MENÜ
ESA E- DERGİ
DUYURULAR
SON 5 ÜYEMİZ
BEĞENİLENLER
Ömer Seyfettin Hayatı Hikayeciliği Eserleri
Ekleyen : Şahamettin Kuzucular , 30 Haziran 2011 Perşembe Beğen
 



HAYATI 




d. 11 Mart 1884 Gönen Balıkesir, – 6 Mart 1920 İstanbul), Türk Edebiyatında olay öykücülüğünün önde gelen Hikaye yazarlarından asker,  şair ve edebiyat öğretmendir. OlayHikayeciliğinin kurucusu, Türkçülük akımı temsilcisi, Türkçe'de sadeleşmenin savunucusudur. 

1884 yılında Gönen'de (Balıkesir) doğan yazarın babası Kafkasya, Dağıstan Türklerinden Yüzbaşı Ömer Şevki Bey, annesi ise Fatma Hanım'dı. Yazar “ And” adlı hikâyesinde Gönen de doğduğunu, Gönen’deki çocukluk günleri ile Mahalle Mektebini bizlere anlatmıştı. And Falaka, Kaşağı ve İlk Namaz adlı öykülerinde çocukluk yıllarını anlatacaktı.

 Yazar ailenin ikisi küçük yaşlarda ölen dört çocuğundan birisiydi. Öğrenimine dört yaşında iken Gönen, -Balıkesir-   mahalle mektebinde başlamış ilköğretimine Gönen de başlayan yazarın babası Ömer Şevki Bey, nakli dolayısıyla Gönen'den ayrılarak İnebolu ve Ayancık'tan sonra İstanbul'a gelmişti. Bu yüzden yazarın ilköğretim yılları Gönen, İnebolu ve Ayancık da geçmişti. Babasının görevi nedeniyle sürekli yer değiştirmemeleri için annesiyle birlikte İstanbul’a gelmişlerdi.[1]

Ömer Seyfettin, önce 1893 ders yılı başında İstanbul'da Aksaray, Yusuf Paşa' daki Mekteb-i Osmaniye'ye,[2] daha sonra da Babasının isteği üzerine Eyüp Baytar Rüştiyesi'nin subay çocuklarına özgü yatılı bölümüne kaydedildi.[3] Bu okulu 1896'da tamamlayarak aynı yıl Kuleli Askeri İdadisine kaydoldu. [4]Fakat daha sonra kendi isteğiyle Edirne  Askerî İdadîsi'ne devam etmiş, 1900'de İdadî'yi bitirerek İstanbul'a dönmüştü. Burada Mekteb-i Harbiye-i Şahâne'ye başlayan yazar 1903 yılında Makedonya'da çıkan karışıklık üzerine "Sınıf-ı müstacele" denilen bir hakla imtihansız olarak 22 Ağustos 1903'te - Mülazım- piyade teğmeni rütbesiyle bu okuldan da mezun oldu.

Ömer Seyfettin, mezuniyetten sonra İzmir Zabitan ve Efrat Mektebi’nde bir süre öğretmenlik yaptıktan sonra piyade asteğmeni rütbesiyle, merkezi Selanik'te bulunan Üçüncü Ordu'nun İzmir Redif Tümeni'ne bağlı Kuşadası Redif Taburu’na, Mülazım-ı Sani olarak tayin edildi.[5] 1906'da İzmir Jandarma Okulu'na öğretmen olarak atandı.

 Ömer Seyfettin’in İzmir’e tayin edilmesi onun için bir dönüm noktası olacaktı. İzmir’de görev yaparken İzmir 'deki fikrî ve edebî faaliyetleri yakından takip edecek ve bu çevreler içindeki pek çok insanla tanışacaktı. Nitekim batı kültürünü tanıyan Baha Tevfik'ten Fransızca bilgisini artırmak için teşvik gördü; Necip Türkçü'den ise sade Türkçe ve millî bir dille yapılan millî edebiyat konusunda önemli fikirler aldı. Bu yıllarda İzmir’de bulunan Türkçü ve Turancı düşüncelere sahip birçok edip ve fikir adamı ile tanıştı. Bu tanışmalar onun fikir yapısında değişimler oluşturacağı gibi İttihat ve Terakki’ye girmesine, Genç Kalemlerin yönetimini üstlenmesine, Yeni Lisan yazılarına, hikâyelerinin konularına ve Milli Edebiyat hareketinin ortaya çıkmasına vesile olacaktı.

Ömer Seyfettin İzmir’de iken Ocak 1909'da Selanik Üçüncü Ordu'da görevlendirildi. Oradan Rumeli’nin Manastır, Pirlepe, Köprülü, Cuma-ı Bâlâ, kasabalrını dolaştıktan sonra  Serez Mutasarrıflığına bağlı, Menlik Sancağının Razlık Kasabası yakınlarında bulunan Yakorit Köyü civarındaki bir bölüğün kumandanlığına getirildi.

Rumeli’deki bu gezileri sırasında Bulgar mezalimine uğrayan, Sırpların ve Yunanlıların hakaretlerine maruz kalan Müslüman Türklerin haytalarını ve acılarını yakından gözlemlemişti. Bu gözlemler onun hikâyelerinde ortaya çıkacak ve ele alınacaklardı. 


İTTİHAT VE TERAKKİ İLE MİLLİ EDEBİYAT

Ömer Seyfettin 17 Nisan 1909 da Hareket Ordusu ile İstanbul’a geldi. II. Meşrutiyet sonrasında daha önceden tanıdığı Ali Canip Yöntem ve Ziya Gökalp ’in sayesinde İttihat ve Terakki ile temasa geçmişti.  1911 de ordudan istifa ederek Selanik’e yerleşti. İttihat ve Terakkicilerin finanse ettikleri Selanik'te çıkmakta olan Hüsün ve Şiir dergisinin yönetimine geçmişti. İttihat ve Terakkinin fikir doğrultusunda Ali Canip ve Ziya Gökalp’ında destekleri ile Türkçülük ve Milliyetçilik düşünceleri etrafında çalışmalara başlayacaktı. Şiir ve Hüsün dergisinin ismi Akil Koyuncu'nun istek ve ısrarı üzerine Genç Kalemler'e çevrilmişti. Fecr-i Ati’nin Selanik’teki muhabir üyeliğini yapmakta olan Ali Canip Yöntem, 1911 yılında Genç Kalemlerde Yeni Lisan başlığı adı altında Ömer Seyfettin’in yazıları çıkmaya başlayınca Harb okullarında ki ve sakeriyedekiş görevleri esnasında tanışmış oldukları Ömer Seyfettin ile birlikte Milli Edebiyat Akımın kurulmasına öncülük etmeye başlamıştı.[6] 11 Nisan 1911'de Ömer Seyfettin'in YENİ LİSAN isimli ilk başyazısı imzasız olarak yayımlandı.[7] Ömer Seyfettin’in bu yazısı ile Milli Edebiyat hareketi başlamış oluyordu. Ömer Seyfettin İttihat ve Terakki içinde genç bir kültür adamı olarak görev almış oluyordu. “ Onu tanıyanlar İttihat ve Terakkiyi kullanarak zengin olma yoluna gitmediğini, siyasetten ve parti kodamanlarından uzak durduğunu, önde gelenlerin mutlak itaat arzularına boyun eğmediğini, eleştirilere açık olduğunu” [8]ifade etmişlerdi. Tahir Alangu ise Ömer Seyfettin partinin propaganda işlerini yürüttüğünü ve broşürlerini hazırladığını yazmıştır.

Genç Kalemler yazı heyetini oluşturanlar Balkan Savaşı'nın başlaması üzerine dağılmak zorunda kalmıştı Ömer Seyfettin yeniden orduya çağrıldı. 8 Ekim 1912 yılında Sırp ve Yunan Cephelerinde savaşmak üzere ordu saflarında savaşlara katıldı. Yanya Kuşatması’nda Yunan Kuvvetlerine esir düştü.  Atina yakınlarındaki Nafliyon'da geçen on aylık esareti sırasında sürekli okumuştu. "Mehdi", "Hürriyet Bayrakları" gibi hikâyelerini bu dönemde yazdı. Bu yıllarda yazdığı hikâyelerini Türk Yurdu dergisinde yayımladı. Esareti süresince gerek okuyarak, gerekse yaşayarak yazarlık hayatı için önemli olacak tecrübeler kazanmıştı


Ömer Seyfettin 15 Kasım 1913'te esaretinden kurtularak İstanbul'a döndü. 23 Ocak 1913'te Enver Paşa'nın organize ettiği Babıâli Baskını'na katıldı. Daha sonra 23 Şubat 1914 yılında ikinci defa askerlikten ayrıldı.




ÖĞRETMENLİK YILLARI VE ÖLÜMÜ

Yazarlık ve öğretmenlikle hayatını kazanmaya başladı. Türk Sözü dergisinin başyazarlığına getirildi ve burada Türkçü düşüncenin sözcülüğünü yapan yazılar yazdı. 1914 yılında Kabataş Sultanisi'nde öğretmenlik görevine başladı Daha sonra İstanbul erkek lisesinde de edebiyat öğretmenliği yaptı ve öğretmenlik görevini ölümüne kadar sürdürdü.

1915'te İttihat ve Terakki Fırkası ileri gelenlerinden Doktor Besim Ethem Bey'in kızı Calibe Hanım'la evlenmişti. Bu evlilikten Güner isimli bir kız çocuğu dünyaya gelmesine rağmen bu evlilik bozulunca tekrar yalnız ve bekâr yaşamına döndü. Bir daha da evlenmedi.


1917'den ölüm tarihi olan 6 Mart 1920'ye kadar geçen zaman birçok acı ve sıkıntıya rağmen verimli bir hikâyecilik dönemini içine alır. Bu dönemde 10 kitap dolduran 125 hikâye yazdı. Hikaye ve Makaleleri Yeni Mecmua, Şair, Donanma, Büyük Mecmua, Yeni Dünya, Diken, Türk Kadını gibi dergilerle Vakit, Zaman ve İfham gazetelerinde yayımlandı. Bir yandan öğretmenlik yapmayı sürdürdü. Bu sırada Darülfunun tarafından teşkil edilen Tedkikat-ı Lisaniye Encümenine seçildi.

1918 yılından sonra Ali Canip ve Ziya Gökalp dışındaki İttihat ve Terakki üyelerine hicivler ve iğneleyici taşlamalar yazmaya başladı. İttihat ve Terakki üyelerine tenkitler ve hicivler yazmasının yanı sıra hikâyelerinde de daha serbest konulara değinmeye başlamıştı. Bu yıllarda Diken, dergisi ile Zaman ve Vakit gazetelerinde yazılar yazıyordu.

Hastalığı 25 Şubat 1920'de artınca yazar, 4 Mart'ta hastaneye kaldırıldı. 6 Mart 1920'de hayata gözlerini yumdu. Önce Kadıköy Kuşdili Mahmut Baba Mezarlığı'na defnedildi. Daha sonra mezarı buradan yol geçeceği veya araba garajı yapılacağı gerekçesiyle 23 Ağustos 1939'da  Ayazağa’daki Zincirlikuyu Asri Mezarlığı'na nakledildi.[9] “36 yaşında ölen yazar, 36 yıla 36 kitap sığdırmayı başarmıştı.”[10]  Yazar hayatı boyunca bir kere ve kısa süreli bir evlilik geçirmiş bir daha da evlenmemiş ve yalnız yaşamıştı.  “Genç bir ölümdü onun ki. Şeker hastalığı dolayısı ile vefat ettiği tahmin ediliyordu.”[11]

En yakın arkadaşı Ali Canip Yöntem, onun hayatını ve mizacını anlatan, Ömer Seyfettin ve Hayatı adlı bir kitap yazdı ve bu kitap 1935 yılında yayımlandı. Kısa bir süre sonra da bütün hikâyeleri bir kitap serisi halinde basılmıştı. Evrim Yeşilyurt ve Ali İmren,” Ömer Seyfettin Hayatı ve Eserleri, “ adında hakkında bir çalışma yaptılar ve  bu eser Yeryüzü Yayınları / Türk Edebiyat Klasikleri Dizisi, Ankara, olarak yayılmandı.

Hikâyeciliği ve hayatı hakkında çok sayıda akademik çalışma yapıldı. İsmini yaşatmak amacıyla isimi pek çok, okul cadde ve kurumlara verildi. 



EDEBİ KİŞİLİĞİ VE HİKAYECİLİĞİ


Ömer Seyfettin Hikayeci olmadan önce  bir şairdi. Şiirleri dergi sayfalarında kaldığı, bir araya toplanamadı.  O yüzden de şiirlerinden hemen hiç söz edilmemiştir. Hikaye de karar edebiyatımız için bir kazanç olmuş, hikâyeciliğimizin bu günkü seviyeye gelmesinde çok büyük payı olmuştur.  “Ömer Seyfettin olmadan, Servet-i Fünun' hikâyeciliğinden  Türk Hikayeciliğine geçiş ya da atlama, düşünülemez. Ömer Seyfettin Hikayeciliğimizin gelişme tarihinde başlı başına bir evre, bir dönemdir.” Onun ilk şiiri ise 16 yaşında iken Mecmua-ı Edebiye adlı dergide çıkmıştır. ( 1900)

Ömer Seyfettin, Millî Edebiyat Hareketi nin başlaması ve” YENİ LİSAN “ başlıklı yazısı ile çağdaşEdebiyatımızın dil anlayışının temellerini atmıştır.

Osmanlıcılık ilkesi ile hikâye yazılabileceği gerçeğini ortaya koymuş sonraları Osmanlıcılığın Türklük düşüncesini öldüren bir fikir olarak telaki ettikten sonra "Yeni Lisan"  başlıklı yazılarında ileri sürdüğü " Sokaktaki konuşulan dille " edebi eserlerin yazılabileceğini, canlı ve konuşulan dilin edebi eserlerin dili olması gerektiği fikrini hikâyelerinde uygulamaya başarmıştır. Bu anlayış ile yazılan öyküleri Milli Edebiyatın Dil anlayışının yerleşmesine vesile olmuştur.


Yeni Lisan yazısı ile Milli Edebiyatın başlangıcını duyurmuş, İttihat ve Terakki içerisinde hiçbir maddi kaygı gözetmeden saf ve samimi bir şekilde Ziya Gökalp ile birlikte düşünmüş, çalışmış ve yazmıştır. Yazdığı hikâyelerinde de bu düşüncelerini hayata geçirmiş hiçbir öyküsünü maddi kazanç veya çıkar kaygısıyla yazmanmış eserlerini halk ve düşüncelerine hizmet amacıyla üretmiştir. 1918 yılından sonraki öykülerinde Türkçü, Turancı ve Milliyetçilik misyonundan bir nebze kurtularak öykülerinde daha serbest konulara doğru yöneldiği de görülecektir.

Milli edebiyatın Dil anlayışının yerleşmesi demek Osmanlıcanın tarihe karışması, Cumhuriyet Dönemi Edebiyatının edebi dilinin kurallarının yerleşmesi demektir. Onun hikâyeleri “YENİ LİSAN “ başlıklı yazılarındaki dil anlayışının hayata geçmesi demektir. İşte bu başarısı ile Öykücülüğü meslek edinebilmiş ilk hikâyecimiz olmayı da hak etmiştir. Sami paşazadenin ve Halid Ziya’nın denemelerinden sonra kendisi sırf hikâye veren ilk sanatçı Ömer Seyfettin’dir. Onun eserleri Fransız üstadı Maupassant tarzında kuvvetli bir olay üstüne ve küçük bir Roman gibi kurulmuş hikâyelerdir.

Sözcüklerde unutulmuş Arapça ve Farsça sözcüklere başvurmadan, üslup oyunlarına yer vermeden, dili Türkçe, konuları ve kişileri hikâyeleştirmiştir. 

Onun düşüncesine göre “ Batı medeniyetine özenmek şuursuzluktur.”  Efruz Bey, Yüksek Ökçeler adlı öykülerinde bu fikrini ele almıştır. Mehdi Piç ve Bir İttihatçının Hatıra Defterinden adlı hikâyelerinde ise ittihatçılara ve çağındaki sosyal ve siyasi olaylara değinmiştir.

Ömer Seyfettin bazı öykülerinde takma adlar da kullanmıştır.Takam adlarla veya rumuzsuz , imzasız olarak yazdığı yazıları “ Yeni Lisan, Gökçe, Türkçe, Güzel Türkçe, Sade Türkçe gibi adlarla çıkmıştır.

Hikâye türünü tezli olarak ve toplumu yükseltmek amacıyla ilk kullanan yazarımız Ömer Seyfettin’dir. Hikâyeci bugün de, okul kitaplarında baş yeri tutan ve çok okunan Ömer Seyfettin, özlediği milli amaca ulaşmış yazarlardandır.

Daha önceki devir hikaye ve romanlarında pek rastlanmayan bir özellikte olan ona ayrıcalık kazandırmıştır. Bu husus sadece İstanbul’u değil, memleketin her tarafını konu alan hikâyeler yazması, toplumun belli zümrelerini değil hemen her kesimi etkisinde yansıtması olmuştur.

Ömer Seyfettin görüşleri doğrultusunda yazmaya çalışmış, süssüz, yalın açık bir anlatım ile geniş kitlelere sesini duyurmuştur. Ancak bazen bu tutumundan dolayı kuruluğa düştüğü görülür. Onun “edebiyatsız edebiyat” görüşü, şairanelikten kaçma kaygısı bir yerde Edebiyat-ı Cedide’ye karşı tavır alışından ötürüdür."

Serveti Fünuncuların tasvire ve ruh çözümlemelerine ağırlık vermelerine karşılık Ömer Seyfettin olayı öne çıkaran bir tutumu benimsemiştir. Edebiyatta söylenişten çok söylenen düşünceye önem verir. Bu Tanzimatçılardan beri gelen “edebiyat yolu ile toplumu düzeltme, aydınlatma” tavrının göstergesidir. 


Ömer Seyfettin Dilde sadelikten yana olmuş, dilin Arapça ve  Farsça sözcüklerden arındırılmasını savunmuştur. Halkın anlayacağı sade bir Dil Anlayış ile yazmayı, halka gitmenin ilk koşulu  olarak benimsemiştir. 

Kişiler bakımından Ömer Seyfettin’in hikâyeleri zayıf görülmüştür. Bu hüküm, daha çok fikirleri savunmak veya yermek için yazılmış hikâye kahramanları bakımından doğru sayılabilir.

Çevre bakımından Ömer Seyfettin İstanbul sınırları dışına çıkan ilk hikâyecilerimizdendir. Konularının çoğu, Rumeli veAnadolu da geçer. Ne var ki, bu hikâyelerinde çevre tasvirlerine, kişi ve eşya tahvillerine pek az yer verilir. Bu hal biraz da Serveti Fünunnun tasvirci ve tahlilci tutumuna karşı bir tepki sayılmalıdır.

Zaman bakımından Ömer  Seyfettin Edebiyatsız Edebiyat peşindedir. Ömer Seyfettin’in hikâyeleri klasik hikâye tipine örnek sayılabilir. Hepsinde de, belli ve değişmez planın uygulandığını görürüz. Serim, gelişme, düğüm, sonuç.  Olaylar, bu basamaklardan geçerek birbirini izler. Hikâyelerinde çözümleme değil, olay önemlidir. Sadece İstanbul’u değil, memleketin her tarafını konu alan hikâyeler yazmış toplumun her kesimine yönelmeye çalışmıştır.  

“Ömer Seyfettin, Türklerin de tıpkı İlyada ve Odise gibi, milli bir destana ihtiyacı olduğunu ve o dönemde büyük bir Türk destanının yazılabileceğini savunmuştur. Bu nedenle de bu yönde yapılacak çalışmalara katkı olması için veya büyük bir Türk destanı yazmak isteyenlere destek verebilmek için Türk destanlarından bazılarını yeniden şiir formunda kaleme almıştır.”[12]

Mehmet Miyasoğlu'nun İngilizceye çevirdiği "Ömer Seyfeddin Seçme Hikâyeler" adlı eseri, Dr. Muhammed Harb tarafından Arapçaya ve Perulu Giulliana Elizabeth Ramirez Linan tarafından İspanyolcaya da çevrilmiştir.[13]

 

Maupassant Tarzı Hikâyecilik:


Klasik tarz hikâyedir. Anlatımı bakımından romana benzeyen, ancak romandan daha kısa yazı türüdür. Hikâyede olaylar genellikle yüzeyseldir. Kişiler çoğu zaman hayatlarının belli bir anı içinde anlatılır. Genellikle kişilerin tek yönü üzerinde ( çalışkanlık, titizlik, korkaklık vs. ) durulur. Bu da romanda aynı dönemlerde oluşmaya başlamış ve özellikle realizm döneminde önemli bir tür haline gelmiştir. Tamamen olay örgüsüne dayalı bir türdür. Dünya edebiyatındaki temsilcisi Guy De Maupassant olduğu için Maupassant tarzı hikâye de denir.

Doğa bilimlerinin, özellikle de Darwinci doğa anlayışının ilke ve yöntemlerinin Edebiyata uyarlanmasıyla gelişmiştir.Edebiyatıa gerçekçilik geleneğini daha da ileri götüren doğalcılar, gerçekleri ahlaksal yargılardan, seçici bir bakıştan uzak bir tutum ve tam bir bağlılıkla anlatmayı amaçlar. Doğalcılık, bilimsel belirlenimciliği benimsemesiyle gerçekçilikten ayrılır. Doğalcı yazarlar, insanı ahlaksal ve akılsal nitelikleriyle değil, rastlantısal ve fizyolojik özellileriyle ele alır. Doğalcı yaklaşıma göre, çevrenin ve kalıtımın ürünü olan bireyler, dıştan gelen toplumsal ve ekonomik baskılar altında ezilir, içten gelen güçlü içgüdüsel dürtülerle davranırlar. Yazgılarını belirleyebilme gücünden yoksun oldukları için yaptıklarından sorumlu değillerdir.

Hikâyede asıl olan "olay" dır. "Okuyucunun hikâyeyi şöyle ya da böyle yorumlamasına imkân verilmez. Çünkü hikâyedeki olay, mantıklı bir seyir hâlinde takip eder. Kişilerin portreleri, özenle ve ayrıntılı olarak çizilir."

Dünya Edebiyatında Maupassant Tarzını edebiyatımıza ve Öykülerimize kazandıran kişi Ömer Seyfettin olmuştur. Bu Tarzın ilk ve en güzel uygulayıcısı ve Öykücülüğü meslek edinmiş ilk hikâyecimiz Ömer Seyfettin’dir.


Kaynaklarına göre Hikâyeleri

1-Kendi Hayatı ile ilgili olanlar.
2-Çağının sosyal ve siyasal düzenine değinenler. (Bir ittihatçının Hatıra Defterinden, Boykotaj Düşmanı, Mehdi, Piç…)
3-Halk Kaynağından ve halk edebiyatından alınanlar. (Yalnız Efe, Kurumuş Ağaçlar, Yüz, Çakmak, Düşünce Zamanı, Külah, Deve, Bir Hayır…)
4-Yanlış inançlara dokunanlar (Perili Köşk, Sanduka, Kurbağa Duası, Nasıl Kurtarmış?, Eleğimsağma…)
5-Yurt Sevgisi, Türkçülük ve milliyetçilik Ülküsü aşılayanlar (Primo Türk Çocuğu: Nasıl Doğdu, Primo Türk Çocuğu: Nasıl Öldü?, Fon Sadriştayn’ın Karısı, Fon Sadriştay’nın oğlu, Forsa, Müjde, Hürriyet Bayrakları…)
6-Tarihe Dayananlar, (Pamuk İpliği, Devletin Menfaaiti Uğruna, Çakmak, Düşünme Zamanı, Yüz Akı)



ESERLERİ 


Ömer Seyfettin’in Şiirleri (1972, Fevziye Abdullah Tansel derlemesi)


UZUN ÖYKÜLERİ 


Ashâb-ı Kehfimiz (1918)
Efruz Bey (1919)
Yalnız Efe (1919, 1988)




Öyküleri:


Acaba Ne idi?Acıklı Bir Hikâye,Aleko,And,Antiseptik,Aşk Dalgası,Aşk ve Ayak Parmakları,Apandisit,At,Ayın Takdiri,Ay Sonunda,Baharın Tesiri,Bahar ve Kelebekler,Balkon,Başını Vermeyen Şehit,Bekarlık Sultanlıktır,Beyaz Lale,Birdenbire,Binecek Şey,Bir Hatıra,Bir Hayır,Bir Kayışın Tesiri,Bir Temiz Havlu Uğruna,Bir Vasiyetname,Bit,Bomba,Büyücü,Cesaret,Çanakkale'den Sonra,Çakmak,Çirkinliğin Esrarı,Dama Taşları,Devletin Menfaait Uğruna,Diyet,Dünyanın Düzeni,,Düşünme Zamanı,Eleğimsağma,Elma,Efruz Bey,Falaka,Ferman,Fon Sadriştayn’ın Karısı,Fon Sadriştayn’ın Oğlu,Forsa,Gizli Mâbed,Gürültü,Havyar,Hafiften Bir Seda,Horoz,Hürriyet Bayrakları,İffet,İki Mebus,İlk Cinayet,İlk Düşen Ak,İlk Namaz,İnsanlık ve Köpek,İrtica Haberi,Kaç Yerinde,Kaşağı,Kerâmet,Kıskançlık,Kızıl Elma Neresi?,Koleksiyon,Korkunç Bir Ceza,Kumrular,Kurbağa Duası,Kurumuş Ağaçlar,Külah,Kütük,Lokanta Esrarı,Makul Bir Dönüş,Mehdi,Mehmaemken,Memlekete Mektup,Mermer Tezgah, Miras, Muayene, Muhteri, Müjde, Nakarat, Namus, Nasıl Kurtarmış?, Nâdan, Nezle, Niçin Zengin Olmamış?,Nişanlılar, Nokta, Öpücüğün İlkel Biçimi, Pamuk İpliği, Pembe İncili Kaftan,Perili Köşk,Pireler,Primo Türk Çocuğu,Ruzname,Rüşvet,Rütbe,Sivrisinek,Şefkate İman,Tarih Ezeli Bir Tekerrürdür, Tavuklar, Teke Tek, Terakki,Teselli,Topuz,Tos,Tuhaf Bir Zulüm,Tuğra,Türbe,Türkçe Reçete,Uzun Ömer,Üç Nasihat,Velinimet,Vire,Yalnız Efe,Yeni Bir Hediye,Yemin,Yuf Borusu Seni Bekliyor, yüksek Ökçeler, Yüzakı,Zeytin Ekmek,Akşam Sefası




kaynakça 


  • [1] Evrim Yeşilyurt, Ali İmren, Ömer Seyfettin Hayatı ve Eserleri, Yeryüzü Yayınları / Türk Edebiyat Klasikleri Dizisi, Ankara,
  • [2] Dr Aslan Tekin Edebiyatımızda İsimler, Elips Yayınları, Ank, 2005, shf. 418
  • [3] Dr Aslan Tekin Edebiyatımızda İsimler, Elips Yayınları, Ank, 2005, shf. 418
  • [4] Dr Aslan Tekin Edebiyatımızda İsimler, Elips Yayınları, Ank, 2005, shf. 418
  • [5] Dr Aslan Tekin Edebiyatımızda İsimler, Elips Yayınları, Ank, 2005, shf. 418
  • [6] Şahamettin Kuzucular, Ali Canip Yöntem ( 1887 - 1967 ) Hayatı , Edebi Kişiliği, .edebiyadvesanatakademisi.com/
  • [7] Yeni Lisan Tam Metni , Ömer Seyfettin , Genç Kalemler (Ömer Seyfettin, Genç Kalemler, nu. 1, C.II, 11 Nisan 1911, Selanik, )
  • [8] Doç.Dr. Murat KOÇ, Ömer Seyfettin’in Eserlerinde II. Meşrutiyet ve İttihat ve Terakki, http://yayinlar.yesevi.edu.tr/bilig Ê Güz / 2008 Ê sayı 47: 121-146
  • [9] Dr Aslan Tekin Edebiyatımızda İsimler, Elips Yayınları, Ank, 2005, shf. 418
  • [10] Filiz AVŞAR, Ömer Seyfettin’in Hikâyelerinde Kadın, www.kardeskalemler.com/ ekleme tarihi, mart2012/
  • [11] Filiz AVŞAR, Ömer Seyfettin’in Hikâyelerinde Kadın, www.kardeskalemler.com/ ekleme tarihi, mart2012/
  • [12] Prof. Dr., Ali DUYMAZ, ÖMER SEYFETTİN’İN KALEME ALDIĞI DESTANLAR ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME, sbe.balikesir.edu.tr/dergi/edergi/c
  • [13]Anonim, http://www.biyografi.net/kisiayrinti.asp?kisiid=257, 4 Nisan 2012



 
İlgili Sayfalar
  • Yusuf Ziya Ortaç, , Hayatı , Edebi Yönü, Şiirleri ( Beş Hececiler)
  • Halit Fahri Ozansoy, Hayatı, Edebi Yönü, Şiirleri ( Beş Hececiler)
  • Milli Edebiyat Hareketini Oluşturan Siyasi ve Tarihi Sebepler.
  • Milli Edebiyat Hareketi'nin Evreleri ve Dönemin Genel Durumu
  • YENİ LİSAN, TAM METNİ VE DEĞERLENDİRME
  • Milli Edebiyatcılar: İdeolojileri ve Heceli Şiirin Yayılması
  • Ömer Seyfettin, Hayatı, Hikayeciliği,Eserleri
  • M.Akif Ersoy ve Şiirleri( Dönemin bağımısız sanatçıları)
  • Ziya Gökalp, Hayatı, Düşünceleri
  • Halide Edip Adıvar, Hayatı, Eserleri, Edebi Kimliği
  • Halide Nusret, Hayatı ve Seçkin Şiirleri
  • Refik Halit Karay,Hayatı,Edebi kişiliği,Eserleri
  • Ahmet Hikmet Müftüoğlu, Hayatı, Edebi yönü, Eserleri
  • Yakup Kadri : Hayatı, Edebi Yönü, Yaban,Kiralık Konak.. ve Özetleri
  • Falih Rıfkı Atay, Hayatı, Eserleri, Edebi Yönü-Çankaya:Özet
  • Mehmet Emin Yurdakul, Hayatı, Şiirlerinden Seçmeler
  • Süleyman Nazif Hayatı Edebi kişiliği Eserleri
  • Reşat Nuri Güntekin Hayatı Edebi kişiliği Eserleri
  • Milli Edebiyat Dönemi: ( genel özet)

Edebiyat Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com 




Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...