Sorgulama


5.6.2020

                                           Sevgili Can fedacığım

          Bugün 28.Temmuz.2020 ve saat  03:11 suları hava siyaha boyanmış vaziyette ve evren göz bebeklerini gök kubbenin arşına taşıdığı vakitte yazıyorum mısralarımı hasretle sana…Duyguların kağıda mürekkebi ile dokunduğu şu anda klasik müzik çalıyor taş plakta. Yanı başımda boş bir sandalye, masamın üstünde bir fincan acı kahve, odam da her zamanki gibi dağınık biraz. Kelamın kalem vasıtası ile duygularımı ifade etmesi amacıyla içimi döküyorum inci inci beyaz kağıda

       Gece ve sessizlik; Komşular uyku taliminde olmalı sıcak döşeklerin üstünde, hava bir hayli sıcak sadece gecelik ve yahut bir don, bir fanila yeterli olmalı uyku için. Eminin şimdi sende mışıl mışıl uyuyor olmalısın, nede olsa saat 8:15 de işe gitmek üzere uyanman gerekiyor. Hızlıca giyinip hazırlandıktan sonra kısa süreli atıştırmanın ardından saat 8:30 da  arabanın kontağını çevirmiş olmalısın. Aynı yoldan aynı saatte geçerken saat 8:45 de aynı benzinlikte ve aynı pompacı da benzin alırken aynı kartınla ödemesini yapmalısın. Ve saat tam 9:00 da iş yerinde masanın başında olmalısın saat 9:01 olsa ne kadar hazin olur değil mi?

    Bende uyumak isterdim; huzur içinde ve şefkatin kucağında, kokunu ciğerlerime teneffüs ederken fakat bedenim ne zaman uyanmak isterse o vakitte uyanacağı bir döşekte ve canım ne isterse onu yiyebileceğim sofrada. Üstüne su dökülerek uyandırılan biri olmamanın güzelliğinde. Yolculuğumuz hep farklı yöne farklı yollardan olacağından arabanın benzinini de farklı istasyonlardan alabilirdik seninle.

   Bugün boş bir ahşap masa ve yanında hali hazırda kullanılmak üzere duran ahşap sandalyelere gözüm takıldığı o anda hedefini vurmak üzere yaydan fırlatılan ok gibi saplandın sen aklıma. Ve o andan itibaren sorgulamaya başladım yaşamın amacını ‘’Yaşamı anlamlı kılan asıl neden ‘’ .Koskoca atfedilen dünyada, onca insan yığını arasında, hiç bitip tükenmeyen koşuşturmaların içinde yaşam serüvenini; Gözlerimin boş bakışları altında yüreğimin derin çukurları içinde sorguladım uzunca bir süre. Bir nedeni olmalıydı yaşamamın ‘’İkna edici bir nedeni’’ .

   ‘’Düşünüyorum o halde varım’’ varsayımının gölgesinde düşünüyordum bende. Geçmişi üzüntü ile geleceği kaygılarımla düşünüyordum ve  seni endişe içinde sis perdelerinin arasında gel-git’ler dâhilinde anıyordum. Düşünüyordum o halde yoktum! Geçmişin üzüntülerinde hasrete boğulurken keşkelerimin arasında; Geleceğin bitip tükenmek bilmeyen belirsizlikleri içince ‘’acaba?’’ Sorusunun ağırlığı altında düşünüyordum seni endişe içinde. Yoktum ben o zaman bu sandalyenin üstünde ve şu an ’da yoksa hiç mi var olmadım ben sensiz…

   Aç kapını ben geldim. Balkonundan el sallayabilirsin şuan aşağıda yağmurun altındayım ve yahut ıslık çal köşenin başında ki direğe, direğin dibinde beton bloğun üstündeyim. ‘’Kimsecikler yok mu’’ dedin. O zaman kapat kapını, ört pencereni ve indir göz kapaklarını ve derin bir nefes al bak yüreğine orada olmalıyım, ben varım! Can fedacığım sende… 


           Gözlerinden öperken hasretle seni; dualarımla sarılır uyurum sana…

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış