Nazım Kurşunlu Hayatı ve Tiyatroculuğu





Nazım Kurşunlu

 

( D.T. 1911 İstanbul-  Ö. T.8 Ekim 1980 Ankara,): Yazar. İstanbul'da doğan şair ilköğretim ve lise yıllarında da İstanbul’da bulunmuştu.  İstanbul Yüksek Teknik Okulu İnşaat Bölümünü bitirdi. Okulu bitirdikten sonra Bayındırlık Bakanlığında işe başladı.  Ankara İmar Müdürlüğünde ve Belediye Fen İşlerinde inşaat mühendisi olarak çalıştı. Fakat edebiyatla olan ilgisi sebebiyle tiyatro yazarlığına yöneldi. Ankara Devlet Tiyatrosunda dekoratör mühendisi olarak da görev yaptı. (1958- 1971). Buradan emekli oldu.[1]

Oyunlar yazdı. Devlet ve İstanbul Şehir tiyatrolarında oynanan piyeslerinin bir kısmı basıldı.  Oyunlarında S. Kuray imzasını da kullanmıştır.[2]  Yazdığı oyunları Devlet Tiyatroları ve İstanbul Şehir Tiyatrolarında oynandı. Yazar pek çok Radyo oyunları da yazmıştır.

Nazım Kurşunlu, inşaat mühendisliğinden emekli olduktan sonra kendisini tiyatroya vermiş uzun yıllar tiyatro ile ilgilenmiştir.  8 Ekim 1980 Ankara Devlet Tiyatrosu’nda görev yaparken geçirdiği bir kalp krizi sonunda Ankara’da ölmüştür. [3]

 Oyunlarında sıradan insanların hayatların gündelik yaşantılarını dile getirmiş, Trajikomik olaylara ağırlık veren oyunlar yazmıştır. Örneğin, “Merdiven” adlı 2 perdelik trajikomik isimli oyunu emekli bir devlet memurunun eski bir arkadaşı ile karşılaştıktan sonra tepe taklak olan hayatını konu almaktadır. “Dışardakiler” adlı oyununda ise  “akıl sağlığı yerinde olan kişilerle, akıl sağlığı bozuk olan insanların çatışmasını konu edinen: “Akıllılar mı deli; yoksa deliler mi akıllı?”  sorusunu akla getiren tek perdelik bir komedidir.[4]

Oyunları: Branda Bezi (1952), Fatih (1953), Dumanlıda Telâki Var (1964), Merdiven (1966). Basılmayan oyunları: Melekler ve İnsanlar (1950-1951), Çığ (1953), İpler Elimizde Değil (1962), Çivi Çiviyi Söker (1962), Analar Babalar Okulu (1967-1968), Gecikenler (1968), Kör Kadı (1970), Evler ve İnsanlar (1974), Baba Evi (1978).[5]

 

Nâzım Kurşunlu Branda Bezi Oyunu (1952)

“Kiracı-ev sahibi ilişkilerini, arsa vurgunculuk ve dolandırıcılığını belirten, büyük şehirlerin konut derdini gösteren” oyunda kırk yaşında Osman, otuz beşinde karısı Müzeyyen, bir çocukları ve Osman’ın babası, orta halli bir ailenin fertleridir. Oturdukları evin sahibi Abdullah Efendi, kızını evlendireceğini öne sürerek onları evden çıkarmaya zorlayınca, Müzeyyen Hanım’ın öne düşmesi ve mücevherlerini satmasıyla aile, bir ev edinme teşebbüsüne girişir. Abdullah Efendi’nin kendi arsasını satma teklifini reddederek uzak, ıssız bir yerde bir arsa alırlar. Temel atılır. Bir gece, şiddetli bir yağmurun, açıktaki çimentoları alıp götürmesini önlemek için Abdullah Efendi’den bir branda bezi isteyen Osman’a Abdullah Efendi, bezin sağlamını değil, çürüğünü verir. Fakat Osman, çoğalan yağmurda gene de arsaya kadar gidemez, geri döner. Abdullah Efendi memnundur. O sırada gök gürler, yıldırım düşer. Çöken yan duvara bakmak üzere dışarı fırlayan Abdullah Efendi, ikinci bir yıldırımın yıktığı duvarın altında kalır, ölmüştür. Bin bir rica minnet verdiği, eski branda bezine sarılarak yukarıya, yatağına çıkarılır.”[6]


KAYNAKÇA

  • [1] Dr Aslan Tekin Edebiyatımızda İsimler, Elips yayınları, Anka. 2005, shf 347
  • [2] Dr Aslan Tekin Edebiyatımızda İsimler, Elips yayınları, Anka. 2005, shf 347
  • [3] Hakan Yozcu Dışardakiler - Girne Amerikan Üniversitesi Tiyatro Kulübü.tiyatrodunyasi.com/ son erişim, 12-12-2013
  • [4] Hakan Yozcu Dışardakiler - Girne Amerikan Üniversitesi Tiyatro Kulübü.tiyatrodunyasi.com/ son erişim, 12-12-2013
  • [5] Dr Aslan Tekin Edebiyatımızda İsimler, Elips yayınları, Anka. 2005, shf 347
  • [6] https://www.egitimsitesi.org/nazim-kursunlu-branda-bezi/
Bu içeriğe henüz katkı yapılmamış

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış