Toplum 22


8.8.2020

Size iman ahdi yaptıran egemen kültür size göre ne taraftaysa o taraf sizin kıblenizdi. Kıble, akit merkezinizdi. Kutsalınız ve dokunulmazınızdı. Özel anlamda Paris'e göre Kudüs kıbleydi. Yine özel bağlamıyla belli süre için Kudüs Medine’nin kıblesiydi.

 

Çünkü Ortadoğu El kültürü, aynı iman ahdini veren kült merkezinin kutsanmasıydı. Kıble size göre kült merkezinin bulunduğu yönündür. Siz de eğer o kült merkezi ile ahit etmişseniz, siz o kült merkezinin çevresisiniz.

 

Amon Ra kült merkezli kıble; köleci Mısır ittifakını oluşurken; Parsyada mazdek, hürmüz kült merkezi ile Anadolu’da da Kibele tapım ve ittifak kült merkezi birçok kıbleler vardı.

 

Bir zamanlar Eridu, Ur, Uruk, Lagaş vs. ahitle kült merkezli kıbleler vardı.

 

Oligarşin ittifaklı merkezler büyüdükçe İnanna, Gılgamış, Dumuzi vs. kült ekseninde Mezopotamya ve çevresinde önce Akad’ın, Nişin, Babil’in, Asur’un sonra da giderek Kudüs, Mekke merkezli dini kültlerin ahit merkezleri; manaca, eylemce ahit merkezleri olmasıyla birlikte kıbleler hep değişken kıblelerdi.

 

Çevrim eksenine kutsallığı veren etki alanı dışa doğru fetihçi anlayışla genişlemiş te olsalar tüm yeryüzünce kabul gören, fiili saygı duyulan güç merkezli kıbleler değildiler. El iman ahdi iman eden kişiler olmanız dışında başka hiç bir bağıntı tanımıyordu.

 

Kıble El iradeli ahde imandı. Kişi El iman ahitle olan çevrim ekseninde El 'i ve El anlayışlı manayı, köleliğini ve kendi kulluğunu buluyordu. Zaten kimin kulusun? Diye soruluyordu.

 

Kıble; egemenliğin, egemence mülk sahibi kişi veya oligarşin mana anlayışlarının merkeziydi. Oysa ön ittifaklı kült merkezleri üreteniyle kolektif sahipli, kolektif yöneten, kolektif iradeli ÜRETİM ahdi ile olmanın kült merkezleriydi. Kişi çevrim ekseninde kendisini buluyordu.

 

Ön ittifaklı ahit merkezleri: karşılıklılık ilişkilerinden doğan; kolektif gücü, kolektif iradeyi, kolektif bilinci, kolektif yetenek ve kolektif kapasiteyi veren yönelimle merkezin herkese kendi kapasite oranında çekim kuvveti veren güvence olmasındaki bağıntı sal birliğin gücünde doğuyordu.

 

Ön ittifaklı kült merkezi, üreten ittifakla birlikte İNSANDI. Kutsanan da üreten ilişkiler üzerindeki insanın kendi insanlığıydı. İnsanı ilahlar ve ilahların iradesi yaratmıştı.

 

İlahlar geçmişiyle bir totem alan içinde faal olmuş totem soylu yalıtım içinde yetişmiş sosyolojik birimlerdi.

 

İlah tanımı teorik olarak temas eden yapılar kümesi içinde kesişen sosyolojik grup kişileri ile gündeme gelecekti. Ve o kesişim kümesini veren sosyolojik grubun birliğiydi. İttifak yapan süredurum içinde ilahlar kendi kararları olan gruptu. İttifak yapan gruptu. ÜRETEN totem meslekli kişilerdi.

 

Üretmeyen grup ne ilahtı. Ne kararları vardı. Ne de bekçi, savaşçı köle olmadan ittifak edebiliyorlardı.

 

İnsanın insanlığı geçmişte sağlatan çekirdek hareketi ile başlayacaktı. Çekirdek hareketi üretim hareketi ile taşlanacaktı. Üreten çekirdek hareketi sadece ittifak yapma gibi bağ sorumluluğun dışına taşacaktı.

 

Taşan, taşıran insanın duygusu değildi. Üretim hareketindeki artı değerdi. İnsanın değil, insanın kolektif duygusu artı değer üzerine bindiriş yapılmakla etkili oldu.

 

Böylece üreten artık değer çekirdek bağ sorumluluğu etrafında birbirinin yerini alabilen girişim kuvvetiyle; kıblenin dışına duyulan sorumluluk içinde belirmekle insanlığı üretiyordu. El kulluk dışında insanlığı üretemezdi.

 

Çekirdek alanın (kıblenin) dışına duyulan sorumluluk, özgecil olma üzerinde zorunlu ve yine hem bencildi. Hem de kendi dışına taşan çevresel, evrensel sorumluluktu.

 

Kolektif alan dışına duyulan bu sorumluluk, ancak ve ancak birinci sorumluluk (kıble) alanının aşılmasındaki toplumsal güçle ve bilim teknikle ortaya konabilen bir sorumluluk içinde inşa olmanın insanlığıydı. Merhametle, şefkatle başlasa da bilinçle devam ediyordu.

 

El hareketini veren niceleyişler içinde kolektif alan gücünün bileşkesi, giderek kolektif oluştan bahsetmeden devlet ana, devlet baba söylemli saptırmalara dönüşecekti.

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış