Bursalı Mehmet Tahir Bey Hayatı Eserleri Şiirleri




Bursalı Mehmet Tahir Bey (d.1861 - ö. 1925)

Özellikle biyografi ve bibliyografya  türü çalışmaları ve  "Osmanlı Müellifleri" ansiklopedik kaynak kitabi ile tanınmış  olan yazar, araştırmacı ve  asker.

Hayatı:

1861 yılında Bursa’da doğdu.  Dedesi: Üsküdarlı Seyyid Muhammed Tâhir Paşa, babası ise  Bursa belediyesi kâtiplerinden şair  Rifat Beydir. [1] 22 Kasım 1861 tarihinde Bursa’nın Yerkapı Mahallesinde doğdu. İlk tahsilini  mahallesindeki mahalle mektebinde tamamladı.  Daha sonra  Mülkiye Rüştiyesine girdi. Rüştiyede  iken Haraççıoğlu Medresesi hocası  Niğdeli Hoca Ali Efendiden dînî ve Arabî dersleri de görüyordu.

Babası Rifat Bey 1877-78 Osmanlı-Rus Harbinde şehit oldu. Mülkiye Orta Mektebini birincilikle bitiren Mehmed Tâhir, Askerî Liseye  devam etmeye başladı. Askerî Liseyi  bitirdikten sonra Mekteb-i Harbiye’ye (Kara Harb Okulu) devam etmeye başladı.

Harbiye’de  öğrenci iken Halvetî-Rufâî tarîkatı şeyhlerinden Kemâleddîn Efendi’nin müridi oldu. 1881 senesinde Harbiye’yi bitirdi.  Teğmen rütbesiyle Manastır Askerî Rüştiyesi coğrafya ve hendese (geometri) öğretmeni olarak görev yapmaya başladı.  1884’te üsteğmen, 1888’de yüzbaşı oldu. 1895 de Üsküp Askerî Rüştiyesi Coğrafya öğretmenliğine tayin edildi.   Üsküp'te görevli bulunduğu sırada mürşidi Muhammed Nur'un söz ve menkıbelerini derlemeye çalıştı. 1896 senesinde Kolağası rütbesine terfi ederek  Manastır Askerî Rüştiyesi Müdürlüğüne getirildi. Manastır'daki görevi sırasında Ustrumca'ya giderek Muhammed Nurü'l-Arabî'ye bağlandı ve İki yıl sonra ondan icazet aldı. [2]1902 senesinde Selânik Askerî Rüştiyesi Müdürlüğüne  tayin oldu.  1903’te binbaşı oldu.

 

Selânik’te iken , Sultan İkinci Abdülhamid Hanı tahttan indirmek  isteyen İttihat ve Terakki Cemiyetine girerek Genç Osmanlılar hareketine katıldı. Selanik'te Osmanlı Hürriyet Cemiyeti adında gizli bir siyasal örgütün kurucu üyeleri arasında yer aldı (1906).[3]

Vatan ve Hürriyet Cemiyetine de üye olan Mehmet Tahir Bey, siyâsî hareketlere katıldığı için Selânik Askerî Rüştiyesi Müdürlüğünden alındı. Bir müddet sonra  Manisa Alaşehir Alayı Birinci Tabur Kumandanlığında tekrar askeri görevlerine başladı.   Daha sonra İzmir Fırka Divan-ı Harp Âzâlığına tâyin edilerek burada  ve tetkik memuru oldu. Harp Dairesi, Divan-ı Harb ve Muhakemat Dairesi üyeliklerinde bulundu.  Kaymakam (Yarbay)rütbesindeyken ordudan emekli oldu.

Mehmed Tahir Bey, Meşrûtiyetin îlân edilmesinden sonra  İttihat ve Terakki Partisi'nin aday göstermesiyle  Bursa Mebusu (milletvekili) seçilerek Mebusan Meclisine girdi, 1908-1912 Osmanlı Meclis-i Mebusanı'nda 1908-1911 yılları arasında Bursa mebusu sıfatıyla yer aldı. Milletvekilliği sırasında  ittihatçıların arasından ayrılarak Türkçülük fikrini savunan aydınlar arasına katıldı. 1911'de miralay rütbesi ile  yeniden orduya döndü 1914’te bu rütbeden de emekli oldu.

Bu yıllarda  Türk Derneği, Türk Yurdu, Sırât-ı Müstakîm (Sonradan Sebîlür-Reşâd), İslâm Mecmuası gibi dergi ve gazetelerde yazıları yayımlandı.  Türk Derneğinin  kurucu asil üyelerinden biri oldu.  Târih-i Osmânî Encümeninin de  görev  yaptı. Bu yıllar arasında kitabiyat ve  biyografi türünde  eserler hazırlamaya ve yayımlanmaya başladı. Mehmed Tâhir Bey, 28 Ekim 1924’te İstanbul’da vefât etti. Üsküdar’da Aziz Mahmud Hüdâî Efendi Câmii yanındaki kabristana defnedildi.

Eserleri

1897'de "Türklerin Ulum ve Fünuna Hizmetleri" adlı  ilk eserini yayaımladı. En önemli eseri ise Osmanlı Müellifleri adındaki devasa kaynak eseri olmuştur.

Osmanlı Müellifleri

1691 Osmanlı müellifini ihtiva eden  bu bibliyografik eseri Mehmet Tahir’in  önemli eseridir.  Bu eserini  1915-1924 yılları arasında 3 ciltte tamamladı. 30 yıllık bir araştırmanın ürünü olan bu  eserinde  1691 önemli Osmanlı şeyh, fakih, şair, tarihçi, hekim, matematikçi ve coğrafyacısının biyografilerini faaliyet alanlarına göre düzenlenmiş  biyografilerini içine aldı.. Bu yazarların 9000’i aşkın eserinden bahsetti. [4] [5]Bu eserleri, belirli konularda liste ve tablolar halinde sıraladı. Bu eser, döneminin şartlarından kaynaklanan eksiklerine  rağmen, halen de  Osmanlı, şair, yazar, şeyh,  fakih, tarihçileri vs için  en  temel kaynaklardan birisi olma özelliğini korumaktadır.

Bu eseri Osmanlı tarihi araştırmalarında Sicil-i Osmanî ile birlikte en çok kullanılan biyografya kitabıdır.  Bu eserinde Mehmet Tahir Bey,  müellifleri  mesleklerine göre tasnif etmiş, birinci ciltte, mutasavvıflar, âlimler; ikinci ciltte, şairler ve edipler; üçüncü ciltte, tarihçiler, tabipler, matematikçiler ve coğrafyacıların hal tercümelerini  yazmış ve eserlerinden söz etmiştir. Bu  tasnifte, 288 tasavvuf erbabı, 465 âlim, 510’unu şair ve edip, 237  tarihçi, 84  tıp ve 107’si de riyazî ilimler sahasında eser bırakmış müellif yer almaktadır. Ayrıca çeşitli vesilelerle 480 müellifin daha biyografisine yer verilmiş, bunların yanında şiir ve edebiyatla ilgilenen Osmanlı padişahlarından da eserinde söz etmiştir. [6]

İlk basımı 1915-1925 yıllarında tamamlanmış olan eser  1971 yılında Almanya’da tıpkıbasım yolu ile tekrar neşr edilmiş,  2000 yılında 3 cildi bir arada olmak üzere  yeniden  tıpkıbasım şeklinde  basılmıştır.  Eser, A. Fikri Yavuz, İsmail Özen tarafından  yeni harflere de aktarılmış,   yeni harflerle basılmış hali Meral yayınlarından çıkmıştır. Ahmet Remzi Akyürek ise eser ve yazar indeksi hazırlayarak ayrı bir kitap halinde neşretmiştir.

 

Diğer Eserleri

2) Türklerin Ulûm ve Fünûna Hizmetleri, 3) Terceme-i Hal ve Fezâil-i Şeyh-i Ekber Muhyiddîn Arabî, 4) Müverrihîn-i Osmâniyeden Âli ve Kâtib Çelebi’nin Terceme-i Halleri, 5) Aydın Vilâyetine Mensûb Meşâyıh, Ulemâ, Şuarâ, Müverrihîn ve Etibbânın Terâcim-i Ahvâli, 6) Müntehebât-ı Masârî’ ve Ebyât, 7) Delîlü’t-Tefâsir, 8) Kırım Müellifleri, 9) Meşâyıh-i Osmâniyeden Sekiz Zâtın Terâcim-i Ahvâli, 10) Ulemâ-i Osmâniyeden Altı Zâtın Terâcim-i Ahvâli, 11) Hacı Bayrâm-ı Velî, 12) Siyâsete Müteallik Âsâr-ı İslâmiyye.

 

 

 

 

Şiirlerinden Örnekler [7]

 

Sanma ey zâhid bizi kim öyle hor u ahkarız

Bizler ol âyine-i âlem-nümâ-yı ekberiz

Tâlibân-ı feyz-i Ahmed bendegân-ı Haydarız

Nakşibend sûretteyiz; lâkin Melâmî-meşrebiz

İsm-i zâtı her nefes tekrâr eden hak mezhebiz

 

İsm-i Zâhir mazhariyle dehre seyrân eyledik

Himmet-i mürşid ile aşk sahnında cevlân eyledik

Men aref dersinde hattâ kesb-i îkân eyledik

Nakşibend sûretteyiz; lâkin Melâmî-meşrebiz

İsm-i zâtı her nefes tekrâr eden hak mezhebiz

 

İhtiyârın selbedip; anla bizim mişvârımız;

Kim sıfât u zât-ı Hakk'ı derk ve rü'yet kârımız;

Yoksa hâriçten bilinmez dahl ile etvârımız

Nakşibend sûretteyiz; lâkin Melâmî-meşrebiz

İsm-i zâtı her nefes tekrâr eden hak mezhebiz

 

Zâhidâ erbâb-ı gaflet sandığın lâ-şüphe sen

Dahl edip kürsîde halkın boyuna takma resen

Şuğl-ı uşşak ma'nevîdir ne bilir erbâb-ı fen?

Nakşibend sûretteyiz; lâkin Melâmî-meşrebiz

İsm-i zâtı her nefes tekrâr eden hak mezhebiz

 

Kisve-i aşkı mülebbes hırka vü şâl istemez

Mekteb-i irfanda tahsîl eyleyen kâl istemez

Hulk-ı Hakk'ın gayrisinden başka bir hâl istemez

Nakşibend sûretteyiz; lâkin Melâmî-meşrebiz

İsm-i zâtı her nefes tekrâr eden hak mezhebiz

 

Kesret-i eşyâyı sanma vahdete mâni' olur

Böyle bir efkâra hâşâ ehl-i dil kâni' olur;

Zât-ı Hak eşyâyı her demde bütün câmi' olur

Nakşibend sûretteyiz; lâkin Melâmî-meşrebiz

İsm-i zâtı her nefes tekrâr eden hak mezhebiz

 

Bunca envâ'-ı ulûmun noktadır hep masdarı

Böyle ferman eylemiştir zât-ı vâlâ Haydari

Bâ-yı bismillâhtır ancak ehl-i Hakk'ın ezberi

Nakşibend sûretteyiz; lâkin Melâmî-meşrebiz

İsm-i zâtı her nefes tekrâr eden hak mezhebiz

 

Söylenen nutku bilir ehl-i kemâl gayet ayân

Zümre-i uşşâka vâzıhtır bu sözler her zamân

Tâhirâ hatm-i makâl et eyle ikmâl-i beyân

Nakşibend sûretteyiz; lâkin Melâmî-meşrebiz

İsm-i zâtı her nefes tekrâr eden hak mezhebiz

*

Gâh rahîk-i neşve-i tevhîde meclâdır gönül

Geh safâ-yı zevk-i vahdetle mücellâdır gönül

 

Âsumân-ı feyz-i irfânda dem-â-dem seyreder

Len terânî mazharı mestâne Mûsâ'dır gönül

 

Çok mudur söylerse bang-ı lâ uhubbü'l-âfilîn

Mazhar-ı feyze Muhammed nûr-ı Mevlâ'dır gönül

 

Semme vechullah'a masdar Ka'be-i Rahmândır

Berk urur nûr-ı ilâhî arş-ı a'lâdır gönül

 

Sırrının idrâki ancak keşf ü zevke münhasır

Bu sebebten hallolunmaz bir muammâdır gönül

 

Münkeşif olmaz rüsûm erbâbına Tâhir bu râz

Neşveyâb-ı sahve-i nûr-ı tecellâdır gönül

KAYNAKÇA 

  • [1] Ömer Faruk Akün,”Bursalı Mehmed Tahir” TDVİA, c.VI, s.452-461
  • [2] Mustafa Tatcı, “BURSALI MEHMED TAHİR” https://www.facebook.com/permalink.php?story
  • [3] Mustafa Tatcı, “BURSALI MEHMED TAHİR” https://www.facebook.com/permalink.php?story
  • [4] İbrahim Hatipoğlu,”Mehmet Tahir,Bursalı”, OsmanlılarAnsiklopedisi,c.II,Yapıkredi yay.İst.1999
  • [5] Bursalı Mehmed Tahir, Osmanlı Müellifleri, Matba-yı Amire,1333
  • [6] Ömer Faruk Akün,”Bursalı Mehmed Tahir” TDVİA, c.VI, s.452-461
  • [7] Mustafa Tatcı, “BURSALI MEHMED TAHİR” https://www.facebook.com/permalink.php?story
Bu içeriğe henüz katkı yapılmamış

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış