Nasıl Yaşar Ve Neden ölürüz 1


24.7.2019
"Her can ölümü tadacaktı". Kişinin kendisi ölümü yaşamadığı halde ölümü yaşamışçasına belirten (!) bu söz deneye değil, halk folkloru içinde ki gözlemsel (gözleme dayalı) bir sözdür.
 
Unutmayınız ki, inşamız içine giren özdek ve diğer özdek, özelliği olan doğa kuvvetleri; 13,8 milyar yıl önce başka bir evrenin uzantısı olarak dönüştü.
 
Yani başka şartların ürünü olmakla yola çıkan özdeki inşa şimdiki halimize kadar evirilmişti. Yani ne Dünya ne evren ne de hayat; bizim için değildi. Bizim için evirilmemişti. Aksine biz bu evrimim ürünüydük.
 
Yasa belli şartlar altında belli durumla davranan olgu olay süreçleri olmakla pekin bilgidir (duru-açık seçik bilgidir). Yasa size bilgi vermez. Siz bir yasayı bilgi olarak açıklıyorsanız bu teoridir.
 
Teori de çok doğru, çok kesin bilgi olmakla beraber, her zaman ve daima eksikliği ikame edilecek bilgi olarak bakılan bilimsel çalışma yöntemidir.
 
Her an bir yönü ile yanlışının eksiğini giderme, umulur, beklenir. Yani bunlara doğa yasaları gibi mutlak gözü ile bakılmaz. Pratiğe uygulanır. Her an yeni açıklamalarla desteklenir. Geliştirilir. Elektrik teorisi gibi. Bu teori ile çamaşır makinası, televizyon bilgisayar çalıştırırız.
 
Kendisi değil, içeriği eksiltilir. Yanlışladır doğrulanır. Ancak teorinin kendi referansı bir yasa olmakla, teori yasaya göre olmak zorundadır. Bu nedenle teori mutlak değilse de doğruluk payı hep çok yüksektir.
 
Teori her zaman yüzde yüze yakın doğrulukla ama hep yüzde yüz olmayan değerle örneğin %99,99 değeri aşamayan bir doğruluk olarak görülür. Ki mutlaka öyle olmalı. Teori bir yasanın, neden ve nasıl öyle oluşunu açıklar.
 
Sözgelimi adına yerçekimi, kütle çekimi, gravitasyon denen yasayı açıklayan Newton teorisi, Einstein'ın Genel ve özel görecelik teorisi ve bileşik alanlı kuantum teorisi hep bu bir türlü eksiği dolmayan ve dolmayacak olan teorem olmakla %99'luk kısma ikame olacak tamamlana bilir durumuyla yasanın açıklayıcısıdırlar.
 
Bu teorilerin hiçbiri birbirini yanlış kılmazlar. Birbirinin eksikleri üzerine birbirini geliştirir. Biri diğerini daha bir etraflı boşluk alanlarla açıklayan teoriler olmakla, hepsi de sonuçta kütle çekim yasasını nedeni ve nasılı olan durumlarıyla birbirini açıklayan tamamlayan teorilerdir. 
 
Newton teorisini bilmezseniz Einstein teorisini ve Heisenberg teorisini anlayamazsınız. İşte bunun gibi Evrim de bir yasadır. "Cisimler yere düşer" söylemi nasıl yerçekimi yasası içinde kavranırsa "bütün canlılar da cansızlar da farklılaşır" söylemi evrim yasası içinde değerlenir. 
 
Darwin'in doğal seçilim teorisi evrime ilişkin bir açıklama ce cevap olmakla evrim yasasının işleyişini açıklamaya çalışır.
 
Yine, Van Valen'in red gueen effect teorisi evrimi bir başka biçimde açıklayan teoridir. Red queen effect ile der ki evrimde bir tür gelişirken -çevre gelişirken- çevre içinde buna bağlı olarak başka bir tür de gelişir, değişir. İşte bu isim bu türün gelişmesine verilen bir addır.
 
Lamarck teorisi. Ve yine Dawkins'in Gen bencil diri. Gould'un sıçramalı evrim teorisi, Feynman ve sicim teorisi vs. hep evrim yasasının nedenini, nasılını açıklamaya çalışan yaklaşık ve kimi kez pratik bilgidirler.
 
Şunu da belirterek bu konuyu kısaca burada kapayayım. Teori bir olgu ve olayın sürekli olarak doğrulanmış gözlem ve deneylerini ele alır. Teorinin bir yasayı açıklaması teori kapsamında olduğu gibi yine teori henüz deney içinde doğrulanmaya sokulmamış bir kuram durumunda da olması hep mümkündür.
 
Aksiyomu ile ortaya konan hipotez ispatlanmakla teori olmadığı gibi teori de ispatlanınca asla yasa olmaz.
 
Büyük patlamadan önce zaman, kütle, enerji, foton kütle olmadığı için ağırlık çekim görünür nesne yoktu. Yani enerji olsa da görünmezdir.
 
Kütle oluşunca zaman başladı. Birim hacme düşen kütle miktarı olağan üstü yoğunken 1 cm³ hacim de kütle, akıl almaz denli bir kütle ile trilyon tonlardaki değerleriyle ağır gelecektir.
 
Birim hacim kütle bu basınçtaki patlamalarla o birim hacimdeki madde seyreldi genişleme başladı m³ te 8, 10 atom seviyelerine kadar seyreldi genişledi. Böylece zaman ve özdek geleceğe doğru akışına başladı
 

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


4 Yorum
21.08.2019 - 19:27
"Her can ölümü tadacaktı". Kişinin kendisi ölümü yaşamadığı halde ölümü yaşamışçasına belirten (!) bu söz deneye değil, halk folkloru içinde ki gözlemsel (gözleme dayalı) bir sözdür.” Ölümden kaçış yoktur ayeti ile Allah kuluna, ölüm mutlaktır ona göre yaşayın, benim doğru içi dolu olan yasalarım varken, kendi çıkardığınız yasalarla ömrünüzü heba etmeyin… Çünkü onlar teori de kesin bilgi olmamakla beraber, ölümlü olan insanın yok olacak aklıyla, her zaman ve daima eksikliğini hissedeceğiniz bilimsel olsa da bu çalışma yöntem, sizin dünyayı inşa etmek için harcayacağınız zamanı sizden çalacaktır diyerek, nasıl yaşamamız ve nasıl bir çaba içinde ölmemiz gerektiğini hatırlatan ayetlerdir. Emeğinize sağlık kardeşim,selamlarımla.

23.08.2019 - 15:28
Sevgili üstadım. Bilimsel bir fikri çalışma ayet ve hadislerden yola çıkmaz. Ben de ayet ve hadisle yola çıkmadım. Bana öyle bir söz söyleyin ki insan tecrübesi içinde olmakla, dinde olmasın. Dinlerin söylediği kendisinden önce o bölge insanlarının söylediği kolektif deneyimlerdir. Ayet ve hadisleri baz alarak yola çıkılmaz mı? çıkılır. Ama onun adı bilimsel düşünce yazısı olmaz. Ayet dediğiniz mutlaka ayettir. ona bir sözüm olamaz. Ama aklı başında olup ta her gün onlarcasını gördüğümüz ölüm ve yaşama dek olgu ve olayın, ayeti bilmeyen bir kızıl derili folklörü içinde "manituya gitmek" olarak aynen vardır. Buna ne buyurulur. Konuyu böyle tartışmanın hiç bir anlamı ve yararı yok. Zaten yazımın konusu da ne ayettir ne hadistir. Neden yaşar? neden ölürüz? diye bir görüngüyü halk folklorü içinde en bilinip söylenen sözle konuya motivasyon girizgahı yaptım. Mesele bu Konuyu ayet hadis bağlamında ele almak zorunda mıyım? Böyle bir yazı çalışmasını herkes yapabilir. ortak noktada buluşmayacağız. ortak noktadan referansla hareket edip referansa (başlangıç şartlarına bağlı koşullarla sorunu dile getireceğiz. ortak referansımız bilim, gözlem, deney, bilimsel sonuçlar , bilimsel yasalar teoriler, pozitif bilimler ve bilim felsefesidir. birazda kimya fizik elektronik bileceğiz bunlar olmadan bilimsel felsefe üretilemez.. genel hatalarıyla Fizik, kimya elektronik mekanik vs. bilmeden hayatı, yaşamı anlamakta olası değildir. İşte o zaman da konuyu getirir getirir ayete hadise dayandırırız. Ne diyeyim sağlık olsun. Bu durumda ayet ve hadisle yetineceğiz demektir. zaten 1400 yıldır da yetiniyoruz ne yetindiysek. Ayet ve hadisler kendi saygın ve muteber yerinde durmak koşuluyla yararlı olmaya devam etsin. Selamlarımla