Faruk Nafiz Çamlıbel Hayatı ve Edebi Kişiliği



FARUK NAFİZ

 

Faruk Nafiz Çamlıbel (18 Mayıs 1898, İstanbul  – 8 Kasım 1973, İstanbul ), Hecenin Beş Şairi'nden biri,  şair, siyasetçi, öğretmen, VIII., IX., X.ve XI. Dönem İstanbul Milletvekili Babası, Orman ve Maadin Nezareti memurlarından[1], Hazine-i Hassa Nezareti ser müfettişi  Süleyman Nazif Bey, annesi ise Fatma Ruhiye Hanım’dır.[2]Faruk Nafiz ilkokul ve ortaokul tahsilini Bakırköy Rüştiyesi'nde yapmış, lise tahsilini ise Hadika-i Meşveret İdadisi'nde tamamlamıştır.

Şairin kendi ifadesine göre çok küğçük yaşlarda şiir yazmaya başlamış yayımlanan ilk şiir ise 16 yaşındayken ve idadi ye devam ederken yayımlamıştır. Şairin yayımlanan ilk şiir “ Saat” adlı şiiridir. Bu şiirini ise "Çocuk Dünyası" adlı bir dergide (1914) yayınlanmıştı.[3] Şair 1913 ve 1917 yılları arasında Peyam ve Servet-i Funun dergilerinde Cenap Şahabeddin ve Servet-i Fununcuların etkisi altında aruz ölçüsü ile şiirler yazmış ve yayımlamıştır.

Şair idadi eğitiminden sonra Tıp Fakültesine kaydolur.  Ancak bu okulda dört yıl eğitim gördüğü halde Tıp Fakültesi dördüncü sınıfta iken Tıp Fakültesinden mezun olmadan ayrılır.[4] Tıp Fakültesini bitirememiş olsa bile o günlerde edebi manada çok sayıda çalışması yayınlanır. İlk şiirleri Peyam-ı Edebi', Edebiyat-ı Umumiye mecmuası, Yeni Mecmua, Ümid mecmuası, Şair, Büyük Mecmua, Nedim mecmuası ve Yarın mecmuasında yayımlanmıştır.[5]

1917 yılında İleri – Ati- Gazetesinde çalışmaya başlamıştır.[6]Bu gazetedeki çalışma günleri bir hayli sürecektir. Ati Gazetesi’nin yazı işlerinde çalışırken Milli Mücadele başlamış, İstanbul işgal edilmiş, Anadolu’daki Milli Mücadele başarıya ulaşamaya başlamıştır. İleri Gazetesi onu muhabir olarak Milli Mücadeleyi yakından izlenmesi ve izlenimlerini aktarması için Anadolu’ya muhabir olarak gönderir. İleri Gazetesinin temsilcisi olarak Ankara’ya geldikten sonra Anadolu’yu canlı olarak görme ve izleme fırsatı bulmaya başlayacak Memleketçilik akımının bir temsilcisi olmasının zeminleri atılmış olacaktır.

O yıllarda İstanbul’dan kaçarak Anadolu’ya gelen pek çok şair ve genç yazar gibi Faruk Nafiz  ‘de Milli Mücadele Dönemi Hükümeti tarafından görevlendirilir. 1922’de Kayseri Lisesi’ne edebiyat öğretmeni olarak atanır. Kayseri’deki Öğretmenlik günleri toplam iki yıl sürecektir. Kayseri’de kaldığı iki yıllık dönemde Behçet Kemal Çağlar  onun Kayseri Lisesi’nde öğrencisi olmuştur.[7] Eflatun Cem Güney’de bu okulda öğretmendir. Kayseri’de öğretmen iken bir ara Adana’ya kadar gidip gelmiş ve onun popüler bir şair olmasını sağlayan Han Duvarları  adlı şiirini yazmıştır. Bu yıllarda Faruk Nafiz , Kayseri Lisesi’nin marşını da kaleme almış olur. [8]

Cumhuriyet ilan edilip yeni devlet şekillendikten sonra Faruk Nafiz 1924 yılında Kayseri’deki görevinden ayrılarak Ankara’ya gelir. Ankara Muallim Mektebindeki görevinden sonra Ankara Kız ve Erkek Liselerinde de 1932 yılına kadar öğretmenlik görevi yapar.

1928’de Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati'nin başkanlığında “Şark Vilâyetlerini Tedkik Heyeti”'nde görevli olarak Sivas, Erzincan, Gümüşhane, Trabzon, Erzurum illerini ve dönüşte Kastamonu 'yu görmek şansına sahip olur.[9]Bu yolculuk, sonrasında pek çok yerini gördüğü ülkesinin sevgisini şiirlerinde işleyen Memleket Şairi olarak memleket konusunda yazacak daha çok şeyi olmuştur.  Liselere marş yazma hevesini Ankara’da da sürdürür. Ankara Kız Lisesinde edebiyat Öğretmeni iken Ankara Kız Lisesi marşını kaleme alır.[10]Evlilik hayatını da Ankara’da iken gerçekleştirecektir. 1931’de Ankara Kız Lisesi’nde coğrafya öğretmenliği yapan Azize Hanım ile evlenir.[11] Bu evlilikten İsmet ve Yeliz adında iki çocuğu dünyaya gelmiştir. Kayseri lisesinden öğrencisi olan Behçet Kemal Çağlar ile Ankara’da yeniden buluşmuşlardır. Faruk Nafiz ile Behçet Kemal Çağlar  Faruk Nafiz ile Onuncu Yıl Marşını Ankara’da iken birlikte yazarlar. [12]( 1932) Onuncu Yıl Marşı her ikisine de önemli bir şöhret kazandıracaktır. 

Faruk Nafiz’in Sekiz yıl süren Ankara’daki öğretmenlik günleri edebi çalışmaları açısından hayli olumlu geçmiştir.  1924’te “Çoban Çeşmesi”, 1928’de “Suda Halkalar” isimli kitapları Ankara’da görev yaparken yayımlanacaktır. Bu iki eseri onun tanınmasına ön ayak olacaktır.

1932 yılında memleketi olan İstanbul’a tayini çıkar. İstanbul Vefa lisesinde öğretmenliğe başlar. İstanbul’daki öğretmenlik yıllarında çeşitli dergi ve gazetelerde şiirler fıkralar yayınladı. Mizah dergilerinde “Deli Ozan” ve “Çamdeviren” takma adlarıyla mizahi manzumeler de yazmaya başlamıştır. 

İstanbul’daki ilk günlerinde dergiciliğe de soyunur. Anayurt adında haftalık bir sanat dergisi çıkarmaya başlar. Fakat bu dergi ancak sekiz sayı kadar basılabilmiş ve  bir daha da çıkmamıştır.[13]

 

ŞUKUFE NİHAL AŞKI

 

Şairin Vefa Lisesinde başlayan İstanbul ’daki Edebiyat öğretmenliği günlerinde birçok edebiyatçı ile tanışma şansını elde etmiştir. Bunlardan birisi de âşık olacağı meslektaşı olan Öğretmen ve yazar Şukufe Nihal’dir.

Devrin tanınmış kadın yazarlarından Şükufe Nihal Başar “ Dünyaya metelik bırakmayan, çok güzel olmasa da kendine çok güvenen çok bakımlı, çok şık ve çok zarif bir kadındır.  Halide Nusret'’in anılarına göre pek çok tanınmış kişi ona âşık olmuştur. Ona âşık olanların arasında NAZIM HİKMET ve AHMET KUTSİ TECER,’de vardır. [14]Cenap Şahabettin ’in kardeşi şair Osman Fahri ise Şukufe Nihal’e olan aşkına karşılık bulamayıp canına kıymıştır.[15]

Faruk Nafiz Çamlıbel zamanının kadın yazarlarından Şukufe Nihal’e âşık olur. Şukufe Nihal’de o sıralarda evli bir kadındır. Ama bu aşkları karşılıksız kalmamış birbirlerine şiirler yazmışlar, bu aşk sadece şiirlerinde kalmamış karşılıklı olarak yazılan romanlarına da dönüşmüştür.  Faruk Nafiz  “Yıldız Yağmuru” adlı romanında Şukufe Nihal ise “Yalnız Dönüyorum” adlı romanında sevdalarını dile getirmişlerdir.

Faruk Nafiz’in İstanbul’daki Öğretmenliği Vefa Lisesinden sonra Kabataş Lisesinde devam eder. Bu lise daha sonra Faruk Nafiz’in müzesi haline de gelecektir. Kabataş Lisesinden sonra Arnavutköy Amerikan Kız Lisesinde edebiyat öğretmenliği yapmaya başlar.  Onun öğretmenlik yılları 1946 yılına kadar devam edecektir.

1946 yılında emekli olduktan sonra siyasete atılmıştır. 1946 yılında Demokrat Parti’den aday olarak İstanbul milletvekili olarak TBMM’de görev yapmaya başlar. Milletvekilliği 27 Mayıs 1960 darbesine kadar devam edecektir.

27 Mayıs 1960 ihtilalının ardından kısa bir süre Yassıada'da, daha sonra da Celâl Bayar ve diğer DP milletvekilleri ile birlikte Kayseri Kapalı Cezaevi’nde Haziran 1960’tan Eylül 1961 yılına kadar[16] 16 ay tutuklu kaldıktan sonra aklanarak serbest bırakılmıştır.

Serbest kaldıktan sonra siyasete dönmek istememiş, ömrünün son yıllarını Arnavutköy’deki evinde geçirmiştir. Yassıada’da yaşadığı yılları ve baskıyı  “Zindan Duvarları” adlı bir şiir ile anlatmış ve bu kitabını da yayımlamıştır.  Eşinin ani ölümünden sonra çıktığı Akdeniz gezisinde Kaş - Fethiye arasında 8 Kasım 1973 günü kalp yetmezliği sebebiyle hayata veda etmiştir. Cenazesi, 11 Kasım 1973’te Zincirlikuyu Mezarlığı’na getirilerek defnedilmiştir.[17]

Faruk Nafiz Çamlıbel'in bir dönem edebiyat öğretmenliği yaptığı Kabataş Erkek Lisesi,  2005 yılında Faruk Nafiz Çamlıbel, müzesi haline getirilmiştir.[18]


EDEBİ KİŞİLİĞİ

Şairin yayımlanan ilk şiiri olan “ Saat” adlı şiiri "Çocuk Dünyası" adlı bir dergide (1914) yayınlanır.[19]1913 ve 1917 yılları arasında Peyam ve Servet-i Funun dergilerinde Cenap Şahabeddin ve Servet-i Fununcuların etkisi altında aruz ölçüsü ile yazılmış şiirleri şairlik hayatının başlangıç günleridir. Bu yıllardaki şiirlerinde kişisel konular ferdi aşklar vb konular işleyen şiirler yazmıştır.

1918 yılından sonra ise şiirleri Yeni Mecmua, Fağfur, Şair, Edebiyat-ı Umumiye, Büyük Mecmua, Nedim, Ümit, Yarın, Süs Yıldız gibi dergi ve mecmualarda çıkmıştır.

Cenap Şahabettin ve Yahya Kemal Beyatlı tesiriyle şiire başlayan şairin şiirlerindeki değişim Milli Mücadele günleri ile başlar. Milli Mücadele yılarlında Anadolu ve Memleket sevgisine yönelen şair Milli Edebiyatın dil, sanat, konu ve şekil anlayışını benimseyerek heceli ve memleket konulu şiirlere başlamıştır.   

İlk şiirlerini aruz vezniyle yazan şair böylece hece ölçüsüne yönelir. Ankara’ya gelip Kayseri’de öğretmenliğe başladıktan sonraki şiirlerindeki ağırlıklı konu memleket sevgisi ve Anadolu manzaraları hakline dönüşmüştür. Anadolu insanının duygularını işlemeye ve memleket sevgisini dile getiren şiirler yazmaya başlayan şair Milli edebiyat akımına değişik bir ses ve söylem biçimi getirerek zenginleştirmiştir.

Şiir diline yeni bir söyleyiş getiren şair kendine özgü şiir üslubu ile dikkati çekmiş sade, canlı akıcı, ahenkli bir dille şiirler yazmıştır. Onu şiirlerinde yüksek perdeden dile gelen sevimli betimlemeler vardır. Aslında bir topluluk olmayan Beş Hececilerin en genci ama en kuvvetli şairi olmayı hak edecek derecede heceyi modern bir anlayışla yorumlamış, heceli şiiri âşık şiirinden koparmayı başaran başlıca şairlerden olmuştur. Heceli şiirin modern örneklerini veren şair hece ölçüsü ile yazan entelektüel şairlerin en başında gelenlerinden birisi olmuştur.

Şiir üslubu kendisinden sonra yetişen hece şairlerini etkilemiştir. "Sanat" adlı şiiri beş hececilerin manifestosu olarak kabul edilmiş, Anadolu kültürü ve sanatına heves duyulmasını öneren bu şiir ile yepyeni görüşler öne sürmüştür. Batı hayranlığına karşı olan şair Anadolu kültürüne önem veren düşünceler içindedir.

 

Doğuştan yetenekli bir şair olan Faruk Nafiz’in şiirlerinde kuvvetli bir ahenk, kuvvetli bir anlam bağı ve lirizm vardır. Kafiye kullanmakta zorlanmamış, anlamı ahenge ve kafiyeye feda etmeden başarılı şiirler yazmıştır.

Onun dili temiz, sade ve kendine has duru bir Türkçedir. Şiirlerinde yabancı asıllı sözcükleri kullanmamaya önem vermiştir. Aruz vezni ile yazdığı şiirlerde dahi dili sadedir arzu vezni ile yazdığı şiirlerinde aruz ölçüsünü Yahya Kemal tarzında kullanmaya ve aruzu Türkçeye uyarlamaya önem vermiştir.

Bireysel konularda da şiirler yazan şair, şiirlerinde daha çok Anadolu'yu, memleket sevgisini, Anadolu’nun güzelliklerini, Anadolu sanatı ve kültürüne olan sevgisini dile getiren şiirleri ile tanınmıştır. "Şiirlerinde ele aldığı başlıca temalar aşk, hasret, tabiat, ölüm, kahramanlık ve ihtirastır."

İlk şiirlerinde ferdi aşk konularını işlemiş 1918 yılından sonra memleketçilik konularına yönelmiş 1936 yıllarından sonra ise yeniden ferdi konularda yazmaya başlamıştır. II. Dünya savaşı esnalarında yazdığı şiirlerinde yeniden milli konulara yöneldiği görülür. Bu tarihten sonra başladığı siyasi hayat yıllarında şiir ve edebiyata olan alakası azalmış zaman zaman yazdığı şiirlerinde aşk ve kişisel konular üzerinde yoğunlaşmıştır.

Sekiz yüzden fazla şiiri olan şairin[20]şiirlerinin bir kısmı Akbaba ve Karikatür dergilerinde Akıllı Ozan ve Deli Ozan müstear adlarıyla yazdığı mizahi şiirleridir. Resmi ideolojiye bağlı konuşlar işleyen tiyatro eserleri de yazan şairin oyunlarında da şiirlerindeki gibi şairane bir eda ve lirizm vardır.

Şiirleri

ALÇIDAN HEYKEL

ALLAHAISMARLADIK

ARDINDA

BAĞ BOZUMU

BEŞİKTEN MEZARA KADAR

BİZİM MEMLEKET

CENNET VE CEHENNEM

ÇOBAN ÇEŞMESİ

DAĞLAR

DAVET

ERİYEN ADAM

FİRARİ

GENÇLİK

Kızıl Saçlar

GÖNÜL

GÖRMEDEN TAPTIĞIM PUT

HAMD U SENA

HAN DUVARLARI

İSTANBUL

KIR TÜRKÜSÜ

KISKANÇ

KIŞ BAHÇELERİ

ONU BİR GÜN GÖRMEDİM

. SANA

SEN NERDESİN

SERENAT

SON AŞIK

ZAFER TÜRKÜSÜ

Ardında

Ali

At

Kızıma

Melek-Ül-Mevt

İnancını Kaybetmiş Zümrelere Sesleniş

Koşma

Naz

Ölümü Hatırlatan Kadın

Sanat

Suyun Üstünde Mısralar

Yeni Kerem

Yolcu İle Arabacı

Zafer Türküsü

Oğluma

Cennet Ve Cehennem

Dün Bir Kadın Ağladı

Melek

Son Beklediğim


kaynakça 

 

[1] https://tr.wikipedia.org/wiki/Faruk_Nafiz_Çamlıbel

[2] İran Turkısche Radyo,https://turkish.irib.ir/makaleler/edebi-makale, Çarşamba, 01 Haziran 2011

[3]  https://tr.wikipedia.org/wiki/Faruk_Nafiz_Çamlıbel

[4] Dr Aslan Tekin, Edebiyatımızda İsimler, Elips Yayınları, Anka. 2005, Shf, 149

[5] İran Turkısche Radyo,https://turkish.irib.ir/makaleler/edebi-makale, Çarşamba, 01 Haziran 2011

[6]  Dr Aslan Tekin, Edebiyatımızda İsimler, Elips Yayınları, Anka. 2005, Shf, 149

[7] Şahamettin Kuzucular, Behçet Kemal Çağlar Hayatı Edebi Kişiliği, https://www.edebiyatvesanatakademisi.com/

[8] https://tr.wikipedia.org/wiki/Faruk_Nafiz_Çamlıbel

[9] https://tr.wikipedia.org/wiki/Faruk_Nafiz_Çamlıbel

[10] https://tr.wikipedia.org/wiki/Faruk_Nafiz_Çamlıbel

[11] Soner Yalçın, Nazım Hikmet’ten Faruk Nafız Çamlıbel’e Büyük Türk Şairlerinin Aşık Olduğu Kadın Kim?, Odatv.com sitesi, 17.08.2008

[12] Şahamettin Kuzucular, Behçet Kemal Çağlar Hayatı Edebi Kişiliği,https://www.edebiyatvesanatakademisi.com/

[13] Dr Aslan Tekin, Edebiyatımızda İsimler, Elips Yayınları, Anka. 2005, Shf, 149

[14] Şahamettin Kuzucular,    Şükufe Nihal Başar Hayatı ve Edebi Yönü, https://www.edebiyatvesanatakademisi.com/

[15] Soner Yalçın, NAZIM HİKMET'TEN FARUK NAFİZ ÇAMLIBEL'E BÜYÜK TÜRK ŞAİRLERİNİN AŞIK OLDUĞU KADIN KİM? https://www.odatv.com/n.php?n, yayın tarihi,17.08.2008 , son erişim, 12-11-2013

[16] Dr Aslan Tekin, Edebiyatımızda İsimler, Elips Yayınları, Anka. 2005, Shf, 149

[17] https://tr.wikipedia.org/wiki/Faruk_Nafiz_Çamlıbel

[18] radikal.com.tr/haber.php?haberno=140042,radikal, Haber Tarihi, 12/01/2005, son erişim, 12-11-2013

[19] https://tr.wikipedia.org/wiki/Faruk_Nafiz_Çamlıbel

[20] Dr Aslan Tekin, Edebiyatımızda İsimler, Elips Yayınları, Anka. 2005, Shf, 149

Edebiyat Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com 

Bu içeriğe henüz katkı yapılmamış

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış