BİR ŞİİRE MEYLETTİĞİM


Ölümü dillendiriyorum adeta: gecenin perçemine takılı mısralar bir şiirden de öteyim.

 

Öteki yarımda saklı bahar mevsimi ve güncemi devamlı kıldığım elbet yokluğun haznesine düşen sözcüklerim.

 

Kardığım bulutlar mevsimin sönük ferine eşlik eden birer umut bohçası gel gör ki bohçamdan çoktan firar etti mutluluk ve işte dikişleri sökülen perde.

 

Yankılarımın nezdinde şehir de çağlıyor asla dokunaklı bilmezdim demeye ne hacet? Hele ki şehre eşlik eden yaşlarımda boğulmadım mı ben bunca sene?

 

Bir şiire meylettiğim o devasa pencere ve içimde saklı rüzgâr ki rüzgâra tebessüm yükleyen bir neferim ben gün ve gece ve nöbete durduğum acılardır beni yoksun kılan belki de sırıtan gözyaşım mevsimin terli alnında saklı huzmeler ve işte çatışıyor iç sesim nöbet geçiren mevsimle.

 

Sahi neyin nesidir bunca yanlış?

 

Direktif aldığım koca ömre itaat etmenin bedeli midir sessizliğe eşlik eden uğultu ve gözlerimi alamadığım karanlık üstüne üstük el yordamı bulduğum yolumu.

 

Bir kanaviçe desende saklı göğüs kafesim ve dikiş tutmayan şiirlerim: ölü iklim öldüren isyanı kaderin üstelik ses etmediğim.

 

Tutacağım da neresinden hele ki tuttuğum yer kalırken elimde ve şimdi başıma konan postacı güvercin artık hangi ölüden taşıdıysa yüreğime yazılmış ve okunmamış son fermanı…

 

Çiğnenen vecizeler.

 

Çiğnenen çığlığım.

 

Bir hattın aşkında mı saklı yoksa sırları?

 

Bilemediğim kerelerce.

 

Kalemi bilerken acının nefesiyle…

 

Ve ıslıklanan yalnızlığım: gece nöbette; şiir nöbette.

 

Farz bildiğim bir ferman günü b/öldüğüm hece hece.

 

Annemin sesinde saklı benim mutluluğum.

 

Mutluluğumda saklı tüm yazdıklarım.

 

Tüm yazdıklarım ne ki hele ki söyleyemediğim binlerce satırda saklı iken yüreğin eşlik ettiği bunca yenilgi.

 

Varlığıma binaen dilimlenen yüreğim ve tezat gölgelere baş koyup dillendiğim kadar da direndiğim.

 

Nazarında ömrün kifayetsizliğim bir sicime denk düşen gecenin na’şı ve akıttığım gözyaşı şimdilerde eksikliğini duyduğum mazi…

 

Kapışan zaman ve nice hatıra bir bukalemun yalnızlığı fıtratın iniş çıkışlarında saklı mecazi firarım.

 

Bir şiirden fazla.

 

Fazla olan varlığımla ünlendiğim acılarla.

 

Ket vurulan mutluluğa sahi adı neydi dünün ve yarının?

 

Kıtlama yaptığım bunca şiir ve şerit değiştiren dizelerim bağı çözüldükçe yeminlerin aşamadığım köprüler belki de yaktığım gemiler.

 

Oysaki gülümsediğime kani idim bir zamanlar dünde kalan yarım yarının da meali iken varlığımda kasıtsız bir ihbar lekesiz alnımla lekeli bir şiir yazmak ne haddime ve dokunduğum her hayal uçuşurken yokluğa kanıksadığım bunca hüzün elbet izdihamı ömrün nihayetinde şiirlere düşüp de yolum…

 

Şiir olmak ne güzel/miş ölüm koksa da ellerim kalemimle ettiğim yemin bir gölgeye denk düşsem de zaman zaman şükürler olsun ki minnet etmediğim ve şükrümde saklı dualarım etmeye doyamadığım ve de yazmaya ölüm kokan mevsime selam olsun şiiri nezdinde yol aldığım ne hikmetse…

 

 

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış