BABASININ KIZI


Düşlerin izindeyim, baba ve sevecen iklimde saklı bir sır olduğumu tek bilendir Rabbim ve semazen eteklerinde bu düş’ün, sen düşündüğümden de fazlasın ve bir o kadar yakın.

Kıraç topraklarda saklı ruhum.

Ruhumda devasa bir perde.

Akasyaların gölgesinde s/üzülen ah, o yürekten dökülen.

Maviden bir muhtıra verdi evren bana ve solumda biteviye kat çıktığım asla değil yalan, baba ve gidişinden bu yana herkes ve her şey öylesine çark etti.

Tebessümlerimi saklı tutuyorum iç cebimde.

Yüreğin çeperinde girift heceler ve yalnızlığım, baba ve senin korumacı kimliğinden payıma düşen, baba…

Her ne kadar severken temkinli olduğumu söylesem de…

Ses etmeden sevmekten de ötesi.

Zincirleme duygularım baba ve akranlarımdan o kadar farklıyım ki.

Azat edilesi dünün matemini tutmuyorum artık ve yarına diktim gözlerimi ve aralıksız sevgi ve umut da dikiyorum.

Renklerden renk beğen, babam.

Çadır kurduğum bir ova gibi bazen şiirlerimle ruhumu ovaladığım ve işte ana haber bültenlerinde geçen o alt yazı.

İç sesimle yaşıyorum dış sesin baskınlığında oluk oluk taşıyorum, baba ve Rabbime koşuyorum.

Kaderin ve hidayetin kollarına attım kendimi ve düş yakalarında gerçek neyse iç içe her şey ve içimdeki deniz bazen bir dehlize dönüşüyor, baba.

Hep mi patavatsızdım ben?

Hep mi sözünü sakınmayan?

Hep karşı gelirdim sana bir yandan da kurallarına uyardım ve ben artık itiraf ediyorum bir ‘’bir emir eri’’ olduğumu.

Firar ettim defalarca tıkıldığım zindandan.

Feda ettim düşlerimi ve hayallerimi nelerin uğruna.

Sancılı bir gün hatta sancılı bir ay hatta sancılı bir ömür ve işte pekiştireni yazdıklarım bir de yazmadıklarım bir de içimde saklı yasım bir de yasalara uyan o temkinli ve dünyaya saygılı bir insan.

Elem kuşlarım var benim baba.

Efkârın dibindeyim.

Yere çömelip de toprağı okşuyorum aslında senin ruhuna d/okunuyorum ne zamanki elime alsam kalemi sadece umudun tecelli ettiği yazın dünyamda yazarak kendimi ele veriyorum ve katık ettiğim inanç elbet müdaviyim duyguların bazen ters tepen bazen boyumu aşan.

Öylesine bir izdiham ki baba maruz kaldığım…

Sonra ne mi diyorum?

‘’Lütfen beni mazur görün!’’

Kime mi diyorum?

Aslında kendime çünkü kendimi kendimden sakındığım kadar kendimle uzlaşmak adına çabalıyorum.

Onun da dediği gibi…

Kim mi?

Boş ver baba sen sadece sözcüklerime odaklan…

Ne mi dedi?

‘’Kendine yatırım yapıyorsun.’’

İyi de ben zaten bunu yapmadım mı bir ömür?

Önce aklıma yatırım yaptım ve okul yollarında neşeyle dönendim elbet beynimdi benim tek sermayem.

Sonra düştüm yollara ve devindiğim nice mekân bir mesleğin erbabı olacakken sonra bir diğeri sonra…

Yoksunum baba.

Ama çok zenginim çünkü içimdeki ganimeti ve serveti ve coşkuyu dağıta dağıta çoğalıyorum ben ve bazen fazlasıyla azımsıyor insanlar beni.

Andıkça seni.

Ar bildiğimse benliğimi ve kişiliğimi…

Arz ettiğimse içimden geçen.

Ayıp olmadığını bilsem de sevmenin artık ses etmeden seviyorum tıpkı senin beni sessizce sevdiğin gibi.

Ola ki açık vereyim.

Neyin açığı mı?

Ne olursa olsun bazen hüznüm bazen neşem bazen sessizliğim bazen çıldırdığım sonra sakinleştiğim sonra kendimle hesaplaştığım.

Harcadığım neyse aslında yazdıklarıma malzeme, baba ve en büyük yardımcım Allah ve ben Allah’ımı her gün daha da çağlayan bir aşk ile seviyorum. Elbet insanları hep sevdim ve önemsedim ama artık biliyorum ki; insanlar fazla sevilmekten haz etmiyor ve ansızın hedef tahtasında buluyorum kendimi.

İnsanlar yüreklerini nadasa almışlar ve kredi kartlarıyla sevişiyorlar bu yüzden artık eskisi kadar itibar etmiyorum tüketilen neyse şükür ki ben kendimi tükettim sadece ve de kendimi kazandım sonunda elbet Rabbim bunu bana lütfeden ve insanlar sadece bir aracı ve işte beşeri duyguların kat çıktığı hidayet öncesi salındığım geçici bir dünya bazen Araf’ta kaldığımı nasıl da kuvvetle hissediyorum, bir bilsen…

Bazen öylesine sıkıntı yaşıyorum ki; kabir azabının bir türlü hayata uyarlanmış versiyonu ama detay veremem baba çünkü beni sevmeyen insanlardan aldığım darbe ile öylesine istiyorum ki kimi zaman yanına gelmeyi ama hayatı da pek bir seviyorum elbet kazandığım o farkındalık ve az biraz farklı olduğumu da artık kabul ettim.

Teknolojinin uzağındayım ve beceremediğim çok şey var.

Akıllı telefonlara ise itibar ediyorum çünkü aklımı muhafaza etmek zorundayım.

Akıl yürütmelerimle de çok şey aştım ve daha neler var beni bekleyen, bir bilsen bu yüzden yanına gelene kadar epey işim var dünyada halletmem gereken.

Hür müyüm?

Asla.

Mutlu muyum?

Bunu itiraf edemem asla.

Yalnız mıyım?

Hem evet hem hayır.

Dünümdesin ama anıma da sirayet ediyorsun ve eşleştiğim duygulardan bir çıkarım yapıp kelimelere döküyorum duygularımı yoksa nefes almam iyice imkânsızlaşır.

Hulasası içimden geçen neyse bu anlamda dışa vurmak hem kolay hem imkânsız ve söylemediğim o kadar çok şey var ki ama bilen de biri var madem.

Bir bilinmez belki de beni baştan çıkaran ve baştan yaratacak olan elbet içimdeki ekin ve düşler ve dışımda saklı rüzgâr ve kayıp ruhlar ve ben kendimi her ne kadar bulmuş olsam da daha çözmem gereken çok şifre var, baba ve benim şifam inanmak ve yazmak ve işin ilginci seni dünden de fazla bir sevgiyle yâd ediyorum belki de gidişinin ardından yaşadıklarımızı sen olsaydın asla mı kotaramayacaktık baba?

Bunu söylerken içim sızlıyor ve biliyorum ki Rabbim insana taşıyacağından fazla yük vermiyor.

Yüküm azıcık hafiflesin yine uğrarım sana, baba belki de uğurlayacağım tüm dertlerden arınmak adına payıma düşeni daha da şevkle yapacağım.

Her anlamda şaşkın ve muzip ve huysuz ve kendime göre mutluyum bunu pek yansıtmasam bir o kadar hüzün dolu ama hazan mahsulü olmasaydı yüreğim an itibari ile yazıyor olamazdım.

Yaşadığım kadar yazacağım ve seveceğim de hatta en çok da kendimi: hem belli mi olur ve ben tüm zincirlerimden kurtulup…

Senin bilmediklerin hatta benim dahi bilemediklerim demek oluyor ki; Rabbim nasıl ki kadir her şeye ve içimize ve işte hayata tutunmama budur vesile olan.

Beni sevdiğini biliyorum ve bunu her ne kadar yansıtamamış olsan da bir o kadar sana minnettarım çünkü öğrendiklerimle kazılan o temelde hala sağlam ve ayakta kalmam gerçekten de bir mucize ve mucizeler sağanağında nicesini niyaz ediyorum Rabbimden…

 

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış