Toplum 21


7.8.2020

Kuşkusuz ki farklı düşünce ve farklı mantık ne inlerden ne cinlerden etki ile ileri geliyordu. Farklı fikir, farklı mantık ön ittifak içindeki üreten her biri bir totem mesleği olan farklı eylemli farklı totem mesleğinden ileri geliyordu. Ne çobanlar madenciler gibi düşünüyordu. Ne tarımcılar gibi düşünüyordular. Yine tarımcılar da ne çobanlar gibi ne madenciler gibi, ne de balıkçılar gibi düşünüyorlardı...

 

Her biri bir yol, farklı totem mesleği olan (iş kolu, sektör olan), totem meslekleri her biri farklı bir tutumdu. Farklı bir düşünme ve eylem tarzıydı. Ve mesleklerin farklı mantıktı düşünme, farklı algılama, anlama anlatma kalıbı olmasından ileri geliyordu.

 

Sadece farklı düşünce olması bağlamında ele alındığında demokrasi, geçmişin yani başlangıcın üreten farklı totem meslekli ittifaklarına izafeten; şimdi içinde olup bitenlere karşı belirlenim olan başlangıcın kolektif etkisi hiç anılmadan içinde olunan mücadeleye fikir özgürlüğü DEMOKRASİSİ deniyordu.

 

Demokrasi bir anlamıyla; ön ittifaklı totem meslekli grupların karşılıklı görüşmesine benzetimle; üretim gücü sahibi kişilerle kişisi emeği olanların karşılıklı oturup iş sözleşmesi yapmasıydı.

 

Demokrasi farklı totem mesleklerinden kaynaklı geri bildirişimdi. Bu bildirişimle; farklı düşünce, farklı mantık, farklı anlayış ve farklı eylemler güden bu girişmeler; sonuçta kolektif bir üreten ilişkiyi verecekti. İşte üreten (sömüren) ilişkiyi verecek olan bu disiplinine demokrasi denecekti.

 

Yine demokrasi; görece kolektif ilahlar temsilciliğine dayanakla, parlamenter sistem gibi söylemler adı altında kolektif üreten ilişkilere bağlı düzence değişmelerle, süreci kesikli sürekli yapıyordu.

 

El gelişme içinde kişi olmanın, zalim olmanın, derebeyi olmanın, kral olmanın namını; mevcut yapı içindeki kolektif oluşları anmadan, kişisi irade sahipli ama sürecin kolektif yapısını oluşuyordu. 

 

Neyin üzerinde bileşiyorsanız (ittifak ediyorsanız) o nokta çevrim eksenidir. Bileşim simetrisidir. İttifakınız kutsaldır. Baştan beri, kolektif oluşu ortaya koyan ölçü neydi? GENEL yarardı.

 

Bu nedenle ilaha göre genel yararı gözeten kolektif alanın çevrim ekseni dokunulmazdır. Kutsaldır. El 'e göre kutsallık ise mülk sahibi olanını takdirinde bulunan dilemeydi.

 

Bu dileme nedenle kimlerin özel yararı (nasibi) vardı. Özel yarar içinde, köle sahipli alanın çevresi kutsaldı. Dokunulmazdı. Ve adalet, nasiplilerle mülkün temeliydi. Mülk te El takdirinde kimi kişilere verilen ayrıcalıktı. Soyluluktu. Asillikti. Aristokratlıktı.

 

Çevrim ekseni; ilahi dönemle ön ittifaklarda totem meslekli grupların karşılıklı üretim hareketiydi.  El dönemin deki çevrim ekseni de kişi sahipli mülke ait çalıştıran ve çalışmak zorunda olanın üretim ilişkisiydi. Yani El ile çevrim ekseni; mal mülk ve insan sahipliği olan köle sahipliği ilişkisiydi.

 

Çevrim eksenine tabi yöre; etki alanıydı. Etki alanı olan veya dokunulmaz olan merkezleri kutsama işi kıblenizdi. İstikametinizdi. Kıble kutsama biatiyle nereye nasıl yönelip; yönelimle neye, nasıl döngü sel olacağınızı bilmenin pusula kılınmasıydı.

 

Pusulanın yönüne göre kıble olan kutsama merkezlerinin, etrafında tur atılacaktı. Bu maddi ve manevi ibadetle imandı. İbadet (eylem) iman merkezine şartlandırma ile şartlı öğrenmeydi.

 

Kutsama şartlı öğrenmeyle çevresi dolaşılan edimseldi. Merkezde olan takdir olana göre üreten ilişkiyi veren manayı kutsuyordunuz. Kıble, ön ittifaklı yönetim merkezlerinin yerini alan köleci ittifak merkezleriydi.

 

Kıble, kimi kişilere takdirle verilen mülkü ve mülk sahibini kutsamaydı. Takdisti. Ve kararlar sahibinin kararlarına göre girişmekle üreten, köleci ilişkiyi kutsamaydı.

 

Kıble köleci mana yüklü çevrim ekseniydi. Kıble eylemli ibadetin ve maksadın çevrimi içindeki yol haritası da kıblenizi bulmanızdı. Biatinizdi. Mülk sahibine boyun eğmenizdi.

 

Kıble; taat ve itaati iman akdini veren döngünün merkezi veya tavafın merkeziydi. Kıble, iman ahitti süreci size anlatan, iman ahit yaptıran egemen kültürün olduğu yerdi. 

 

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış