BEŞİNCİ MEVSİMİN İZİNİ SÜRDÜĞÜM


Düşlerin muadilidir yazmaya durduğum satırlarda içime çektiğim kağıt kokusu ve de aşkın haris yüklemi iken özleme dönük yüzünde mevsimin, nefsimi terbiye ettiğim ömrün doğasında saklı iken hüzün ve elbet görünmeyen öteki yüzüm…

 

Kışkışladım günü de verilen öğüdü de. Yaşıma denk düşmeyen tonlarca yasın aykırı kıldığı benliğimde sapır sapır dökülüyor mevsimin göz yaşı ve uğurladığım mazim ve çat kapı gelecek şarkım ve anımda saklı kokusu yayılmışken yaktığım tütsüye de kurban verdiğim sözcüklerim ve derme çatma göğün muhasebesini yapan kuş sürüsü.

 

İhya edilesi hani.

 

İmha etmekle mükellef.

 

Kurşun ağırlığında hırkam ve yakut gözleri evrenin her nasılsa temenni ettiğim bir hoşluk bekası elbet yıllanmış ömrün de arka kapısında bekleyen kehanet.

 

Serdiğim değil sardığım.

 

Sövdüğüm de değil asla bilakis sevdiğim.

 

Kokusu tanık ölümün, ölümsüzlüğe nazire yapan aykırı yüreğimde saklı tonlarca sevda ve kıyısından döndüğüm bir günü buyur edip de hikmetini görebildiğim gecede asılı o tebessüm konan da bedenime ağır bir hüküm.

 

Vaveylalar kundaklandı, sokak ve cihan kurşunlandı hala ılık nefesim ve hala aykırım ve hala güme giden varlığı bir terennüm olarak belleyip kayıt ediyorum inzivaya çekilen nöronlarıma da sitem ediyorum çünkü dingin bir özlemle ve çektiğim restle kötüye, aklım sıra ihya ediyorum evreni.

 

Kimin umurundayım oysa kimlerin nazarında sefil bir töhmetten başka bir şey de değilim.

 

Göğün açık kapıları ve buyur edilen bir ay aslında ay yüzlü kadın aslında yıldız bakışlı adam aslında aşkı nankör edalarla dışlayan insan motifleri ve işte gözümden düşen yaş ve yeis belki de içerlediğim kim ise bir ömür.

 

Şaşkınım.

 

Sefilim.

 

Aşka nazireler ediyorum ve yetinmiyorum: daha çok seviyorum.

 

Bilinmezi kuşandım, sevgili ve idare ediyorum sözüm ona sapmadığım rotamda dümeni kırmaktan da son anda kendimi alıkoyduğum.

 

Uğurladığım insanlar.

 

Uğur böceğim belki de yürek dolusu t/aşkın ve işte izbelerde salınan gölgelerden uzak duruyorum ve laneti def ediyorum.

 

Bir sure.

 

Nice sure.

 

Suretler.

 

Kefil olduğum yalnızlığım ve mağdur düş yakam gel gör ki düşmüyor da yakamdan düşler ve boşa kürek çektiğimi bile bile yazıp seviyorum belki de sevip yazıyorum belki de kendime olan yabancılığımı soyut bir tabloda güncelliyorum nice vurgun yediğim nice yorgun geçen günün yüzü suyu hürmetine sakin bir mizaç diliyorum Rabbimden gel gör ki yedimde meysem biliyorum ki yedi yüzümde de aynısı olacağım.

 

Yetmez ki yetmiş sene.

 

Yetmez ki bir asır.

 

Sırlara serildiğim ve koynumda güncem ve b/ağrımda nice bilinmez belki de en çok ağrıma giden yok sayıldığıma delalet tümden gelen rüzgârın beni savurmaya dahi değer bulmadığı.

 

Değer mi değmez mi, demenin bile mukayesesini yapmıyorum ve tonlarca altın değerinde olsam da yok sayıp benliğimi aşkı kurşunluyorum ve ıskaladığım mutluluğa iman gücümle sahip çıkıyorum.

 

Sevgiden ibaretim.

 

Yalnızlık ise hurra.

 

Yâd ettiğim ne ki ya da yaren bildiğim ya da yârin tok sesinde sürünen ismim.

 

Bir kilitsem ve kapalı iken yüreğim.

 

Bir şifre isem ve hala çözemediğim içimdeki çocuk yakam ve kasamda saklı nice ziynet belki de yüz görümü belki de düş görümü belki de tecelli eden görünmezliğimi sunduğum ilk sahne ve ellerimde yeminler ve göğsümde kitaplar ve başım bağlı iken bir kez aşka ve acıya ve set çekemediğim duygularım hala tebessüm dilendiğim hani peşi sıra sürüklendiğim.

 

Bir manivela.

 

Bir körüklü nota.

 

Belki de kıyıma uğrayan varlığım gel gör ki kıyama duruyorum ben her geri püskürtüldüğümde ve daha çok dolup daha çok boşalıyor iç sesim ve yetinmeyi şiar edinsem bile severken yetinmiyorum üstelik acılarla hemhal ve geniş açılı yüreğimde ekinlerin mahsulü iken sessizlik ve kaleme döktüğüm şiirler aslında yokuş yukarı koşup kendimi ansızın uçurumdan bırakmaya dünden razı…

 

Ölümü diktiğim.

 

Aşk iken rencide edilen.

 

Aslında tümden gelen bir kazanım elbet tüm k/ayıplarım.

 

Düş gücüme yenik düştüğüm elbet aşkın da bekası iken özlem ve çaresizliğin minvalinde her sevgiden nem kapıp aşka kanat açtığım üstelik sihrimle ve gizimle izini sürdüğüm beşinci mevsimin…

 

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış