Rüyalar ve politik dolaplar ülkesinden pozitif bilimsel mantığa geçebilmek


Rüyalar ve politik dolaplar ülkesinden pozitif bilimsel mantığa geçebilmek
 
     Mantıklı, demokrat, adil, ahlaklı, dürüst, mert, açık sözlü, bilimsel bakışa sahip olmak; her insanın harcı değil.
Bu tarz görüntü verip, gereğini yapmayanlar da; kendilerini, geleceğini ve toplumu riske atıyorlar, bilerek ya da bilmeyerek.
Bireylerin iyilik yapma, iyimserlik ve güven duyguları zedeleniyor böylece.
"Pantolon uyduramadık, ceket verelim abi"
pazarlamacı tüccar zihniyeti ile, toplumların geleceğine yön verilemez.
     Genelin öneri ve eleştirisine açmadan bir sistem geliştirip, kısa sürede başarısız olduğunda, başkalarını suçlu ilan etmek etik olmaz. Her bireyin ve kurumun, "baştan bana mı sordunuz" deme hakkı doğar.
"Hep aynı deneyi yapıp, farklı sonuç beklemek, aptallık olur" der Einstein.
Yenilik, rönesans, reform ve diğer sosyal ve ekonomik hamlelerin; en az yüz yıl özü değişmeden geliştirilmesini istiyorsak;
sadece partici öngörüyle yola çıkan politik ustaların eliyle yoğrulmamalı bu hamur.
Söylediği ve vaadettiğinin kullanım ve geçerlilik süresi en fazla 3-4 yıl sürebilen otoritelerin, daha kalıcı reformlar yapabilmeleri şüphelidir.
Sözü, tedavülde en fazla iki ay kalabilen politikacıları da gördük değil mi?
Bu toplumun bilimsel, toplumsal ve insani ufku en iyi olanları, siyasi arenada at koşturmuyor, koşturmak zorunda da değiller.
Fakat bilim, sanat, kültür ve medeniyete gönül vermiş bu insanlardan da toplum adına yararlanmak gerekiyor.
"Ben yaptım oldu" aceleciliği, bizi hep baştan almaya zorluyor.
1982 darbe anayasasının üzerinden 38 yıl geçti. Her gelen yeni iktidar; ideolojik ikbal uğruna, kendi yolunu açacak maddeleri değiştirdi durdu.
Siz tamamını değiştirmek istediniz de, onu hazırlayanlar öteki dünyadan tepki olarak e-posta mi gönderdiler? (!)
ABD, Almanya, Fransa, İtalya gibi ülkelerin anayasa serüvenini inceleyeniz.
Bizimki kadar yaz boz tahtasına dönmüş, çelişkilerle dolu, insan hak ve özgürlüklerini kısıtlayan ve kendi yazdıklarını uygulamayan bir ülke var mı acaba?
Benim resmi bir görevim olmasa da farklı anayasaları inceleyerek, geliştirilebilecek bir anayasa örneği hazırladım, duyarlı bir yurttaş olarak. Bazıları bugün ihtiyaç duysa da ben bu çalışmayı iki yıl önce yaptım.
"Organize toplum" ve "hukuk aşkı" adlı kitaplarımdan incelenebilir.
Diğer makalelerime de bakılabilir.
     Her şeyin en kalıcı ve verimlisini başarabilecek alt yapımız, akademik birikimimiz ve zihinsel gücümüz fazlasıyla var. Her farklı görüş beyan edeni düşman ve hain diye dayanaksız ithamdan vaz geçerek, dost dairesini geniş tutmazsak;
reform kazanı sürekli kaynayacak, hiç alakasız mecralarda yeni dostlar arayışımız devam edecektir.
     Politik aidiyetim, kimliğim hiç olmadı.
Fakat onbeş yaşımdan beri kırk yıldır politikayı farklı yönlerden gözlemliyorum ve sürekli okuyorum. Demokrasi, hukukun üstünlüğü/bağlayıcılığı/saygınlığı, yargı bağımsızlığı, güçler ayrılığı, temsilde adalet, bireysel hak ve hürriyetler karnemize, iyimser düşünen, gelecekten umutlu bir yurttaş olarak, yüz üzerinden ancak kırk puan verebilirim.
Benim karamsar tabloda benim bir suçum ve ihmalim varsa bilmek isterim.
Benim gibi düşünen milyonlar olduğunu unutmayınız.
Ey yüce milletim!... Bilmem anlatabildim mi?
Kalbi selam ve sevgilerimle
Samsun, 02.02.2021
Ali Rıza Malkoç

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış
Benzer İçerikler