YAŞADIĞIM KADAR YAŞATMAK UMUDU


Bir dilemma dilenen belki de dillendirmekten yoksun olduğumu düşündüğüm o lafügüzaf.

 

Sözcüklerin albenisi.

 

Hayatın haşmetli sağanağı ve gök gürültüsünde saklı ihaneti insan nefsinin, ayyuka çıkan kinin ve gölgelerin de katığı iken hasretini duyduklarımız bazense haset edilenle eş değer dostluğun şemsiyesine sığınan çetrefilli düşler ve bir uzam aşkın şakıdığı belki de bir uzay boşluğu gaipten gelen gölgelerin kapıştığı.

 

İri damlaları sağanağın rahmet başlığı altında kürediğimiz mazimiz ve kaderimiz ve esefle yuhalanan iç ses ve işte düş pazarında tezgâha çıkan hayaller.

 

Alan bir pişman.

 

Almayansa şişman bir garezle söylendikçe söyleniyor ve kıyısından döndüğümüz ölüm; adeta üzümünü ye de bağını sorma dercesine söylemler kundaklanıyor ve gece eşkâlini unutuyor dolunayın ayak izini takip ederken kuruyan boğazına rahmet biliyor içindeki sağanağı.

 

Bir gölet.

 

Bir aşka namzet gök kuşağı.

 

İpini koparan asılıyor göğün sicimine kancalar takılı rüzgârın da boynuzladığı her kırık dalda dünümüz asılı belki de kopacak kıyamet öncesi ne çok hezimet birikiyor şiirin kıyılarında ve kılkuyruk gölgemiz peşini topluyor düşlerin.

 

Güne tünedim günü küredim belki de onlarca sene evveline düşüp de yolum bir hastane odasında annemin sıcak göğsüne başımı dayadım usulca ve haşmetli sağanağı dindiren mutluluk gözyaşı ile susuzluğumu giderdim mademki merhaba demiştim dünyaya mademki menkıbeler sunmuştu babam evrene ve düştüm kollarına ailemin ve hayatın üstelik beni neler beklediğinin de umurumda olmadığı ve çekeceğim acılara henüz hazırlıklı olmayan ufacık bedenimle ve kırmıza saçlarımla girdim hayatına ailemin.

 

Günü devirdim.

 

Mayısı da uğurladık uğurlayacağız ve işte Hazirana düştü yolu tüm dünyanın en çok da düşlerin kursağında kalan gerçeklerle ben mutlu olmak adına gerekçeler sunuyorum hayata ve akışkan rahmete ödün vermediğim hayatımın eşkâlini çiziyorum.

 

Bir noktaya denk d/üşüyorum madem.

 

Madem iki nokta arasında gidip gelip de en kısa yol biliyorum o çizilen doğruyu ve doğruların peşinden sökün ediyor düşlerim ve gerçeklerin sırtını sıvazlayıp yarım ağız gülüşlerimi de tamamlıyorum inzivadaki ruhumla eş düştüğüm kalemin seyrüseferinde içimden taşanları bir bir kayda geçiriyorum.

 

Göğün resitali ve bulutlar oynaşıyor isli gecenin güzergâhında yolum illa ki aydınlığa düşüyor ve bedenim üşüyor Hazirana yürürken ve sözcükleri kırpan benim bu sefer üstelik yıldızları kırpan şaire inat ve tüm güzelliklere biat dış sesle kapışan iç sesimin latif esintisinde ekmeği öpüp yemin ediyorum ve sadece Rabbimle aramızda ettiğim yemin ve de tövbeler.

 

Yüreğin de retinası.

 

Aşkın minvali.

 

Göğün haznesi.

 

İçimdeki ganimet.

 

Düş rüzgârında uçuşan yapraklar aslında asılı kaldığım gün ışığını geceye naklettiğim ve duvarlarımda asılı tabelalar elbet kimselerin görmediği ve içimi yıkan sesler kimselerin duyamadığı ve ben pınar başında bir şehirli kızım köyümün kokusuna hasret aslında köyüme hasret aslında İstanbul’un b/ağrından kopan aile geçmişimle İstanbul’a ait ve sevdalı ve yurdumun tüm köylerini de bilfiil sahiplendiğim.

 

Sözcükler yalın.

 

Aşk akışkan.

 

Aşka namzet içimdeki alyuvarlarım ve akyuvarların nazarında beyitlere sunduğum her zerrem ve kanımın son damlasına kadar vereceğim mücadeleyi doğduğum ilk günden beri içime sindirdiğim ve kabullendiğim.

 

Rutubetli sesi yalnızlığın ve bingo.

 

Kök hücremde saklı şarkılar ve bilinmezin uğultusu ve umuttan taşlar döşüyorum yoluma ki yoldan çıkmamak adına çalkantılı mevsimlere asla itibar etmediğim ve şerh düştüğüm her gecede saklıyım ve sabıka kaydımda lekesiz bir mazi ve azığa aldığım düşlerim.

 

Uyudum.

 

Uyandım.

 

Aslında uyumadan uyandım çünkü bu gün benim doğum günüm kaç seneyi devirdiğimden ziyade bir m/eziyet iken yaşanmışlığın kisvesi ve küspesi elbet nasırlaşmış acılarım da yok benim en çok da kırılgan yüreğime nazireler sunuyorum ve doyumsuz ruhumla kanat açıyorum yeni yaşıma ki yaşsız geçirmeyi umut ettiğim ve dündeki tüm acıları da tehir ettiğim.

 

Sözcüklerim dokunulmazlığı var ve yüreğimin asasında kıvılcımlar saçan gönül gözüm.

 

Peksimet tadında aşklar.

 

Aşkın da şahikası iken şiar edindiğim bilumum hüzün ve göğün küpeştesinde resmigeçit yapan son bir senem hatta öncesi de ve sonrasına nazımla niyazımla meylettiğim bir veri tabanı adeta tokuşan iç sesime kimi zaman baskın çıkan dış sesin tezahürü iken yılkı atları ve mahmuzladığım coşkum genelde kabımdan taştığım ve aşkın şahikasını sağdıcım bellediğim ve ellerimde yumuşak d/okunuşlar kimi zaman fermanımı yazmaktan gocunmadığım kimi zaman iç sesimle her hasbıhal ettiğimde mahcup bir edayla nazlandığım bazense acıyla s/özlendiğim.

 

Günü kapattım işte.

 

Haftayı da kapattım ve Mayıs’ı da gömdüm arka bahçeme ve yeni bir yaşın eşiğinde ninnilerle beşiğini sallıyorum umudun ve düş perimin de kulağına fısıldıyorum.

 

Yarım ağız bir mutluluk dilemiyorum bilakis kocaman bir gülümseme talep ediyorum kaderden ve Rabbime verdiğim her sözün de arkasındayım.

 

Şansım.

 

Devrim.

 

Dönencem.

 

Delişmen ve de fevri yüreğim.

 

İkbalim bir yıldız ve ben gül bahçemden firar ediyorum bu gün ve düşlerime çelme takan her aykırı soluğu susturuyorum belki de bana sunulan rahmetle ve nimetle içine sığındığım kozamdan yeniden uzatıyorum başımı ve göz kırpıyorum gökteki rahleye az sonra uçacağımın da garantisi iken ipek teninde gecenin gezinen nefesim ve aşkın tok sesinde dinginliğe özlemim…

 

Yaşadığım kadar da yaşatmak umudu.

 

Yaşadığım kadar yazmaksa aşkın ta kendisi.

 

Yanmanın da meali iken binlerce cümle kalemden fışkıran aşkın ve telaşlı yüreğimin de sırnaşık göz yaşı ile olan hasbihali…

 

Bu gün mutluyum ve bir ömür bunu diliyorum Rabbimden ve herkes için gelsin iyi dileklerim…

 

Sahi en ara geçti bunca zaman ve bir ömre meyleden delişmen mizacım aşkla devinen iç sesimden mustarip selam olsun tüm güzelliklere ve güzel insanlara ve güzel kalmanın da ta kendisi iken iman gücüne eşlik eden o umut deryası elbet sevginin hizmetinde bir latif esinti iken düş gücümde saklı tüm cümleler de armağan olsun evrene…

 

 

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış