Çocuk Olmak Neydi?


14.9.2020
 
Çocuk Olmak Neydi?
OĞUZ TOPOĞLU : hayattaki en güzel şeyin çocuk olmak olduğunu bile... |  Hayat, Ilham verici sözler, Güzel söz
Çocuk olmak neydi? Mamasını ya da az büyükse yemeğini elinle yiyerek bir köşede sessizce oturması mı gereken miydi? Çok uslu söz dinleyen mi olacak? Bu zaten elinde değil ki, anne babasından ne yüklenmişse böyle doğru ve öyle olacak, az eksik ya az fazla ya tam tersi! İşte Elif canla Kemal böyle ve böylesine yakın çocuklardı. Elif can uslu, Kemal bir o kadar haylaz ve yaramaz. Küçük olunca ele avuca sığıyor da az büyüyünce kucağa dahi sığmıyor insan veya çocuk her neyse… Elif can okuldan gelince dersini yapan, Kemal zorla dersini Elif cana yaptırandı. Annesi fark etse de eşinin fark ederek etkili otoriter yapısıyla bir şey söylemesini istiyordu. Uzun zaman geçmesine rağmen eşinin fark etmemesi üzerine, bir gün akşamüstü yemekten sonra anne.
-Çocuklar, bu akşam bilgi yarışması yapalım mı? Sorduğum soruları kim bilirse, ona hafta sonu oyun eğlence merkezinde oyuna ve sinemaya götüreceğim.
Elifcan sevinçle havaya zıplarken, Kemal hiç oralı olmadı. Bunu fark eden babası.
-Oğlum sen neden kardeşim gibi sevinmedin?
Kemal ne yapacağını şaşırdı! Ne söyleyeceğini de bilmez halde şaşkın şaşkın baktı. Anne.
İstiklal Marşı ile ilgili hangi kahramanımız yanlış bilgi vermiştir?*
A)
İstiklal Marşı’mız Kurtuluş Savaşı yıllarında yazılmış
B)
 
İstiklal Marşı’mızı Mustafa Kemal Atatürk yazmıştır
C)
 
İstiklal Marşı’mızı dinlerken hazır ol pozisyonuna geçmeliyiz.
 
Elifcan elindeki kâğıda cevabı yazdı. Kemal ise hala düşünmeye devam ediyordu. Alelade de bir isteksizlikle kâğıda bir şeyler yazdı, gözlerinde annesine karşı nefret kin ateşiyle bakıyordu. Babasından bakışlarını kaçırarak bakmaya başladı. Anne cevaplara baktı.
-B şıkkı doğru Elifcan, Kemal C şıkkı yanlış.
Babası.
-Hanım heyecandandır. Oğlum çalışkandır.
Dediği anda Kemali bir sevinç kapladı belli etmemek için.
-Evet, babam doğru söylüyor.
Aşağıdaki görsellerden hangisi güvenli oyun alanları arasında yer almaz?
A- Sokak           
B-Oyun Bahçesi
C)Oyun eğlence merkezi
 Kemal, yazmadan sevinçle bağırdı A Babacığım, a dedikten ve babasının suratının değişmesiyle başını öne eğdi. Ağlayarak kendi odasına kaçtı. Başını yastığa gömerek içinden konuşmaya başladı.
-Ne olurdu benim gibi yanlış cevap doğru olsaydı, o zaman bu tembelliğim ortaya çıkmazdı. Okulda da tembelim ama evde…
Sözünü bitirmeden içeriye giren babası girince uyuma numarası yaptı. Babası yer mi yutar mı bu numarayı.
-Anladım ki sen okumayacaksın, seni çıraklığa versem de çalışıp öğrenmeyeceksin. Herkesin arabası oyuncak silahı olacak, hatta en sevdiğin bisikletin bile olmayacak. Okursan çalışkan olursan alırım, yok çalışmazsan, çıraklığa gönderirim orada da bir şeyler öğrenmezsen, bir şeye sahip olanlara uzaktan bakar, her gece başını yastığa gömerek yaşarsın. Şimdi ben bu yarışmayı yorgun olduğunu söyleyerek haftaya erteleteceğim, sende bir hafta sıkı çalış sana istersen yardımda ederim, aradaki açıklığı kapatırsın. Sen akıllı zeki ve çalışkan çocuksun. Babasının bu konuda son konuşma oldu o günden sonra okulda en çok çalışkan öğrenci varsa kardeşiyle kendisi oldu. Üstelik kızların ilgi göstermesinin sonucunda Elif canı geçti. Lise ve üniversiteyi beraberce bitirdiler. Lise son sınıfta kardeşim Elifcan okulda Rahatsızlanınca beraberce okulun yanındaki hasta haneye gittiler. Muayeneden sonra Doktor Elif canı dışarıya çıkararak.
-Evladım anne bananız yok mu? Neden tek başınıza geldiniz?
-Doktor bey, okulda aniden yanlarında sancıya tutulunca anne babama haber veremedik, aceleyle geldik, söyler misiniz kardeşimin neyi var? Önemli bir şey mi?
-Bunu annen veya babanla konuşmamız gerekli, seninle değil?
Sinirlenerek.
-Neden benimle değil söyler misiniz? Kardeşim o benim, bilmeye hakkım var.
-Peki, evladım sinirlenme hemen, kardeşinde böbrek yetmezliği var biran önce bir böbrek bulmanız bulmamamız gerek. Şu an o kadar hasta var ki sırada.
Hemen atıldı.
-Ben veririm yalnız kimseye söylemeyeceksiniz, ben anne babama kardeşime açıklarım.
-Öyle ise böbreğiniz uyumlumu değil mi bir ölçelim, sen yan odaya geç ben hemşireye…
-Yok, şimdi olmaz, kardeşimi eve bırakayım ben döneceğim o zaman yapalım bu testi.
Dışarıya çıktı. Elifcan endişe ve korku içinde.
-Ne oldu abiciğim? Doktor ne dedi? Beni neden dışarıya çıkardı?
Sakin bir es tonuyla.
-Bu ne telaş kardeşim, korkulacak bir şey yok testin üç gün sonra çıkacak. Doktor soğuk su dondurma yemeni yasakladı, şimdi hemşireden şimdi değil, hemşire pardon diyetisyen, diyet listeni aldıktan dikkat ettikten sonra hiç bir şeyin kalmayacak.
Üç gün boyunca kimseye bir şey söylemedi. Bu arada böbreği uyumlu çıkınca dünyalara sığmadı. En sonunda anne babasına ve kardeşine durumu açıkladı. İlk başta şaşkınlık yaşasalar da, bulunan böbrek sayesinde biraz rahatladılar. Elif can başarılı bir ameliyatla bu hastalıktan kurtuldu yalnız kendisine böbreğini veren ağabeyi olduğunu beş yıl sonra öğrendi. Nasıl mı?
Kardeşi geceleri çıplak yatardı, şimdi ise üstünde kalın geceliklerle yatar oldu. Gerçi kendisi ameliyat olurken ortada kaybolması için, yaz kursu için öğretmeniyle, tabi önceden öğretmenine her şeyi anlatarak, Ankara’dan Bursa’ya bir aylına gideceğini öğrenmedi. Neyse tatiller de denize herkes üstü çıplak girerken ağabeyi ya beyaz ya siyah atlet ile giriyordu. Neyse bir gün denize gitmişlerdi, denize girmek için beraberce yürürlerken, arkadan ağabeyinin atleti başına kadar kaldırarak o ameliyat izini gördüğü anda, gözlerinde akan yaşlara hâkim olamamıştı. Neden anlatmadın dediğinde kendisine, başarması için kendisine ilham alan başarısına sebep olan bunca başarısının mimarı kardeşine teşekkür ettiği için söylemediğini söyleyince, sıkı sıkı sarıldılar.
Babasının ve hayatın sözünü dinlemek, duymak ve sorumluluğunu bilmekte gerek. Sadece kendi inadına kendi dar kalıplı görünüşüne kapılarak hayatın ders veren odasından çıkmakla yetinmek doğru olmazsa gerek. Hayatın bazen daracık sokaklarında ve koridorların nereye çıktığını bilmemek durmayı gerektirmez, bu nedenle burada durmak gerek diyen kendi görüşünü doğru sanarak teslim bayrağını çekmekte olmaz, yürümeye devam destek alarak görüş alarak tartarak ölçerek biçerek.
 
Mehmet Aluç

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış