Musahipzade Celal Hayatı ve Tiyatroculuğu

Ekleyen : Şahamettin Kuzucular , 28 Haziran 2013 Cuma aaa Beğen



Musahipzade Celal


Musahipzade Celal, (d. 31 Ağustos 1868, İstanbul - ö. 20 Temmuz 1959 – İstanbul), Türk oyun yazarı.

II. Meşrutiyet döneminde yetişmiş ve sadece tiyatro alanında eser vermiş Refik Ahmet Nuri Sekizinci ile birlikte iki önemli tiyatro yazarından birisidir Cumhuriyetin ilanından sonra da eserler vermeye devam etmiş, yirmiden fazla oyun yazmış tiyatro yazarıdır.

31 Ağustos 1868 günü İstanbul’un Cihangir semtinde dünyaya geldi. Asıl adı Mahmut Celaleddin’dir. Dedesi, III. Selim’in musahibi bestekâr İzzet Şakir Ağa,  babası Gazhane Başkâtibi Musahipzade Ali Bey annesi Fıtnat Ecibe Hanım’dır.[1]

1935’te çıkarılan Soyadı Kanunu ile Musahipoğlu[2] soyadını almış, ancak Musahipzade Celal adıyla ünlenmiştir.

Çocukluk yıllarını ve öğretim yıllarını İstanbul’da geçiren Yazar, ilköğretimini Firuzağa Sıbyan Mektebi’nde yaptı. , Feyziye Rüştiyesi’ni ve Süleymaniye Numune-i Terakki İdadisi'ni bitirdi. Liseyi ( İdadiyi) bitirdikten sonra 1889 yılında,  Babıâli Tercüme Odası'nda kâtip olarak göreve başladı. Babıâli Tercüme Odası'nda kâtip olarak göreve yaparken Hukuk Mektebine de kaydolup öğrenim görmeye başladı ancak Hukuk Mektebi'ni bitiremedi.[3]

Tiyatroya olan ilgisi  Babıali Tercüme Odası'nda görev yapmaktayken ortaya çıktı. Arkadaşları ile arasında ortaoyunları tertip edip bizzat kendisi de bu oyunlarda zenne rollerine çıktı. [4] Mardiros Mınakyan’ın Osmanlı Dram Kumpanyası’nın oyunlarını takip etmeye başlamıştı. Tiyatroya olan ilgisinin düzeyini anlayınca tiyatro oyunu yazmaya karar verdi.

Ahmet Vefik Paşa’nın Moliere çevirilerini inceleyerek arttırdı. 1908’de II. Meşrutiyet’in ilanı ile Baıali Tercüme Bürosu’ndan ayrılmak zorunda kaldı. Böylece zamanının büyük bölümünü oyun yazmak için harcamaya başlamıştı. İlk oyunlarını da bu tarihlerde yazamaya başlamıştı.  Ahmed Vefik Paşanın Moliére çevirilerini inceledi. Sahne tekniği meseleleriyle derinlemesine ilgilendi.

Yayımlanan ilk oyunu olan Türk Kızı adlı oyunu da bu süreçte yazılmıştı.  (1910)  Türk Kızı adlı oyunu 1912’de Köprülüler adıyla Manakyan Tiyatrosu’nda sahnelendiğinde 44 yaşındaydı.[5] İlk oynanan piyesi Köprülüler’dir. Oynanan ilk piyesinin ardından İstanbul Efendisi (1913) adlı ilk müzikal oyununun ardından; Macun Hokkası (1917), Yedekçi (1919), Kaşıkçılar (1920), Atlı Ases, Demirbaş Şarl gibi oyunları yazmaya ve sahnelenmeye devam etti. Devlet görevlerinden ayrı kaldığı bu günler tiyatro oyun yazarlığı bakımlarından oldukça yoğun geçmişti. Osmanlı devletinin kurumlarının ve insanlarının yozlaşması konulu oyunları ile devrinin şartlarını eleştiren oyunlarını hem yazıyor hem de sahnelenmesi için uğraşıyordu. Bu süreçte birçok eser yazarak birçok eserinin sahnelenmesini sağladı.


1927-1937 yılları arasında yazdığı ve oynanan oyunları sayesinde çok meşhur oldu. Konusunu, gOsmanlı tarihinden alan ve sosyal hayatı inançları, âdetleri ve gülünç tarafları ile canlandıran, yozlaşan kurumların ve sosyal hayatın dramlarını dile getiren piyesler yazdı. Sosyal tenkide büyük yer verdi. Tiyatro ve piyeslerinde kahramanları Ortaoyunu ve Meddah oyunlarında olduğu gibi kendi muhitlerindeki ağız ve dil özellikleri ve üslûpları ile konuşturuldu. Oyunlarının komedi tarzında oluşu, halkın komedi oyunlarına Karagöz ve meddah ile Ortaoyunundan kalan bir birikimle alışık olması, oyunlarının çok basit ve anlaşılır olarak kurgulanmış olması sebebi ile oyunları çok popüler olmuştu.

1919-1924 yılları arasında yazdığı oyunların hepsi Osmanlı Operet Heyeti (1923 yılında İstanbul Operet Heyeti adını aldı) tarafından sahnelendi. Lale Devri adlı oyunu, İstanbul’da ilk defa kadınların tiyatroya gelmesini sağlayan oyun oldu. O sene ramazan ayında ilk defa kadınların da gece tiyatroya gelip bu oyunu izlemesi için izin verildi. [6]

Oyun yazmayı sürdürürken memuriyet hayatına 1917′de Üsküdar İlçesi defterdarlığında denetim pulu memuru olarak tekrar çalışmaya başladı. ( 1917- 1923 ) altı yıl bu görevinde kaldı.  1920′de denetim pulu örgütü kaldırılınca, görevi Maliye tahsil memurluğuna aktarıldı. 1923 yılında Üsküdar defterdarı iken emekliye ayrıldı.

Musahipzade Celal, emekliliğinden sonra bir süre "Evkaf Müzesi"’nde koleksiyon uzmanlığı yaptı. 1927 yılında kütüphane görevlisi olarak Darülbedayi'e girince geçmişten gelen tiyatroya olan ilgisini geliştirme olanağı buldu. Ardı ardına tarihi hiciv özelliğinde eserler kaleme aldı. 1927’den sonra yazdığı oyunlar Darülbedayi’de (sonra İstanbul Şehir Tiyatroları adını aldı) sahnelendi.

1927’de Darülbedayi’de sahnelenen Fermanlı Deli Hazretleri adlı eseriyle tanındı. Aynaroz Kadısı (1928), Kafes Arkasında (1929), Bir Kavuk Devrildi (1930), Balaban Ağa (1933) adlı oyunları Darülbedayi’de sahnelendi. Bir Kavuk Devrildi‘de yabancı yatırımların yerli yatırımcılarına verdiği zararları ve yerlileri iflasa sürüklemesi konusu ile bilgisiz yöneticilerin halkı sömürmesi konularını ele almıştı.  Balaban Ağa adlı oyununda ise yükseköğrenim gençliğinin kendi sorunlarıyla baş başa bırakılmasını eleştirmişti.  Fakat Selma (1934) adlı dramı beklediği ilgiyi görmemişti. Bu başarısızlıktan sonra yeni bir oyun yazmadı. Tiyatro oyun yazarlığı dönemini de kapatmış oluyordu. [7]


18 oyunu 1936’da toplu halde yayımlandı. 1937’de Türk Kızı’nın değiştirilmiş hali olan Gülsüm (1937)’ü ve ardından Mehmet Şükrü Erden ile Genç Osman (1937) adlı oyunu kaleme aldı. Bu oyun yazarın yayımlanan ve kendi başına yazdığı en son oyunu oldu.

Türkiye’ye özgü denebilecek bir müzikal komedi türünün ilk yazarı olma özelliğini taşıyan Musahipzade'nin oyunları 18.yüzyıl Osmanlı toplumundaki idari bozuklukları ve dini sömürüyü malzeme olarak kullandı. Aynaroz Kadısı ve Bir Kavuk Devrildi adlı oyunları Muhsin Ertuğrul tarafından sinemaya aktarıldı. Eski İstanbul Hayatı (1946) adlı kitabında kendi hatıralarını, eski Osmanlı adetlerini ve gündelik hayatın detaylarını anlatmıştır. 1958 yılında çıkan bir yangında Bir Kavuk Devrildi filmi yandı.

1936'da iki ciltte toplanan 18 oyunundan geniş bölümler, Orhan Hançerlioğlu'nun incelemesiyle birlikte 1970'te Musahipzade Celal-Bütün Oyunları adıyla yayınlandı.

13 Şubat 1952’de 40. sanat jübilesi yapıldı. Son yıllarında gözleri görmeyen Musahipzade Celal, oyunlarını yeğenlerine ve onların çocuklarına yazdırdı.[8] 20 Temmuz 1959’da yaşamını yitirdi. Karacaahmet mezarlığına gömüldü[9].

Musahipzade Celal, komedi olmasının dışında pek bir sanat değeri olmayan oyunlarında yozlaşan kurumlar ve toplumu hicvetmeye çalışmıştı. Şinasi'nin açtığı yerli komedi çığırını devam ettiren, Ahmet Vefik Paşa’nın oyunlarının teknik özelliklerini taşıyan, Thedor Kasap’ın tiyatro mantığından da izler taşıyan bir tiyatrocu olarak dikkat çekti. İstanbul Şehir Tiyatroları'nın Üsküdar sahnesine Musahipzade Cela’in adı verilerek adının yaşatılması amaçlanarak taltif edilmiştir.

Osmanlı Saray,  Osmanlı devletinin yozlaşan kurumları, bürokrasisi,  yozlaşan aile hayatı, dini müesseseleri, örf ve adetlerini karikatürize eden alaya alarak eğlenen oyunlar yazdı. Osmanlı cemiyetinin kurum ve bürokrasisinin münferit hadiselerini temel alarak toplumlardaki kurumlarındaki yozlaşmaları biraz da abartı ile  ve gülünç tavır, jest, kıyafet ve tiplemelerle sahnelediği de söylenemsine rağmen kimi çevreler tarafından “ Dini ve geleneksel değerlerle alay etmesi yüzünden, halkın tiyatroya karşı nefretini uyandırdı. Musahipzade Celal'in tuttuğu bu yol; Türk tiyatro-sinema sahasında ve toplum hayatımız üzerinde kapanması güç yaralar açtı.”  [10] şeklindeki ağır itham ve suçlamalara da maruz kalmıştır.

Osmanlı devletinin yozlaşan kurumlarına ve çürüyen sosyal yapısna getirdiği mizahi, alaycı ve eleştiriyel yaklaşımlar onun hakkında öznel değerlendiremelerin ve ağır eleştirlerin oluşmasına da zemn hazırlamıştır. Oyunlarına getirilen bir çok eleştirilerin bir yönü de dili ve uslubu hakkındadır. “Dil ve üslup bakımından da edebi bir değeri olmayan Musahipzade Celal'in eserleri dikkatsiz, aceleyle ve itinasız olarak kaleme alınmıştır. Bu eserlerde dilbilgisi hataları ve cümle düşüklükleri pek çoktur.” [11]. Bu ithamların hepsine katılmak mümkün olmasa sa oyunlarını okunmaktan ziyade oyananması için yazan yazarın dil , üslup, anlatım ve imlaya pek fazla önem verdiği de söylenemez. 

Yazarın hakkındapek çok olumsuz eleştiri  olmasına rağmen tiyatro edebiyatımıza ve oyunlarımıza önemli katkılarda bulunduğu ortadadır. Verdiği hizmetler sadece oyun yazarlığı ile de sınırlı kalmamıştır.   “1946 senesinde yazdığı Eski İstanbul Hayatı adlı hatıra mahiyetindeki kitabında Osmanlı örf ve adetlerini kinden ve istihzadan (alaydan) uzak bir kalemle dile getirmiştir. 

Eleştiri alabilecek yönlerine rağmen sosyal tenkide büyük önem vermiş,  hicivlerle dolu olan tiyatro eserleri daha çok töre komedisi halinde yazılmıştır. Türkiye’ye özgü denebilecek müzikal komedi türünün ilk yazarı olarak kabul edilmektedir. 1940 yılından sonra gözlerinin iyice bozulması sebebi ile oyunlarını çocuklarına ve torunlarına yazdırmaya çalışmış fakat bu oyunlar rağbet görmemiş, basılmamış ve sahnelenmemiştir.





Eserleri

  • Türk Kızı (basılışı 1909; 1936′da Gülsüm adıyla)
  • Köprülüler (yazılışı 1912, oynanışı 1912, basılışı 1936)
  • İstanbul Efendisi (yazılışı 1913, oynanışı 1917, basılışı 1936) (müzik: Leon Hancıyan)
  • Lâle Devri (yazılışı 1914, oynanışı 1921, basılışı 1936) (müzik: Muallim Hakkı Bey)
  • Macun Hokkası (yazılışı 1916, oynanışı 1919, basılışı 1936) (müzik: Ali Rıza Bey)
  • Yedekçi (yazılışı 1919, oynanışı 1920, basılışı 1936) (müzik: Muallim Hakkı Bey)
  • Kaşıkçılar (yazılışı 1920, oynanışı 1921, basılışı 1936)
  • Atlı Ases (yazılışı 1921, oynanışı 1921, basılışı 1936);
  • 'Demirbaş Şarl (yazılışı 1921, oynanışı 1922, basılışı 1936) (müzik: Kazım Uz)
  • 'Moda Çılgınları, 1923, (müzik: Muhlis Sabahattin)
  • İtaat İlâmı (yazılışı 1923, oynanışı 1924, basılışı 1936)
  • Moda Çılgınları (yazılışı ve oynanışı 1923) (müzik: Muhlis Sabahattin)
  • Fermanlı Deh Hazretleri (yazılışı 1924, oynanışı 1927, basılışı 1936);
  • Aynaroz Kadısı (yazılışı 1927, oynanışı 1928/1929 dönemi)
  • Kafes Arkasında (yazılışı 1928, oynanışı 192 basılışı 1936);
  • Bir Kavuk Devrildi (yazılışı 1930, oynanışı 1930, basılışı 1936)
  • Mum Söndü (yazılışı 1930, oynanışı 1931/1932 dönemi, basılışı 1936)
  • Pazartesi-Perşembe (yazılışı 1931, oynanışı 1932, basılışı 1936)
  • Gül ve Gönül (yazılışı 1932, oynanışı 1933, basılışı 1936)
  • Balaban Ağa (yazılışı 1933, oynanışı 1935, basılışı 1936)
  • Selma (yazılışı 1934, basılışı 1936, oynanışı 1961)
  • Genç Osman (Mehmet Şükrü Erden ile birlikte, yazılışı 1937, oynanışı 1956).[12]






Kaynakça



  • [1] http://tr.wikipedia.org/wiki/Musahipzade_Celal
  • [2] Dr Aslan Tekin Edebiyatımızda İismler, Elips Yyaınları, Ankara, 2005, shf, 382
  • [3] http://tr.wikipedia.org/wiki/Musahipzade_Celal
  • [4] Ruyagemisi.com Musahipzade Celal ve İstanbul Efendisi
  • [5] Debdebe.org Musahipzade Celal
  • [6] http://www.edebiyatogretmeni.org/musahipzade-celal/
  • [7] http://tr.wikipedia.org/wiki/Musahipzade_Celal
  • [8] Gazete Kadıköy 8.12.2006, İz Bırakan Bir Tiyatro Ustası, Musahipzade Celal
  • [9] Dr Aslan Tekin Edebiyatımızda İismler, Elips Yyaınları, Ankara, 2005, shf, 382
  • [10] Rehber Ansiklopedisi, Musahipzade Celal Maddesi,
  • [11] Rehber Ansiklopedisi, Musahipzade Celal Maddesi
  • [12] http://tr.wikipedia.org/wiki/Musahipzade_Celal







Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...