Osmanlı minyatür kitapları

Ekleyen : Adem , 21 Ağustos 2016 Pazar aaa Beğen

Osmanlı minyatür kitapları

 


VARKA VE GÜLŞAH 
(Topkapı Sarayı Müzesi, H.841)

Abdül Mümin (Hoy’dan gelip Konya’ya yerleşmiş bir aileden) tarafından resmedilen bu yazma, Arap kabileleri arasında geçen bir aşk hikayesini anlatır. 13. yüzyıl Selçuklu dönemine ait resim sanatının en güzel örnekleri olarak kabul edilir.

 

ASTROLOJİ KİTABI 

(1271) Selcuklu, döneminde, Aksaray ’da yazılmıştır. Sivaslı Nasreddin tarafındanSelcuklul Sultanı 3.Gıyaseddin Keyhüsrev’e sunulmuştur. Kitap incelendiğinde, sanatçının Bizans minyatürlerinin etkisinde kaldığı görülür. Doğu motifleri, kalın ve güçlü kontürler, gölgelendirmeler dikkat çekicidir.


SİLSİLENAME ve ŞEMAİLNAME 

NAKKAŞ NİGARİ tarafından, Fatih Sultan Mehmet döneminde kaleme alınmıştır ve dönemin biyografi kitapları sayılır. Portre sanatının canlandığı bir dönemdir.


ZÜBDET ÜT TEVARİH 
(TİEM , 1973)

Hazreti Muhammed’den başlayarak dönemin sultanına kadar gelen önemli kişilerin hayat hikayeleri verilmiştir. Bu tür minyatürlerde tarihi üslup ile dini üslup birleştirilmiştir. Böylece taze bir üslup birleşimine tanık olunur.


SİYER-İ NEBİ


Erzurumlu Yusuf Ömer Daririn altı ciltlik "Siyer-i Nebi" adlı eseri

Peygamberlerin hayatını ve dini olayları konu alan altı ciltlik bir yazmadır. Tarih ile dini üslubun en güzel örnekleri bu altı ciltte toplanmıştır. Elinde ferman tutan Cebrail’in Adem’e cennet elbisesi giydirişi sahnesi ilginç örneklerden biridir. Bir başka sayfada ise Hazreti Muhammed’in, Cebrail’in öğrettiği şekilde karısı Hatice ve yeğeni Ali’ye namaz kıldırışı tasvir edilmiştir.


TARİH-İ SULTAN BAYEZİD 

(Topkapı Sarayı Müzesi, R. 1272)
Bu kitapta II. Bayezid'ın döneminin deniz seferleri anlatılır. Limana gelen gemiler, gemilerin özellikleri, bölgenin ve çevre yapılarının özellikleri en ince detaylarına kadar gösterilmiştir. Gemilerin savaş sırasında birbirlerine göre duruşları, hareketleri de detaylı resmedilmiştir. Oldukça gerçekçi ve renkli bir anlatımı vardır.


SÜLEYMANNAME ya da ZAFERNAME

Bursalı Uzun Firdevsi'nin Şehnamesi ’nin Süleymannâmesi’ndeki takdim minyatürü, dönemin iyi bir örneğidir. Bu eserde, Kanûnî Sultan Süleyman'ın son yıllarındaki önemli olaylar, Zigetvar seferi ve Sultan'ın ölümü anlatılmıştır. Zigetvar kalesinin görünüşü, savaş alanı, askerler, kale alınmadan ölen süleymanın ölümü, cenazesinin kaldırılışı ve dönemin önemli olaylarından sayılan süleymaniye camiinin tamamlanması da bu eserde yer alır.)

Başlangıçtan itibaren Osmanlı hükümdarlarının saltanatlarını ele alan beş ciltlik bir dizinin sonuncusu olan yazma, Arifî tarafından kaleme alınmıştır. Bu eserde Topkapı Sarayı’nı gösteren minyatürler, önemli özellikleri ve genel görüntüsüyle sarayın bu dönemdeki durumunu yansıtan birer belge değerindedir.

Topkapı Saray avlusunda Sultanın tahta çıkma töreni, saygı sunanların yarım ay şeklinde yer almaları, devşirmelerin toplanması, Kubbealtını gösteren minyatürlerdeki katipler, görevliler, köşede maaş olarak dağıtılacak olan altın ve gümüşlerin tartılması, keselere konması, balmumunun mangalda eritilip mühürlenmesi vs, en ince detayına kadar işlendiği için bu eserler resimli bir belge niteliği kazanmıştır.

Kanûnî Sultan Süleyman döneminde başlayan tarihi konuların işlenmesi ve şehnâmecilik’e bağlanıp devletin resmi tarihini belgeleme niteliği alması, klasik döneminde Türk minyatürüne ana karakterini kazandıracak, İslam ülkelerinde gelişen minyatür sanatı içinde ötekilerden ayrılan bir okul oluşturacaktır.

 

ŞEHNAME –İ SELİM HAN

 

Kanûnî Sultan Süleymandan sonra tahta geçen oğlu Yavuz Sultan Selim,dönemini anlatan yazma ise Şehname -i Selim Han'dır . Bu eserde babasının ölümü üzerine Belgrad'a giden II. Selim'in Otağ-ı Hümayûn'da tahta çıkışı da tasvir edilmiştir. Aynı eserin karışlıklı iki sayfasında ise karada ve denizde sürdürülen Navarin savaşı, bir başka sayfada da Tunus'un zaptı gibi belgesel değer taşıyan konular ele alınmıştır. Edirne Selimiye Camii'nin tasviri ve padişahı Topkapı Sarayı'nda kendisine paha biçilmez hediyeler sunan Safavi elçisini kabul ederken gösteren minyatürler, bu yazmada yer alan başarılı örneklerdir.


Surname


(H. 1344)

Eser, III. Murad’ın oğlu şehzade Mehmed’in 52 gün 52 gece süren sünnet düğünü eğlencelerini konu almaktadır. Sünnet şenlikleri o günkü adıyla Atmeydanı’nda (Sultanahmet meydanı) yapılmış, padişah ve şehzadesi gösterileri ıbrahim Paşa Sarayı’nın meydana bakan cephesindeki şahnişin’den izlemişlerdi. Yabancı konuk ve elçilerle saraylılar için de ıbrahim Paşa Sarayı’nın bitişiğine bir tribün yapılmıştı. şenliğe cambaz, hokkabaz, perendebaz gibi marifet ehlinin yanı sıra İstanbul’un bütün esnaf loncaları da katılıp hünerlerini göstermişlerdi. Nakkaş Osman şenlik olayını akış sırasına bağlı olarak sahnelere bölmüş, meydan ve sarayı bir çerçeve halinde tekrarlayarak gösterileri bir film şeridi gibi gözümüzün önüne sermiştir. Bu bakından Surname  Sanat ve kültür tarihimiz için çok önemli bir belgesel kaynaktır.


NUSRETNAME 
(H. 1365)

http://www.yenidenergenekon.com/wp-content/uploads/2007/11/image00812.jpg

Ordunun saraydan ayrılışı ( Nusretnameden )

1584’te tamamlanan Nusretnâme (TKSM, H.1365) adlı eser ise Lala Mustafa Paşa’nın 1579 yılında çıktığı Azerbaycan seferini konu alır. Kitabın başında yer alan minyatürde serdarın sefere çıkmadan önce padişahı ziyareti tasvir edilmiştir. Daha sonraki sayfalarda Paşa’nın sefer arifesinde yeniçeri ağalarına verdiği ziyafet anlatılmaktadır.


DİLSUZNAME : GÜL VE BÜLBÜL 

(1455)(Oxford Bodlein Lib.)

Edirne’de yazıldığı bilinmekle beraber kimin yazdığına dair bilgi yoktur. Bu kitapta dikkat çeken en önemli şey, sanatçının Türkmen minyatürlerinin etkisinde kaldığıdır.


TARİH-İ SULTAN BAYEZİD VE SULTAN SELİM 

Bu iki kitabında,Matrakçı Nasuh , bu padişahlar dönemindeki olayları anlatmıştır.


SÜLEYMANNAME 

Bu kitabının üç ayrı nüshasında 1520-1537, 1543-1551 ve 1542-1543 arasında geçen olayları ele almıştır.(Matrakçı Nasuh)

http://www.yenidenergenekon.com/wp-content/uploads/2007/11/image0114.jpg

Sultanın Barbaros'u Kabülü (Matrakçı Nasuh ) Süleymanname'den

 

BEYAN-I MENAZİL-İ SEFER-İ IRAKEYN-İ SULTAN SÜLEYMAN HAN
Bı kitap Kanuni’nin 1534 Irak seferini anlatır.(Matrakçı Nasuh)


FETİHNAME-İ KARABOĞDAN 
1538 Karaboğan seferi anlatılır. (Matrakçı Nasuh)

Bütün bu eserlerde, 
Matrakçı Nasuh tarafından yazılan ve resimlenen Beyan-ı Menazil-i Sefer-i Irakeyn (İÜK, T.5964) adlı kitapta ilk kez ortaya konan yeni bir eğilimin devamcılarıdır. Matrakçı bu yazmada, Kanuni’nin Irak seferi sırasında Osmanlı ordusunun konakladığı yerleri anlatır.

Matrak oyununun mucidi sayılan Nasuh’un bu minyatürleri figürsüz, topografik birer manzara niteliği taşır. Sanatçının Portekiz portulan çizimlerinden, önemli özelliklerin ilk bakışta kavranabildiği deniz, kıyı haritalarından esinlendiği tahmin edilmektedir. Eskişehir, Diyarbakır, Tebriz gibi örneklere bakıldığında, öteki menzillerde olduğu gibi, bu kentlerin de en önemli topografik özellikleri ve yapılarıyla ele alındığı görülür. Bu kitaptaki resimlerin içinde yeni anlayış doğrultusunda titiz bir gözlem sonucu yapıldığı belli olan “ İstanbul” ayrı bir önem taşımaktadır. Bu örnek, bir Türk sanatçısı tarafından tasvir edilmiş en eski  İstanbul resmidir. Resim derinlemesine incelendiğinde, Sanatçının önemli özellikleri ne kadar ustalıkla seçebildiğine ve bunları yalın, dolambaçsız bir biçimde yansıtabildiğine hayran olmamak elde değildir.


HÜNERNAME 
(TKSM, H.1523/4)

http://www.yenidenergenekon.com/wp-content/uploads/2007/11/image0098.jpg
 

Sultan Süleyman'ın Şeyh Abdüllatif'i kabülü ( HÜNERNÂME'DEN

III. Murad döneminin en önemli yazmalarından biri de iki cilt halinde, minyatürlü olarak hazırlanan Hünernâme’dir (TKSM, H.1523/4). 1584’te tamamlanan birinci ciltle kronolojik bir sırayla Selçuklu ve Osmanlı sultanlarının tahta çıkışları ile her birinin saltanat yıllarında geçen önemli olaylar anlatılarak resimlenmiştir. Dört yıl sonra tamamlanan ikinci ciltte ise yalnızca Kanuni Süleyman dönemi ele alınmıştır. Bu ciltte Sultan’ın özel hayatı ile ilgili sahnelerin yanı sıra tarihi konulara ve dönemin askeri başarılarına da geniş yer verilmiştir. Mohaç savaşını konu alan minyatür bu başarılara güzel bir örnektir.


ŞEHİNŞAHNAME 
(1581)

http://www.yenidenergenekon.com/wp-content/uploads/2007/11/image00131.jpg

Bab ı Hümayum( Nakkaş Osman ) Şehinşahnameden

Nakkaş Osman ve ekibinin gerçekleştirdiği önemli bir eserdir. 1581 tarihli birinci cildi bugün İstanbul Üniversitesi Kitaplığı’nda, ikinci cildi Topkapı Sarayı Müzesi’nde bulunan yazma III. Murad devrini konu almaktadır. Birinci ciltte karışlıklı iki sayfada yer alan ve sarayda bir bayram sabahını gösteren minyatür, bayramlaşma geleneğini yansıtması bakımından dikkat çekiçidir. Aynı ciltte III. Murad’ın sarayın harem bölümüne yaptırdığı köşkü gösteren bir minyatür de yer almaktadır. Günümüze gelmiş olan bu köşk, Topkapı Sarayı’nın en görkemli yapılarından biri sayılmaktadır. Yine birinci ciltteki bir başka minyatürde ise o dönemde Galatasaray’da yaptırılmış olan Rasathane ve burada yürütülen bilimsel çalışmalar gösterilmiştir. ıkinci ciltte Osmanlı ordusunun sefere çıkışının konuya yaraşır bir görkemle tasvir edilişine tanık olunur. Uyandırılmak istenen kitle etkisi, askerlerin sık saflar halinde ve başarılı bir biçimde düzenlenişiyle sağlanmıştır.


ŞEHNAME-İ MEHMED HAN (ya da) EĞRİ FETİHNAMESİ 
(TKSM, H.1609)

Bu eserde de bazı değişik özellikler görülmektedir. Seferden dönen sultanın İstanbul’da coşkun bir sevinçle karışlanmasını gösteren sahnede yolun iki yanına gerilmiş kumaşları tutanlardan bir kısmının seyirciye arkalarını dönmeleri, halkın kitleler halinde duruşu ve pencerelerden bakışı yeni motifler olarak dikkati çekmektedir.


TALİKİZADE ŞEHNAMESİ 

(TKSM, A.3592) yer alan minyatürlerden birinde ise Manisa kenti ve sarayının başarılı bir tasviri görülür. Gerek saray gerek kent içindeki önemli yapılar ustalıklı bir düzenlemeyle açık seçik gösterilmiştir.

17. yüzyılda minyatür sanatı bir yandan geleneksel üslubu sürdürürken öte yandan albüm resmi birdenbire büyük bir önem kazanmıştır.

 


FALNAME


"Falname"de Hz. Meryemin Hz. İsayı emzirmesi tasvir edilmektedir

Bu eserde yer alan büyük boy kompozisyonlar, albüm resimlerine güzel örneklerdir.
1.Ahmed Albümü (TKSM, B.408) ise hiçbir metne bağlı olmayan tek tek figürlerin ya da günlük hayatla ilgili konuların işlendiği örneklerden oluşur. Bu albümdeki sayfalardan birinde tek tek figürlerin bir araya toplandığı görülür. Çeşitli tipte insanlar giyim özelliklerini belirtmeye özen gösterecek biçimde işlenmiştir. Bu resimlerde serbest bir anlatım üslubuna tanık olunur.
18. yüzyıl başından günümüze tek sayfa halinde kalan sahnelere rastlanmaya başlanır. . Erkekleri açık havada eğlenirken gösteren bir minyatür bu serbest üslubu yansıtmaktadır. Bu türe giren ilginç örneklerden birinde de Galata Mevlevihanesi’nde sema eden Mevleviler tasvir edilmiştir. Ney ve kudüm çalanlarla semayı seyredenlerin arkasında yelkenlilerin geçtiği bir deniz görünümüne yer verilmiş olması ilginçtir. Bir başka sayfada ise daha önce minyatürlere konu olmamış bir yaşam kesiti, bir meyhane sahnesi tasvir edilmiştir.

 

Surname


(TKSM, A.3593)

Bu eser, 18.YÜZYILlın en ünlü minyatür ustası nakkaş Levni’nin, iki kopya olarak hazırladığı en tanınmış eseridir. Bu kitapta yazılı ve bol resimli olarak III.Ahmed’in oğullarının sünnet düğünü anlatılmıştır. Düğün bu kez Okmeydanı’nda düzenlenmişti. III. Murad dönemindeki düğünde olduğu gibi 1720 tarihli bu düğünde de şenliğe bütün İstanbul esnafı katılmış, çeşitli hünerler sergilemişti. Süslenmiş koçlarıyla celep ve kasapların geçişini gösteren minyatür, esnafları temsil eden ilginç bir örnektir. Bir başka minyatürde görüldüğü gibi, yukardan aşağı kıvrımlar çizerek ilerleyen esnaf alayının içinde yarısı kadın yarısı erkek dev kuklalar, köçekler de yer alıyor, bunlar geçit türenine ayrı bir merak ve neşe katıyorlardı. Kâğıthane sefalarından eğlenceye açık olan İstanbul halkı akın akın Okmeydanı’na geliyor, günlerce süren şenlikle yakından ilgileniyordu. şenlikte deniz eğlenceleri de önemli bir yer tutuyordu. Haliç’in iki yakası arasında gemi direklerine gerilmiş halatlar üzerinde arabalar geziyor, cambaz çengiler oyunlar oynuyorlardı. Padişah ve küçük şehzadeler bu eğlenceleri  Aynalıkavak Kasrı’ndan izliyorlardı.Bu eserde ilk defa minyatürlerde esprili bir yaklaşım göze çarpar.

 


ZENNANNAME 
(İÜK, T.5502)


Zenan-ı Felemenk

HUBANNAME VE ZENANNAME

Abdullah Buhari tarafından resmedilmiştir. Kadınların yaşayışlarını konu alan bu eserde “Pencereden Bakan Kadın” adlı resim bu gelişen üsluba ilginç bir örnektir. Lale Devri’nde minyatür sanatında hem Batı resmi tarzında ilginç gelişmelere hem de giderek artan bir çöküşe tanık olunur. Bu devir Batı’ya açılışın yoğunlaştığı bir dönemdir ve aynı sebepten Batı’nın konulu manzara resimlerini anımsatan sahnelere çokça yer verildiği görülür. Aynı eserde yer alan bir doğum sahnesi, ele alınmaya başlanan yeni konulara ilginç bir örnektir.

19 Yüzyıl boyunca Minyatür Sanatçılığı çöküşünü tamamlamış ve yavaş yavaş yerini Batı resim tekniğiyle yapılmış yağlıboya tablolara bırakmıştır.

 


Sultan Murat'ın Cuma namazına gidişi
DİVAN-I NADİRİ
Topkapı Sarayı Kitaplığı
H.889 s.4a . 1618,22c


 

 


Not: Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, Resim,Tablo, kaligrafi, ebru, Fotoğraf, minyatür, hat, sedef, el işi, oya, bezeme, Telkari, kazaziye  benzeri çalışma  ve araştırmalarınızı, sitemize üye olarak ,  bize başvurarak ESA'da paylaşarak kültürümüze katkıda bulunabilir, kendinizi ve ürünlerinizi tanıtabilirsiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...