MUTSUZ İNSANLAR ÜLKESİ


22.11.2020
 
Yapılan kamuoyu araştırmalarında en mutsuz insanların Türkiye’den çıktığını bir iki makalede okumuş inanmak istememiştim. Ve demiştim ki, bu kadar maneviyatı yüksek bir ülke nasıl olurda mutsuz olabilir? Demek'ki yanılmışım..
 
Medyada her gün takip ettiğimiz dövülen, sövülen, öldürülen kadın ve çocuklar. Ufak bir sen ben tartışmasında çekilen silahlar ve ölümcül kavgalar. Sevgi saygıdan mahrum manevî değerlere lakayd nesiller. Varlık içinde şükretmeyi bilmeyen, sabırsız ve vefasız mutsuz yığınla insanlar..
 
Halkımızı huzursuz eden, kafaları aşırı kurcalayan veya ters giden bir şeyler mi var acaba? Nerede yanlış yaptık, hangi yanlışlıkları doğru diye halka sunduk? Bu soruları, devlet, yöneticileri, siyasetçiler ve bireyler olarak hepimiz birbirimize ve kendimize sormak zorundayız.
 
Bir defa bizim kimyamız, dünyanın hiçbir yerindeki milletlere ve onların yaşam tarzına benzemez. ''Hatta onlar için kesilen, biçilen elbiseler bizim vücudumuza ve ruh bedenimize oturmaz.'' Fransa’nın yaptırımları, Arap âleminin baharı, Avrupa’nın insanlık anlayışı bizi tatmin etmeyeceği gibi, huzurlu ve mutlu da kılmaz.
 
Anayasamızı oluşturan kanun maddelerinin çoğu dışardan ithal edilmiş, bizi temsil etmiyor. Millî eğitim batılı kültürlerin etkisinde, Cami ile cem evini, halk ile elitleri, işçi ile patronları, demokrasi ile insan haklarını birbirleriyle barıştıramamışız. Bütün bunların sebebi de, yıllardır dışardan ithal ettiğimiz kültür yozlaşmaşı ve körü körüne "Batı'nın bize biçmiş olduğu elbiseleri giymeye çalışmaktan kaynaklanmaktadır.."
 
Sonuçta; Türkiye kendine ait olmayan batılı bir gömleğe girmiş gibi; Ya giydiğimiz elbise bize olmuyor ya da üzerimizdeki İslam elbisenin kıymetini bilmiyoruz. Geçen yüzyıl boyunca hilafet kaynağından uzak kalan Türkiye ve Müslüman alemleri, imamesi kopmuş tesbih taneleri gibi, bir oraya bir buraya savrulup durmaktadırlar..
 
Kur’ân ve ahkâm ayetleri hayatımızdan çıkarıldı, yalnızca mezarlıkta okunmaya başlandı. Böylece insanımızın diniyle kalbi arasındaki bağı koparmış, yerine Batı'nın çarpık değerleri dikte edilmiştir.
 
Türkiye'mizde Kur'an ve sünnetullaha muhalif bazı cevreler, buna bağlı olarak kendi halkına ters, Hıristiyanlık etkisi altında yeni bir İslam diye ettiler. Dinin topluma bakan yönünü, Kur'an ahkâmlarına baktırmadan duvara astılar. Kur’ân’ın içinden ki bizim özümüze, ruhunuza hitap eden mutluluk kaynağımız dan bizi mahrum ettiler..
 
"Müslümanları kişiliksiz, kendine güveni olmayan, manevi değerleri hiçe sayan tamamen seküler bir anlayışla, dünyalarını dünya için kurgulayan, ahlaki yapısı ciddi manada zarar görmüş topluluklara döndürdüler." 
 
“Eski Türkiyemizde birinin ayağına bir diken batsa Türkü, kürdü, Alevi, Sünnisiyle tüm katmanlarının canı yanar, hepsi o acıyı paylaşır, yardıma koşarlardı. Bir yapının tuğlaları gibi, bu gün o eski din eksenli mayayı kaybettiğimiz için, mutluda olamıyoruz..
 
İşte manevi boşlukta ki insanımız, mutluluğu yanlış yerlerde sokaklarda, vandallıka, öze ters sapkın düşünce ve idolijilerde aramaktadırlar. İntiharlar, cinayetler, ahlak ve edep dışı kareler, kalp kırmalar, hırpalamlar bundan yaşanmaktadır.
 
"Kısacası batı tarafından, İnci'le kurulan darağacında, batı hayranı zevatlar okuyup anlamadan Kur'an ı kerimi asmışlardır."
 
Ahmet Ali Canbaz 22.11.2020
 

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış