Nasıl Yaşar Ve Neden Ölürüz 20

Günün Yazısı
Ekleyen : Bayram Kaya , 21 Ağustos 2019 Çarşamba aaa Beğen 2
 
Ne zaman ölürüz? Çok basit doğduğumuz an ölürüz. Yaşam ölümle varsa, ölüm de yaşamla var. Yani yaşamaya başladığınız an ölmeye de başlarsınız.

Bir yolculuk esnasında ilerlediğiniz an geride dönülecek bir geri gelinecek mesafe (geçmiş) zıt alan bırakırsınız. Yani ileri yönün zıttı geri yöndür.

İleri olan git ile zıt yön olan geri arasında geriye doğru bırakılan alan, ileri süreçleri geri doğru çağıran zıt alanlı bir çekim sürecini oluşur. Böylece ileri ile geri arasında gerilmiş bir yay gibi kuvvet alanı oluşmakla ileri geri arasında GERİLİM ALANI oluşur.

Bu gerilim tıpkı yaşam ile ölüm arasında olduğu gibi. Ölüm; yokluk boşluk yaşama doğru doluluğa varlığa dönmek zorundadır. Yaşam gibi ölümün de bir süreç olduğunu sezemez isek, konu anlaşılır olmaz.

İleri yön ileri bir ok ile gösterilirse ileri okun ucundan ileri ok kadar geriye ve tersine olan yön oku geri yön yani geçmiş yön okudur.

İleri yönde bir süreklilik geri yön de bir sürekliliktir. Yaşam ileri yön olmakla, ters süreçleri en çok enerji harcama pahasına bir düzen içinde tutan bir bağıntı olmakla kesikli sürekli olan bir yalıtımdır.

Ölüm de ileri yön sürecini ters yönde geri saran (bozan), yıkım olmakla kesikli sürekli olan bir geri yön ters yön hareketidir.

Yaşam birden ortaya çıkmadığı gibi ölüm de birden ortaya çıkmaz. Bu nedenle yaşamın başladığı an olan ileri süreçlerle birlikte aynı anda ve ters yönde de ters süreçlerle yani geri süreçlerle ölümde başlar.

İleri süreçler geri olan ter süreç direncini süreçleri yenecek enerji düzenini elde edene dek bu süreçler devam eder. Git sürecini ortaya koyan enerji düzeni gel çekim kuvvetinden az biraz fazla olduğu sürece hayattasınız.

Hayatta olduğunuz 0,00012 gibi fazlalık bir enerji düzeni korunduğu sürece ölümle birlikte varsınız ama ölüm devim halinde bile olsa beliremez. Bu sayısal değer afakidir. Farkın bıçak sırtı olduğunu göstermek içindir.

Yani ölüm ve yaşamın biri ileri yön biri geri yön olmak kaydıyla her biri bir birimdirler. Yani ileri yön 1 birim iken geri yön ileri yön gibi tam bir birim olmayıp bir birimin 0,99988’i kadar geridir.

İleri yön ileri olduğu an kadar hep geri yönden biraz fazla (0,00012 kadar) fazla olacaktır. Ölümle yaşamın gel git yapmaları denkleşemez.

Biri diğerinden biraz önde olacak. Git biraz önde olduğu sürece yaşarsınız. Süreç tersine dönerse, gel süreci (yıkım süreci) düzen sürecinden biraz fazla olduğu an, ölmüşsünüz demektir.

Aslında yaşadığınız süre kadar bir süre içinde ölürsünüz. Ölüm belirdiği an, zaten doğduğunuz andan itibaren başlamıştı. Ama ölüm önde olan yaşama denk te olamamıştı, yaşamdan fazla da belirememişti.

Varlık yoklukla vardır. Ya da yokluk varlıkla olasıdır. Yaşam da ölümle vardır. Eş deyişle ölüm yaşam nedeni ile vardır. Yaşam ölümle belirlenir. Ölüm de yaşam ile belirlenmiştir.

Ölünmedikçe yaşandığı bilinemez. Ölüm yaşamın tersi bir süreç olmakla birlikte ve aynı anda varlar. Biri biraz daha önde olmakla gerçeklik oluşur.

Ölüm biraz önde olunca ölüm gerçekliği ile karşılaşırız. Unutmayın ölüm 1 birimin kendisi olmakla vardır. Yaşam ise ölümünden 0,00012 değer fazla olmasıyla vardır.

Yani yaşam bir birimlik devim olurken ölümün 0,99988 değerinde devim içinde olmasıyla vardır. Yaşam biraz önde olduğu sürece yaşam gerçeği ile karşılaşırız.

Varlık yoklukla olasıdır. Düzen düzensizlikle olasıdır. Tümlük eksikle olasıdır. Gel olan git olanla olasıdır. Yokluğun yerine ölümü koyun. Düzensizliğin yerine ölümü koyun.

Tamam olanda (yalıtımlı olanda) eksiğin yerine ölümü koyun. Git olanın yerine gel olan ölümü korsanız süreç anlaşılırdır. Aç olanda eksiklik tokluktur.

Açık olanda eksiklik kapalı olmamasıdır. Kapalı olanda eksiklik (zıtlık) açık olmamasıdır. Bir zıtlıktan diğerine doğru eğim, eylem ve akışla sekans hareketi vardır. Her biri aynı anda vardır. Örtüşen durumlar nötrdürler.

Ama dinamik içinde, düzensizlik bir birim olmakla düzenin yerini alır. Değişkendirler. Varlığın ve yokluğun aynı nokta ve "üst üste durum zaman olduğunu" unutmayın.

Yokluğa göre varlığı tanımlarız. Varlığa göre yokluğu tanımlarız. Git olana göre gel olanı; ölüme göre hayatı tanımlarız.

Hayata göre de ölümü tanımlarız. Hayat, ölümün; yaşamda 0,00012 değer kadar az olan boşluğu ile doludur. Veya ölüm; yaşamın 0,99988 olan değerini 1’e tamamlayacak olan sayısal boşluğu kadarla (0,00012) ölümdür.

"Aynı şey yaşayanla ölen, uyuyanla uyanan" derken Herakles bunu vurguluyordu. Yani sizin için ölüm olan başkası için hayattır. Dönüşlü lük kuralını unutmayınız.

Aynı nokta zıtlığının birbirine göre niceli durumla olmasıdır. Biri diğeri ile gerçek olur. Biri diğeriyle aynı anda biraz gel ve git farkı iledirler. Yani yaşam ölümle gerçek olur. Bunlar birbirinin yerini alır.


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Mehmet Aluç
28 Ağustos 2019 Çarşamba 00:01:48
Tamam kardeşim yorumlarımı silebilirsiniz rahatsızlık verdim kardeşime ,selamlarımla.

Bayram Kaya
29 Ağustos 2019 Perşembe 08:54:05
Üstadım rahatsızlık ne kelime böyle bir şey yok. Cevabını oluşamayacağım hiç bir eleştiri ya da olumlayım olamayacağı gibi eleştiri silmem . okur eleştiriyi de mukabil cevabı da görmekte. Bunda ne sakınca olabilir ki. Sadece eleştiri yazı içeriğine ilişkin olsun istiyorum. Değilse yazıma getirip getirip ayete göre, hadise göre, bizden ulemaya göre de alıntılarla çalış diyen konu dışılıkları kabullenemiyorum. Bu akıl verme yazıya ve yazana karşı hem müdahale, hem saygı dışıdır. Yazdığım konuya ilişkin hangi ulemenın hangi görüşü varsa eleştiri içine eklenirse bu katılımcı bir eleştiri olur. Bunu yapmayıp ta kuantumdan izafiyet teorisinden, atomdan haberi olmayan ulemadan nasıl bir alıntı yapacağımın yolunu ben bilmiyorum. Bu benim kusurum ve eksikliğim bu kusur ve eksikliğim bence böyle kalsın. Tekrar söylüyorum asla kırılmadım rahatsız olmadım aksine hasseten içeriğe göre katılan ya da katılmayan eleştiri beklerim. Saygı ve selamlarımla.

Bayram Kaya
15 Eylül 2019 Pazar 12:29:47
Merhaba üstadım. Gelin şu salık (öğüt) verme işinden vaz geçin. Konuşacak anlatacak bir bekraundu olmayan kişiler ve dinler öğüte baş vururlar. Aç kalan insanın yüzüne de tükürseniz, ellini de kesip idam da etseniz, kişiyi mahkum da kılsanız; hırsızın öğüte değil hırsızlığı yptıran yoksunluğun giderilmesi olacak eylemine bakar. Gerçek budur. Hırsızlar öğüte değil, beslenmeye açtırlar. Dünyadaki dinlerin yaptığı bu aç insanlara öğüt ye diyor. Öğütten nefret ederim. Öğüt dinlerin işidir. Öğüt ibret olsaydı iki milyar insana öğüt olurdu. Bilim felsefesi çalışan bir mantık olmakla öğüt vermez. Sağlam seçenekler sunar. Bunların giriştirmesi ve yorumu da ilgilisi olan saygı değer okurlara kalmıştır. "[Bu söylem hem temel düzlem referansına aykırıdır. Hem kolektif başlayan kolektif inşa sürecine göre aykırı ve meşruiyetiz bir durumdur], demeniz Allah c.c. tasarruf hakkının olmaması gerektiğini ifade etmektedir" denmektedir. Ben yazılarımı Allah'a göre yazmıyorum ki. Bunu da nerden çıkardınız? Bunu kim söyledi? Bu söyleminiz içinde tartışılmayan ve sorgulanamayan bir yaptıran faili söylemektesiniz. Faili ve muhatabı ortada olmayan bir söylemi tartışmak ve tartıştırmak ne kazançtır? paylaşıma ne yarar sağlar? ne anlama gelir? bilmiyorum. Alimler (!) bunu yeterince yapmışlar zaten. Sonuç ta kocaman bir fos ortaya çıkmış. Şimdi metafizik alana geçmek istemem ama zorluyorsunuz. Benim ayraç içi olan cümlemde Allahın tasarruf hakkı çıkarılması konuyu ultra zorlamak olur. Bu bir. ikincisi de Yüce Tanrı yaratmakla zaten tasarrufunu kullanmıştır. Sizin tasarruf dediğiniz "her şey bizim için" diyen haris insanın doymak bilmez aç gözlülük isteğine insan keyfiliğine meşruiyet vermeye çalışma olmakla bu makaleye, insan biçimli, antroformist tutumlu yaklaşımlarla bizler "Allahın tasarruf hakkı" diyorsak, pes doğrusu. Daha yazacak mecalim yok. saygılarımla.

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...