Reşat Nuri Güntekin Hayatı Edebi kişiliği Eserleri

Ekleyen : Şahamettin Kuzucular , 30 Haziran 2011 Perşembe aaa Beğen

 

Yazıda  Reşat Nuri Güntekin ‘in hayatı, doğumu, ölümü, çocukluğu, gençliği, evliliği, öğrenimi, eğitim yılları, ailesi, çalıştığı işler, mahkûmiyeti,  yazarlığı, eserleri,  romanları,  edebi kişiliği,  Reşat Nuri Güntekin ‘in etkilendiği yazarlar, siyasi kişiler ve düşünceler, etkilediği yazarlar, işlediği konular, Türk edebiyatındaki yeri,  Reşat Nuri Güntekin ‘in eserlerinden alıntılar, anekdotlar,  anlatım tekniği, Reşat Nuri Güntekin ‘in bakış açısı, romanların  tekniği, romanlarının  türü, eserleri, eserlerinin basım yılı ,basım hikâyesi, eserleri ile biyografisi arasındaki alakalar, aldığı ödüller  vb incelenmiştir.

 

Reşat Nuri Güntekin,

 
(d. 25 Kasım 1889,İstanbul - ö. 7 Aralık 1956, Londra), Cumhuriyet dönemi Romancı, Hikayeci ve Tiyatro yazarımız
Güntekin, 1889'da askeri tabip olan Nuri Bey ile Erzincan , Kars valisi Yaver Paşa'nın kızı Lütfiye Hanım'ın oğlu olarak İstanbul 'da doğmuştur. Reşide adlı kız kardeşi genç yaşta hayatını kaybedince ailesinin tek çocuğu olarak büyütülmüştür.[1] Yazar, büyükelçi ve milletvekili Ruşen Eşref Ünaydın'ın da teyzesinin oğludur.
 
 Babası askeri doktor olarak yurdun pek çok yerinde görev yapmış bu yüzden de yazar da ailesi ile birlikte pek çok yeri gezip görmüş tahsil hayatını da yurdun değişik yerlerinde yapmıştır. İlköğrenimine Çanakkale'de başlar. Babasının zengin bir kitaplığı vardır. Okuduğu ilk roman, İlk kadın romancımız Fatma Aliye Hanım’ın “Udi “adlı romanıdır.[2] Bu roman onda çok derin izler bırakacak daha küçük yaşlarda iken romancı olmaya karar verecektir.  İlkokul ve rüştiye mektebini Çanakkale’de bitirir. İdadiye( lise) yine Çanakkale’de başlar ve idadi öğretimine Çanakkale İdadisinde devam eder.[3]  Daha sonra İzmir'de sadece gayri Müslimlerin okuduğu Frerler okulunda bir gayrimüslim adıyla kayıt yaptırıp bir süre öğrenim görür. Fakat bu okuldan ayrılıp bir müddet avare  avare avare dolaşmaya başlar. Daha sonra İstanbul’a giderek Saint Joseph Lisesi’nde öğrenimini sürdürmüştür. Lise tahsilinden sonra sınavla kazandığı Darülfünun Edebiyat Şubesi'ne devam etmeye başlar. Darülfünun Edebiyat Şubesi'ni de 1912’de bitirmiştir. Öğrenim hayatını bitirdiğinde yirmi üç yaşındadır.
 
Güntekin, Yüksek okulu bitirdikten sonra edebiyat öğretmenliğine başlar. 1927'ye kadar Bursa ve İstanbul’daki çeşitli liselerde Fransızca ve Türkçe öğretmenlikleriyle müdürlük görevlerini üstlenmiştir. Öğretmenlik hayatında attığı ilk adım   Bursa Sultanisi'ndeki Fransızca öğretmenliğidir. Bursa ve İstanbul liselerinde müdürlük, edebiyat, felsefe, pedagoji öğretmenliği yapmıştır.
Evlilik hayatı ise Erenköy Kız Lisesinde öğretmen iken başlar. Öğrencisi olan Hadiye Hanım ile aralarında bir aşk hikâyesi oluşmuştur. Hadiye Hanım okuldan mezun olur olmaz evlenirler. [4]Hadiye Güntekin, sıtma konusunda yapmış olduğu mücadeleleri ile bilinen İzmitli Dr. Feyzullah İzmidi'nin torunudur: [5]
 
Babasının Frerler Mektebinden ayrıldığı yıl kendisine söylemiş olduğu “ Ben seni Emıl Zola gibi yetiştirmek istemiştim, Madem öyle gez dolaş ve hayatı tanı” sözüne çok içerlemiş olmalıdır.[6] Bu bakımdan edebiyatçılık kimliği ve isteği okul yıllarından sonra icraata geçmeye başlamıştır. İlk hikâyesi ise 1917 yılında idadi sıralarındayken yayınlanır. Bu eseri “Diken” Dergisinde yayınlanan “Eski Ahbap” adlı uzun bir hikâyedir. 1919'da Zaman gazetesinde "Temaşa Haftaları" başlığıyla tiyatro eleştirileri yazmaya başlamıştır. [7] Bu dönemde Şair, Nedim, Büyük Mecmua, İnci, Diken dergileri ile Dersaadet ve Zaman gazetelerinde yayınlanan öykü, roman ve oyunlarında kendi adının yanı sıra "Hayrettin Rüştü, Mehmet Ferit, Cemil Nimet" gibi takma isimler kullanmıştır.[8]
 
Mizah ve magazin yazılarını  "Ateşböceği, Ağustosböceği, Yıldızböceği" gibi isimlerle yayınlamakta ve kendi adını kullanmamaktadır.  “Hançer”(1920) ve “Eski Rüya” (1922) gibi sahne eserleri, “Gizli El” (1924) gibi romanlar yazan, tiyatro eleştiri ve araştırmaları yayınlayan sanatçı 1923 yılında "Çalıkuşu"  yazmıştı. Bu roman önce "İstanbul Kızı" adlı bir oyun olarak yazılmış, fakat sahneye konulması mümkün olmayınca bu oyunu Çalıkuşu adıyla bir roman dönüştürmüştür.  Reşat Nuri Güntekin,  bir konuşmasında bu konuyla ilgili şöyle demiştir. "... İstanbul Kızı diye dört perdelik bir piyes yazmıştım. Onu bozarak büyücek bir roman yaptım, ilk romanım denilmek lazım gelen bir roman: Çalıkuşu. Piyeslerde herkes kendi adına konuşur. Romana çevrilince sözün romancıya geçmesi ve şahıslar hesabına onun konuşması lazım geldi." [9]
Çalıkuşu, dili, anlatımdaki rahatlığı, konusu yayınlandığı yıllardaki sosyal durum ve akabinde kadınların çalışma hayatına geçişi ve kadın haklarının gündeme gelmesi vb sebeplerle, ilginç konusu ve tekniği ile duygusal yanlarıyla çok sevilmiş, Cumhuriyet yıllarında modern kadın tipini temsil etmesi ile de güncelliğini sürekli korumuştur.  Çalıkuşu  ’nun yarattığı ilgi üzerine peş peşe romanlarını yazmaya ve yayımlamaya başlar. 1924'te " Damga" ve " Dudaktan Kalb " ve 1926'da da "Akşam Güneşi" adlı romanlarını yayımlanır. Öğretmenliğinin ilk yıllarında popüler bir romancı olmuştur.
 
Görev yaptığı yerler: Bursa  Sultanisi,  İstanbul,  Beşiktaş İttihat Terakki Mektebi, Fatih Vakf-ı Kebir Mektebi, Akşemseddin Mektebi, Feneryolu Murad-ı Hâmis Mektebi, Osman Gazi Paşa Mektebi, Vefa Sultanisi, İstanbul Erkek Lisesi, Çamlıca Kız Lisesi, Kabataş Erkek Lisesi, Galatasaray Lisesi ve Erenköy Kız Lisesi gibi liseleridir.  [10] Cumhuriyet’in ilk yıllarında arkadaşları ile Kelebek adlı bir dergi çıkarır.
 
Güntekin, 1927'de maarif müfettişi olur. Bu göre onun mizacına oldukça uygun bir görevdir.  Çocukluk yıllarındaki gibi Anadolu’yu gezip dolaşmaya başlar.  Bu arada Dil Heyeti'yle birlikte bazı çalışmalarda da bulunmuştur. Hem çocukluk hem öğretmenlik hem de Müfettişlik yıllarında yaptığı bu Anadolu gezileri onun romanları için malzemeler bulmasına olanak sağlamaktadır. Üstelik o yıllarda Memleketçilik konuları moda konular olmuş bu tarz romanlar, öyküler ve şiirler oldukça çok tutmaktadır.
 
Anadolu'da birçok insan tanımış olması ve görevi gereği pek çok yerde bulunmuş olması, daha iyi gözlem yapmasına ve hikâyelerindeki karakterlerin daha gerçekçi olmasına olanak sağlamaktadır. Üstelik doğası gereği iyi bir gözlemcidir. Üstelik bu gezileri " Anadolu Notları" adlı kitabının doğmasına yol açacak bu eseri  1936 yılında kitap halinde basılacaktır. 1928 yılında "Acımak" adlı romanını yazdıktan sonra yaklaşık 10 sene yazmaya ara vermiş politikaya soyunmuştur. Politika alanında on yıl süren uğraşsı sonrasında 1939'da ise Çanakkale milletvekili olarak TBMM'ye girmesini sağlayacaktır. . Bu görevini 1946'ya kadar sürdürür. Ünlü eseri "Yaprak Dökümü"nü de aynı yıl yazmış ve yayımlamıştır.
1946 yılına kadar milletvekilliği yaptıktan sonra 1947 yılında Milli Eğitim Başmüfettişliği ‘ne getirilmiş, aynı yıl Cumhuriyet Halk Partisi'nin Ankara'da yayımlanan "Ulus" adlı gazetesinin İstanbul kolu olan "Memleket" gazetesini Kemal Turan ve Ragıp Şevki ile birlikte çıkarmaya başlamıştır. 1947 [11]
 
1950'de Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Türkiye temsilciliği ve öğrenci müfettişliği görevleriyle Paris'e gönderilir. Paris’te kültür ataşeliği görevinde bulunmuştur. Paris’teki gün leri dörtyıl boyunca devam eder. 1954'te ise yaşından dolayı bu görevden ayrılmak zorunda kalmış artık emekli olmuştur.
 
 Emekliye ayrıldıktan sonra (1954) İstanbul Şehir Tiyatrolarında Edebi Kurul üyeliği yapmaya başlamıştı. Emekliliğinden b sonra edebi heyeti üyeliği yaparken hasta olduğunu anladı. Güntekin’e Akciğer kanseri teşhisi konulduktan sonra tedavisi için Londra'ya gitti ve orda hastalığına yenik düşerek öldü. 13 Aralık 1956 günü yurda getirilen cenazesi, Karaca Ahmet Mezarlığı'na gömüldü.
 

Reşat Nuri Güntekin'in Edebi Kişiliği
 
Edebiyat dünyasına Zaman (1918) gazetesinde Tiyatro eleştirmeleriyle giren Reşat Nuri, "inci", "Şair", "Nedim", "Büyük Mecmua"da (1918–1919) yayımladığı küçük Hikâyeleri  ile tanınmaya başlamıştı. Bu evrede ilk romanı Harabelerin Çiçeği (Cemil Nimet takma adıyla) "Zaman" gazetesinde (1918), Gizli El "Der saadet" gazetesinde (1920) tefrika edildi. Hançer (1920), Eski Rüya (1921) gibi ilk oyunları Darülbedayi'de (İstanbul Şehir Tiyatrosu) sahneye kondu. Dönemin edebiyat hareketi sayılan Dergâh (1921–22) dergisinde de yazdı. Asıl ününü ilkin "Vakit" gazetesinde (1922) tefrika edilen Çalıkuşu romanı ile sağlayan yazar, Mahmut Yasarı ile birlikte "Kelebek" (1923–1924) adlı mizah dergisini yayımlamıştı.

Reşat Nuri'nin Romanları XX. yüzyılın ilk yansında değişen toplum koşullarının ortaya çıkardığı yeni tip cumhuriyet insanı modelini çizmektedir. Çalıkuşu, Dudaktan Kalbe, Akşam Güneşi gibi romanlarında kişilerin duygusal dünyaları ile ülkenin sosyal gerçekleri çağdaş maceralar içinde ortaya konulmuştur. Ülke gerçeklerinden soyutlanmadan verilir. Çalıkuşu'ndaki Feride ise adeta Osmanlı çağında yaşayan ama Cumhuriyet döneminde hayali kurulan ideal ve modern Türk kadını tiplemesi oluşmuştur.  İdealize edilmiş aydın bir Türk kızı kimliğindeki Feride Anadolu halkını cehaletten kurtarmak adına mücadele eden, köy, kasaba, küçük kent yaşamı içinde savaşan bir eğitim neferi olarak yansıtılır. . Romanda Feride'nin serüvenleriyle birlikte geri kalmış olan Anadolu'nun gerçeklerini betimlemektedir. Çalıkuşu, romanı konusu, değişik sınıf ve tabakalara ulaşma başarısıyla konuşmalarındaki doğallığı ve realist yaklaşımları aşırı duygusallığı ile oldukça çok tutulmuştur.
Yazarın, öykü, roman ve oyunlarındaki kahramanları tek yönlü olmakla birlikte doğal çevreleri ile birlikte verilmiş yerli tiplemelerdir. Onun romanlarında aşk ve sosyal konular iç içe işlenmiştir. Anadolu halkını ve sorunlarını aşk konusu içerisinde sıkılmadan ve başarıyla aktarmıştır. Anadolu insanını iyi tanıyan yazar, Anadolu’yu ve insanlarını başarıyla yansıtmıştır. Bazı eserlerinde genç cumhuriyetin toplumsal ideallerini işlemiş, eserlerini konuşma dilinin canlılığı ve tabiliği ile yazmıştır. Romanlarındaki karakterler erkek ve kadın kahramanlar açısından oldukça idealize edilmiş kişilerdir. İlk romanlarında aşırı duygusallığa yer vermiş, duygu sömürüsü yapmakla suçlanmıştır.
 
Fakat son dönemlerde yazdığı romanlarında   Yeşil Gece, Miskinler Tekkesi, Yaprak Dökümü, Kan Davası'nda yazar anlatımına egemen olan gereksiz duygusallıktan kurtulmuştur. Yeşil Gece Köylü kökenli bir öğretmenin tutucu güçlerle savaşı üzerinde kurulmuştur. Bu açıdan Çalıkuşu’nun erkek kahramanlı kopyası gibidir.  Yaprak Dökümü adlı eserde e eski görenek ve ahlak anlayışına bağlı kalan küçük bir bürokrat ailesinin kültürel değişimlere ayak uyduramayarak burjuva ahlakı ve yaşam biçiminin etkisine kapılan çocuklarını düşüşten kurtarmayı başaramayıp yıkılması anlatılır.  Miskinler Tekkesi'nde dilencilik ve Anadolu halkının yüzyıllar boyunca sürüp giden kan davası sorunları işlenmiştir.

Reşat Nuri'nin romanlarında öğretmen, memur, subay, işçi. Köylü, kentli, asker, esnaf, yaşlı genç, kadın erkek ülkemizin insanları bulundukları çevre ve tarih koşulları içinde aktarılır. Bütün romanlarının Tiyatro halinde senaryodan olduğunu söyleyen Reşat Nuri, Hikmet Feridun'la yaptığı bir konuşmada çalışma yöntemlerini şöyle açıklamıştır.

"Roman ve hikâye yazarken konunun evvela asıl canlı noktası, amudi fıkarisi (belkemiği) gelir. Bu amudi fıkaridir ki bana yazmak arzusunu verir. Bu bazen bir vaka olur, beni alâkadar eden bir vaksa. Fakat çok kere pek alakadar olduğum insan tipi. (Şu vakıayı veya şu insanı, şu tipi yazayım) derim. Bu suretle eserin iki adımı atılmış olur. Mevzuu pek iptidai bir şekilde fikrime gelir. Hiçbir zaman hemen derhal bu mevzunun planını yapıp da yazmaya başladığım vaki değildir. Bulduğum mevzuu zihnimde bir köşeye atarım. Onun francala hamuru gibi kendi kendine kabarması için uzun müddet bırakırım. Çok defa aradan birçok senelerin geçtiği de vakidir. Bu müddet zarfında mevzua bazı ilaveler yaparım. Bazı kısımlarını tayyederim, atarım, çıkarırım. Vakaları gözden geçirelim. Tipleri geliştiririm. Yazma işine başladığım zaman da çok muntazam çalışırım. Romanın sonunu nasıl bitireceğimi tayin etmeden yazıya başlamam. Evvela umumi bir şema yaparım. Fakat eser henüz belirli olmamıştır. Ortada şahıslar vardır, vakalar vardır, eserin ana hatları vardır. Fakat yazmaya başladıktan sonra şahıslar ekseriyetle hüviyetlerini değiştirirler, evvelce hiç düşünmediğim vaksalar vak, yeni şahıslar gelir. " [12] Kişilerine sevgiyle sokulan bir romancıdır Reşat Nuri. Genellikle onların gerçek yaşamlarındaki en belirgin özelliklerini yitirmeden yansıtmaya çalışır. Gözlem yeteneği yaşama çok geniş bir perspektiften bakma olanağını sağladığı için romanları geçiş dönemi yaşayan ülkemizden "insan manzaraları" çizme başarısına ulaşmıştır."

Reşat Nuri daha ilk yapıtlarında öykü ve romanda temel aracın dil olduğunun bilincine varmış yazarlardandı. Düzyazıda kendisinden önce Ömer Seyfettin ve Refik Halit Karay, gibi yazarların girişimlerini değerlendirmiş, konuşma dilinin olanaklarından yararlanmıştır.
 

Reşat Nuri Güntekin ve Öyküleri

Reşat Nuri:  Recm (1919). J.Rocild Bey (1919), Eski Ahbap (1919) adlarını taşıyan birkaç uzun öyküden sonra, dört kitapta topladığı. 101 küçük öykü yazmıştır. Bunların bir kısmı mizahi, bir kısmı da aşk konularını işleyen duygusal öykülerdir.
Bu öykülerin bazıları oyun kuruluşlarına özgü özellikler taşır. Tanrı Misafiri'nde Hatıra Defteri, Yanakların Taksimi, Gece Ziyaretçileri. Şapka Duası...) Gerçekçi konuların işlendiği öykülerde köyden kentten değişik kişilere yer verilmiştir.


 Eserleri 
 
Romanları: 
Harabelerin Çiçeği, 1913, kitap olarak bas. 1953, Eski Ahbap ve Boyunduruk öyküleriyle bir arada, 1968.) Gizli El (tef. 1920, kitap olarak bas. 1924), Çalıkuşu (1922, 15. bas. 1969), Damga (1924, 8. bas., 1962), Dudaktan Kalbe (1923,9. bas., 1959), Akşam Güneşi (1926.7. bas., 1967), Bir Kadın Düşmanı (1927. 7. bas., 1968), Yeşil Gece (1928, 5. bas., 1968), Acımak (1928, 7..bas., 1968). Yaprak Dökümü (1930, II. bas., 1969), Kızılcık Dalları (1932, 6 bas...1968), Gökyüzü (1935. 3. bas. 1964). Eski Hastalık (1938, 3. bas, 1964), Ateş Gecesi (1942, 3. bas., 1963), Değirmen (1944. 3. bas., 1962), Miskinler Tekkesi (1946, 4. bas., 1969), Kan Dâvası (1960), Kavak Yelleri (1961), Son Sığmak (1961).
 
Öyküleri: 
 
Sönmüş Yıldızlar (1923, 4 bas., 1967), Tanrı Misafiri (1927, 3. bas., 1966), Leyla ile Mecnun (1928, bas., 1969), Olağan işler (1930,3. bas., 1967)
Gezi Yazıları :
Anadolu Notları, (İlk cildi 1936, ikinci cildi 1966.)
 
[1] Cemal Kalyoncu, Çalıkuşu Ailesi, Aksiyon Dergisi, Sayı 385, Tarih 20.04.2002
[2] http://tr.wikipedia.org/wiki/Re%C5%9Fat_Nuri_G%C3%BCntekin
[3] Dr Aslan Tekin Edebiyatımızda İsimler, Elips Yayınları Ank. 2005, shf, 251
[4] Cemal Kalyoncu, Çalıkuşu Ailesi, Aksiyon Dergisi, Sayı 385, Tarih 20.04.2002
[5] Cemal Kalyoncu, Çalıkuşu Ailesi, Aksiyon Dergisi, Sayı 385, Tarih 20.04.2002
[6]  Cemal Kalyoncu, Çalıkuşu Ailesi, Aksiyon Dergisi, Sayı 385, Tarih 20.04.2002
[7] Dr Aslan Tekin Edebiyatımızda İsimler, Elips Yayınları Ank. 2005, shf, 251
[8] Anonim Reşat Nuri Güntekin, http://www.biyografi.info/kisi/resat-nuri-guntekin, son erişim, 21-11-2013
[9] Edebiyatçılarımız Ne Diyorlar, 1960)
[10] http://tr.wikipedia.org/wiki/Re%C5%9Fat_Nuri_G%C3%BCntekin
[11] Dr Aslan Tekin Edebiyatımızda İsimler, Elips Yayınları Ank. 2005, shf, 251
[12] Muzaffer Uyguner; "Reşat Nuri Güntekin, Muhit dergisi, 1933Ağustos 1967
 

 

 



Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...