Halide Edip Adıvar, Hayatı, Eserleri, Edebi Kimliği

Ekleyen : Şahamettin Kuzucular , 30 Haziran 2011 Perşembe aaa Beğen
  

Halide Edip Adıvar 

http://img.sabah.com.tr/im/2007/12/12/10CBA03FF441D94196E64E97r.jpg     http://www.biyografi.info/photos-big/halide-edip-adivar-b1.jpg
M. Kemal ve Halide Edip
 
 
Yazıda Halide Edip Adıvar’ın  hayatı, doğumu, ölümü, çocukluğu, gençliği, evliliği, öğrenimi, eğitim yılları, ailesi, çalıştığı işler, mahkûmiyeti,  yazarlığı, eserleri,  romanları,  Halide Edip Adıvar’ın  edebi kişiliği,  etkilendiği yazarlar, siyasi kişiler ve düşünceler,  etkilediği yazarlar, işlediği konular, Türk edebiyatındaki yeri, Halide Edip Adıvar’ın  eserlerinden alıntılar, anekdotlar,  anlatım tekniği, bakış açısı, romanların  tekniği, romanlarının  türü, eserleri, eserlerinin basım yılı ,basım hikâyesi, eserleri ile biyografisi arasındaki alakalar, aldığı ödüller  vb incelenmiştir.
 
(d. 1884 - ö. 9 Ocak 1964) Türk yazar, siyasetçi, akademisyen, öğretmen. Halide Onbaşı olarak da bilinen kadın yazarımız
 
HALİDE EDİP HAKKINDA GENEL BİLGİLER
 
Halide Edip, 1919 yılında İstanbul’un işgaline karşı yaptığı konuşmaları ile tanınan usta bir hatip, Kurtuluş Savaşı yıllarında cepheleri dolaşarak Yunan Mezalimini dünyaya tanıtan usta bir yazar, çok sayıda roman yazan bir romancı, Anadolu Ajansı'nın kurulmasında rol alan bir gazetecidir.
 
II. Meşrutiyet ile birlikte yazarlığa başlamış, yirmi bir roman, dört hikâye kitabı, iki tiyatro eseri ve çeşitli incelemeleriyle Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemleri Türk edebiyatının en çok yapıt veren yazarlarından biri olmuştur.  1926 yılından itibaren verdiği konferanslar ve İngilizce olarak kaleme aldığı eserler sayesinde zamanının dış ülkelerde en çok tanınan Türk yazarı olmuştur.
 
İstanbul Üniversitesi'nde edebiyat profesörü ve İngiliz Filoloji Kürsüsü Başkanlığı yapmış bir akademisyen; 1950'de TBMM'de ise milletvekilliği yapmış bir siyasetçidir. I.TBMM hükümetinde sağlık bakanı olan Adnan Adıvar'ın da eşidir.[1]
 

HAYATI 
 
1882 yılında Beşiktaş, İstanbul'da doğdu. Babası, II. Abdülhamit devrinde Ceyb-i Hümayun (Padişah Hazinesi) kâtipliği, Yanya ve Bursa Reji Müdürlüğü yapan[2] Mehmet Edip Bey, annesi Fatma Berifem Hanım'dır. [3]Annesini küçük yaşta veremden kaybetmiş[4], anneannesi ile yaşamaya başlamıştır.[5] Bu durum onu oldukça etkileyecek sanat yaşamına dahi tesirli olacaktır.
 
Yedi yaşında iken yaşını büyüterek girdiği Üsküdar Amerikan Lisesi'nden kısa bir süre sonra padişahın "Hıristiyan okullarında Müslüman öğrencilerin okuyamayacağı" emri ile alınır. [6]Böylece İlköğretimine evde özel dersler alarak devam etmeye başlar. Özel dersler alarak Arapça ve Farsçayı öğrenmiş, Kuran-ı Kerimi de aynı şekilde öğrenmiştir. Özel hocaları devrin alanlarındaki en tanınmış şahsiyetleridir. Türk Musikisi dersleri de alan Halide Edip, Salih Zeki’den matematik dersleri, Rıza Tevfik’ten Felsefe ve Edebiyat dersleri alarak yetişir. İlköğretimini bu şekilde ve oldukça iyi bir şekilde tamamlamıştır.
[7]Robert Kolejde iken başladığı İngilizce eğitimine de evlerinde özel dersler ile devam ediyordu. Bu sayede İngilizceyi iyi düzeyde öğrenmiş ve Jacob Abbott'un "Ana" adlı eserini 1899 yılında Türkçeye çevirmişti. Bu çevirisi sayesinde II. Abdülhamit tarafından Şefkat Nişanı ile ödüllendirildi. Daha sonra yeniden Robert Kolejindeki eğitimine başlamış ve okulda, Rıza Tevfik Bey'in Fransız edebiyatı derslerine katımlı, İngilizce ve Fransızcayı iyi düzeyde öğrenmiş ve Doğu edebiyatıyla yakından ilgilenmişti. Üstelik bu okuldan mezun olan ilk Türk kız öğrencisi olmayı başarmıştı.
 
Halide Edip 1901 yılında Rober Kolejinden mezun oldu. İlk evliliğini Robert Kolejinde son sınıf öğretmeni olan matematik hocası Salih Zeki ile 1901 yılında yaptı. Salih Zeki Bey ile olan evliliğinden de iki oğlu dünyaya gelecekti.[8]
 
Eşi rasathane müdürü olduğu için hayatı bu rasathane içinde rasathane içinde geçiyor bu hayat ona oldukça sıkıcı geliyordu. Evliliğinin ilk yıllarında eşine Kamus-u Riyaziyat adlı eserini yazmada yardımcı olmuş ünlü İngiliz matematikçilerin yaşam öykülerini Türkçeye çevirmişti. [9] Bu arada Birkaç Sherlock Holmes hikâyesinin de çevirisini yaptı. Bu sıkıcı günlerinde Rasathanedeki evlerinde Fransız yazar Emile Zola ve eserlerine merak duymaya başlamıştı. Daha sonra ilgisi Shakespeare’nin Hamlet adlı eserinin çevirisini yaptı. 1903 yılında ilk oğlu Ayetullah, bundan on altı ay sonra da ikinci oğlu Hasan Hikmetullah Togo dünyaya geldi. [10]
 
Meşrutiyetin ikinci kez ilan edildiği 31 Mart vakası ve 1908 yılından önce gazetelerde kadın haklarıyla ilgili yazılar yazmaya başlamış, Tevfik Fikret'in çıkardığı Tanin'de yayımlanmıştı.  Başlangıçta yazılarında Halide Salih imzasını kullanıyor, yazıları muhafazakâr kesimler tarafından tepkiler çekiyordu. 31 Mart Ayaklanması sırasında iki oğluyla birlikte Mısır'a kaçmış, oradan da İngiltere’ye geçmiş kadın haklarının savunucusu olan İngiliz Kadın yazar ve gazeteci Isa belle Fry’ın evinde konuk olmuştu. İngiltere’de kaldığı günlerde “ Kadın haklarını savunan bir Osmanlı kadını olarak oldukça ilgi görmüş, gördüğü bu ilgi Bertrand Russell gibi fikir adamlarıyla da tanışmasına vesile olmuştu.[11]
 
İngiltere’deki bu güzel günlerden sonra 1909'da İstanbul'a geri dönmüştü. Artık siyasi içerikli yazıların yanı sıra edebi yazılar da yayımlamaya başlamış ilk romanuının da yayımlamıştı. Heyyula ve Raik'in Annesi adlı romanları bu yıllarda basılmıştı. Bu arada Kız Öğretmen Okulunda -Darulmuallimat Kız Öğretmen okulu- pedagoji öğretmeni olarak derse girmeye başladı.  Öğretmenlik ile vakıf okullarında müfettişlik görevlerinde bulunmuş Sinekli Bakkal yokuşunu da o yıllarda tanımıştı. Müfettişlik görevi gereğince İstanbul’un izbe semtlerini dolaşırken bu semtleri gözlemleme fırsatını da buluyordu. Bu günlerden edindiği izlenimler başta Sinekli Bakkal romanı olmak üzere pek çok eserinde malzeme olarak karşımıza çıkacaktı.
 
Eşi Salih Zeki Bey'in ikinci bir kadınla evlenmek istemesi üzerine ondan 1910 yılında Salih Beyden ayrı yaşamaya başlamıştı. Artık yazılarında Halide Salih yerine Halide Edip adını kullanmaya başlaMIŞ 1912 yılında da Salih Beyden boşanmıştı. Boşandığı yıl  Seviyye Talib romanını yayımladı. Bu romanda, kocasını terk eden bir kadının sevdiği erkekle yaşayışını anlatıyordu. Bu roman esasında Salih Zeki’den alınmış bir intikamdı ve feminist bir eser olarak değerlendirilmiş biraz da tepki çekmişti.  Eser birçok eleştiriye maruz kalınca, Halide Edip, 1911 yılında ikinci kez İngiltere'ye gitmek kısa bir müddet orada kalmak zorunda kalmıştı.  
 
Balkan Savaşı yıllarında Teali-i Nisvan Cemiyeti’nin (Kadınları Yükseltme Derneği) kurucuları arasında yer aldı ve yardım işlerinde çalışmaya başlamıştı. 1911 yılında Türk Ocağının kuruluş çalışmalarına katıldı. Milli Edebiyat taraftarı olmuş ve Milli Edebiyat hareketine dâhil olmuştu. Türk Ocağı içinde Ziya Gökalp, Yusuf Akçura, Ahmet Ağaoğlu, Hamdullah Suphi gibi yazarlarla tanıştı. Bu kişilerle dostluğu sonucu Turancılık fikrini benimseyen Halide Edip, bu düşüncenin etkisiyle Yeni Turan adlı eserini yazdı. 1911'de Harap Mabetler ve Handan isimli romanları yayımlandı. Bu sıralarda Talim ve Edebiyat adlı kitabını da yazmıştı.  
 
1913’te öğretmenlikten istifa eden Halide Edip, Kız Mektepleri Umumi Müfettişliği görevine getirildi. 1916'da Cemal Paşa'nın daveti üzerine okul açmak üzere Lübnan ve Suriye'ye gitti. Arap eyaletlerinde iki kız okulu ve bir yetimhane açtı. Aynı yıl bir aşk romanı olan Son Eseri adlı kitabı basıldı. Lübnan’da iken Kenan Çobanları adlı 3 perdelik operası yayımlandı. [12] Yusuf Peygamber ve kardeşlerini konu alan bu eser, o yıllarda defalarca sahnelendi.
 
1917 yılında Bursa’da, aile doktorları Adnan Adıvar ile nikâhları kıyıldı. Türk ordularının Lübnan ve Suriye'yi boşaltması üzerine 4 Mart 1918’de İstanbul'a döndü. Mor Salkımlı Ev adlı eserinde bu yıllarını anlattı. I. Dünya Savaşı başladığında halen müfettişlik görevindeydi.
 
Milli Mücadele yılları
 
Halide Edip, Arap Eyaletlerinden döndükten sonra Darülfünun’da Batı edebiyatı okutmaya başlamıştı. Bu sırlarda İzmir İşgal edilince Milli Mücadelenin simgesi haline gelmiş  Türk Ocakları ile birlikte çalışmalarını yoğunlaştırmış, Karakol adlı gizli örgütle birlikte Anadolu’ya silah kaçırması işlerinde aktif olarak rol alamaya başlamıştı. İzmir’in işgalinden sonra 19 Mayıs 1919 günü Asri Kadınlar Birliği’nin düzenlediği ve kadın hatiplerin de konuşmacı olduğu ilk Açıkhava mitinginde bir konuşma yaptı. 20 Mayıs’ta Üsküdar mitingi, 22 Mayıs’ta Kadıköy mitingine katıldı. İzmir’in işgalini protesto eden Sultanahmet Mitinginde de muhteşem bir konuşma yapmış herkes tarafından konuşulan kadın bir yazar olmuştu.  İstanbul işgal edilene kadar Vakit Gazetesi’nin ve M. Zekeriya ve eşi Sabiha Hanım'ın çıkarttıkları Büyük Mecmua'nın başyazarı olarak milli mücadeleyi destekleyen yazılar yayımladı.
 
Halide Edip Refik Halit, Ahmet Emin, Yunus Nadi gibi aydınlarla 14 Ocak 1919'da Wilson Prensipleri Cemiyeti'nin kurucuları arasında yer almış, Amerikan mandasının hayırlı olacağı kanaatine kapılmıştı. Bu düşüncelerini Mustafa Kemal'e yazdığı bir mektupla da paylaşmıştı. Yıllar sonra Mustafa Kemal'in Nutuk adlı eserinde bu mektubu yüzünden "mandacı" olarak suçlanacak hatta "hain" olarak değerlendirilecekti.
 
İngilizler İstanbul’u 16 Mart 1920’de işgal etti. İngilizler, Halide Edip ve eşi Dr. Adnan Adıvar hakkında idam cezası vermişti. 24 Mayıs’ta padişah tarafından onaylanan kararda idama mahkûm edilen ilk 6 kişi şunlardı: Mustafa Kemal, Kara Vasıf, Ali Fuat Paşa, Ahmet Rüstem, Dr. Adnan ve Halide Edip.
 
Halide Edip, çocuklarını İstanbul’da bir yatılı okulda bırakarak 19 Mart 1920 günü eşi  Adnan Bey ile at sırtında Milli Mücadeleye katılmak için yola çıktılar.  Geyve’ye ulaştıktan sonra trene binmişler 2 Nisan 1920 günü Ankara’ya ulaşmışlardı.
Ankara’da Kalaba (Keçiören)’daki karargâhta görev almıştı. Yunus Nadi Bey ile birlikte Anadolu Ajansı haber ajansını Mustafa Kemal Paşa'dan onay alarak kurduktan sonra Ajansın muhabiri, yazarı, yöneticisi ve ayak işlerine bakan bir görevlisi olarak çalışmaya başlamıştı. Avrupa basınını yakından takip ediyor, batılı gazetecilerle iletişim kuruyor, Mustafa Kemal'in yabancı gazetecilerle görüşmesini sağlıyor Milli Mücadele ile ilgili haberleri her yere ulaştırıyordu. Bunların yanı sıra yabancı heyetlerle yapılan görüşmelerde tercümanlık yapıyordu.  Ayrıca Yunus Nadi Bey'in çıkardığı Hâkimiyet-i Milliye gazetesine yardımcı oluyor ve Mustafa Kemal'in diğer yazı işleri ile ilgilenmeye çabalıyordu.
 
1921’de yeni kurulan Kızılay başkanı oldu. Aynı yılın Haziran ayında Eskişehir Kızılay’ında hastabakıcılık yaptı. Ağustos’ta orduya katılma isteğini Mustafa Kemal’e telgrafla iletti ve cephe karargâhında görevlendirildi. Sakarya Savaşı sırasında onbaşı oldu. Yunanlıların halka verdiği zararları incelemek ve raporlamakla sorumlu Tetkik-i Mezalim Komisyonu’nda görevlendirildi. Bu görevi sırasında batı Anadolu’yu cephe gerisinden adım adım dolaşıyor gördüğü olayları öyküler ve haberler olarak yayımlıyordu. Daha sonra edindiği izlenimleri bir roman haline getirecek ve Vurun Kahpeye adlı romanınında bunları dile getirecekti.  Türk'ün Ateşle İmtihanı(1922) adlı anı kitabı, Ateşten Gömlek(1922), Kalp Ağrısı (1924), Zeyno'nun Oğlu adlı romanlarında Kurtuluş Savaşı'nın değişik yönlerini gerçekçi biçimde dile getirmiş bu romanlarını savaş yıllarında şahit olduğu gözlemleri ve gördüğü dramlardan esinlenerek yazmıştı. 


Cumhuriyet Dönemi 
 
30 Ağustos Zaferi’nden sonra ordu ile İzmir’e girdi. İzmir’e yürüyüş sırasında başçavuşluğa yükseldi. Savaştaki yararlılıklarından ötürü İstiklal Madalyası ile ödüllendirildi.[13]
 
Zaferden sonra yeniden Ankara’ya döndü. Eşi,  Adnan Adıvar, Dışişleri Bakanlığı İstanbul temsilciliği ile görevlendirilmişti. Bu günlerdeki anılarını da “Türk'ün Ateşle İmtihanı” adlı eserinde anlatmıştır.
 
İstanbul günlerinde Akşam, Vakit ve İkdam gazetelerinde yazmayı sürdürüyordu. Mustafa Kemal Atatürk ile siyasi fikir ayrılıkları yaşamaya başlamıştı. Eşi Adnan Adıvar'ın Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın kuruluşunda yer alması Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın kapatılıp Takrir-i Sükûn kanununun kabul edilmesiyle tek parti döneminin başlamış,  Adnan Adıvar ile birlikte Türkiye'den ayrılarak İngiltere'ye gitmek zorunda kalmışlardı 1925.
1939 yılına kadar 4 yıl İngiltere'de, 10 yılı da Fransa'da yaşamak zorunda kalmışlar Ülkeden on dört yıl boyunca ayrı kalmışlardı.
 
Halide Edip, yurtdışında kitap yazmayı sürdürmüş, pek çok konferans vermişti. 2 defa Amerika Birleşik Devletleri'ne bir defa da Hindistan'a davet ile gitti. [14]ABD'de yaşamakta olan oğullarını, 9 yıl sonra ilk defa bu gezi sırasında görebildi. Bernard Koleji, Yale, Illinois, Michigan üniversitelerinde verdiği konferansları toparlayarak  “Türkiye Batıya Bakıyor” adlı eserini oluşturmuştu.[15]
 
1935 yılında Hindistan'a gitmiş[16] birçok şehirde konferanslar vermiş. Konferanslarında,
Pan-İslamizm ve Pan-Turanizm gibi farklı fikir cereyanlarının Osmanlı Devleti’ni kurtarmaya yetmediğini ifade eden yazar, Hindistan’daki farklı ırk, dil ve dinlere mensup insanların bir arada yaşamalarının zarureti üzerinde durarak bölünme ve parçalanmanın vahim sonuçlar doğuracağını belirtmişti. ve bu konferanslarını bir kitapta toplamıştı. [17]
 
1936 yılında en ünlü eseri olan Sinekli Bakkal’ı İngilizce olarak "The Daughter of the Clown" yayımladı. Roman aynı yıl Türkçe olarak Haber Gazetesi’nde tefrika edildi. Bu eser 1943 yılında CHP Ödülü’nü aldı ve Türkiye’de en çok baskı yapan roman oldu.
1939’da Atatürk’ün ölümünden sonra İstanbul'a döndü ve 1940 yılında İstanbul Üniversitesi'nde İngiliz Filolojisi kürsüsünü kurmakla görevlendirildi ve 10 yıl bu okulda İngilizce Profesörü olarak kürsü başkanlığını yürüttü. 1950 yılında Demokrat Parti listesinden İzmir milletvekili olarak TBMM'ye girdi ve bağımsız milletvekili olarak görev aldı. 5 Ocak 1954 bu görevinden ayrıldı ve tekrar üniversitede görev aldı. 1955'te eşi Adnan Bey' vefat etmişti.
 
Halide Edip Adıvar, 9 Ocak 1964 yılında İstanbul'da iken 82 yaşındayken böbrek yetmezliği nedeniyle yaşamını yitirdi. Cenazesi, İstanbul Merkezefendi Mezarlığı’na defnedildi.
 
 
EDEBİ KİŞİLİĞİ
 
İlk kadın romancımız olan Fatma Aliye’den sonra Edebiyatımızda ilk kadın romancılarımızdan biri olan Halide Edip eserlerinde doğu ve batı sentezsini en iyi kuran Batıyı da çok iyi tanıdığı için batılılaşmanın doğru yönünü iyi kavrayan bir romancımızdır.
Yazı hayatına sohbet, makale ve denemelerle başlamış, ilk yazılarında eşi Salih Zeki’nin isteği ile Halide Salih müstear adını kullanmıştır. İlk yazılarından itibaren kadın haklarını savunan bir yazar olarak hareket etmiş Türk kadının modern ve çağdaş dünyaya entegre etmek arzusunu duymuş eserlerinde de yurtsever, çilekeş ama mücadeleci yönü ağır basan ideal kadınları ele almıştır. Onun romanlarındaki en büyük özelliklerden birisi de haklarını aramasını bilen ezilmeyen mücadeleci ve erkeklere karşısında ezik duruma düşmeyen kadınlarla taassup ve geri kalmışlık yüzünden ezilen ve yok edilen güçlü kadınların dramlarını ele almıştır. Romanlarındaki kadınlar Batılı bir anlayışla idealize edilmiş, güçlü, iradeli ve kültürlü kadınlardır.
Kahramanlarının kişiliklerine, ruh yapılarına ve davranışlarına önem vermiş, milli duyguları öne çıkaran roman ve öyküler yazmıştır. Halide Edip seçtiği konular açısından tam bir Milli Edebiyatçı olmuş Milli Mücadele dönemi edebiyatının en etkili isimlerinden biri olmayı başarmıştır.
 
Kurtuluş Savaşı sırasında Anadolu'da tanık olduğu olayları, d yetim çocukları, dul kadınları, kahramanlıkları, ihanetleri anlatırken kendi gözlemlerinden yararlanmış bu yüzden eserlerini gözlemlerinden elde ettiği doğallık içinde yazmıştır.
İlk romanlarında ve yazılarında ferdi aşkları modern kadınların ve erkeklerin dünyasını anlatan temalar üzerinde durmuştur. Milli Mücadele yıllarında Anadolu’ya geçince Anadolu’yu yakından tanımasının da verdiği avantajları iyi kullanarak realist bir anlayışla

toplumsal konulara yönelmiş Milli Mücadele yıllarını anlatan romanlar yazmaya başlamıştır.
Romanlarında Türk geleneklerini ve göreneklerini el almış, sosyal hayatı oldukça canlı bir şekilde ele almayı başarmıştır.
 Kısa cümleler kurmayı seven Halide Edip sade açık anlaşılır bir dille yazmış ve Milli Edebiyatın dil anlayışına yakışır bir arı dil kullanmıştır. Eserlerinin tümünde ideal kadınlar vardır. Ve kadınlar erkeklerden daha da ağırlıklı olarak ele alınmıştır.  Kadın karakterleri başarı ile alan yazar erkek karakterleri betimlemede aynı başarıyı gösterememekle eleştirilmiştir.
 
Romanları
  • Heyula (1908) Raik’in Annesi (1909) Seviye Talip (1910) Handan (1912)Yeni Turan (1912) Son Eseri (1913) Mev’ud Hüküm (1918) Ateşten Gömlek (1923) Vurun Kahpeye (1923) Kalp Ağrısı (1924) Zeyno'nun oğlu (1928) Sinekli Bakkal (1936 Yolpalas Cinayeti (1937) Tatarcık (1939) Sonsuz Panayır (1946) Döner Ayna (1954) Akile Hanım Sokağı (1958) Kerim Ustanın Oğlu (1958) Sevda Sokağı Komedyası (1959) Çaresaz (1961) Hayat Parçaları (1963)
 
Hikâyeleri
  • İzmir’den Bursa’ya (Yakup Kadri, Falih Rıfkı ve Mehmet Asım Us ile birlikte, 1922)
  • Harap Mabetler (1911)
  • Dağa Çıkan Kurt (1922)
  • Kubbede Kalan Hoş Seda (1974)
 
Hâtırât
  • Türk'ün Ateşle İmtihanı (1962)
  • Mor Salkımlı Ev (1963)
 
Tiyatro
  • Kenan Çobanları (1916)
  • Maske ve Ruh (1945)
 
 
 
Kaynakça
 
[1] http://tr.wikipedia.org/wiki/Halide_Edip_Ad%C4%B1var
[2] Serdar Suvari, Halide Edip Adıvar, Erişim tarihi:02.09.2011
[3] Serdar Suvari, Halide Edip Adıvar, Erişim tarihi:02.09.2011
[4] http://www.edebiyat.tc/mor-salkimli-ev/
[5] Dr Aslan Tekin, Edebiyatımızda İsimler, Elips Yayınları, Ank. 2005, shf., 12-13
[6] http://tr.wikipedia.org/wiki/Halide_Edip_Ad%C4%B1var
[7] Dr Aslan Tekin, Edebiyatımızda İsimler, Elips Yayınları, Ank. 2005, shf., 12-13
[8] Dr Aslan Tekin, Edebiyatımızda İsimler, Elips Yayınları, Ank. 2005, shf., 12-13
[9] http://tr.wikipedia.org/wiki/Halide_Edip_Adıvar
[10] http://www.serdarsabri.com/2008/12/japon-rus-sava-1904-05.html
[11] http://tr.wikipedia.org/wiki/Halide_Edip_Adıvar
[12] http://tr.wikipedia.org/wiki/Halide_Edip_Adıvar
[13] Derindusunce.org, 08 Eylül 2008, Tuncay Yılmazer, Bir Milliyetçinin Otobiyografisi - Mor salkimli
[14] http://tr.wikipedia.org/wiki/Halide_Edip_Adıvar
[15] Serdar Suvari, Halide Edip Adıvar, Erişim tarihi:02.09.2011
[16] Ali Fuat Bilkan, Halide Edip Adıvar’ın Hindistan’daki Konferansları, yayinlar.yesevi.edu.tr
[17] Ali Fuat Bilkan, Halide Edip Adıvar’ın Hindistan’daki Konferansları, yayinlar.yesevi.edu.tr
 

Edebiyat Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com 

 

 



Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...