Seyyid Lokman Aşuri ve Minyatür Eserleri


                       

S.Lokmân Selîm Hânnâme (TSMK, III.Ahmed, nr.3595, vr141a) - Selîm Hânnâme (TSMK, III. Ahmed, nr. 3595, vr. 149a)

Seyyid Lokman Aşuri  ve Minyatürcü Ekibi 

Seyyid Lokman  II. Selim’in  tahta çıkması ve Sokullu’nun Vezir-i azam olması ile  5 Şevval 976 (23 Mart 1569) veya Muharrem 977 sonları (Temmuz 1569)    şehnameci olmuş. [1] bu tarihten sonra Nakkaş Osman ve ekibi ile birlikte pek çok eser meydana getirmiştir. [2]

Şehnameci olarak görev aldığı  II. Selim, III. Murat dönemlerinde saray ağaları ile de iyi geçindiği Nakkaş Osman ve ekibi ile oldukça iyi anlaştığı bu sayede de 25 yıl boyunca saray şehnamecisi olarak görev aldığı anlaşılmaktadır.  Seyyid Lokman, Nakkaş Osman ile birlikte çalışmış,  yirmi iki kişiden oluşan tezhip, hat, müzekhiip ve nakkaşlar ekibi  kurmuş ve bu ekiple uyumlu bir şekilde çalışmıştır.  Seyyid Lokman, Nakkaş Osman ve ekipleri bu dönmede çok sayıda  minyatürlü eser tertip etmişlerdir. Habeşi Mehmed Ağa ve Gazanfer Ağa ile iyi geçindiği anlaşılan Seyyid Lokman’ın bu sayede Sokullu’nun ölümünden sonra da gözden düşmediği ortaya çıkmaktadır. Nitekim Seyyid Lokman ve Nakkaş Osman’ın bu ağalar ile kurduğu dostluklar bu ağaların resimlerinin minyatürlere kadar yansımasına yol açmıştır.[3]

Seyyit Lokman'ın Nakkaşlar Ekibindeki Kişiler 

Şehnameci olarak göreve başladıktan sonra Seyyid Lokman’ın Nakkaş Osman  ile birlikte  yirmi iki kişiden oluşan bir nakkaşlar, hattatlar ve müzehhepler ekibi kurduğu anlaşılır. “989/ 1581 tarihli Arşiv belgesine göre bu ekipteki i“yirmi iki kişi şunlardır:  

Nakkaşlar:  üstat Osman, Ali, Hasan, Mehmed ve diğer Mehmed, Fazlullah Osman, Şah Mehmed, Musa müzehhib

Mücellidler: Mustafa ser, Abdî, İsmail Abdullah çırak

Katipler: Alaaddin Mansur Şirazi, Seyyid Kasım, Katip Haydar, Şemseddin Mehmed, Cafer Abdullah ebna-yı sipahiyandan ehl-i hıref katibi, çırak Mustafa Ferhad[4]

 

Belgelerden anlaşıldığına göre Seyyid Lokman’a her bir yeni görev verildiğinde zeametine olan katkı arttırılmış  ve günlük yevmiyesi de yükseltilmiştir. II. Selim devrini yazdığında gelirine 1000 akçe, “[5] “ 10 Şevval 983’te (12 Ocak 1576) oğlu Aristo’ya, kendisine Nusaybin ve Urfa’dan tahsis edilen zeâmet gelirinin bir bölümü bırakılmış,  Tomar-ı Hümâyûn’un bir cildini hazırlayıp minyatürlerle süslediğinde ise 10.000 akçe daha verilip Dîvân-ı Hümâyun kâtipliğine getirilmiştir(28 Şevval 991 / 14 Kasım 1583).”

Şehinşahname ‘yi yazmakla görevlendirilince de 15 “Şehname-guy Mevlanâ Lokman Sultan Selîm-i Sanî zaman-ı şeriflerinde vaki olan hususu yazup temam etmeğin zeametine 10 000 akçe terakkî “[6] buyrulmuş” bu eserin ilk cildi 1581 yılın-da ikinci cildi ise 1592 yılında tamamlanmıştır. [7]

Seyyid Lokman’nın itbairanın III. Murat’ın ölümünden sonra düştüğü , III. Mehmed’in  tahta çıkışından sonra ise görevinin  Tâlikîzâde’ye devredildiği  “lisân-ı Fârisî’de şehnâme yazmaktan ref‘ olunduğu”, (15 Muharrem 1004 / 20 Eylül 1595 belirtilir (Afyoncu, XXI [2001], s. 287, 293)[8].

“Selânikî, onun azil sebebini yeni padişahın cülûsundan beri nazım ve nesirde ihmali olmasına ve padişaha daha önce şehzadeliği sırasında görüp incelediği parçaları takdim etmesine bağlar (Târih, s. 622). Buna rağmen Lokman’dan daha önce başlamış olduğu eseri tamamlaması istendi. Bunun üzerine Eğri seferi için orduya katılmışken İstanbul’a döndü. Ancak yaptığı çalışmalar ilgi görmedi ve kendisine kenar defterdarlığı verilerek uzaklaştırıldı. Ardından onun Mısır’a gittiğine dair kayıtlar mevcuttur. Hakkındaki son kayıt 1010 Cemâziyelâhir (Aralık 1601) tarihlidir. Hayatının bundan sonraki kısmı ve vefat tarihi hakkında bilgi bulunmamaktadır”.[9]

Eğri Seferine de aynı görevle katıldıktan sonra Şehnamecilikten azledilmiş yerine Talikzade gelmiş, fakat başladığı eserlerin de bitirmesi emredilmiştir. [10]

Hoca Sâdeddin Efendi’nin takdirini kazanan Seyyid Lokman,  Gelibolulu Âlî Mustafa tarafından “şehnamecilik ve şairlik vasfının zayıf olduğu, eserlerinin ifadelerinin “lisân-ı ham” ile dolu bulunduğu[11], “ hususunda eleştirilmiştir.

 

ŞEHNAMECİLİK VE SEYYİD LOKMAN

Kanuni, II. Selim ve III. Murad dönemleri Osmanlı minyatür sanatının doruktaki yıllarıdır.  [12]Osmanlı minyatür sanatının bu dönemde öneminin artması ve doruğa çıkma nedeni  Şehnameciliğin  öneminin artması, sarayda şehnameciliği bir kurum haline gelmesidir. Kanûnî Sultan Süleyman   Ârifî’yi  1550 yılı civarında günlük 25 akçe ile, Osmanlı hanedanının tarihini yazmakla görevlendirmiş,  bu nedenle  “dâimî şehnâmeci makamı ilk defa şair Ârifî Fethullah Çelebi ile başlamış, [13](ö. 969/1561-62 [?]) Arifi’nin yazdığı Şehnâme-i Âl-i Osmân ile [14]birlikte  minyatürlü tarih yazıcılığı ihdas edilmiş olur.

Osmanlı Şehnamecileri, hattatlar, müzehhepler, kat’ı sanatkârları ( ciltçiler) tezhip ve  minyatür sanatçıları ile sarayın nakkarhanesinde  ekip halinde çalışan tarih yazıcılarıdır. Osmanlı minyatür sanatı tarihinde en önemli üç şehnameci Fetullah Arif Çelebi, Seyyid Lokman ve Talikizade’dir.

Ârifî Fethullah Çelebi ilk resmi şehnameci  Seyyid Lokman ise Osmanlı resmi şehnamecilerinin üçüncüsüdür.

Seyyid Lokman I. Süleyman, III. Selim ve III. Murad dönemlerinde sarayın şehnamecisi olarak görev yapan Osmanlı Şehnamecileri arasında en çok eser veren şehnamecidir. Seyyid Lokman  Bu göreve 1569 yılında gelmiş 1595 yılına kadar sarayın resmi şehnamecisi olarak görev yapmıştır. Seyyid Lokman  şehnamecilik görevine geşdikten sonra  Nakkaş Osman ve nakkaşlar ekibi ile birlikte çalışmaya başlamış[15]  onlarla beraber çok sayıda eserin hazırlanmasında görev almıştır.

 

ESERLERİ

 Zafernâme. Feridun Bey’in Sigetvar seferiyle ilgili eserinin şehname tarzında nazma geçirilmiş şeklidir. 986 (1578) yılında tamamlanan bu eserde Şehzade Bayezid isyanının bastırılması, Malta, Sakız ve Sigetvar seferleriyle Kanûnî Sultan Süleyman’ın ölümü ve II. Selim’in cülûsu konuları yer alır. III. Murad Kütüphanesi için hazırlanan güzel bir nüshası Dublin Chester Beatty Kütüphanesi’ndedir (nr. 413).

Selîm Hânnâme. 6 Zilhicce 988 (12 Ocak 1581) tarihinde tamamlanan eser II. Selim devri olaylarını ihtiva eder. Tam bir müsveddesi Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi’nde kayıtlıdır (Revan Köşkü, nr. 1537). III. Murad’a  takdim edilmiştir.

Süleyman'ın son yıllarıyla ilgili Zafername, II. Selim'in hükümdarlığı ile ilgili Şahname-i Selim Han, ve III. Murad'ın ilk dönemlerine ait Şehinşehname, Nakkaş Osman'la Seyyid Lokman'ın ilk ortak çalışmasıdır.

Seyyid Lokman, Şehinşahname-i Murad-ı Salis, B.200, Minyatür, Nakkaş Osman.

 

 

Şehinşahname - İlk sayfa , Resim Alıntı , DİA 

ŞEHİNŞAHNAME : 

Bu eser Seyyid Lokman’ın son Farsça Şehnamesidir.   3. Murad’ın tahta çıkışın 1574 den, 1581 yılına kadar olan dönemi anlatan bir eserdir.  Bu eser Şehinşahname’nin ilk cildini oluşturur.  İlk cildin yazma nüshası  İstanbul Üniversite Kütüphanesi F. 1404 ve  ve Topkapı Sarayı Müzesindedir kayıtlıdır.  Şehinşahname’nin birinci cildi olan bu eserde  58 minyatür bulunur.  Eser Nakkaş Osman’ın başında bulunduğu bir ekip tarafından resimlendirilmiştir.

İlk cildi 989 Şevval başında (Kasım 1581) tamamlanmıştır.  Eser, Alâeddin b. Hüseyin Şirvânî hattıyla süslenmiştir.

Şehnâmenin II. cildinde Koca Sinan Paşa’nın İran seferi, Şehzade Mehmed’in sünnet düğünü, Ferhad Paşa’nın Revan seferi, Özdemiroğlu Osman Paşa’nın İran’daki mücadelesi ve vezîriâzamlığı gibi konular anlatılır. Mirza Ali b. Hacim Kulu tarafından 1001 Saferi sonlarında (Kasım 1592) yazılmış, doksan beş minyatürü içine alan bir nüshası Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi’ndedir (Bağdat Köşkü, nr. 200).[16]

Şehinşahname ,  Seyyid Lokman’ın son Farsça Şahnamesidir.  Eser Sultan 3. Murad’ın tahta çıkışın 1574 den, 1581 yılına kadar olan dönemi anlatıp resimlendirmiştir. Bu eser ile  “Şehname-guy Mevlanâ Lokman Sultan Selîm-i Sanî zaman-ı şeriflerinde vaki olan hususu yazup temam etmeğin zeametine 10 000 akçe terakkî buyurıldı. Ve Şehnâmeyi tasvir eden Nakkaş üstad Osman ile Ali’ye mahlulden ikişer akçe terakkî”[17]buyrulmuştur.

Eser III. Murad zamanında  saray hattatları ve nakkaşları tarafından çoğaltılmış ve  Nakkaş hanedeki minyatür ustaları tarafından minyatürlerle süslenmiştir.  Eser   Seyyid Lokman , [18] tarafından yazılmış, sarayın baş nakkaşı da Nakkaş Osman[19] ve ekibi tarafından da minyatürlerle süslenmiştir.

Surname-i Hümayun : 1582 yılında Sultan III. Murad’ın (s. 1574-1595) oğlu Şehzade Mehmed (dahasonra III. Mehmed, s. 1595-1603)’in sünnet düğünü vesilesiyle düzenlenen ve yaklaşık iki ay süren şenlik, gerek uzunluğu gerekse yapılan kutlamaların görkemi bakımından Osmanlı şenliklerinin en ünlülerinden biridir.[20] Bu eserin hazırlamasında Nakkaş Osman ve Seyyid Lokman  birlikte çalışmışlar, 1582 şenliğine dair son derece ayrıntılı bilgiler içeren bilgiler vererek eseri minyatürlerle süslemişlerdir. Bugün Topkapı Sarayı’nda bulunan minyatürlü Sûrnâme-i Hümâyûn nüshası, III. Murad’ın emri üzerine genişletilerek yeniden yazılmış metindir.

Sûrnâme-i Hümâyûn üzerinde Nurhan Atasoy, Sûrnâme-i Hümayun (Düğün Kitabı) (1997) adlı bir çalışma yapmış, eser günümüz Türkçesi ile Nakkaş Osman ve ekibi tarafından hazırlanan minyatürlerinden bazılarının tıpkıbasımları ve açıklamaları ile basılmıştır. [21]

Hünername :  Bu esere  ilk resmi şehnameci olan  Arifî Fethullah Çelebi başlamış ama o tamamlayamadığı ve  Arifi’nin yerine gelen  Eflâtûn-i Şirvânî’nin ancak üç faslını yazabildiği ve bitirilmesi  Seyyid  Lokman’a kalan bir  eserdir.

 

Oğuznâme.  “III. Mehmed döneminde 1008 (1599-1600) yılında hazırlanan eserin Lokman’a aidiyeti baş kısmında mevcut bir şiirden anlaşılmaktadır. Kitap aslında bir Selçuklu tarihi özetidir ve Osman Bey’in ortaya çıkışına kadar gelir. Muhtemelen Yazıcızâde Ali’nin İbn Bîbî tercümesi esas alınmıştır. Tek nüshası Viyana’da bulunan eser, J. J. W. Lagos tarafından Latinceye çevrilerek aslı ile beraber yayımlanmış (Helsiogforsiae 1854), daha sonra Harun Güngör tarafından yeniden neşredilmiştir (TDA, sy. 44 [1986], s. 91-103)”[22]

KİTAB- I SİYER-İ NEBİ: Eser III. Murad zamanında  saray hattatları ve nakkaşları tarafından çoğaltılmış ve  Nakkaş hanedeki minyatür ustaları tarafından minyatürlerle süslenmiştir.  III. Murad zamanında sarayın Şehnamecisi  Seyyid Lokman, sarayın baş nakkaşı da Nakkaş Osman ve ekibidir. [23] İçerisinde 814 minyatürün bulunduğunu bildiğimiz  Siyer-i Nebi’yi resimlerle süsleyen sanatçılardan birisi de Nakkaş Osman’dır. Siyer-i Nebi’deki diğer minyatürleri ise yardımcısı Ali ve Nakkaş Osman’ın başlarında olduğu Nakkaş Osman ekibi hazırlamıştır.[24]

“Eserin içinde 814 minyatür tasvir konulmuştur. Bu eser 349 cüzden ibaret olup her minyatür için nakışçılara 313 akçe ödenmiştir. 6 ciltlik bu tek kitap bütün masraflarıyla, o zamanlar, 284.930 akçeye mal olmuştur. Hazine-i Hümayun’a mal edilmiş olan  Kitap, 1003, Hicri, 1595 miladi yılında, Topkapı Sarayında yazılıp tezhip edilmiştir. Minyatürlerin renkli sahifeleri bir alaimüssema gibi rengârenktir.  Topkapı Müzesinin bu altı ciltlik eserinin 3 cildi,  Mütareke Yıllarında çalınmıştır. 2 – 3 ve beşinci citleri ayrı ayrı :

1 – Doğu Almanya’da Dresden şehri kütüphanesinde.

2 – İngiltere’de Dublin şehir kitaplığında,

3 – Amerika Milli Kütüphanesinde olduğu araştırmalarımızla meydana çıkmıştır. “[25]

 

  

Zübdet ül Tevarih'ten                                            Zübdet ül Tevarih'ten

ZÜBDET ÜT TEVARİH [26] 

Seyyid Lokman ve ekibi bu eseri hazırlamak için birlikte çalışmışlar, Hüner- name ve Zubdet’ül Tevarihi hazılamak için çalışırlarken  bu iki eser için yaptıkları çalışmalardan doğan ilk eser Kıyafet-ül insanniye fi şemail-i Osmaniye veya kıs adı ile  Şemailname ( Padışah Minyatürleri) [27] 1579 yılında sunulmuştur. [28]

Eser dinler, İslam ve Osmanlı tarihini minyatürlerle anlatan bir  eserdir.  Bu eserdeki minyatürlerin büyük bölümünün Nakkaş Osman’a  ve yardımcısı Ali’ye ait olduğu sanılmaktadır. Zübdet-üt-Tevarih üç nüshadan oluşmaktadır. Nüshalardan   1583 yılında yazılmış olanı Sultan III. Murad’a takdim edilmiştir. [29]

Eser tam bir vakayinamedir.  Eser Tomar-ı Hümâyun, Mücmelü’t-tomar diye de anılmaktadır.  Bu eser Seyyid Lokman’ın seleflerinden devralıp tamamladığı ikinci eseridir.  Eser  genel bir tarihtir ve Osmanlı tarihi ile ilgili olan kısmı III. Murad’ın cülûsu üzerine boğdurulan şehzadelerin defni olayı ile son bulmaktadır.[30]

Eser iki ana bölümden oluşmaktadır. “ Birinci bölüm: evren ve burçlar kuşağı ile başlamakta, Tevrat, İncil ve Kur’an kaynak alınarak peygamber ve dine hizmet etmiş kişilerin hayat hikâyelerinin resimlerle anlatılmasıyla devam etmektedir. Hz. Muhammed, Dört Halife Devri, Emeviler, Abbasiler, Erken İslam dönemi, Gazneli, İlhanlı, Selçuklu ve Timurlular gibi Müslüman devletlerin sultanlarının ve devlet adamlarının şecereleriyle birinci bölüm sona ermektedir. İkinci bölümde Osmanlı Devleti’nin kurucusu Sultan Osman’dan başlayarak Sultan III. Murad’a kadar hüküm süren Osmanlı sultanlarının portreleri yer almaktadır. Bu sultanlar döneminde yaşanan siyasi olayların anlatılmasıyla ikinci bölüm son bulmaktadır.”[31]

 

Kıyâfetü’l-insâniyye fî şemâili’l-Osmâniyye. (Şemailname ve Padışah Minyatürleri) 

 Seyyid  Lokman’ın yazdığı  (1588)  Nakkaş Osman’ın resimlediği bu eser II. Murat’ın emri ile hazırlanmış, Şemailname İlk 12 Osmanlı padişahının yüz ve vücut şekillerinin, giysilerinin anlatıldığı ve içinde Sultan Orhan’dan III. Murat’a kadar olan sultanların portrelerinin yer aldığı  oldukça kıymetli bir eser olmuştur. [32]

Osmanlı Minyatür sanatı ve padişah portreleri açısından çok mühim bir ser olan bu kitabın ve minyatürlerinin hazırlanmasında hiç bir masraftan kaçınılmamış, sarayın imkanları Nakkaş Osman’ın bu eseri için seferber edilmişti. III. Murat’ın (1574-1595) sanata ve tarihe olan merakı  bu eserdeki padişah portrelerinin yapılmasında çok etkili olmuş,  onun zamanında yapılan resimli yazma kitaplarını hazırlanması için hiç bir masraftan kaçınılmamıştır.[33]

Bu eserde I. Osman’dan III. Murat’a kadar on iki Osmanlı padişahının Nakkaş Osman tarafından yapılmış portresi yer almaktadır.   Eser  33,5x20cm boyutlarında 77 sayfalık  bir eserdir.

On iki padişahın minyatürlerinin yer aldığı Şemailname ve Padışah Minyatürleri Kültür Bakanlığı tarafından tıpkıbasım olarak yayımlanmıştır (İstanbul 1987)

 

Kaynakça

 

Bu içeriğe henüz katkı yapılmamış

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış