Reşit Rahmeti Arat Hayatı ve Çalışmaları




Reşit Rahmeti Arat ( d. Ücüm, Kazan, 1900, ö. İstanbul, 1964 )

Ordinaryüs Profesör unvanlı Türk dili ve lehçeleri bilginidir.

Tam adı, Abdürreşid Rahmeti Arat’tı. Mukayeseli Türk dili araştırmalarının Türkiye'deki kurucusu ve uygulayıcısı, Türk lehçeleri uzmanı,  Kutadgu Bilig  ,  Atabetü'l-Hakayık  , Baburname  , Oguz Kağan Destanı’nın Uygurca varyantını ve Uygurca birçok metni günümüz Türkçesine çeviren  büyük dil bilginidir.

Hayatı

Bugünkü Tataristan’ın başkenti olan Kazan yakınlarındaki Eski Ücüm’de, 15 Mayıs 1900'de dünyaya geldi. Babası müderris Abdürreşid İsmetullah, annesi Mahbeder hanımdır. Çocukluğu ve ilk gençlik yılları Eski Ücüm ve Kazan'da geçti. İlk tahsilini Eski Ücüm’de yaptı (1906-1910). Amcası tarafından şimdiki Kazakistan’ın Kızılyar (Peterpavel) şehrine götürülerek, ceditçi anlayışla öğrenim veren Rus gimnaziyumun’a- Türk-Tatar mektebine- verildi. Rüşdiyeyi Kızılyar’da (Petropavlovsk) bitirirken  (1913)  Rusça’yı da ana dili kadar iyi düzeyde öğrenmişti.  Ekim 1917 ihtilalinden sonra  lise son sınıfta iken, komünist rejiminin ilerlemesini önlemek maksadıyla baş kaldıran Amiral Kolçak ordusuna katılması için  askeri okula alındı. [1] General Kolçak’ın ordusunun yenilip dağılması sonrasında  yaralı olarak Mançurya’nın Harbin şehrine nakledildi.[2]  Harbin şehrinde eskiden beri yerleşmiş olan Türk-Tatar aileleri bulunuyordu. O şehirdeki  Kazan Türkleri Derneği içerisinde  çeşitli  faaliyetler içinde bulundu ve dergilerde yazıları çıkmaya başladı.  Bu arada yarıda kalan öğretimini tamamlayarak liseyi bitirdi (1921).

Harbin ve Berlin’de bulunduğu süre içinde, Harbin imamı İnayet Ahmedî Bey’den ve çocukluk gençlik yılları arkadaşı olan Hüseyin Abdüş Bey ‘den maddî ve mânevi yardım gördü. [3]

Arat, 1922 yılının sonuna doğru Almanya’ya gitti. Lehistan tatarlarından Yakup Bey Şinkeviç ile tanıştı. Bu tesadüf sonrasında Berlin’deki Türk talebe derneklerinde faal görevler aldı. Kazanlı Ayaz İshâkî’nin idaresinde çıkan “Yana Millî Yul”  adlı dergide birçok yazılar yazdı.

Yakup Bey Şinkeviç, Berlin Felsefe (Edebiyat) Fakültesi'nde Prof. Willi Bang’ın öğrencisiydi.  Yakup Bey Şinkeviç ‘in de önerisi ve milli duygularının da sevki ile kendini Türk kültürüne ve tarihine hasretmek için  Türk Tarihi ve kültürü hakkında değerli çalışmalar yapan W. Bang’ın  öğrencisi oldu. Çok güç şartlarda ve çok az bir maddi destekle öğrenime devam etti. Çalışkanlığı ve dürüstlüğü  sayesinde hocalarının dikkatini çekmiş, iş bulmakta onlardan yardım görmüştü. Mezuniyetinden sonra hocası W.Bang ve arkadaşı Annemarie von Gabain’le birlikte Berlin’de çalışmaya devam etti.  Gabain ve Bang’ın  yanında iken  Turfan’da bulunan Uygur metinlerinin tasnifi ve çevirisi  ile meşgul oldu. Uygur, Mâni ve diğer yazmaların tasnifi için görevlendirildi. Bu yazma eserlerin araştırılmasına ve işlenmesine de koyuldu Böylece  o çağda Uygur metinleri hakkında ilk bilgilere sahip, Uygur metinlerini de baskıya hazır şekle sokmuş olan  ilk Türk  bilim adamı oluyordu.

1927’de doktorasını tamamlayarak Berlin Üniversitesi’nin Şark Dilleri Semineri Kazan lehçesi rektörlüğüne alındı. Şark Dilleri Okulu’nda Kuzey Türkçesi lektörü oldu. Aynı yıl Dr. Râbia ile evlendi. [4] Bu evlilikten Aysu R.Arat ve Süyüm Lucas doğmuştur. Osman Bankoğlu ve Seden Edepoğlu, Aysu R.Arat’ın çocuklarıdır.[5]

1928’de Berlin İlimler Akademisi’ne ilmî yardımcı olarak girdi. 1931’de Berlin Üniversitesi Doğu Dilleri Okulu’nda doçent oldu.[6]

Türkiye  üniversite reformu çalışmaları  üzerine 1933’te Maarif Vekâleti ve Maarif Vekili Reşit Galip Bey tarafından “Uygurcayı su gibi bilen” genç âlim olması nedeni ile  Türkiye’ye çağrıldı.  

Bu davete icap ederek ülkeye geldi.  İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’ne profesör oldu.[7]

Ölümüne 1964  kadar da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'ndeki vazifesine devam etti. 1942’de Türk Tarih Kurumu’na üye seçildi. 1940-1950 yılları arasında Türkiyat Enstitüsü müdürlüğü yaptı. Londra’da School of Oriental and African Studies’de 1949-1951 yıllarında misafir profesör olarak ders verdi. 26 Nisan 1958’de ordinaryüs profesör oldu. Son yıllarında bütün Anadolu kütüphanelerini dolaşarak, Arap harfleriyle yazılmış olan eski eserleri araştırdı.  Bunların kronolojik sırasını aydınlatmak için bir katalog hazırlamak istiyordu.

29 Kasım 1964 yılında İstanbul’da öldü.

 

Çalışmaları

Rahmeti Arat’ın  öğrencisi olan. Prof. Dr. Muharrem Ergin ’in  Arat’ın “Ölümü yalnız memleketimiz için değil, Türkiyat ilmi için de dünya çapında büyük bir kayıptır.”  Sözü dahi R. Rahmeti Arat’ın kültür dünyamıza yaptığı hizmeti ifade etmeye yetecektir.

Reşit Rahmeti Arat, Türkiye’de mukayeseli Türkoloji araştırmalarının yerleşmesine öncülük eden, Türk Kültürü Dili ve edebiyatına çok önemli katkıları olan bir ordinaryüstür.  İslâm Ansiklopedisi’nin neşredilmesinde büyük emek sarf etmiş, İslâm Ansiklopedisi’nde de tarihle ilgili çeşitli makaleler yazmış, Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü’nü kurmuş ve kitaplarını da bu enstitüye bağışlamıştır. Özellikle Eski Uygur Türkçesi'ne ait metinler ve İlk İslami eserler üzerinde yaptığı çalışmları  ile önem kazanmıştır. 220'den fazla makale ve eseri vardır.[8]

Reşit Rahmeti Arat , Kutadgu Bilig , Atebetü’l-hakayık, Baburname , Oguz Kağan Destanı’nın Uygurca varyantı ve Uygur metinlerini günümüz Türkçesine kazandıran  kişidir.  Ona  kadar  Kutadgu Bilig hakkında  o güne kadar W. Radloff ve H. Vámbéry  kısmi çalışmalar yapmıştı Reşit Rahmeti Arat eser üzerinde kıymetli çalışmalar  yaparak bu eserini ı iki cilt halinde I, Metin, İstanbul 1947, 1979; II, Tercüme, Ankara 1959, 1974, 1985’te neşretti.   Kutadgu Bilig’ den sonra benzer bir çalışmayı da  Atabetü'l-Hakayık   üzerinde yapmış ve da yayıma hazırlamıştır.  Atabetü'l-Hakayık   ilk defa M. Necip Asım tarafından bulunmuş ve Arapçaya da nakledilmiş hali ile yayımlanmış,1334. (1918) ama Atabetü'l-Hakayık   üzerinde en iyi neşri ise Reşit Rahmeti Arat yapmıştı.  R.R. Arat bu eseri hazırlarken her üç nüshadan da yararlanmış eseri Türkiye Türkçesi’ne çevirmiştir. Önsöz, transkripsiyonlu metin  ve bibliyografyadan meydana gelen eserin  baskısı; TDK yayınları arasında çıkmıştır (1951) ( bkz https://edebiyatvesanatakademisi.com/islami-donem-edebiyat-sahalari/atabetu-l-hakayik-hakkinda-ve-alintilar-edip-ahmet-yukneki/1098 )

İstanbul kütüphanelerinden pek çok Uygurca metni bulmuş, Anadolu Trükleri’nin Uygur yazısını bildiklerini ve kullandıklarını, ortaya koymuştur.[9]  

Uygur Manici Budacı nesir eserleri ve  Göktürk Yazıtları uzmanı olan W. Bang’ın öğrencisi olan R. Rahmeti Arat, W. Bang ve Gabain’in  Uygur metinleri üzerindeki çalışmalarını Türkçeye aktarmıştır.   İyi düzeyde Rusça ve Almanca biliyor olması nedeni ile Rus ve Alman Türkologlarının yaptığı çalışmaları yakından takip edebilmek fırsatını bulmuş, Eski ve Çağdaş Türk lehçelerine vakıf olması nedeni ile de  özellikle ilk İslami eserler ve Uygur metinleri konusunda  en önemli bilim adamlarımızdan birisi olma şerefine nail olmuştur.

 Uygur Medeniyeti ,  Uygur Manici ve Budacı şiiri,  Uygur Manici Budacı nesir eserleri hakkında değerli çalışmalar yapmış,  bu çalışmalarını “Eski Türk Şiiri” (Ankara 1965, 1986) adlı eserinde “Mani Muhitinde Yazılan Eserler”, “Burkan Muhitinde Yazılan Eserler”, “İslâm Muhitinde Yazılan Eserler” ve “Nazım İle İlgili Parçalar” başlığını taşıyan dört bölüm halinde paylaşmıştır.   Oğuz Kağan Destanının Uygurca metnini de günümüz Türkçesine  çevirmiş,[10] dolayısı ile Uygur Manici ve Budacı Şiiri  hakkında edebiyatımızın membaı olmuştur. [11]

Reşit Rahmeti Arat, Kutadgu Bilig’in üç nüshasını da karşılaştırarak eserin çevirisini de yapmış,  ve eser hakkındaki çalışmalarını da ilave ederek 88 bölümden oluşan eseri   iki cilt halinde (I, Metin, İstanbul 1947, 1979; II, Tercüme, Ankara 1959, 1974, 1985) neşretmiştir.  Atebetü’l-hakâyık’ı da  inceleyen . R. Arat  bu eseri de karşılaştırmalı metin, çeviri, notlar ve indeks’ten oluşan içeriği ile  yayımlamıştır (İstanbul 1951).[12]

Babaürname’yi günümüz Türkçesine aktarmış, bu çalışmasını iki cilt halinde ve  “ Vekayi Babur’un Hâtıratı (I-II, Ankara 1943-1946)  adı ile  Türk Tarih Kurumu yayınları, 1970 yılında MEB Yayınları arasında ve Babürname adıyla  üç cilt olarak yayımlanmıştır. [13]

ESERLERİ

Die Legende von Oghuz Qagan (Berlin 1932). W. Bang ile birlikte yayımladığı bu eseri Arat Türkiye Türkçesi’ne çevirip ikinci defa yayımlamıştır (Oğuz Kağan Destanı, İstanbul 1936, 1988). Türkische Turfan-Texte VI. Das Buddhistische Sutra Sekiz Yükmak (W. Bang ve A. von Gabain ile, Berlin 1934); Türkische Turfan-Texte VII (Berlin 1936); “Türk Şîvelerinin Tasnifi” (TM, X [1953], s. 59-138); “Eski Türk Hukuk Vesîkaları” (TKA, I/1 [1964], s. 5-53); Makaleler (I, nşr. O. F. Sertkaya, Ankara 1987); Doğu Türkçesi Metinleri (nşr. O. F. Sertkaya, Ankara 1987). “ Türk şivelerinin tasnifi” başlığı altındaki  yazısında, Türk lehçelerinin  birbirine çok yakın olduğunu göstermeye çalıştı.

Arat’ın eser ve makalelerinin tam bir listesi Saadet Çağatay tarafından hazırlanmıştır (bk. TTK Belleten, XXIX/113, s. 188-193).

HAKKINDA BİBLİYOGRAFYA


Muharrem Ergin, “Reşid Rahmeti Arat’ın Eserleri: Doğumunun 60. Yıldönümü Münasebetiyle”, TDED, XI (1961), s. 1-10; a.mlf., “Reşid Rahmeti Arat 1900-1964”, TK, sy. 27 (1965), s. 3-16; a.mlf., “Reşid Rahmeti Arat (15.5.1900 - 29.11.1964)”, Reşid Rahmeti Arat İçin, Ankara 1966, s. IX-XIV; a.mlf., “Reşid Rahmeti Arat’ın Eserleri (1918-1965)”, a.e., s. XV-XVIII; a.mlf. – A. Temir, “Reşid Rahmeti Arat’ın Hayatı ve Eserleri Üzerine Bibliyografya”, a.e., s. XIX-XXX; Saadet Çağatay, “Reşid Rahmeti Arat (15.5.1900-29.11.1964)”, TTK Belleten, XXIX/113 (1965), s. 177-193; Osman F. Sertkaya, “Ölümünün 15. yıl dönümünde Ord.Prof.Dr. Reşid Rahmeti Arat (15.5.1900-29.11.1964) ve eserleri”, TK, XVIII/211-214 (1980), s. 10-16; Fahir İz, “Arat”, EI2 Suppl. (İng.), s. 82.,NURİ YÜCE, ARAT, Reşit Rahmeti, İslam Ansiklopedisi.

ÖNEMLİ TÜRKOLOGLAR VE LİNKLERİ

 

KAYNAKÇA 

 

Bu içeriğe henüz katkı yapılmamış

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış