ANNEME SÖYLEYİN BENİ Bİ DAHA DOĞURSUN

Ekleyen : zeliha kurt , 22 Nisan 2013 Pazartesi aaa Beğen

bu eser 10.08.2013 tarihinde haftanın yazısı seçilmiştir



Yosun kokan bir deniz ana misali tertemiz ve berrak. Kıyısında  deniz kabukları ve  çakıl taşları. Yanı başında  balıkçı iskelesi  bir  yetim çocuk gibi terkedilmiş.  Geceleri  çıkan ateş böcekleri, gece kuşları canlandırır ve süper bir melodi katar ortama. Doğanın verdiği  bir senfoni gibi oturup  dinlersin  ne  sıkıntı  kalır nede bir keder. Az ileride  kızıl ağaçlar çıkmaya başlar karışınıza yeşil elbise giymiş  bir genç kız misali.  yollardaki mavili sarılı  çiçekler ile  eğrelti otları usta  bir ressamın elinden çıkmış  tablo misali.Biraz daha yukarlara çıktıkça ladin ağaçlarının yanı sıra  çam ağaçları karşılar sizi  yükseltinin arttığını  haber verirler. 


Yaylalara doğru ilerlerken yollarda beyaz beyaz mantarlar görmeye başlarsınız  buda  etrafta  hayvancılığın yapıldığının,koyun sürülerinin olduğunun belirtisidir. Yol kenarlarında  inekler sürü halinde dolaşırlar. İlerledikçe  evleri görürsünüz tahtadan yapılmıştırlar  çatıları  tenekeden  çakılmıştır. Rasgele  tarlaya atılmış darı gibidir  aralarında bir  topluluk yoktur. Biri  bi uçta diğeri bi  uçtadır. buda her kesin   kendi yerinin  başında ev  yaptığını gösterir.  Toplu olarak bir yerde  yaşama arzusu yoktur.Karadeniz’in yeşilinde  mavidumanında  gri, denizinde hüzün  vardır. Güneşi  sıcak değil  ateş tir.  Dumanı soğuk değil bıçak misali keskindir.  Dağları denizi   gibi heybetli,Çayırları buram  buram yeşildir. Çiçekleri ana gibidir. Arıları  yar gibi. Karadeniz de anaçtır aslında   çiçeğini besler, ormanını besler, derelerini besler  sadece kadınını besleyemez. kadının ismi cefakardırKaradeniz de.


Zordur  bizim oralarda kadın olmak. Önce cefakar olmayı aşılarlar  sonrada sorgulamamayı. Sorgulamadan inanmayı düşünmeden yaşamayı. Bizim burada töre yoktur ama  el alem vardır; törenin deniz  görmüş halidir…


Yüz elli sene önce bu topraklarda yaşadım ben, on dört yaşında  gelin  on beş yaşında anne oldum. Erkenden evlenmem lazımdı  güzeldim çünkü annemin deyimiyle  peşimde  elli tane köpek vardı. Ben toprak avluda oynarken gelin  oldum. Tek   sebep güzel olmam sanmıştım. Lanet  ettim güzelliğime  ve güzel olan  ne varsa hepsine.  Başımı  çevirdim babam yaşında bir adam. Anneme baktım başını  eğdi elime  bir  bohça, İçinde çiçekli fistanım  birde bana yaptığı bebeğim vardı. Nasılda  sevinmiştim  annem bebeğimi yaptığında ilk ve son oyuncağımdı. sonra hemen büyüdüm çocuk bile olamadan. Bebeğime   Zinnet  ismini vermiştik annemle.
 Babama baktım  yüzüme hiç bakmadı. Zaten yüzümede hiç  bakmazdı sevmezdi kızları, kadınları, dişi namına ne varsa sevmezdi. Annem hep kız doğurmuştu erkek çocuğu olmamıştı  hiç babam soyum sopum   diye  suratını asıp gezerdi.  Bu Soy  nasıl bir şeyse hiçbir zaman  anlayamadım zaten düşünüp anlama  hakkımda yoktu.  Annem hiç direnmeden gönderdi beni  gözlerime bile bakmadan  çocuk olmadan kadın oldum, anne oldum. En sonunda ise  insan  olmadan toprak.


Bizim buralarda  töre yoktur ama canlı canlı ölmek vardır. Buralarda tecavüze,  tacize uğrarsan törelere göre seni öldürmezler. Diri diri mezara sokulur katiline bir hediye olarak sunulursun. Sizce  hangisi daha cahilce hangisi  daha insanlık dışı?


 Karadeniz de kadın  olmak zordur. soyunu,  namusunu, geleceğini, çocuklarını, aşını, ekmeğini, suyunu  ……  düşünürsün de  düşünürsün  bağıra çağıra susarsın. onların istediği gibi düşünür onların istediği gibi yaşar onlar ne istiyorsa onu yaparsın aksini zaten kimse cesaret edemez. Karadenizde kadın olmak  kızlarını büyütüp  sonrada kimle evlendirileceğine  bile karışmamaktır.Karadeniz de aşiret kararları  da yoktur Karadeniz  de elalem vardır düşünmeden  gelişi güzel doğaçlama  gelişen bir anayasası vardır. Siz hala Karadeniz de kadın olmanın kolay mı olduğunu sanıyorsunuz. Şimdi siz Karadeniz de  böyle hikayeler ne gezer diyeceksiniz. Bu  hikayeleri  Karadeniz in dalgası ile dibe  vurdular , rüzgarıyla savurdular , dumanıyla kaybettiler.
İçimde doğuma giden  bir kadının sancılarıyla  avaz avaz  sustum. Senelerce sustum susturuldum. Deli bir acıyla içim yanarken neden  böyle oldu diye düşünürken boğularak  sustum. Düşündüm,düşündüm, sustum….


Önce kocam öldü üzüldüm mü hatırlamıyorum ne hissettiğimi kestiremiyorum.  Sonra kayınımla  evlendirdiler beni  duldum artık dul kalmakta yasak tı   Karadeniz de .  Ne dul olabilirdin, ne çocuk, nede kadın. Dedim ya Karadeniz de kadın olmak zordur. Cefakar diye kandırılıp  hayatın bütün yükünü  omzuna yükleyip  konuşmana dahi  izin vermezler. Yeşertmek istediğin hisler filizlenmişken sana sormadan koparılıp harap edilir hiç bir şey besleyemez sin içinde. Çünkü  sen Karadeniz kadınısın,  cefakarsın,öyle kandırılmışsın. Cefakar mı olmak istiyorsun diye  hiç sorulmadan adın cefakar olmuştur bile Yıllar sonra öğrendim kocam  babama yalan söylemiş. Yaylaya çıkarken tecavüze uğradığımı babamın namusunu temizlemek içinde gönüllü olduğunu beni böyle kabul edeceğini anlatmış .Birkaç  kişide yalancı şahit bulmuş  bana hiç sorulmadan adım kötüye çıkmış....bana sorulmadan hükümüm verilmiş......


 Annemin mahcup halini yıllar sonra anladım beni neden  aramayıp halimi sormamasını. Annem yanımda olsaydı sormak isterdim  ( Asiye’yi doğuracağım yerde taş doğursaydım  başımı öne eğdi dedi mi hiç )Anne kokusu neye benzer unuttum küçüktüm çok küçüktüm  hatta o kadar küçüktüm ki  çocuk olmadan kadın olacak kadar küçücüktüm. Annemin yüzünü bile hatırlamıyorum.  Hatırımda olan tek şey siyah saçları vardı. Yayla çiçeği gibi  kokan  siyah saçları.Derin  çizgiler vardı yüzünde hepsinde ayrı acıların saklandığı  çizgiler.
Siz hala  Karadeniz de kadın olmanın kolay olduğunu mu sanıyorsunuz. Anne olmanın, çocuk olmanın, gelin olmanın kolay olduğunu mu  sanıyorsunuz!


Şimdi nasıl oralar hala deli deli akan dereleri var mı ? derelerinde kırmızı benekli alabalıkları, Ormanlarında  ala geyikleri, karacaları var mı? mavi mi denizi? kokusu aynı mı, yaylalara çıkan yolları daracık mıhala ?  Rüzgarı, havası,suyu  kokuyormu hala. Değişmediyse yaylaların güzelliği, derelerin berraklığı, yeşilin temizliği anneme söyleyin beni bir daha doğursun.  yayla çiçekleri gibi bir daha var olmak yeniden  yeşermekçiçek açmak istiyorum :  derelerinden kana kana su  içmek, Dumanıyla üşümek, Güneşiyle ısınmak, yağmuruyla ıslanmak isterim. Bozulmamışsa bizim oralar  anneme söyleyin beni bir daha doğursun.......







Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...