Hariri MakâmâtAdlı Eseri ve Minyatürleri

Ekleyen : Şahamettin Kuzucular , 25 Kasım 2014 Salı aaa Beğen


 

Hariri’nin Makâmât’ adlı eseri. Selçuklu döneminde ve 13 yy da bir yazma nüshası olarak yazılmış. Bu nüsha günümüze  kadar ulaşmıştır.  Hariri’nin makamat adlı bu yazma nüshası  minyatürlerle de süslenmiştir. Arap Asıllı meşhur bir müellif ve belagat ustası olan Hariri’nin bu eseri  Selçuklu Minyatür sanatı için en çok önemli olan minyarüleri  ihtiva etmesi bakımında önemlidir.  Bu eserdeki Minyatürler  Varka- ı Gülşah mesneviisndeki minyatürler ile birlikte Selçuklu Minyatür sanatının en öenmli minyatürlerini oluşturmaktadır.

Hariri’nin Makâmât’ adlı eserinin Ebu Zeyd adında birinin ilgi çekici maceraları  kaleme alınmış, bu eser gerçekçi ve Natüralist nitelikli minyatürlerle de süslenmiştir. Eserin Selçuklular zamanında yazılmış olan nüshaları İstanbul Süleymaniye kütüphanesinde ve  Paris Bibliotheque Nationale Müzesindedir. Eserin muhtemelen başka nüshaları da vardır.

Harîrî nin el Makamât ı ile Abdurrahman es-sufî nin Suverü l-kevâkibi s-sâbite sinin birer nüshası, Artuklu sarayı için yazılmış Selçuklu resim üslûbundaki diğer minyatürlü kitaplardır.[1]

Hariri’nin  Makamat adlı eserinin Selçuklular döneminde yazılmış nüshasındaki minyatürler hakkında bilgiler veren Salman Kardeşlik bu konuda şu tespitler de bulunmuştur.  “Hariri’nin Makamat (Toplantılar) adlı eseri, 13.yüzyılda Selçuklu insan tipolojisi ile dönemin sosyo-kültürel yapısını tasvir eden önemli bir eserdir. Ayrıca bu eserdeki minyatürler Uygur geleneklerinin de harmanlandığı bir üsluparz eder (Hillenbrand 2005:133; Kuban 2008:369; Mahir2004:33,34).Eserin İstanbul Süleymaniye kütüphanesinde bulunan bir minyatür örneğindeki halı tasviri, Anadolu Selçuklu halılarının karakteristik kûfi dekorlu bordürlerini ve geometrik örnekli zemin dolgusunu taşımaktadır. Paris Bibliotheque Nationale Müzesindeki diğer bazı minyatürlerinde tipolojik açıdanzengin Anadolu Selçuklu halıları tasvir edilmiştir .”[2

Hariri’nin tam adı Abû Muhammad al-Kâsım b. Alî b. Muhammad b. Osmân al-Harîrî’dir.  Hariri 1054 yılında Basra yakınlarında al-Maşân adındaki bir köyde dünyaya gelmiş, Basra da  çağının bilginlerinden ders almış,  önceleri ipek sattığı , ipekçi bir aileden geldiği veya ipekçilik yaptığı için, al-Harîrî diye lakaplandınlmıştır.[3]  Sarf, nahiv, arûz, kâfiye ve şiir gibi çeşitli ilimleri tahsil ederek edebiyat alanına yönelen   yazarlığa yönelir. Daha sonra , şiir, tarih, dilbilgisi ve edebiyat alanında edindiği bilgiler sayesinde “Makâmât “ adlı eserini yazmıştır. . . “ Harîrî, 1054 (hicrî 446) senesinde Basra’da doğmuş ve 1122 (hicrî 516)’de yine Basra’da vefât etmiştir. “[4]

“Makama” sözcüğü, eski Arap dilinde “kabile toplantısı” ,  din ve ahlâk konusunda yapılan konuşmaları dinlemek makasatlı toplantılara verilen  ad anlamında kullanılırken daha sonra makama”, “küçük hikâye” anlamında kullanılmaya başlanmıştır.[5]

Bu terim adap edebiyatında daha çok “ adap ve ahlakla ilgili konuşmak anlamındadır. Müslümanlık öncesi ve sonrası Arap edebiyatında  dışı konularda edebi  üslupla ve anekdotlarla adap ve edeple ilgili konuşmlar anlamında kullanılmış, hikaye anlamına dönüşürken de bu anlamını koruyan haikayeler anlatma esasını muhafaza etmiştir.   Bu sebepten  “Makamat, adap türü içinde yazılan birbirinden bağımsız hikâyeciklere verilen addır.”  [6]Bu türde ilk eser veren kişi ise meşhur  Arap yazarı ve belagat ustası Hamedani’dir. Harîrî’nin Makamat’ı da bu türün en güzel örneklerinden biridir.

Al-Harîrî’nin Makâmât’ı, elli hikâyeden oluşmaktadır. Bu hikâyelerin kahramanı  ise Ebu Zeyd adındaki  dünyayı dolaşmış bilgili bir belagat ustasıdır.  Hariri bu eserinde, sosyal hayattaki eksiklik ve yanlışlıkları dile getirmiş, , Ebû Zeyd es-Serûcî adlı bir kahramanın  mâceralarını anlatıyormuş gibi bir teknikle  ve  Basralı Hâris b. Hemmâm adlı bir anlatıcı vasıtasıyla  eserini oluşturmuştur. [7]

“Makâmât, duâ ve eserin yazılış sebebini ihtivâ eden seci’li girişten sonra elli makame şeklinde tertip edilmiştir. Yazar, her makameye muhtevâsına göre bir isim vermiş ve bu isim etrafında konuyu işlemiştir. San’âniyye, Hulvâniyye, Dinariyye, Dimyâtiyye, Kûfiyye, Meragiyye, Berkaîdiyye, İskenderiye, Saviye, Bağdadiye, Mekiyye…gibi”[8]
Harîrî’nin Makamat’ı, sadece XII. yy Arap edebiyatının bugüne dek kalabilmiş şaheserlerinden biridir.  Bu eser Arap Edebiyatının sınırlarını taşarak ünü sınırları aşmış, birçok farklı dile çevrilmiştir. Bunlar arasında Yehuda el-Harîzî (Judah ben Solomon Al- Harizi/1165-1225)’nin çevirisi oldukça meşhurdur.

Hariri’nin bu eserinde  atasözlerine ve deyimlere de rastlanmaktadır.[9]

Eserin Osmanlıcaya ve günümüz Türkçesine de çevirileri vardır. Günümüz Türkçesi ile yapılmış örnekleri bir çok yayınevi tarafından basılmış ve eser bir çok  kez baskı görmüştür. Bunlardan  biri de Sabri Sevsevil’in yapmış olduğu tercümedir. (MEB, İst.1986)

 

Not: Bu eserin 13 yy daki Selçuklu devri yazma nüshasındaki minyatür örneklerinin resimlerine ve minyatürler hakkındaki değerlendirmelere ulaşabilmeniz için(  bkz : istanbulavrupa.vgm.gov.tr/editor/file/Vakıf%20Restorasyon%20Yıllığı/
SAYI%204/4006%20Doğu%20Minyatürlerinde%20Tasvir%20Edilen%20Selçuklu%20
Halıları.pdf)

 

ESERDEN ALINTILAR

“Allahım! Bize sağanak halinde gönderdiğin nimetlerden ve kusurlarımızı örttüğünden ötürü, sana hamdettiğimiz gibi açık ve düzgün konuşmayı bize öğrettiğin, anlatmak yolunu kalbimize ilham ettiğin için de, sana hamdederiz. Pelteklik ve tutukluktan, konuşamamak rüsvâlığından sana sığındığımız gibi, saçmasapan söylemekten, güzel ifade edememekten de sana sığınırız.
Allahım! Kusur bulucuların küçümsemelerine karşı bizleri korumanı dilediğimiz gibi, öğdüklerimiz hakkında ileri gitmekten ve hakikati söyleyememekten de bizi korumanı dileriz. Tehlike yerlerine ayak bastığımızdan ötürü, suçlarımızın bağışlanmasını niyaz ettiğimiz gibi, arzularımızın bizi şüpheli yollara düşürdüğü için de, bağışlamanı niyaz ederiz. Allahım! Senden, bizi doğru yola iletecek bir uyanış, bir hidâyet, hak için çarpan bir yürek, sadeketle süslenmiş bir dil, delili kuvvetli bir nâtıka, hakikatten ayrılmayan bir görüş, nefsin arzularını kıracak bir irade, kendisi ile onurun ne olduğunu bilinir bir duyuş, bir kalp gözü isteriz.
Allahım! Senden bizi irfana kavuşturacak bir hidâyet ihsan etmeni, hakikatleri ortaya dökmekten bize yardımcı olmanı, işittiklerimizi yanlış söylemekten bizi korumanı, lâtife edeyim derken işi münasebetsizliğe dökmemize mâni olmanı yalvarırız; ki bu suretle lisan mahsullerinden bir zarar görmeyelim, sanatlı sözün getireceği tehlikelerden emniyette kalalım. Suç duraklarına gitmeyelim, pişmanlık getirecek yerlerde durmayalım, üzüntü verecek, ağır sözler işittirecek durumlarla karşılaşmayalım ve bilmeyerek başımızı derde sokup da kurtuluş kapılarına sığınmayalım” (s.18-23).[10][11]

“Ben ve arkadaşlarım her gün belli bir yerde toplanıyorduk. Meclisimizden, herhangi bir dilek sahibi boş çevrilmezdi. Maksatların hâsıl olmasına çalışır, aramızda dargınlığa ve geçimsizliğe maydan vermezdik. Yine bir gün kendi aramızda şiirler okuyor, birbirimize işitilmemiş fıkralar anlatıyorduk.” (Sevsevil, s.35)
Eserin muhtevâsından hareketle edebiyat meclisleri ve söz ustalarının mekânlarının yoğunlaştığı bölgeleri ve sohbet mekânlarını da takip etmek mümkündür : “Meraga’da bir edebî mecliste bulunmuştum. Belâgate dair konuşuyorlardı. Hep olgun ve sanat alanında kendini göstermiş insanlar toplanmıştı. Mevzuları, eslâftan sonra gelenler arasında parlak nesir örnekleri verecek, kalemini istediği gibi kullanacak bir sanat adamı yetişmediğine ve güzel bir çığır açacak yahut bir şaheser yazacak kimse bulunmadığına dairdi.” (Sevsevil, s.53) 


 

 


  • [1] Minyatür, TDV İA, den iktibasla http://www.ktsv.com.tr/sanat/4-minyatur)
  • [2] Salman Kardeşlik,
  • [3] Doç. Dr. İnci Koçak, AL-HARİRİ’NİN MAKÂMÂT’INDAKİ BAZI ATASÖZLERİ VE DEYİMLER, http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/26/1049/12663.pdf
  • [4] Ahmet ERTUĞRUL, Bir Belagat Şaheseri Makâmât-ı Harîrî, Yağmur Dergisi, S.35,Nisan-Mayıs-Haziran 2007
  • [5] Doç. Dr. İnci Koçak, AL-HARİRİ’NİN MAKÂMÂT’INDAKİ BAZI ATASÖZLERİ VE DEYİMLER, http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/26/1049/12663.pdf
  • [6] http://www.idefix.com/kitap/makamat-hariri/tanim.asp?sid=CWF3S0PYZ56DDCF3ZGVF
  • [7]  Hulûsi Kılıç, “Harîrî”, TDV., İslâm Ans., c.16,s.191
  • [8] Ahmet ERTUĞRUL, Bir Belagat Şaheseri Makâmât-ı Harîrî, Yağmur Dergisi, S.35,Nisan-Mayıs-Haziran 2007
  • [9] Doç. Dr. İnci Koçak, agy.
  • [10] Hariri , Makamat, (ÇeviriSabri Sevsevil.) (MEB, İst.1986) s.18-23).
  • [11] Ahmet ERTUĞRUL, Bir Belagat Şaheseri Makâmât-ı Harîrî, Yağmur Dergisi, S.35,Nisan-Mayıs-Haziran 2007

 

Not: Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, Resim,Tablo, kaligrafi, ebru, Fotoğraf, minyatür, hat, sedef, el işi, oya, bezeme, Telkari, kazaziye  benzeri çalışma  ve araştırmalarınızı, sitemize üye olarak ,  bize başvurarak ESA'da paylaşarak kültürümüze katkıda bulunabilir, kendinizi ve ürünlerinizi tanıtabilirisiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com


 

 



Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...