Ödüllü Şiir Yarışmasına Katıl (YENİ)

Mantığını Oluşma 10

Ekleyen : Bayram Kaya , 18 Mart 2020 Çarşamba aaa Beğen
Yani uyum üslü değişken bağıntılar belirmesi ile var oluyor üslü değişken bağıntılar standartsızlığı nedenle ölüyordunuz.
 
Örneklersek oksijensiz çevreye göre uyum tepkileriyle oluşan seçme ayıklamanın yalıtılan ben bilinci, oksijenli ortamda boğulur. Ölür. Eşleyişle oksijensiz çevreye uyum tam bir felakete dönüşür.
 
Yalıtımın çevresiyle uyumlu olma zorunluluğu, beraberinde uyumsuz olmayı getiren bir belirmedir. Uyum ve uyumsuzluk, yaşam ile süreçleyken dinamik durumlardır. Uyum olan durum şimdiki oluşla belirliliktir. Uyumsuzluk olan diğeri de zıt yanla belirememektir. Daha doğrusu bizim algımıza konu olamamaktadır. Geleceği belirler.
 
Diyebiliriz ki şimdimiz uyumla, geleceğim uyumsuzlukla olasıdır. Bu bağlamla bakınca gelecek uyumsuzun uyumudur. Uyumun karşıtı uyumsuzluktur. Ya da uyumsuzluğun karşıtı uyumdur. Üst üste durumlar ya da en yalın söylemle ikili düalistinin diyalektiği gereği uyum uyumsuzluk karşıtı ile varken, uyumsuzluk ta uyum karşıtıyla vardır.
 
Geleceği belirleyen durum; hem belli süre boyunca uyumladır. Uyum bu durumda bir korunumdur. Uyum kendisini tekrarlayan çoğalma ile ölçmedir. Belirsizle olma veya belirsizini taşımak demek yok olan zıt durumla olandır.
 
Uyum dediğimiz dinginlik, en az direnç tepkilerle korunum ve belirli çöktürmenin bize göre bir duygu algısı vardır. Uyumun duygu algısı hazdır. Yaklaşma, katılıma ve çekilimedir. Uyumsuzun duygu algısı elem olmakla bir kaçınma bir arıza, bir hata ad edilmedir. Uyuma göre uyumsuzluk dediğimiz beliren hastalıktır. Hastalığın belirmesidir. Burada hastalık söz gelimi beş parmaklı duruma göre altıparmakla oluştur.
 
Eğer değişen çevreye göre altıparmakla oluş bir önceki uyuma göre bir hastalık bir seçilim olacaksa; altıparmakla olmak bu seçilmeyle süren ve sürecek olan yeni bir durumdur. Bu kes hayat bu hastalığa uyumla olan altıparmağı tekrarlayan çoğaltmalarla yeğleyecektir.
 
Veya altıparmağın yeni çevreye uyumdan ötürü altıparmak çoğalan eylem olacak. Beşparmak yeni çevrede uyumsuz oluşla gerileyecektir. İstisna durumla en az durumda olacak, görülmeyen duruma düşecektir.
 
Hayat evrim yasasıyla istisnayı seçip yoluna devam edecektir. İstisna durum birbirinin zıddı olup bir biri ile var olan birbirini, birbirine belirli oluş ilişkinine göre var ve yok kılan üstel durumlu bağıntılardı. Yeni olan zaten uyum olanın zıt durumuyla olasıydı. Zıt olan yeni duruma cevap olan seçilisiyle ayakta kalır.
 
Varlık geleceği bilmekle değil, çevrede var olan duruma uyumun zıttıysa vardır. Doğru bir örnekse yokuşu, yuvarlanmayı iniş kılmak, inişi de yokuş yapmaktır.  İşte hayat yuvarlanma olanı yokuş yapan inişe göre en çok enerji harcayan masraflı durumdur.
 
Zıttı olan şey zaten var olan karşısında değişecek olana uyumlu olan çekinik bulunmadır. Kapanmadır ama açılacağını bilmekle kapanma değildir. Sınırlarıyla kendini bilmenin ben ve özne bilincidir.
 
Her şey az da olsa, çok da olsa; hem bir belirmedirler hem zıddıyla vardır. Ve zıddıyla ayakta durup sürer. Belirli olan bize göre ölçme değerlendirmesi yapılan çöktürmelerdir. Oysa çöktürmesini veya ölçmesini yapamadıklarımız da belirsizle bir belirme olarak vardır.
 
Belirme başka bir evrenden bu evrene dönüşen malzemeyleydi. Belirmeyi belirli kılan biz öznel varlıkların kendilerine özgü duygu ve mana yüklemeleriyle yapılan belirlilik ve ölçme değerlendirme olmaktadırlar.
 
Oysa sınırlı yalıtımla duygu alanımıza girdiremediğimiz belirmeler de bizim dışımızda var bizim dışımıza göre bizden bilincimizden bağımsız bir belirliliktirler.  Bu nedenle ilk çağ filozofları “var olmak algılanmaktır” demişler. “Var olmak duyumdur. Duymadığım yoktur” demişler.
 
Duyumcular, hazcılar vs. hep süreci tek yanlılıkla ele alıp sürecin biryanını ışıtırken diğer yanını karartmanın yanlışlığı içine düşmüşlerdir. Var olmak algılanmaktır demekle var oluşu duyuma ve kendi algılarına indirgemekle hem bir keşif yapmışlar; hem de Herakles gibi “bir ırmağa iki kes girilmez. Aynı şeydir uyanıkla uyuyan, yaşayanla ölen biri değişerek diğeridir” vs. deyip diyalektik olamamakla; tek yanlı bir algıda seçiciliğe düşmüşlerdir.
 
Yalıtımlı alan üstel durumlara kısıtlanmış girişmeler olmakla işlev durumlara dönüşmenin belirlisidirler. Kapanmanın zıddı açılma olmakla Dünya gibi hem kapalı hem açık sistem özelliğiyle olan bir çevrede kapalı olan açılmaya dönüşür. Artık biz bu belirliliği işlevsellik olarak addederiz.
 
Kapalı çevreye göre olan yalıtım içindeki zıt tepki de uyumun tersi olan uyumsuzlukla açılmaya denk düşen kısıtlı ve devamlı yinelenen kendi üzerine kendi etkilerle frenlenen tepki olacaktı.
 
Zıtlık durumu, bu evrene geçem başka evren malzemesinin parçalanmasıyla ortaya çıkmıştı. Yani zıtlık zaten parçalı oluşun kendisiydi. Siz karşıdakini ev olarak görseniz de ev parçalıydı. Evde odalar vardı. Parçaları oda olarak görseniz de oda tavanıyla tabanıyla, dikeyi ile yatayı ile yanal alanıyla taban alanıyla; yanıyla karşı yanıyla; köşesiyle vs. olmakla çok parçalıydı.
 
Var oluş veya isterse hayat olsun çok parçalı bileşen durumlar girişmesinden kaynaklanan bir arzdı. Ve yine bize göre nüksediş ve hastalıktı. Parça olarak fırlayanlar yerinde zıttı durumla bir oyuk hareketi bırakıyordu. Parça oyuk hareketine hastalanıyor veya arızaya dönüşüyordu. Oyuk hareketi parçaya hastalanıyor veya yokluğunu arıza gösteriyordu.
 
Parça zıttı olan oyuk hareketi kuplajını ve parçalanmakla bütünlük bilincinin izleğini taşımanın kuplajlarıyladır. Bütünden aktarılan kuplaj, bütünü veren parça durumlar kadar üslü sayılarla eksikliğini ve resmi tamamlamaya devinmenin bir anda çok türlü bütün gibi olma eğilimi olan bir üç boyutlu evrene akıştı.
 
Bu kuplaj bütünün kendisi değil ama parçanın kendisi gibi bütündendir.  Parça bütünden kopmakla kendisi yalıtımlı bir duruma sahip taneciktir. Bütün olmayan ama bütünden olan izlek görüntü veya düşünmeyle de dalgalanma salınımlı dalgacıktı.
 
Salınım bütünü veremiyor, ama ortamı bütünden kaynaklanan bir durum gibi dalgalandırıyor olmakla onun resmini, izdüşümünü, düşündürüşünü, ışıltılarını oluşuyordu.
 
Bu durumlar çelişkisi sizi; ben bilincini; korunumla olanı; kendisine benzerleri çoğaltmakla, akışta olanı sürdürmeye; seçilime; evrime zorlar.


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...