MENÜ
ESA E- DERGİ
DUYURULAR
SON 5 ÜYEMİZ
BEĞENİLENLER
Ahmet Hikmet Müftüoğlu Hayatı Edebi Yönü Eserleri
Ekleyen : Şahamettin Kuzucular , 30 Haziran 2011 Perşembe Beğen



Ahmed Hikmet Müftüoğlu 

 

1870'de İstanbul'da doğmuştur. Ailesi dönemin ulema sınıfındandır. Babası  Basılmamış bir divana sahip Şair ve Kethüda  Müftüoğlu Sezai Beydir. Müftüoğlu Sezai Bey, tasavvuf konulu şiirler yazmış [1]basılmamış bir divana sahip bir şairdir. Dedesi ise Yunanılılar tarafından şehid edilen Mora Müftüsü Abdülhalim Efendidir. Dedesinin müftü olması sebebiyle şair ve ailesi "Müftüoğlu" adı ile anılır olmuş, soyadı kanunu çıktıktan sonra da şair bu adı soyadı olarak seçmiştir.

Ulema sınıfından bir aileden gelen şairin ceddi. Şiirle ve Tasavvufla ilgilenmişdir. Müftüoğlu yedi yaşında iken babasını kaybetmiş, ağabeyinin himayesinde büyümüştür. Şair, ilköğrenimini Süleymaniye Mahalle Mektebi'nde,  başlamış, Dökmeciler'deki Taş Mektep'te, devam etmiştir. Babasını erken yaşta kaybetmiş olması ile de ilgili olarak sık sık hastalanmakta tahsil hayatı da aksamaktadır. Bun rağmen, Aksaray’daki Mahmudiye Vakıf Rüşdiyesi'nde ve Soğukçeşme Askeri Rüşdiyesi'nde [2]okuduktan sonra Galatasaray Mekteb-i Sultanisi'nde idadiye başlamıştır.  Galatasaray Sultanisi’nde Tevfik Fikret ile tanışıp arkadaşlık kurmuş olur. Tevfik Fikret onun ağabeyinin kayınbiraderiydi. [3] Bu okuldaki yıllarında edebiyata merak sarmaya başlamıştı. O yıllarda okulda çok tanınmış simalar vardı. Recaizade Mahmut Ekrem, Muallim Naci, Muallim Feyzi bu okulda öğretmendi.[4]

Edebiyat merak lise yıllarında başladı. İlk eseri olan “Leyla Yahut Bir Mecnun’un İntikamı” lisede iken Asır Kütüphanesi neşriyatı [5] tarafından yayımlandı. [6] Dördüncü sınıftayken ilk eserinin basılışı edebiyata ilgisini artırdı. Ahmet Hikmet Müftüoğlu Galatasaray Lisesinden Tevfik Fikret ile aynı senede 1888 yılında mezun oldu. Lise birincisi ise  Tevfik Fikret ’ti. [7]

1888'de sultanideki eğitimini bitirmiş, Hariciye Nezaretinde Umur-ı Şehbenderi Kaleminde çalışmaya başlamıştı.[8]  18 yaşındayken  1888 de Namık Kemal’in ölümü üzerine yazdığı “Namık Kemal’e Mersiye” adlı şiiri, şairin edebi gücünü kanıtladığı ilk şiirlerinden biri olarak  dikkatleri çekecektir. Bu şiir şairin bilinen ilk şiiridir.

Bu görevine devam ederken Galatasaray Lisesinde öğretmenlik yapmayı sürdürüyordu. Bu yılarda ilkönce Marsilya şehbenderliği ile elçilik katipliği ve vekaleti görevine başladı. Pire (Yunanistan) ve Poti (Kafkasya) şehbenderliğine vekâlet etmişti. Şehbenderlik vekâleti yıllarındaki boş vakitlerinde tercümeler yapıyordu. Bu yıllar arasında birçok eser ve Fransızcadan roman tercümeleri yapmıştı.1891'de İstanbul'a geri dönmüş ve eski işi olan Hariciye Nezaretinde Umur-ı Şehbenderi Kalemine ve Galatasaray Sultaniisndeki edebiyat hocalığına devam etmeye başlamıştı.[9] 1896'da İstanbul'a dönerek Umur-ı Şehbenderi Kalemi Ser-halifeliğine getirildi. Meşrutiyete kadar Hariciye Nezareti merkezinde çalıştı. Bir yıla yakın Nafia Nezaretinde, Ticaret Müdiriyet-i Umumiyesinde vazife aldı. 

1908’de II. Meşrutiyet ilan edilince görevinden alındı. Ticaret ve Ziraat nezaretinde Umur-ı Ticariye umum müdürlüğüne getirildi.[10] Galatasaray Lisesindeki hocalık görevini Tevfik Fikret bu liseye müdür olunca bırakmıştı. Bu defa Darülfünun, Edebiyat Fakültesi Fransız ve Alman edebiyatları müderrisliğine başlamış oluyordu.

 1908’de Yusuf Akçura, Necip Asım ve Veled Çelebi ve Mehmet Emin Yurdakul ile birlikte ve Türkçü aydınların da içinde bulunduğu bir grubun önderliğinde Türk Derneği’nin kurulmasına öncülük etti.[11] 1911 yılında da Türk Yurdu'nun kurucu üyesi olarak hizmet verdi. Türkçü bir cemiyet olan, Türk Yurdu Cemiyeti 31 Ağustos 1911'de Mehmet Emin Yurdakul ,Ahmet Hikmet, Ağaoğlu Ahmet, Hüseyinzâde Ali, Doktor Âkil Muhtar gibi şahsiyetler tarafından kurulmuştu.[12] Bu cemiyetin yayın organı olarak çıkarılan Türk Yurdu dergisinde de yazıları çıkmaya başlamıştı. Bu dernek ve dergi daha sonra Türk Ocakları derneğine dönüşecekti Böylece Türk Ocaklarının kuruluşunda da öncü isimlerden birisi olmuş oluyordu.  Böylece Türk Yurdu Cemiyeti ile Türk Ocağı'nın kurucuları arasında yer almıştı.

1912'de Peşte ( Pera) başşehbenderliği görevine getirildi. 1918'de İstanbul'a dönen yazar, Mütareke döneminde İstanbul'a döndü. Halife Abdülmecid Efendinin Ser-karinliğine,  Baş mabeyinciliğine getirildi.  Daha sonra da Hariciye Vekâleti Müsteşarlığına getirildi. Harp malzemeleriyle ilgili bir komisyonun başkanı sıfatıyla iki yıl süresince Peşte, Viyana ve Berlin'de kalmıştı. 1922 yılında karısı Suat Hanım’ın ölümü üzerine tekrar İstanbul’a döndü.  Kurtuluş savaşından sonra Ankara 'da Hariciye Müsteşar vekâletini üstlenmiş, Anadolu-Bağdat Demiryolları İdare Meclisi Azalığı ve Elektrik Şirketi İdare Meclisi Azalığı görevlerini de üstlenmişti. Fakat artık hastalanmıştı. Hastalığından dolayı görevinden ayrılmak ve emekli olmak zorunda kaldı. Nitekim Ahmed Hikmet 19 Mayıs 1927 günü karaciğer kanserinden öldü. İstanbul Maçka Şehitler Mezarlığına gömüldü. [13]
 

 
 

EDEBİ HAYATI VE EDEBİ KİŞİLİĞİ

 

Ahmed Hikmet'in  Edebiyat merakı lise yıllarında başlamış,  bu alandaki merakının, “aileden gelen bir haslet olduğunu ifade “etmiştir. İlk olarak Asır Kütüphanesi neşriyatı arasında çıkan Leyla Yahut Bir Mecnunun İntikamı adlı eseri lise dördüncü sınıfta iken yayımlanmıştı. Bu küçük hikâyesi bir taşra hikâyesiydi ve konusu Sivas’ın köylerinden birisinde geçen bir aşk hikâyesiydi. Bilinen en eski şiir ise Namık Kemal’in ölümü üzerine yazdığı bir mersiyedir[14]. Daha sonra şehbenderlik görevi ile yurtdışında iken Fransızcadan Tuvalet ve Letafet ve Bir Riyazînin Muaşakası adlarında iki eser tercüme etti. Fakat doğu ile batı kültürünün çok farklı olduğunu görerek bir daha eser tercüme etmedi.

Şair Tevfik Fikret ile de arkadaş olması vesilesi ile ilk önce Servet-i Fünun ilkelerini benimseyerek 1896 yılında Servet-i Fünn Topluluğun'a katıldı. Bu topluluk içinde iken İkdam ve Servet-i Fünun dergilerinde yazdığı hikâye ve nesirlerini hikâyelerini 1901 yılında  Haristan ve Gülistan adlı eserlerinde toparlayarak yayımladı. Haristan ve Gülistan adlı eserleri kendi ifadesiyle “ daha iyi tesir yapmak, gönülleri heyecanlandırmak için” mübalağalı bir üslub kullanarak, “ağır ve anlaşılması güç Servet-i Fünun dilini işleyerek ve hayal mahsulü konular anlatarak” yazmıştı. Servet-i Funun dönemindeki yazılarında her yönden bu topluluğun dil sanat ve zevk anlayışı içinde eserler vermişti.  

Buna rağmen "Haristan ve Gülistan" adlı kitabı onun Ahmet Hikmet'e Edebiyatçı şöhretini kazandıran bir eser olmuştu. Küçük hikâyeler içeren bu kitabın içinde Avrupalıların "Comte" dedikleri masal çeşidinin Yeni Türk Edebiyatındaki ilk güzel örneklerli bulunuyordu.  Bu eser eski  Edebiyat tarzı zevki ile yazılmıştı.

 

Türkçülük Akımını Benimsediği Dönem

İkinci Meşrutiyetten sonra, zamanı Türkçü ve Turancı düşünceler içine girmiş Tevfik Fikret’le de yollarını ayırmıştı. Milli  Edebiyat  hareketine katılarak Türk Yurdu Derneği, Türk Yurdu Mecmuası ve Türk Ocaklarının kuruluşlarında görev aldı.  Bu süreçte Servet-i Funun dönemindeki zevk, dil, sanat, konu ve diğer tüm edebi tutumlarını değiştirdi. Zaten 1900- ile 1908 yılları arasında hiçbir şey yazmamıştı. Bu süreç aynı zamanda fikir değişim süreci de olmuş oldu.

1908 yılından sonra değişen fikir yapısıyla Türkçü ve Türkçeci yazarların başında gelmeye başlamış, Türkçü ve Turancı yazarlarla birlikte faal görevler alamaya başlamıştı.  Bu düşüncelerini edebiyatına da yansıttı. Bu akıma bağlı olarak yazdığı yazıların büyük kısmını Çağlayanlar (1922) adlı eserinde toplamıştır. “Çağlayanlar” adlı eseri Milli Meseleleri Türkçü ve Turancı düşünceleri dile getiren yazılarının toplandığı bir eser oldu. Bu eserinde yazar arı Türkçeciliğe yönelmiş, fakat bu defa da kelime uydurma ve Serveti Fünundan kalma hayalcilikten kendini yine de kurtaramamıştı. Çağlayanlar tamamen Milli hikâyeler ve nesirler kitabıdır ve 1908' den sonraki Türkçülük hareketlerinin, Milli kültür ve Milli heyecanla yoğrulmuş zengin verimlerden biridir. Çağlayanlarda yazdığı on altı öykü ile Türk hayatının özelliklerini, kabiliyetini, Türk tarih ve medeniyetini anlatmıştır.

Gönül Hanım adlı romanı Tasvir-i Efkâr Gazetesinde tefrika edilmiş ve 1970'de kitap olarak bastırılmıştır.[15] Ahmed Hikmet, yazılarında daha ziyade kelime bulmaya ve üsluba dikkat ettiği için, konulara dikkat etmemekle suçlanmıştır. Buna rağmen 1908 den sonra yazdığı eserlerinde çerçeve konular, Türkçülük Turancılık, Milliyetçilik ve milli davalardır.

Gönül Hanım romanı Ahmet Hikmet'in Türkçülük idealini sembolleştiren bir romandır. Gönül Hanım daha çok bir tarih araştırması, ilmi bir inceleme niteliğinde yazılmış bir roman özelliği taşır. Teknik yönden ve anlatım metotları açısından eleştirilere açık kalmıştır. Olaylar zincir birbirine iyi bağlanmamış, olay örgüsü zayıf kalmıştır. Gönül Hanım adlı romanın konusu irinci Dünya Savaşı sırasında Kafkas cephesinde geçer. Romanda, Ruslara esir düşen bir asker, Türkistan’daki esir kampından kaçarak Gönül adlı bir Tatar kızının rehberliğinde, eski Türk ülkelerini dolaşır.   Bu asker ile Gönül Hanım bir ülkü birliği yapar ve bu kız ile asker arasında büyük bir sevda oluşur.

Kültürel manada Turancı olan yazar Turnacılık düşüncesini: " Bence Türk birliği hatta İslam Birliği demek Türk Kültürünün, İslam İlminin Birliği demektir." Şeklinde izah etmiştir.
Türkçü ve Türkçeci yazarlarımızın önde gelenlerinden Ahmet Hikmet Müftüoğlu Milli Edebiyatcılarımızın milliyetçi hareketini temsil etmiştir.Türkçülüğü siyasi sahada savunan bir yazardır. Müsbet ilimlerle ilgili tercümeler de yapmış ve Hazine-i Fünun ile Servet-i Fünun dergilerinde yayımlatmıştır

 

DİĞER ESERLERİ

Leyla Yahud Bir Mecnunun İntikamı (1890), Haristan ve Gülistan (1890), Çağlayanlar (1922), Gönül Hanım (Tasvir-i Efkar’da tefrika, 1920, yeni yayını 1971), Salon Köşeleri, Bir Tesadüf, Bir Safha-i Kalb, Kadın Ruhu, Silinmiş Çehreler, Beliren Simalar adlı kitaplardır.



KAYNAKÇA 
  • [1] Dr Aslan Tekin, Edebiyatımızda İsimler, Elips Yayınları, Ank. 2005, shf385
  • [2] Anonim,http://www.biyografi.net/kisiayrinti.asp?kisiid=815, son erişim, 22-11-2013
  • [3] Dr Aslan Tekin, Edebiyatımızda İsimler, Elips Yayınları, Ank. 2005, shf385
  • [4] Şahamettin Kuzucular, Tevfik Fikret Hayatı ve Eserleri, http://www.edebiyadvesanatakademisi.com
  • [5] Anonim, Turkceciler.com sitesi Ahmet Hikmet Müftüoğlu maddesi, son erişim, 22-11-2013
  • [6] Anonim, Turkceciler.com sitesi Ahmet Hikmet Müftüoğlu maddesi, son erişim, 22-11-2013
  • [7] Şahamettin Kuzucular, Tevfik Fikret Hayatı ve Eserleri, http://www.edebiyadvesanatakademisi.com
  • [8] Dr Aslan Tekin, Edebiyatımızda İsimler, Elips Yayınları, Ank. 2005, shf385
  • [9] http://tr.wikipedia.org/wiki/Ahmet_Hikmet_Müftüoğlu
  • [10] Dr Aslan Tekin, Edebiyatımızda İsimler, Elips Yayınları, Ank. 2005, shf385
  • [11] Şahamettin Kuzucular, Mehmet Emin Yurdakul Hayatı ve Şiirleri, http://www.edebiyadvesanatakademisi.com
  • [12] Şahamettin Kuzucular, Mehmet Emin Yurdakul Hayatı ve Şiirleri, http://www.edebiyadvesanatakademisi.com
  • [13] Dr Aslan Tekin, Edebiyatımızda İsimler, Elips Yayınları, Ank. 2005, shf385
  • [14] Dr Aslan Tekin, Edebiyatımızda İsimler, Elips Yayınları, Ank. 2005, shf385
  • [15] Anonim, Türkçeciler.com sitesi Ahmet Hikmet Müftüoğlu maddesi, son erişim, 22-11-2013

 

 
 

“İslâmın gözü, Türkün kalbi olan bu renk ve nur durağı memleket pek temiz, pek mamur, pek güzeldi. Onun çarpık kavuklu, yangesli harap mezarları, buraların darülfelasefelerinden, kütüphanelerinden daha manalı, daha düşündürücüdür. Oranın hamalları, fakirleri buranın lordlarından, milyonerlerinden daha asil, daha civanmerddir”.

Gönül Hanım adlı romanı Tasvir-i Efkar Gazetesinde tefrika edilmiş ve 1970'de kitap olarak bastırılmıştır. Ahmed Hikmet, yazılarında daha ziyade kelime bulmaya ve üsluba dikkat ettiği için, konulara dikkat etmemiş ve bu yüzden zamanındakilerin ayarında bir edebiyatçı olamamıştır.

 




Hakkında Kaynakça

 
  • 1.)Prof. Dr. Bilge Ercilasun, Yeni Türk Edebiyatı Üzerine incelemeler I, Akdağ Yayınları / 205, Kaynak Esaslar / 36, I. Baskı / 1997 Ankara.
  • 2.)Müftüoğlu Ahmet Hikmet, Gönül Hanım, Milli Eğitim Basımevi, İstanbul 1971, s. 1 – 14.
  • 3.)Dr. Fethî Tevetoğlu, Büyük Türkçü Müftüoğlu, Ahmet Hikmet, Ankara 1951, Milli Eğitim Basımevi, s. 10 – 14.
  • 4.)Fevziye Abdullah Tansel, A. Hikmet Müftüoğlu, Hayatı ve Sanatı, Türkiyat Mecmuası, c. IV, 1951, s. 1 – 2.
  • 5.)İbnül’ Emin Mahmut Kemal, Son Asır Türk Şairleri, İstanbul 1930, s. 1696.
  • 6.)Resimli Kitab, c. 1. No. 1 Eylül 1324, s. 31; Fethi Tevetoğlu, a.g.e., s. 87; ve Fevziye Abdullah Tansel, a.g.m. s. 3.
  • 7.)Süs Mec. Yıl Nu. 21. 3. Teşrin-i Sânî 1339.
  • 8.)Gülbaba Maddesi, Türk Ansiklopedisi, c. XVIII, s. 147 – 140.
  • 9.)Hüseyin Cahit Yalçın, Edebî Hatıralar, İstanbul 1935, Akçam Matbaası 187, s. 8.
  • 10.)Yusuf Şerif, Ahmet Hikmet, Türk Yurdu, 5.c., 30. sayı, 6. 1927, s. 537 – 538.
  • 11.)Fevziye Abdullah Tansel, A. Hikmet Müftüoğlu, Hayatı ve Sanatı, Türkiye Mecmuası, IX. c., 1951, s. 2.
  • 12.)İslâm Ansiklopedisi, 1. c., İstanbul 1950, Milli Eğitim Basımevi, 140, A. Hamdi Tanpınar’ın “Ahmet Hikmet” Maddesi yer almıştır.
  • Not: Ansiklopedinin, 1. c., s. 183 – 184.
  • 13.)Ahmet Kabaklı, Türk Edebiyatı, 2. c., İstanbul 1965 – 1966, Türkiyat Yayınevi. Not: Kitabın 2. c. 1, s. 597 – 601. A. Hikmet Müftüoğlu’na ayrılmıştır.
  • 14.)Nihad Sami Banarlı, Resimli Türk Edebiyatı Tarihi, Destanlar Devrinden Zamanımıza Kadar. İstanbul 1947 – 48 Yedigün Neşriyat, 42 s. 40 resimli.
  • Not: Kitabın 340 – 41 sayfaları arasında A. Hikmet Müftüoğlu maddesi yer almıştır.
  • 15.)Kenan Akyüz, Modern Türk Edebiyatının Ana Çizgileri, Türkoloji Dergisi, 11. c., I. sayı 1965 – 1 – 282 s.
  • Not: Makalenin 110 – 111 sayfaları arasında A. Hikmet’le ilgili bilgi vardır.
  • 16.)Ahmet Oktay, Cumhuriyet Dönemi Edebiyatı, 1920 – 1950, Türkçülük – Ulusçuluk, Irkçılık – Turancılık, s. 53 – 58.
  • 17.)Meşrutiyet Devri Türk Edebiyatı, Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Tuncer, Akademi Kitabevi, İzmir 1994, Türkçülük, s. 7 – 8.
  • 18.)Berna Maran, Türk Romanına Eleştirel Bir Bakış, A. Hikmet Müftüoğlu’nun Hayatı, Sanatı ve Eserleri.
  • 19.)Büyük Türk Klâsikleri, A. Hikmet Müftüoğlu, s. 10.
  • 20.)Yeni (1899 – 2000) Türk Edebiyatı El Kitabı, Türk Ocaklarında İki Mühim İsim, Ahmet Hikmet, Hamdullah Subhi, Grafiker yay., s. 206 – 207. Editör
  • Dr. Ramazan Korkmaz
  • Dr. Hülya Arşınşah
  • Dr. A. İhsan Kolcu
  • Dr. Ayşenur Külahlıoğlu İslam
  • Dr. Cafer Gariper
  • Dr. Osman Gündüz
  • Dr. Tarık Özcan, I. Basım Ankara 2004.

 

gili Sayfalar
  • Yusuf Ziya Ortaç, , Hayatı , Edebi Yönü, Şiirleri ( Beş Hececiler)
  • Halit Fahri Ozansoy, Hayatı, Edebi Yönü, Şiirleri ( Beş Hececiler)
  • Milli Edebiyat Hareketini Oluşturan Siyasi ve Tarihi Sebepler.
  • Milli Edebiyat Hareketi'nin Evreleri ve Dönemin Genel Durumu
  • YENİ LİSAN, TAM METNİ VE DEĞERLENDİRME
  • Milli Edebiyatcılar: İdeolojileri ve Heceli Şiirin Yayılması
  • Ömer Seyfettin, Hayatı, Hikayeciliği,Eserleri
  • M.Akif Ersoy ve Şiirleri( Dönemin bağımısız sanatçıları)
  • Ziya Gökalp, Hayatı, Düşünceleri
  • Halide Edip Adıvar, Hayatı, Eserleri, Edebi Kimliği
  • Halide Nusret, Hayatı ve Seçkin Şiirleri
  • Refik Halit Karay,Hayatı,Edebi kişiliği,Eserleri
  • Ahmet Hikmet Müftüoğlu, Hayatı, Edebi yönü, Eserleri
  • Yakup Kadri : Hayatı, Edebi Yönü, Yaban,Kiralık Konak.. ve Özetleri
  • Falih Rıfkı Atay, Hayatı, Eserleri, Edebi Yönü-Çankaya:Özet
  • Mehmet Emin Yurdakul, Hayatı, Şiirlerinden Seçmeler
  • Süleyman Nazif Hayatı Edebi kişiliği Eserleri
  • Reşat Nuri Güntekin Hayatı Edebi kişiliği Eserleri
  • Milli Edebiyat Dönemi: ( genel özet)

Edebiyat Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com 


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...