Türk Minyatürcüleri ve Eserleri


 

 

Bilinen Türk Minyatürcüleri ve Eserleri

 

Minyatür Nedir ve Tarihçesi

 

Minyatürn tarihi Mısır uygarlığına kadar uzanır. Bilinen en eski Minyatürler [Antik Mısır ]'da rastlanan ve M.Ö. 2. yüzyılda papirüs üzerine yapılan Minyatürlerdir. Daha sonraki dönemlerde Yunan, Roma , Bizans ve Süryani elyazmalarının da Minyatürlerle süslendiği görülür." Hıristiyanlık yayılınca Minyatür  özellikle elyazması İncil'leri süslemeye başladı. [Avrupa]'da minyatürün gelişmesi 8. yüzyılın sonlarına rastlar. 12. yüzyılda ise minyatürün, süslenecek metinle doğrudan doğruya ilgili olması gözetilmeye ve yalnızca dinsel konulu minyatürler değil dindışı minyatürler de yapılmaya başlandı.”  [1]  Baskı makinesinin bulunuşuna kadar Avrupa'da çok güzel ve görkemli minyatürler yapıldı. Bundan sonra minyatür daha çok madalyonların üzerine portre yapmak için kullanıldı.
 

Türklerde Minyatü

Türklerde ise minyatür örneklerinin ilkini Uygurlar vermişlerdir. İlk yerleşik Türk kavmi olan Uygurların tapınak ve saray duvarlarına resmettikleri Minyatürler oldukça ileri düzeydedir.  Maniheist Uygurların Mani dinindeki Resim geleneğinin tesirinde  tasvirler yaparken  günlük hayata ait eşya ve sahneler, dönemin sosyal hayatı yansıtılmışlar; şaşılacak bir şekilde  Habeş, Arap,  Türk gibi bölgenin insanlarının, figürleri işlenmişler ayrıca bu milletlere ait karakteristik özellikleri portrelerinde yansıtabilmişlerdir. Uygur harabelerinde bulunana 8., 9. yy larda yapılmış bu resimler ve minyatürler Türk kültürüne ait bulunan ilk örneklerdir.  [2]Eski ortaasya kavimleri ve Türklerinin yaptıkları eşyalar üzerindeki hayvan mücadelelerini anlatan figürler olmasına rağmen bu figürler resim şeklinde değil halı kilim motifleri, altın veya madeni döküm, kabartmalar veya diğer şekillerdedir.

Maniheist Uygur minyatürleri, figür tipleri ve kompozisyonlarıyla Selcuklu minyatürlerine öncülük etmiştir.Selcukluların İran’dan Mezopotamya, Suriye ve Anadolu,ya yayılmasıyla ilk Türk-İslam minyatür üslubu doğmuştur. [3]  Selçuklular. Rey, Isfahan, Nişapurdaki İran minyatürlerinden , Anadolu’da  Hasankeyf, Diyarbakır, , Mardin, Harput’ta hüküm süren Artukoğulları, Mezopotamya ve Suriye’de özelliklerden   Anadolu Selçukluları da Bizanstan resim ve minyatğür üzerinde etkiler almışlardı. [4] Selçuklulara ait birçok minyatür bu değişik tesirlerin altında yapılmıştır. Anadolu Selçuklularının yaptıkları ilk minyatürlerde doğal olarak  Bizans etkisi açıkça görülür, Fakat, Uygur minyatürcülerinden gelen çizgiler de benliğini yitirmemiş şekilde minyatürlerine yansımaktadır. Donuk bakışlı, çekik gözlü  Eski Türk tipinin bu minyatürlerde resm edildiğini görmek mümkündür.

KİTAB AL-HAŞA’İŞ, MARİFAT AL-HIYAL AL-HANDASİYA, KİTAB EL, BAYTARA, VARKA ve GÜLŞAH, KELİLE VE DİMNE isimli Selçuklu yazma eserleri bu dönemlere ait[5] olan ve Osmanlı minyatürcülüğüne örnek olan, minyatürlerle süslenmiş olan eserlerdir.

Anadolu'da üretilmiş XII.-XIII. yüzyıllara tarihlenen ilk minyatürler Meyyâfârikîn (Silvan), Diyarbekir, Mardin, Aksaray, Kayseri ve Konya gibi merkezlerde hazırlanmış eserlerde yer alır. İsmâil b. Rezzâz el Cezeri tarafından Diyarbakır 'de Artuklu Emîri Nâsırüddin Mahmûd için hazırlanan Kitâb fi ma'rifeti'l-hiyeli'l-hendesiyye adlı eserin minyatürleri (TSMK. III.Ahmed.nr.3472) Anadolu dışındaki çağdaş Selçuklu resim üslûbuyla benzerlik taşır. Harîrî'nin el Makamât'ı ile Abdurrahman es-sufî'nin Suverü'l-kevâkibi's-sâbite'sinin birer nüshası, Artuklu sarayı için yazılmış Selçuklu resim üslûbundaki diğer minyatürlü kitaplardırselcukulular zamanında Konya, Diyarbakır, Musul ve Bağdat gibi kentler bu dönem minyatür sanatının korunduğu önemli sanat merkezleri oldu. [6]

Bir aşk hikâyesi olan Varka ve Gülşah (TKSM, H.841) 13. yüzyıl Selçuklu dönemi Resim Sanatının en güzel örneklerindendir. Konya’da Mevlana’nın ve müritlerinin desteğinde oluşan sanat ortamında, zengin bir resim etkinliği yaşanmıştır. Büyük tasavvuf düşünürü ’Mevlananın(1207–1273) ve müritlerinin resim sanatına duyduğu ilgi bilinmektedir.  Ahmet Eflaki (Dede) ve Ariflerin Menkıbeleri adlı yapıtında, MEVLANA’nın müritleri Kaluyan ve Aynüddevle’nin betimlemede eşsiz olduklarını, Aynüddevle’nin sultan kızı Gürcü Hatun’un isteği üzerine MEVLANA’nın ayakta durur şekilde yirmi ayrı pozunu kâğıt üzerine çizdiğinden söz eder.[7]

Selçuklu memleketlerine ve mirasına sahip ve hâkim olan Osmanlıların eski devirlerden kalma resim ve nakışlardan istifade ettiklerine şüphe yoktur; bununla beraber  “musavvirlik ve nakkaşlığın Osmanlılara girmesinin herhalde XV. yüzyılın ilk yarısı içinde olduğunu kuvvetle tahmin edebiliriz.  Nitekim Bursa'da Yeşilcami denilen Çelebi Mehmed Camii'nin nakkaşı Bursalı Ali Bin İlyas bu söylediğimiz zamanın ustalarındandır. Üstad Ali, küçük yaşta iken Semerkand'a götürülüp nakış sanatını orada öğrenmiş ve sonra memleketine dönerek Yeşilcami'in nakışlarını yapmıştır.” [8] Daha sonra II Sultan Murat zamanında Bursalı Nakkaş Safî isminde bir üstadı tanımaktayız. XV. asrın ikinci yarısında yani 880 H. 1475 M. de Bursa'da vefat eden Hoca Yusuf bin Hoca Ferruh’un da nakkaş olduğu kaynaklardan bellidir. [9]

Orta Asya’da hayvan mücadelelerini anlatan resimlerle, Tebriz’e hâkim olan Önce İran kültüründe daha sonra da Selçuklularda ve Uygurlarda önemli bir sanat dalı olan minyatürcülük,  musavvirlik ve nakkaşlık XV. yüzyıl başlarından itibaren Osmanlı'ya girmiş ve XVI. yüzyılın sonlarında epey rağbet bulmuştur. Fatih zamanında resme gösterilmeye başlayan ilgi İstanbul’ un fethi ile Bizans ressamlarının eserlerinin ve ressamlarının da etkisi ile Osmanlı minyatürcülüğü ve resminin başladığı söylenebilir. Bu yılların ilk önemli minyatürcüsü Nakkaş Sinan Bey’dir.

Venedik'te yetişmiş olup Mastori Pavli Daragoza (Matteo Pasti) adında bir ressamın talebelerinden olan Sinan Bey Bursa'da vefat etmiş ve Şiblîzâde Ahmed Çelebi'yi yetiştirmiştir. “ Şiblîzâde eski tabir ile şebihnüvis'likte yani insan resmi yapmakta (portraitiste) pek mahir imiş '. Onbeşinci yüzyıl nakkaşlarından Hasan ve Fazlullah isimlerinde iki kişi daha biliyoruz. “ [10]

Sinan Bey’den sonra , II. Bayezid   döneminde de Baba Nakkaş diye tanınan bir sanatçı daha yetişmiştir.  

Osmanlı hükümdarları Doğu'dan getirttikleri musavvir ve nakkaşlardan başka Venedik'ten de ressam getirtmişlerdir. Fatih Sultan Mehmed, Papa kanalıyla ünlü ressamlardan bazılarının İstanbul’a göndermesini istemişti. Bunun üzerine, Rönesans döneminin tanınmış ressamlarından Matteo di Pasti, Costanzo di Ferrara ve Gentile Bellini İstanbul’a gönderildi. 1479’da sarayda çalışmalarına başlayan bu ünlü ressamlar, sultanın ve yakınlarının portrelerini ve madalyonlarını yaptılar.  [11]Bellini, bir Türk kadını ile bir solak yeniçeri ve biri madalyon ve diğeri yağlı boya olarak Fatih'in iki resmini ve bir de Topkapı Sarayı odalarının duvar nakışlarıyla şehrin manzarasını yapmıştır; Fatih'in yağlı boya resmi Londra müzesindedir.

Yavuz Sultan Selim, İran seferinden dönerken Şah Mehmed, Abdülgani, Derviş Bey isimlerinde üç musavvir yani portretist ve Semihan, Alaaddin Mehmed, Mansur Bey, Şeyh Kâmil, Ali Bey Abdülhalik ile daha altı nakkaşı beraberinde İstanbul'a getirmiştir.[12]  Yavuz Sultan Selim'in Çaldıran harbini tasvir eden ve mozaikle yapılmış olan bir tablonun saray köşklerinden birisinin kapısının üzerinde gördüğünü Nemçe elçisi Busbek beyan etmektedir. [13]Fakat sözü edilen bu mozaik bulunamamıştır.

Yavuz zamanında İstanbul’da çok sayıda Nakkaş ve musavvir vardır.  Bu nakkaşların aldıkları ücret bile kayıtlar geçmiştir. “XVI. yüzyılın ilk yarısı içinde (932 H. 1525 M.) devlet hazinesinden para alan nakkaşlar 29 ve öğrencileri de 12 kişi idi. Bunların bir kısmı İstanbul'da yetişmiş ve bir kısmı da Azerbaycan'dan gelmişlerdi; Azerbaycan'dan gelmiş olanlar Fatih Sultan Mehmet, Bayezid, Selim bunlardan her birinin ismi, maaşı, nereden geldiği ve nerede yetiştikleri Topkapı sarayı kütüphanesindeki sanatkâran defterinde gösterilmiş ve oradan naklen merhum Muallim Cevdet tarafından neşredilmiştir. [14]

Bu üstatlardan Amasya valisi Şehzade Ahmed'in yanında bulunmuş olan 22 akçe yevmiyeli ressam Şahkulu, 24 akçeli Tebrizli Melek Ahmed ve 20 akçe yevmiyeli Hasan bin Mehmed ve 21 akçe yevmiyeli ressam Hasan bin Abdülcelil vardır. “

Yavuz’un Mısır ve İran seferlerinden sonra Memluk saraylarından, ve Halep’ten pek çok nakkaşı İstanbul’a getirdiği bilinmektedir. Bunların yanı sıra İran’dan getirtilen nakkaşlar 16 yy da doruğa çıkacak olan minyatür sanatının altyapısını teşkil eder. Getirtilen bu nakkaşlar içerisinde en önemlisi Şahkulu adlı minyatürcüdür.
 

“Şahkulu, Yavuz Sultan Selim zamanında İstanbul'a getirilerek evvelâ 22 akçe ile hassa nakışhânesine alınmış ve daha sonra başnakkaş olmuştur. Şahkulu, resim ve nakışta meşhur Behzad'ın mensup olduğu Herat kolunu temsil etmiştir. İstanbul'da çok talebe yetiştirmiştir; Şahkulu mektebi, Cemâat-i Acem nakkaşları adıyla İran sanatını temsil etmiş olup buna karşı yine XVI. yüzyılda Türk zevk ve san'atını gösteren Cemâat-ı Rûm nakkaşları vardı. Şahkulu'nun Penahî mahlasıyla şiirleri olduğunu musavvirlik ve nakkaşlıkta fevkalâde mahareti bulunduğunu Âşık Çelebi yazmaktadır. “[15]

Yavuz zamanında hat, tezhip, müzehhep ve nakkaşlar  oldukça itibar görmüş, bu sanatçılar pek çok öğrenci yetiştirmişlerdir.

“Mısır seferi esnasında Yavuz Sultan Selim'in Halep'ten İstanbul'a gönderdiği Taceddin Kürebend ve Hüseyn-i Bâlî ile Kanunî'nin ilk zamanlarında İstanbul'a gelen musavvir Kinci Mahmud ve hem musavvir ve hem müzehhib olan Mısırlı Hasan ve talebelerinden üstad İbrahim ve Galatalı Mehmet ve Hüner-nâme'nin resimlerini yapan Üstad Osman ve kayın biraderi musavvir Ali ve Hasan Kefeli ve adı Mustafa olan şair Sâî ile müneccim ve muvakkit ve aynı zamanda nakkaş olan Ahmed-i Nakşî XVI. yüzyıl musavvir ve nakkaşlarındandırlar. “

Yavuz zamanının en önemli Türk nakkaş ve ressamları arasında Manisalı hattat ve şair Camiî ile meşhur Galatalı Nakkaş Haydar'dır. HAYDAR REİS (NAKKAŞ NİGARİ 1494  yılında Galata'da dünyaya gelmiştir.   Sanatçıların  hattat, nakkaş, müzehhib, şair ve âlimlerin arasında olan bir çevrede yetişen Haydar Reis’in çocukluğu ve gençliği  devrinin sanatkârları; arasında geçmiş oldu. Ailecek sanata düşkün bir ortamda ve bunların arasında büyüyen Haydar Resi doğal olarak bu sanatlara ilgi duyan ve devrinin sanatkârlarından hat, tezhip, müzehhip ve nakkaşlık eğitimi alarak geçmiştir. Küçük yaştan itibaren nakkaşlık eğitimi kaligrafi- hat, tezhip sanatlarını öğrenerek ve görerek büyüyen Nigari'nin yetenekli biri olması sebebiyle çok kısa sürede bu alanlarda ün kazanan ve başarılı örnekler veren birisi olmuştur. [16]

Şiirlrerinde Nigârî mahlasını kullanan Haydar Çelebi, “Nigârî “ Osmanlı donanmasında kadırga kaptanlığı da yapmışken II. Sultan Selim ile Barbaros Hayreddin Paşa'nın resimlerini yapmıştır. “ Nigârî'nin Londra müzesinde 2 minyatürü olduğunu F. R. Martin ve ondan naklen merhum Halil Ethem Bey, Elvah'ı Nakşiye kolleksiyonu isimli eserinde yazmaktadır”


İSİMLERİ VE ESERLERİ AZ BİLİNEN OSMANLI  MİNYATÜRCÜLERİ

 

Topkapı Sarayı'ndaki Seyyid Lokman'ın Hüner-namesinin resimlerini Osman adında üstat bir ressam yapmıştır. Bunun yukarıda adı geçen Tiryaki Osman Çelebi mi yoksa Nakkaş Osman mı olduğu olduğu çok iyi incelenmemiştir.  Ali'nin Surradme'sindeki resimler de güzeldir. 

17. yüzyılda, Nakkaş Hasan, Kalender ve Nakşi gibi önemli sanatçılar vardır. On yedinci asırda Miskalî mahlaslı tarih sahibi Üsküplü Solakzâde Hemdemî ile Tiryaki Osman Çelebi, kale ve muharebe resimleri yaparak isimlerini tarihe yazdıran nakkaşlardır. Parmak kapı’daki Taşbaz Pehlivan Ali, padişahların, serdar ve vezirlerin Revan ve Bağdat cenklerini betimleyen minyatürler çizmişlerdir.

On altıncı asrın ikinci yarısıyla on yedinci asırda yetişmiş olan Nakşi insan resimleri yapmakta ustalaşan bir nakkaş olarak dikkatleri çekmektedir. II. Osman döneminde yaşamış olan Nakşî’nin minyatürleri klasik Osmanlı minyatür üslûbundan farklıdır. Ahmed Nakşî'nin resimleri bu bakımdan dikkat çekici niteliklere sahiptir.  

I.Ahmed'in fala bakması için yazılan falnamenin resimlerini yapmış olan Kalender ile Dördüncü Mehmed zamanında Edirne'de yaşamış olan ressam Âbi BU DEVRİDE İSİMLERİ DUYULAN VE KAYITLARA GEÇEN DİĞER MİNYATÜRCÜLERDİR. Sultan I. Ahmed döneminde Kalender Paşa'nın tertip ettiği Falnâme adlı eserde farklı resim üslupları ile yapılmış olan din ulularını betimleyen,  astrolojik figürler tasvir eden büyük boyutlu minyatürler vardır. Firdevsî Şâhnâme'sinin Türkçe çevirisi Şehname-i Türkî'nin resimlenmesinde çalışan Ahmed Nakşî, Tercüme-i Şekaik-i Nu'mâniyye ile Divan-ı Nâdirî olarak tanınan mecmuadaki tasvirlerin tamamını yapmış ve Şehnâme-i Nâdirî'yi resimleyen nakkaşlar arasında yer almıştır.


Enderun’da yetişerek daha sonra yeniçeri ağası, beylerbeyi ve vezir olan Nakkaş Hasan Paşa' (vefatı 1032 H.-1622 M.) 17. Yy da yaşamış olan devlet adamlarımızdan ve nakkaşlarımızdan birisidir.  Nakkaş Hasan Paşa'nın yapmış olduğu Birinci Ahmed'in tuğrası Topkapı Sarayı'nın yazı salonunda bulunmaktadır.  

Mevleviye tarikatı mensuplarından Esedî veya Aşarî ile Solakzade Miskalî Bihzad'(vefatı 1063 H. - 1653 M. ) hayvan resmi, muharebe ve portre türlerinde başarılı minyatür örnekleri veren nakkaşlarımızdır. Ressam Bihzad’ın mezarı Galata Mevlevi hanesinin haziresinde bulunmaktadır.  Bu devrin nakkaşlarından birisi olan Aşarî pek çok aslan minyatürü çizmiş o bakımdan da kendisine aslan anlamına gelen Esedî mahlasını seçmiştir. 18 . yy da hayatını kaybeden aynı zamanda bir şair, musikişinas ve Mevlevi olan  Fennî Mehmed Dede (vefatı 1127 H.-1708 M.) de fresk ve portre  türünde kaabileyetini geliştiren bir minyatürcü olarak dikkat çeker.

Fenni Mehmed Dede’nin öğrencilerinden olan Mevlevi şair ve hattat Dukakinzâdelerden Fasih Ahmed ‘in yapmış olduğu bir kalyon resmi İbnü'l-Emin Mahmud Kemal İnal'ın kütüphanelerinde bulunmaktadır.  Bu kalyonun resmi  Konya Halkevi tarafından neşredilmiş olan Mevlâna'nın ressamları isimli eserde (s.42) vardır.  “Fasih Ahmed de üstadı Fenni gibi fresk resimleri, portre ve alagorik mevzularda eserler vücuda getirmiştir.
[17]

18. Yy ve Lale Devrinin en meşhur Nakkaşı Levni ‘dir. Levni aynı zamanda bir şairdir. Ve Minyatür sanatımızın gelmiş geçmiş en önemli ve ünlü minyatürcüsüdür. Çok sayıda eser veren Levni pek çok eseri minyatürleri ile süslemiş, Lale Devrini tüm canlılığı ile günümüze aktarmıştır.  Levni, Türk minyatür sanatında bir dönüm noktasıdır.  Levni, geleneksel anlayışın dışına çıktı ve kendine özgü bir biçim geliştirdi.19. yüzyıl başlarında yenileşme hareketleriyle birlikte minyatürde de batı resim sanatının etkileri görülmeye başlamıştır.

XVIII. Yüzyılın başlarında eser veren Levnî'nin yaptığı Kebir Musavver Silsilename’deki dizi padişah portreleri Batılılaşma dönemi Osmanlı tasvir üslûbunun ilk örnekleridir. Levnî tarafından resimlenmiş olan bir diğer eser, Vehbi’nin III. Ahmet’in oğullarının sünnet düğününü şenliklerini konu alan Surnâme'sidir. Bu minyatürler, kesitlerle verilmiş mimari biçimler ve üst üste dizilmiş figür gruplarına sahip kompozisyonlar içerir.

 III.Ahmed'in oğullarının sünnet düğününü şenliklerini konu alan Surnâme'si ve diğer serlerde çizdiği minyatürler Türk Minyatür tarihinin gözde örnekleri kabul edilir.  Bu minyatürlerde, mimari biçimler kesitler halinde gözükür.  Minyatürlerdeki farklı figür grupları bir arada kullanılmıştır. “ Nakkaş Levni’nin minyatürlerinde Lale devrinin şenlikleri çeşitli mekânlarda gösterir. Okmeydanı, Haliç’teki Sahil Sarayı ve son kısımlardaki mimari mekân.  Levni’nin surnamaleri süsledeyen minyatürlerindeki  Şenlikler tüm İstanbul’a dağılmıştır.”

Osmanlı minyatür üslûbuna yeni ifade biçimleri kazandıran Levnî'nin ardından aynı  yüzyılın ikinci yarısında yenilikçi adımlar atan bir diğer  minyatürcümüz ise Abdullah-ı Buhârî'dir.  Zenananame adlı eserde yaptığı minyatürler  tek figür halinde gözüken  kadın ve erkek resimleridir. Bu açıdan AbdullahBuhari’nn minyatürleri Türk minyatür sanatı için farklı bir boyut getiti. Levi de de bu tip minyatürler olmasına rağmen Buhari’nin minyatürleri yeni bir boyut özelliği taşır.  Buhari’nin minyatürleri saray çevresi için hazırlanmış bir albümle ile birlikte Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi'ndeki iki albüm içerisinde bulunmaktadır.

Erzurumlu Darîr'ın yazdığı Siyer-i Nebi’nin altı cilt halindeki nüshaları, Enderun'dan yetişmiş bir sanatçı olan Nakkaş Hasan'ın yönetiminde bir nakkaşlar ekibi tarafından resimlenmiştir. Şehnameci Tâlikîzâde'nin yazdığı Fetihnâme-i Eğri ve Şehnâme-i Âl-i Osmân ile Şehnâme'deki minyatürler de yine Nakkaş Hasan'a aittir.

XVII. yüzyılın ikinci yarısında yazılmış olan iki silsilename nüshasında Musavvir Hüseyin adlı nakkaşın eserleri vardır.  “Bu eserler Osmanlı padişahlarının bu devirde ikamet ettikleri Edirne sarayında ve Musavvir Hüseyin tarafından hazırlanmıştır. Musavvir Hüseyin, bu eserlerdeki dizi padişah portreleri tasvirlerinin kurgularıyla XVIII. Yüzyılın başlarında eser veren Levnî'nin yaptığı Kebir Musavver Silsilename’deki dizi padişah portreleri Batılılaşma dönemi Osmanlı tasvir üslûbunun ilk örnekleridir.” [18]

Enderunlu Fazıl’ın çeşitli ülkelerin kadın ve erkek güzelliklerini anlatan Hûbannâme ve Zenannâme'sinin minyatürlü kopyalarında çeşitli kadın ve erkek tipleri betimlenir.  Edirne sarayında Musavvir Hüseyin tarafından hazırlanan bu eserdeki bu figürlerin saraydaki kişilere bakılarak çizildiği zannedilmektedir. Musavvir Hüseyin bu eserinde bir dizi padışah portresi de çizmiştir.

Osmanlı minyatür üslûbuna yeni ifade biçimleri kazandıran Levnî'nin ardından yüzyılın ikinci yarısında yenilikçi adımlar atan bir diğer sanatçı Abdullah-ı Buhârî'dir. Onun yaptığı tek figür kadın ve erkek resimleri, saray çevresi için hazırlanmış bir albümle Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi'ndeki iki albüm içerisinde bulunmaktadır.





Kaynakça

 
  • [1] Şahamettin Kuzucular, Selçuklu İlhanlı Safevi Özbek ve Babür Devletlerinde Minyatür,.edebiyadvesanatakademisi.com/
  • [2] edebiyadvesanatakademisi.com/edebiyad/170-uygur_turklerinde_inanc_sistemleri_ve_resim_  
  • [3] ( Metin Yerli, 2006. "Uygur Türklerinde İnanç Sistemleri ve Resim Sanatları" Eğitişim Dergisi. Sayı: 13. (Ekim 200 )
  • [4] Dr. Hasan ÖZÖNDER Ansiklopedik Hat ve Tezhip Sanatları Deyimleri, Terimleri Sözlüğü
  • [5] Yrd Docent Dr. Metin Yerli, edebiyad/170-uygur_turklerinde_inanc_sistemleri_ve_resim_sanatlari.html edebiyadvesanatakademisi.com/
  • [6] . İSLAM ANSİKLOPEDİSİ, Minyatür, - TDV- İst. 1996
  • [7] Şahamettin Kuzucular, Selçuklu İlhanlı Safevi Özbek ve Babür Devletlerinde Minyatür,.edebiyadvesanatakademisi.com/s
  • [8]  Anonim, osmanlida-resim-ve-nakis.html#ixzz2Q1bzWJb6, harbiforum.org/tarih/29937
  • [9]  Anonim, osmanlida-resim-ve-nakis.html#ixzz2Q1bzWJb6, harbiforum.org/tarih/29937
  • [10] Anonim, osmanlida-resim-ve-nakis.html#ixzz2Q1bzWJb6, harbiforum.org/tarih/29937
  • [11] https://www.edebiyadvesanatakademisi.com/sanat/218-minyaturcu_sinan_bey.html
  • [12] Aonim, osmanlida-resim-ve-nakis.html#ixzz2Q1bzWJb6, harbiforum.org/tarih/29937
  • [13] Anonim, osmanlida-resim-ve-nakis.html#ixzz2Q1bzWJb6, harbiforum.org/tarih/29937
  • [14] Anonim, osmanlida-resim-ve-nakis.html#ixzz2Q1bzWJb6, harbiforum.org/tarih/29937
  • [15] Anonim, osmanlida-resim-ve-nakis.html#ixzz2Q1bzWJb6, harbiforum.org/tarih/29937
  • [16] https://www.edebiyadvesanatakademisi.com/sanat/263-haydar_reis_%28nakkas_nigari%29.html
  • [17]  .Filiz Çağman, Anadolu'da Türk Minyatürü, Anadolu Uygarlıkları Ansiklopedisi, Görsel Yayınları
  • [18] . ( Filiz Çağman, Anadolu'da Türk Minyatürü, Anadolu Uygarlıkları Ansiklopedisi, Görsel Yayınları)

Not: Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, Resim,Tablo, kaligrafi, ebru, Fotoğraf, minyatür, hat, sedef, el işi, oya, bezeme, Telkari, kazaziye  benzeri çalışma  ve araştırmalarınızı, sitemize üye olarak ,  bize başvurarak ESA'da paylaşarak kültürümüze katkıda bulunabilir, kendinizi ve ürünlerinizi tanıtabilirsiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com

 

 

 

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış