulmasından geçiyor. Emine Bulut'u ve daha önce şiddete uğrayan, yaşamına hunharca son verilen kadınları koruyamadık. Bundan sonra ne yapmamız gerektiğini, nasıl çözümler üreteceğimizi çok iyi düşünelim ve elimizi çabuk tutalım. Seyfettin Bey böyle önemli bir konuya dikkat çektiğiniz için sizi kutluyorum. Kaleminize sağlık. Sürç-i lisan ettiysem ve sözü çok uzattıysam affola! Selamlar. Saygılar...

Seyfettin Karamızrak
26 Ağustos 2019 Pazartesi 11:46:45
Yazıma değer katmışsınız efendim.Ne kadar doğru düşünceler.Çok teşekkür ediyorum.Saygılarımla...

Mete Han
28 Ağustos 2019 Çarşamba 11:05:38
Kadın olmadan hayat olmaz, olsa da anlamı olmaz. Yaşamımızın her noktasında başlangıcından sonuna kadar kadın eli emeği vardır. Ne yazık ki doğada her zaman güçlü zayıfı ezmiştir, sindirmiştir, menfaatı doğrultusunda kullanmıştır. Eşref-i mahlukat olan insanda maalesef bunu yapmaktadır. Bu bir eğitim kültür meselesidir. Medeni olma meselesidir. Kutsal kitaplarında bile gerektiğinde kadını dövün tabiri varsa buna inanan halktan ne beklenir ki?

Seyfettin Karamızrak
29 Ağustos 2019 Perşembe 22:53:40
Mete bey, kadına şiddetinin, eğitim kültür meselesi olduğu doğrudur. Eğer "gerektiğinde kadını dövün" ifadesiyle İslam dinini kastediyorsanız, kulaktan dolma sallama laflarla yorum yapmayacaksınız. İslamiyet'te "gerektiğinde kadını dövün" ifadesini hangi kitapta okuduysanız belgeleriyle ortaya koyacaksınız. Müslümanım diye kötü örnek olanları örnek vermek de kanıt olamaz. "İslam dini böyle diyor diye" kanıtlamanız gerekir. Ön yargılarınıza esir olmayın lütfen...

Mete Han
03 Eylül 2019 Salı 10:07:05
Sallama olduğunu nerden çıkardınız. Biraz araştırırsanız öğrenirsiniz. Yalnız İslam da değil bütün dinlerde erkek hakimiyeti kadına tahakküm vardır. Güçlünün zayıfı ezmesi fiili bütün canlılarda vardır . İnsan insan olduğu için olmamalıdır. Nisa süresi 34. ayet meali:Diyanet İşleri (eski): Allah'ın kimini kimine üstün kılmasından ötürü ve erkeklerin, mallarından sarfetmelerinden dolayı erkekler kadınlar üzerine hakimdirler. İyi kadınlar, gönülden boyun eğenler ve Allah'ın korunmasını emrettiğini, kocasının bulunmadığı zaman da koruyanlardır. Serkeşlik etmelerinden endişelendiğiniz kadınlara öğüt verin, yataklarında onları yalnız bırakın, nihayet dövün. Size itaat ediyorlarsa aleyhlerine yol aramayın. Doğrusu Allah Yüce'dir, Büyük'tür. Diyanet Vakfi: Allah'ın insanlardan bir kısmını diğerlerine üstün kılması sebebiyle ve mallarından harcama yaptıkları için erkekler kadınların yöneticisi ve koruyucusudur. Onun için sâliha kadınlar itaatkârdır. Allah'ın kendilerini korumasına karşılık gizliyi (kimse görmese de namuslarını) koruyucudurlar. Baş kaldırmasından endişe ettiğiniz kadınlara öğüt verin, onları yataklarda yalnız bırakın ve (bunlarla yola gelmezlerse) dövün. Eğer size itaat ederlerse artık onların aleyhine başka bir yol aramayın; çünkü Allah yücedir, büyüktür. Edip Yüksel: Erkekler kadınları gözetirler. Zira ALLAH herbirine farklı yetenekler ve özellikler vermiştir. Nitekim erkekler evin geçiminden sorumludur. Erdemli kadınlar, (Tanrı'nın yasasına) boyun eğer ve ALLAH'ın korumasını emrettiği (onur ve iffetlerini) tek başlarına bile olsalar korurlar. İffetlerinden endişe duyduğunuz kadınlara öğüt verin, yataklarınızı ayırın ve nihayet onları çıkarın. Size itaat ederlerse onlara karşı bir yol aramayın. ALLAH Yücedir, Büyüktür. Elmalılı Hamdi Yazır: Er olanlar kadınlar üzerinde hâkim dururlar, çünkü bir kerre Allah birini diğerinden üstün yaratmış bir de erler mallarından infak etmektedirler, onun için iyi kadınlar itaatkârdırlar, Allah kendilerini sakladığı cihetle kendileri de gaybı muhafaza ederler, serkeşliklerinden endişe ettiğiniz kadınlara gelince: evvelâ kendilerine nasıhat edin, sonra yattıkları yerde mehcur bırakın, yine dinlemezlerse döğün, dinledikleri halde incitmeye behane aramayın, çünkü Allah çok yüksek, çok büyük bulunuyor. Bu asırda artık çoğu hoca bu ayetleri inkar edip başka manalara dönüştürüyorlar. Bu dini inkardır. 1400 yıl önce bu vardı 5000 yıl öncede vardı. Bugünde var. Belki 1000 yıl sonrada olacak. Güçlü her zaman zayıfı ezer. Bu güçlünün insafına merhametine bırakılmayacak kadar önemlidir. Ezilmemenin tek yolu karşındakine karşı güçlü olmaktır. Kadın güçlüyse kendisini ezdirmez. Değilse boynunu büküm kaderine razı olmak durumundadır.

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...