AZERBAYCAN EDEBİYATI’NDAKİ TÜRK ASKERİ KARAKTERİNE BAKIŞ


 

Prof. Dr. Salide Şerifova

 

Azerbaycan edebİyatı’ndakİ Türk askerİ karakterİne bakış

 

Azerbaycan Edebiyatı’ndaki Türklerin ve Türk askerinin tanımı kendi dinamikleriyle seçilmektedir ve tarihin farklı dönemlerinde farklı özelliklere sahiptir. Türklerin ve Türk askerinin Azerbaycan Edebiyatı’na yansıması birkaç aşamada olmuştur; yirminci yüzyılın başlarında, kendilerineyeniden yer bulurken, Bağımsızlık Dönemi Azerbaycan Edebiyatı’nda varlıkları sona erdi. Türklerin ve Türk askerinin Sosyalist Dönem literatüründe tanımları epizodik olmasına rağmen, edebiyatta kendisini göstermemiş olması birçok politik ve sosyal faktörle yakından ilişkiliydi. 28 Mayıs 1918’de, Azerbaycan’ın bağımsızlığını ilan etmesi ve toplam 23 ay var olan Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti’ne yardım amacıyla 15 Eylül’de Bakü’nün birleşmiş Türk - Azerbaycan Ordusu Kuvvetleri’nin serbest bırakılması, Azerbaycan edebiyatına gerçek değer vermekle birlikte, Türk ordusunun ve Türk askerlerinin şanlı görüntüsünü yaratmaktaydı.Örneğin, Ahmet Cevad’ın Ermeni-Rus işgalinden kurtarılan Türk askerleri alkışlayan “Ey asker”, “Türk ordusu”, “Şehitler” ve diğer şiirleri Türk askerlerinin kurtarıcı olmasını anlatmaktaydı. Sosyalist Dönem ise bir kaç aşamadan oluşmaktadır; Stalin döneminde, Azerbaycan edebi toplumu kitlesel baskılarla karşı karşıya kaldı: edebi ulusal seçkin seçkinlerin bir kısmı ya vuruldular (örneğin, A. Cevad, M. Müşfik, S. Mumtaz) ya da sürgün edildiler (örneğin H. Cavid). Ancak, ulusal bağımsızlığı savunan müsavat fikirler tarafından eğitilen yaratıcı seçkinler, “büyük kardeş” imajını ve sosyalist doğmasının büyük tanımını kabul etmedi. Çalışmalar resmen komünist sisteme adanmış olmasına rağmen, ulusal kimliğin korunması ve ulusal kültürün gelişimi için çağırışlar okunuyordu. Yazılmış eserler resmi olarak komünist sisteme adanmış olmasına rağmen, ulusal kimliği ve ulusal kültürün gelişimini koruma zorluğu arsa çizgisinde ve propaganda fikrinde gösterilmiştir. Azerbaycan Edebiyatı’ndaki modern çağ, kendisini bir Türk askerinin tutumu olan Türkiye’ye göstermiştir. Bahtiyar Vahabzadenin “Azerbaycan - Türkiye” şiiri tek bir milletten olmayı yansıtmaktadır:

 

“Bir milletik, iki dövlet

Eyni arzu, eyni niyyet.

Her ikisi cümhuriyyet

Azerbaycan-Türkiye.” [1]

 

Yirminci yüzyılın başlarında, Türklerin ve Türk askerinin tanımlarının ikili, bazen de çelişkili bir özelliği vardır. Azerbaycanlı yazarların amacı, bir yandan, Kafkasya ele geçirme sürecini, özellikle de Azerbaycan’da meydana gelen tarihi olayları değerlendirmeye çalışmaktı. Öte yandan, Azerbaycanlı eğitimciler, Türkiye ile bilimsel ve kültürel ilişkilerin genişleme faktörüne özel önem vermek için çalışmayı savundular.Türklerin ve Türk askerinin Azerbaycan edebiyatındaki sunumu, yazarlar tarafından ulusal devlette bir gurur duygusuyla kaleme alınmıştı. Ulusal bağımsızlık fikirleri, yurtseverlik ve kahramanlık gibi ulusal duygularla yakından ilişkiliydiler. Tüm bu faktörler, her tür edebi yazın, nesir, hukuk ve drama üzerine yansımıştır. En ilginç anlardan biri, sadece son yıllarda değil, aynı zamanda geçmiş yüzyıl edebiyatında olmasıdır. Yirminci yüzyılın başında Ahmet Cevad, Cafer Cabbarlı, Muhammed Hadi, Abdulla Şaik, Ali Şövgi, Ümgülsüm Sadikzade, Emin Abid Güntekin gibi yazarlar bulmak mümkündür.

İlginç bir şekilde, tarihsel döneme bakılmaksızın, Azerbaycan edebiyatının tarifindeki Türk ve Türk askeri, şehitlerine, kurtarıcı rollerine, bir dizi Türk subayının görüntüsünün açıklanmasına özellikle dikkat etmektedir (örneğin, Nuri Paşa ve Enver Paşa). Azerbaycan Edebiyatı’nındaTürk şehidinin imajı, Türk şehitlerine duyulan sevgiden farklıdır. Yazarlar, duyguları ve heyecanlarıyla birlikte şehit Türk askeri imajıyla tarihe gerçek bir değer sunmayı başardılar. Örneğin, şehit Türk askerinin görüntüsü ile birlikte, Qabil İmamverdiyev, Türk askerinin mezarını “Türkün mezarı” (1993) şiirinde imgesel bir seviyeye yükseltti:

 

“Türkün mezarı

Qedim Şirvan yollarının

Üstündedir.

Azerbaycan torpağının,

Altında yox,

Sinesinde,

Köksündedir,

Kollarının üstündedir.” [2]

 

Türk şehit askerinin mezarı Bahtiyar Vahabzade’nin “Tenha mezar” şiirinde de imgeselleşti ve şair Türk mezarında uyuyanların, halkın refahı uğruna kendi canlarından vazgeçmesini aktarmayı başardı:

 

“Yolun kıyısında tenha bir mezar

Üstünde ne adı, ne soyadı var.

Yolcu, arabayı durdur bu yerde

Bir sor, kimdir yatan tenha kabirde?

O bir Türk askeri, kahraman, metin!

O öz kardaşına yardıma geldi.

Kurşuna dizilen milletimizin,

Haklı savaşına yardıma geldi.” [3]

 

15 Eylül 1918 tarihinde Nuri Paşa’nın ordusuyla birlikte Bakü’ye ilk girenler arasında yer alan Ahmet Cevad’ın “Şehitlere” şiiri, Osmanlı şehitlerine sonsuz saygıyı yansıtıyor. “Azerbaycan’daki Osmanlı şehitleri”ne ithafında Ahmet Cevad, şehitlerin kanının sadece topraklarda değil aynı zamanda hafızalarda da yer edindiğini de vurgulamaktadır:

 

“Kalk! Kalk! Sarmaşıklı mezar altından,

Gelmiş ziyarete kızlar, gelinler.

Ey kervan geçidi yollar üstünde,

Her gelen yolcuya yol soran asker!

Senin kovdukların yabancı xanlar,

Kurtardı ülkemi dökdüğün kanlar,

Bak, nasıl öpmekte tozlar, dumanlar,

Garib mezarını benle beraber!” [4]

 

Şehit Osmanlı askerleri için Bakü’de yapılan anıtın temel atma töreninde, yani, 10 Mayıs 1919 günü yazdığı “Şehitlere” adlı şiirinde Ahmet Cevad, halkın, şehit bir Türk askerinin mezarına verdiği değeri, fedakârlıklarına verilen bir teşekkür olarak göstermektedir:

 

“Çarıqlı kardeşin, sadedil köylü

Geldi mezarına bir örük ördü.

Toplanıb baş-başa her üçü-dördü

Her gün köylü kızlar derdini dinler.” [5]

 

Mehmed Emin Resulzade, Ahmet Cevad’ın yazdığı şiirde, Azerbaycan topraklarında şehit olmuş Türk askerlerinin fedakarlığını takdir etti: “... Sonra menhus bir ixtilal sonucunda mezarları münsi qalan Anadolu mehmetçikleri Baküdeki şehadetleriyle Türklüğe yeni bir vücud eta ediyorlardı, Maddeten münsi, fakat menen tüm kalblerde medfun bulunan bu kahraman şehitlər yalnız Baküdemirdiler? Nahçıvandan, Karabağdan, Şamahıdan, Genceden ta Baküye kadar bir yer varmı ki, orada böylesine bir fedakar uyumasın? Evet, Azerbaycanın her yönünde şairin tasvir etdiyi gibi “Sarmaşıqlı bir mezar” bulursunıız ki, “kızlar,gelinler” tarafından ziyaretgah halına getirilen bu mezar, kardeş imdadına koşan “TÜRK” mezarıdır.” [6]

 

Ramiz Duygun’un Azerbaycan topraklarına gömülen bir Türk şehidine seslendiği “Bayrak xilaskarısan” şiirinde, Türk askerinin kardeşliğine duyduğu derin şükranlık dile getirilmiştir:

 

“Senin uca ruhunu

Bayrağıma bükürem.

Men bir ordu adından

Türk askeri önünde

Qatlanır, diz çökürem.” [7]

 

Türk askerinin kurtarıcılığı, Azerbaycan Edebiyatı’nda yüksek duygularla yansıtılarak övüldü. Hüseyn Cavid’in “Türk Mahkumları”, Salman Mümtaz’ın “Enveriyye”, “Övün, Millet”, Ümgülsümün “Yolunu Beklerdim”, Muhammed Hadin’in “Şühedayı hürriyetimizin ervahına ithafen”, “Kahraman Türk askerlerine”, Ahmet Cevadın “Şehidlere”, Nazım Hikmet’in “Şehitler” gibi diğer birçok şiir de Türkiye’ye ve Türk Ordusu’na Türk saygı götermektedir. Mesela, Türk askerinin kurtarıcı imgesi Abdulla Şaik’in “Niçin böyle geciktin?” şiirinde bütün incelikleriyle ortaya çıkmaktadır:

 

Sen gelmezsen, dolumsanmış yürekler

Sen gelmezsen, harabeye dönen kalp âbâd olmaz.

Sen gelmezsen, güneş doğmaz, ümit gülüm açılmaz

Dudaklarım gülmez, sönük bahtıma nur saçılmaz.

Başkasını istemem de, Ey Türk, çabuk sen gel, sen

Beklemekten yoruldum, ah, işte geç kaldın neden?” [8]

 

Ümgüslüm tarafından Türk ordusuna adanan “Yolunu beklerdim!” şiirinde ordunun kurtarıcıları ve kartalları yansıtıldı:

 

“Nerde benim ardı-önü düşmen kesen kılıncım?

Nerededir, yigit kardeş, nerde bekledigim?

Niçin susmuş bileklerim, nerde benim o gücüm?

Niçin gelmez böyük ordu, niçin gelmir sevdigim?

Yuca dağlar, arzumuzun salamın egilin,

Beni kurtarmaya gelen arkadaşlarıma yol verin.” [9]

 

Ümgülmsüm’ün “Beni kurtarmaya gelen arkadaşlarıma yol verin” dizesinde geçen “arkadaşlar”ın Türk askerleri olduğu anlaşılmaktadır. Yazar Türk ordusunun kurtarıcı olduğunu aktarmaktadır:

 

“İşte geldin, gözlerimin yaşını kurutdun.

Nevazişin ovunmayan qerib ruhu oxşadı.

Heç ölçüye sığınmayan derdlerimi ovutdun,

Qara günüm hilalıyın işığıyla parladı.

Artıq bana nesib degil şadlıq, sevinc, - diyerken

Geldin, aldın yüregimi – ağlama, gül, - dedin sen.” [10]

 

Belirtildiği üzere, Türk ordusu, ulusal ordu ve yerel halktan çok sayıda profesyonel gönüllüden oluşan Kafkas İslam Ordusu’nun görevi ve kahraman Türk askerinin kurtarıcı imajı Azerbaycan Edebiyatı’nın ayrılmaz parçaları haline geldi. Kafkas İslam Ordusu ve Türk Milli Savunma Bakanı Komutanı Miralay Cahid Toydemir Bey 1946-1947 yılları arasında Kazaxlı şair Abbas Ağa Gayibovun“Miralay Cemil Bey’in medhinde” şiirinde okuyucu olarak Türk ordusu ve onun kamil imgesiyle karşılaşmıştır:

 

“Edibsen dörd sene millet yolunda himmetü-qeyret,

Sene, ey canlı millet, merhabalar sed hezer olsun.

Çekibsen rencül zehmetler, eziyyetler, meşeqqetler,

Bu niyyetle ki, qövmi-türk sahibi-iqtidar olsun.

Daha göster hemiyyet, erşe yükselt türk növrağın,

Senin için şövketü izzet, bizim için iftixar olsun.”[11]

 

Prof. Dr. Alkhan Bayramoğlu (Memmedov), bu şiirin kendisine Albay-Teğmen Şemistan Nezerli tarafından sunulduğunu, Abbas Ağa Gayibovunsa bir şair olarak “Türk ordusunun, ulusunun ve devletinin kurtuluşu ve gücü için savaşa atıldığını” vurgulamaktadır.

Genel olarak Türk ordusunun yüceltilmesi, Sovyet Dönemi öncesinde çok daha etkindi. Bu nedenle, bilgili Türk şairinin Azerbaycan Edebiyatı’ndaki özverisini İbrahim Şakir tarafından yazılan “Türk ordusu” adlı manzumesinde görülmektedir:

 

“Şanlı Türk ordusu, cavan erler,

Her bir işde eceb mahirler.

Fethiniz qıldı bizleri dilşad,

Cümleyi-islama sizsiniz imdad,

Sizi görcek şu firqeyi-üdvan,

Bax nasıl oldu dehrde nalan.” [12]

 

20 yüzyıl başlarında ve özellikle 1918 yılında gerçekleşen olaylar, Azerbaycan halkının tarihi ve Azerbaycan Edebiyatı için önem arz etmektedir. Azerbaycan Edebiyatı’nın, Bakü’yü 36 saatin içinde kurtaran Nuri Paşa’ya yaklaşımı ve onun için mükemmel imajı tanımlaması, Türklerin ve Türk askerinin imajının zekice ve tam olarak geliştiğinin bir göstergesidir. Osmanlı Devleti, 1918 Mart’ında yaklaşık bir hafta süren katliamlar sırasında Azerbaycan’ı kurtarmaya karar vermiş, 29 yaşındaki Nuri Paşa’yı Kafkas İslam Ordusu Komutanlığı’na atamıştır. Nuri Paşa’nın Azerbaycan şiirindeki ilk imgesi de bu şekilde gerçekleşmiştir. Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’nin üyesi olan Nasib Bey Yusifbayov, 1918 Kasım’ında askeri okulun açılış töreni sahnesinden Nuri Paşa’nın babası Hacı Ahmet Paşaya “Zaati alileri, büyük atalarınız Enver Paşa ve Nuri Paşa her zaman sadece Azerbaycanın değil, aynı zamanda tüm türk halklarının düşüncelerinde kalıcaktır” fikri günümüzde de kendisini doğrultmaktadır.

Kurtuluş Dönemi’nde, Türk ve Türk asker karakterleri şiir, drama veya nesirlerde yaygın olarak kullanılmıştır. Mesela, Neriman Hasanzaden’in “Nuri Paşa” (2009) adlı şiiri, Türk kurtarıcısına adanmış en etkileyici eserlerinden biridir:

 

“Türk can verdi bu toprağa

Azerbaycan diye diye

Tarih, seni okuyorum

Ben Türk’e “Can” diye diye…” [13]

 

Neriman Hasanzade, on beş serbest şiirinden oluşan bu eserinde, Nuri Paşa’nın Azerbaycan’daki kurtarma görevine dikkat çekerek, övmektedir:

 

“Nuri Paşa at belinde

Türkiye’den,

Kars’tan gelir

Azerbaycan diye diye,

yaralanmış

arslan gelir. [14]

 

Şair, onun kurtarıcı imajını göstermektedir:

 

Bu damara o damardan,

Bak, o kandan

bu kan gelir.

Sen gelende Nuru Paşa

sen yaşında

civan gelir…” [15]

 

Neriman Hasanzade, Nuri Paşa’nın fatihliğinin insanların özgürlüğüne kavuşma umuduna dönüşmesini ifade etmektedir:

 

Azerbaycan! Senin için

gör nice bin

Şehit gelir! [16]

 

Mustafa Nuri’nin Nuri Paşa olarak tanınması,Türk dünyası tarihinde özelliği olan 15 Eylül tarihi asıl olarak Nuri Paşanın komutasındakı Türk koşunlarının Baküyü bolşevik, ermeni - taşnak birleşmelerinin işgalinden kurtarma tarihidir. Bakü’nün kurtuluşuna 6 bin Azerbaycan askerinin ve gönüllülerinin, 8 bin Türk askerinin ve memurunun katıldığı belirtilmektedir.

“Karabekir Efsanesi”, “Kalbali Han” gibi tarihi romanların yazarı Güllü Memmedova’nın “Kandaki Işık” [17] adlı romanında da Nuri Paşa imgesi yer almaktadır. “Nuri Paşa’nın ve askerlerinin hatırasına” adanan bu eserde, Azerbaycan’ın demokratik cumhuriyetinin kuruluşu olan 1918’de Taşnakların birçok kent ve köyde işlediği soykırımlar ele alınmıştır. Eserde ayrıca, Nuri Paşa’nın Kafkas İslam Ordusu’ndan istifası, Taşnak - Bolşevik güçleri ve İngiliz askerî birliklerine karşı kurtuluş savaşı ve tarihi olaylara dikkat çekilmektedir. Bakü’nün 15 Eylül 1918’deki yansıması, Gence, Göyçay, Şamaxı ve diğer Azerbaycan topraklarındaki Kafkas İslam Ordusu kahramanı Nuri Paşa’nın askeri yeteneği sayesinde, Nuri Paşa imajının dolgunluğu sağlanıyor. Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in dediği gibi Güllü Memmedova ve diğer yazarlar Nuri Paşa ve Kafkas İslam Ordusu askerlerinin hatırasını yaşatacaktır: “Kafkas İslam Ordusu Nuri Paşa, kahramanlık, dostluk ve kardeşlerimizin tümünün kardeşliği unutulmaz; daima kalbimizde yaşayacak.” [18] Güllü Memmedova, Nuri Paşa’nın kahramanca, kurtarıcı bir görüntüsünü yaratmaktadır: “2018’de Bakünün işgalinden 100 yıl geçmiş olucak. 100 yıl geçti, ancak Nuri Paşa, Halil Paşa, Mursal Paşa, General Eliağa Şihlinski, Hebib Bey Selimov, Cemil Cahid Bey ve Süleyman İzzet Bey’in kahramanlık izleri silinmeyecek.” “Kandaki Işık” adlı romanında Nuri Paşa’nın yanı sıra, Osmanlı sultanları Mehmed Reşad ve Mehmet Vahdeddin, Talat Paşa, Enver Paşa, Rüştü Bey Türker, General Eliağa Şihlinski, Nağı Bey Şeyhzamanlı Hebib Bey Selimov, Feteli Han Hoyski, Nasib Bey Yusifbeyli, Ahmet Cevad, Ahmet Ağaoğlu, Hacı Zeynalabdin Tagiyev kimi şahsiyetlerin de imgeleri okuyucalara sunulmuştur.

Nuri Paşa’nın genç bir komutan olması mevzusu çok fazla abartılırmıştır. Özellikle General Denstervil’in mağlup oldukları komutanın 29 yaşında olduğuna inanmak istememiştir:

“Densterville ateşi olan bir adam gibi kendine söylendi:

- Bakü’den ayrılmamız gerekiyor. Gitmeliyiz. Türklerle baş edemedik. Anlıyormusun Keyvort? Biz Nuri Paşa ve Halil Paşa’ya kaybettik.

General aniden sustu ve sonra Keyworld’a sordu:

- Acaba Nuri Paşa kaç yaşında?

- Yirmi dokuz, dedi Keithworth aceleyle.

- Şaka yapıyorsun değil mi, Albay?

- Hayır, hayır” [19]

Cafer Cabbarlı, Azerbaycan’a Batı Cephesi’nden geri gönderilen Nuri Paşa’yı yaratan ve on binlerce Azerbaycan Türk’ü Nuri Paşa’nın canlandırdığı Trablis Savaşı’nda acımasızca öldürülen Nuri Paşa’yı yaratan Azerbaycanlı bir adam. Cafer Cabbarlı’nin “Edirne fethi” dramı, içerik açısından “Trablis savaşı veya Yıldız” dramasının devamı olarak görülüyor. Bu dramatik eser aynı zamanda yerli toprakların istilacılardan arındırılmasını da yansıtmaktadır.

Halkın ilgisini çeken Yüzbaşı Mustafa’nın görüşleri, Türkiye’nin sonsuz yaşamının sesi ile yankılanıyor: “Efendiler! Bugün, Türkiye alemi tek bir vücut olarak “Ya Edirne veya Ölüm” diye bağırıyor... Hükümet millet içindir ve milletin arzusuna emel etmelidir... Düşmanlarımıza göstermeliyiz ki, Türkiye ölmemiş, onu korkaklar bu hala salmışdır. Türkler daha da ciddi felaketler görebilir ve Türkler uçurumun derinliklerine inebilir.” [20] Çalışmalarında seçkin olan Kamal Paşa, halkını dikkatli olmaya çağırıyor: “Bir Avrupa otoritesi olduğunu hatırlamalıyız. Zaten Bulgaristan, Karadağ ve Yunan harbi ittifakını deyil, Avrupa siyasetini yeniyoruz. Mesele, Müttefiklerin Edirne savaşında ve partizan olmayan Bulgarlarda veya Yunanlılarda kalmaları gerçeğiyle bitmemeliydi. Tüm bu konular gelecekte çözülecek ve her dakika çözülecek. Ancak, şimdiye kadar ülkeyi ön plana çıkarmanın faydası yoktur.” [21] Belirtmek gerekir ki,tarihi edebiyatda “Trablis kahramani” olarak şöhret kazanmış Nuri Paşanın  komutanlığı ile Kafkas İslam Ordusunun Genceden Baküye kadar olan 362 km mesafenin ermeni-bolşevik birleşmelerinden kurturulmasında hizmetleri olmuş Nuri Paşanın askeri hadim ve şahsiyet olarak zafer ve kahramanlıklarıyla Cafer Cabbarlının bağımsız Azerbaycan devletini alkışlayan “Bakü savaşı” eserinde geniş tesvirinin olduğu bildiriliyor. Eserin 1919-cu yılda sahneleşdirilmesi hakkında bilgi bellidir,yalnız arşıvlerde sadece bahsedilen eserin program ve afişleri kalmışdı.

Kafkas İslam Ordusunun hisseleri ile Genceye gelmiş komutan Nuri Paşaya ithaf edilmiş Salman Ahmedlinin “Er Paşam Nuri” şiirindeyse 16 yaşlı gencin türk ordusunun şerefli dövüş yolu ve reşadetinin yüksek kiymet verilmesi sırf o zamanenin gençlerinin Kafkas İslam Ordusunun şanlı harp tarihini,siyasi ve tarihi olayları doğru bir şekilde kavrayıp kabul ettiklerinin bir göstericisidir. Daha sonralar Salman Ahmedlinin “Er Paşam Nuri” şiirine bestekar Meşedi Cemil Emirerovun müzik yazmasıyla şiir ilk ordu marşlarımızdan biri olur:

 

“İstanbuldan geldin Genceye doğru,

Haydı, gavurlara anlat bu zoru.

Genceden Bakıya zeferdir yolu,

İreli, ireli, er paşam Nuri!” [22]

 

Böylece, Mayıs-Aralık 1918 arasındaki dönemde, 1) Türk birliklerinin Azerbaycan’a gelişi, Kafkas İslam Ordusunun kuruluşu (Mayıs-Haziran 1918); 2) Bolşevik-Taşnak güçlerine karşı savaşlar (Haziran-Temmuz 1918); 3) Bakü’yü kurtuluş operasyonları (5 Ağustos - 15 Eylül 1918); 4) Karabağ Hareketi (15 Eylül - 17 Kasım 1918), 5) Kafkas İslam Ordusu’nun kaldırılması ve Azerbaycan’ın terk edilmesi gibi tarihsel olaylar gerçekleşti. Görüldüğü gibi, Türk askerinin Azerbaycan Edebiyatındaki imajı, Bakü’nün Türkler tarafından kurtarılması ve Nuri Paşa’nın halka bir kurtarıcı olarak sunulması şiir, nesir ve dramada kendini göstermiştir.

Cafer Cabbarlı’nın “Edirne fethi”nde Enver Bey, Azerbaycan Edebiyatı’nda cesur Türk askeri imajlarından biri olarak resmedildi. Böylece, Enver Bey’in “Edirne fethi” nin ana kahramanlarından Enver Bey’in son monoloğunun okuyucunun gözünde mükemmel imajını ortaya koyuyor: “Ey kahraman Türklerin cesur çocukları! Üç günlüğüne savaşa girmeden yürüdüğünüz sürece görkemli Türk çocukları olduğunuzu kanıtladınız!” [23] Karakter, ayrıca “Bugün Avrupa talebine rağmen Edirne’yi kim kurtardı? Ne biliyorsun Türk milletinin kalbinde Rönesans! Reenkarnasyon, Rönesans, gerçek bir insan olarak yaşamak! Üzerinde yaşayacak ve tüm Avrupa ve tüm dünya sessiz kalacak”  sözleriyle de Türk halkının geleceğinin Rönesans’ın devam etmesine bağlı bir değerlendirmesi olduğunu belirtti.

Enver Paşa’nın mükemmel imgesi, Cafer Cabbarlı’nın “Trablis savaşı veya Yıldız” adlı oyununda yaratılmıştır. Genel olarak, Cafer Cabbarlı’nın “Edirne fethi” (1917) ve “Trablis savaşı ve ya Yıldız” (1918), Asim Hacı Abdurrahmanzadeh’in “Edirne Savaşı veya Kahraman Shukur Paşa”, Rahim Mammadzade’nin “Enver Bey veya Cemil Paşa Kabinesi” nin konusu,Namik Kemal’in “Osmanlı Savaşı”, Memmedbagir Eliyev’in “Kamil Paşa ve Yeni Türkler” konuyla yakından ilgili olduğunu ve Türklerin ve Türk askerinin cesaretinin sanatsal ifadede olduğunu göstermektedir. Enver Bey’in imajı şiire de yansımıştır. Folklor bilimcisi, baskıya maruz kalan Salman Mumtaz, 30 Ekim 1918’de “Azerbaycan” gazetesinde Enver Paşa ve Nuri Paşa’ya adanmış şiirleriniyayınlamıştır. Salman Mumtaz’ın “Enveriyya” şiirine Enver Paşa, kurtarıcıTürk askeri imgesiyle yansımıştır:

 

“Semada yıldırım tek parlayan dem tiğinin berki

Işıklandırdı şemsasa seraser alem-i Şarkı,

Nisar-ı hak-i payınçün düzüldü bin güzel şarkı;

Benim naçiz şiirimle veli var onların farkı -

Mübarek vechini görcek tapar eşarımız ziver,

Yaşa, ey gazi-yi azam, yaşa, ey muhteşem Enver!” [24]

 

“Övün millet” şiirini ise, Nuri Paşa Şeki’ye girerken karşılama töreninde bizzat şair seslendirilmiştir:

 

“Kızılgül tek açıl, gül, gör ki Türkün şanlı ordusu

Revak-ı arşa nasbetmiş büyük Osmanlı unvanın.

Semaya doğru tuğrul tek sen, ey Türk oğlu, uç, yüksel

Ki, sensen şanlı evladı şerefli eski Turanın.” [25]

 

Eliabas Muznibin’in yazdığı Gazi Enver Paşa, “Hürriyet Kahramanı, Edirne’nin Fatihi ve Dardanel müdafei” adlı kitabında, Taşnak-Bolşevik kitleleri katliamına maruz kalan Şaumian’dan kaçmaya zorlayan “Türk küvveti” olarak görülen Enver Bey imgesi yaratılmıştı:

 

“Türkün qolu, türkün gücü, türkün kılıncısan,

Binler yaşa bu şan ile, ey sevgili Enver.” [26]

 

Enver Muznib’in “Gazi Enver Paşa” şiirinde ise Enver Paşa Türk dünyasının kurtarıcısı olarak sunulmuştur:

 

“Güldü üzü türk aleminin, oldu fereknak,

Buldu qedemi-paki ile terk eli ziver.

Enver paşa, ey calisi-örneyi-reşadet,

Enver paşa, ey qahiri-dayi-sitemker.

Ey Şerqi münevver eden Enver zeferle,

Ey türki eden qüdretü qüvvetle müxeffer.

Tariximizi şanladan, ey şanlı igid türk,

Afaqımızı parladan, ey şöleyi - ezfer.” [27]

 

1991 yılında Turan dergisinin bir yayıncısı olan Alisa Nicat, derginin üçüncü sayısında Enver Paşa hakkında bir doğu yazısı açıklamaktan gurur duyuyor. Bu doğuda kurtarıcı Enver Paşa’nın fedakarlığını da görüyoruz. Enver Paşa ile gurur duyan insanların sevgisi ve saygısı da müellifi anonim olan bu şarkıya yansıdı:

 

“Nece fexr eylemesin

Sen kimi serdarı olan,

Askerinle yaşa ey

Ruhi-revan, Enver bey.” [28]

 

Değerli çalışmalarımızın yazarı Enver Paşa, Alisa Nicat’ın çalışmalarına övgüde bulundu. Alisa Nicat, 1990’daki Enver Paşa’nın şiirinde Enver Paşa’nın sonsuz sevgisini ve tutkusunu dile getirdi. Alisa Nicat’ın bu şiirinde Enver Paşa’nın özgürlük uğruna fedakarlıklarına tanıklık ediyoruz:

 

“Sen girib son döyüşe

Bir aslan kimi öldün!

Tarixde görünmeyen

Kahraman kimi öldün!

Bilen azmı, ya çokmu?

Senin sayende varıq!

Kılıncının, qeyretinin

Kölgesinde yaşarıq!” [29]

 

Azerbaycan göçmen edebiyatı, Türklerin ve Türk askerinin imajının bir açıklaması değildir. Bu nedenle, göçte tasvir edilen bazı çalışmalarda, Türklerin ve Türk askerinin imgeleriyle karşılaşılmıştır. Bu, Türkiye’nin Azerbaycan’a yönelik iyi niyetinden ve Türk askerinin kurtarıcı olma rolünden gelen bir durumdur. Örneğin, Yazar Abay Dağlı’nın “Sakarya” (1965), “Sakarya Çetesi” (1969), “Sakaryada 22nci Gün” (1971) ve “Malazgirt’ten Sakarya’ya” (1971) adlı eserlerinde Sakarya Savaşı, en uzun meydan savaşı olarak dünya askeri tarihine yazılmıştır. 23 Ağustos - 12 Eylül 1921 tarihleri arasında geçen Sakarya Savaşı, Türk halkının tarihinde belirleyici bir rol oynamıştır. Bu oyunlarda Türk Edebiyatı’nın önde gelen konularından biri olan Sakarya’nın bağımsızlığı tanımlanmış, Türkiye ve Sakarya Savaşı’nın kahramanı Atatürk imgesi yaratılmıştır.

 

Kaynaklar:

 

                   I.                        Azərbaycan” qəz., 30 oktyabr, 1918.

                 II.                       Azərbaycan” qəz., 8 teşrini-sani (noyabr) 1918.

              III.                        Abay Dağlı, “Malazgirt’ten Sakarya’ya”. İstanbul, Minnetoğlu yayınları, - 1971, 72 s.

             IV.                        Abay Dağlı, “Sakarya çetesi”. Adapazarı, Sakarya Halkevi Yayını, 1969, 29 s.

                V.                       Abay Dağlı, “Sakarya”. Adapazarı, Işık basımevi, - 1965, 56 s.

             VI.                        Abay Dağlı, “Sakaryada 22nci Gün”. İstanbul, Minnetoğlu yayınları, - 1971, 79 s.

           VII.                        Alxan Bayramoğlu, Azərbaycan Demokratik Respublikası dövründə ədəbiyyat. Bakı, «Elm», - 2003. 276 səh.

        VIII.                       Anar, Min beş yüz ilin oğuz şeiri. Antologiya. I kitab. Bakı. “Azərbaycan” nəşriyyatı, 1999. səh. 729;

             IX.                        Azərbaycan Xalq Cümhuriyyəti və Qafqaz İslam Ordusu. Bakı, - 2008. 696 s.

                X.                       Bəxtiyar Vahabzadə, Ağıl başqa ürək başqa. Bakı, Azerbaycan neşr., 2009.

             XI.                        Bəxtiyar Vahabzadə, Bir ömür yuxu. Bakı: “Azərbaycan” nəşriyyatı, 1998.

           XII.                        Cəfər Cabbarlı, “Əsərləri”. Dörd cilddə. II cild. Bakı, “Şərq - Qərb”, - 2005, 360 s.

        XIII.                       Cəfər Cabbarlı. Əsərləri. Dörd cilddə. I cild. Bakı, “Şərq - Qərb” - 2005. 328 s.

        XIV.                        Ədalət Tahirzadə. Türkiyəmizdə 10 gün. Bakı, “Ləman Nəşriyyat Poliqrafiya” MMS. - 2011.

          XV.                        Əhməd Cavad, Seçilmiş əsərləri. Bakı, “Şərq - Qərb”, - 2005. 296 s.

        XVI.                        Əliabbas Müznib, Seçilmiş əsərləri. Bakı, “Şərq - Qərb”. - 2006. 256 s.

     XVII.                       Əlisa Nicat, Ənvər paşaya // https://teleqraf.com/news/yazarlar/182931.html.

  XVIII.                        Elman Mustafa, “Şeirimizdə Trablis qərb və balkan savaşları”. Xəzər Universitetinin mətbəəsi. Bakı, 2007. 53 s.

        XIX.                        Ənvər Paşa şərqisi (1910-cu illərdən yadigar) // https://teleqraf.com/news/yazarlar/182931.html.

          XX.                        Güllü Məmmədova,. “Qan içində işıq”: tarixi sənədli roman. Bakı, Zərdabi LTD, 2018. - 460 s.

        XXI.                        Məhəmməd Əmin Rəsulzadə, Azərbaycan Cümhuriyyəti. Bakı, Elm, - 1990. 116 s.

     XXII.                       Mehman Süleymanov, Nuri Paşa və silahdaşları. Bakı. – 2014. 360 s.

  XXIII.                        Minaxanım Təhləli, Mehmet Rıhtım, “Qafqaz İslam ordusunun xronologiyası.” Bakı, “NURLAR” Nəşriyyat-Poliqrafiya Mərkəzi, 2008, 104 s.

  XXIV.                        Nəriman Həsənzadə, Nuri Paşa. Poema. Bakı, “Oğuz Eli”, 2010, 104 s.

     XXV.                       Nəsiman Yaqublu, “Bakının Qurtuluşu”. Bakı, “Elm və təhsil”, 2010. - 200 s.

  XXVI.                        Qabil İmamverdiyev, Türkün qəbri // Çağdaş Azərbaycan poeziyası. Şair Qabilin şeirləri (elektron kitab): 15 (45 - 2013).- 652 s.

XXVII.                        Salman Əhmədli, Ər paşa Nuri (ilk ordu marşı) // http://anl.az/down/meqale/ayna/ayna_fevral2009/70993.htm.

XXVIII.                       TÜRKSOY’un 12 Mayıs 2012 120. Yıl Kutlama Töreni için bastırdığı 16 sayfalık broşür. - 16 s.



[1] Bəxtiyar Vahabzadə. Azərbaycan - Türkiyə // Bir ömür yuxu. Bakı: “Azərbaycan” nəşriyyatı, 1998, s. 164.

[2] Qabil İmamverdiyev, Türkün qəbri // Çağdaş Azərbaycan poeziyası. Şair Qabilin şeirləri (elektron kitab): 15 (45 - 2013).- 652 s. səh. 137-138 // http://www.kitabxana.net/files/books/file/1365708335.pdf.

[3] Bəxtiyar Vahabzadə. Tənha məzar // Ağıl başqa ürək başq. Bakı, “Azərbaycan” nəşriyyatı. - 2009, s.44.

[4] Əhməd Cavad. Səhidlərə // Anar. Min beş yüz ilin oğuz şeiri. Antologiya. I kitab. Bakı. “Azərbaycan” nəşriyyatı, 1999. səh. 729;[5] Əhməd Cavad. Səhidlərə // Anar. Min beş yüz ilin oğuz şeiri. Antologiya. I kitab. Bakı. “Azərbaycan” nəşriyyatı, 1999. səh. 729;[6] Məhəmməd Əmin Rəsulzadə. Azərbaycan Cümhuriyyəti. Bakı, Elm, - 1990. 116 s. səh. 35-36.


[7] Ramiz Duyğun, Bayraq xilaskarısan // Mehman Süleymanov, Nuri Paşa və silahdaşları. Bakı. – 2014. 360 s. səh.154

[8] Abdulla Şaiq, Neçin böylə gecikdin? // Bayramoğlu A. Azərbaycan Demokratik Respublikası dövründə ədəbiyyat. - Bakı: «Elm», 2003. - 276 səh. səh. 152;

[9] Ümgülsüm, Yolunu bəklərdim // Bayramoğlu A. Azərbaycan Demokratik Respublikası dövründə ədəbiyyat. - Bakı: «Elm», 2003. - 276 səh. səh. 146-147;

[10] Ümgülsüm, Yolunu bəklərdim // Bayramoğlu A. Azərbaycan Demokratik Respublikası dövründə ədəbiyyat. - Bakı: «Elm», 2003. - 276 səh. səh. 147;

[11] Abbas Ağa Qayıbov, Miralay Cəmil Cahid bəyin mədhində // Alxan Bayramoğlu. Azərbaycan Demokratik Respublikası dövründə ədəbiyyat. - Bakı: «Elm», 2003. - 276 səh. səh. 138-139;

[12] İbrahim Şakir, Türk Ordusuna // Bayramoğlu A. Azərbaycan Demokratik Respublikası dövründə ədəbiyyat. - Bakı: «Elm», 2003. - 276 səh. səh. 194;

[13] Nəriman Həsənzadə, Nuri Paşa. Poema. Bakı, “Oğuz Eli”, 2010, 104 s.

[14] Nəriman Həsənzadə, Nuri Paşa. Poema. Bakı, “Oğuz Eli”, 2010, 104 s. səh.13.

[15]  Nəriman Həsənzadə, Nuri Paşa. Poema. Bakı, “Oğuz Eli”, 2010, 104 s. səh.32.

[16] Nəriman Həsənzadə, Nuri Paşa. Poema. Bakı, “Oğuz Eli”, 2010, 104 s. səh.30.

[17] Güllü Məmmədova, Qan içində işıq: tarixi sənədli roman. Bakı, Zərdabi LTD. 2018, 460 s.

[18] Güllü Məmmədova, Qan içində işıq: tarixi sənədli roman. Bakı, Zərdabi LTD. 2018, 460 s.

[19] Güllü Məmmədova, Qan içində işıq. tarixi sənədli roman. Bakı: Zərdabi LTD, 2018. 460 s.

[20] Cəfər Cabbarlı, Əsərləri. Dörd cilddə. II cild. Bakı, “Şərq-Qərb”. – 2005. 360 s. səh.169-170.

[21] Cəfər Cabbarlı, Əsərləri. Dörd cilddə. II cild. Bakı, “Şərq-Qərb”. – 2005. 360 s. səh. 174.

[22] Salman Əhmədli, Ər paşa Nuri (ilk ordu marşı) // http://anl.az/down/meqale/ayna/ayna_fevral2009/70993.htm.

[23] Cəfər Cabbarlı, Əsərləri. Dörd cilddə. I cild. Bakı, “Şərq-Qərb” – 2005. 328 s. səh.32.

[24] Ədalət Tahirzadə, Türkiyəmizdə 10 gün. Bakı, “Ləman Nəşriyyat Poliqrafiya” MMS. - 2011. səh. 111.

[25] Ədalət Tahirzadə, Türkiyəmizdə 10 gün. Bakı, “Ləman Nəşriyyat Poliqrafiya” MMS. - 2011. səh. 112.

[26] Əliabbas Müznib, Seçilmiş əsərləri. Bakı, “Şərq - Qərb”. - 2006. 256 s. səh. 41.

[27] Əliabbas Müznib, Seçilmiş əsərləri. Bakı, “Şərq - Qərb”. - 2006. 256 s. səh. 40.

[28] Ənvər Paşa şərqisi (1910-cu illərdən yadigar) // https://teleqraf.com/news/yazarlar/182931.html.

[29]Əlisa Nicat, Ənvər paşaya // https://teleqraf.com/news/yazarlar/182931.html.

Bu içeriğe henüz katkı yapılmamış

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış