m harfi

Günün Yazısı
Ekleyen : Yunus Emre Öğretmiş , 09 Haziran 2019 Pazar aaa Beğen 2

                                                     M tuşu

 

Dünyada duyduğumuz, gördüğümüz, şahit olduğumuz her şeyi başka insanlara bir şekilde anlatma şansımız vardır, anlatılamayacak hiçbir olay yoktur. Tek anlatılamayan şey içimizdeki pür hisler ve düşüncelerdir. Kendi düşüncelerimizi bile en fazla karşımızdakinin anlayabildiği kadar aktarabildiğimizi düşünürsek, içimizde olan hisleri tam olarak başka birisine aktaracak ses, kelime, makine ya da ilaç icat edilmemiştir. Belki bazen kendimize bile anlatamadığımız şeyler olabilir.

Birbirini seven iki aşık, birbirlerine sarılarak aşklarını göstermeye çalışır. Sinirlenen bir kişi içindeki öfkeyi bağırıp çağırarak ya da bir yerlere vurup kırarak göstermeyi dener. Ancak sadece dener, o içindeki duyguyu gösteremez. Aşk acısı çeken bir insan ağlayarak, yakınarak üzüntüsünü belirtmeye çalışır ama dünyadaki hiç kimse o üzüntünün yangınını gösterebilen gözlüğe sahip değildir.
    Belki de dünya üzerindeki bütün sorunların ve kavgaların sebebi, bu duygu aktarımını hiçbir şekilde başaramamamızdır. Empatinin başarılı olarak gerçekleşebilmesi için kesinlikle diğer insanların duygularını tam olarak hissedebilmemiz gerekir.

                                                                            *

Hissettiği ve düşündüğü şeyleri birine anlatmayı denemesinin üzerinden çok zaman geçmişti. Bunun için en son ne zaman ter döktüğünü hatırlamıyordu. Kendisi bu durumun farkında bile değildi, çoktan unutmuştu. Hatta neredeyse bu olay dışındaki her şeyi düşünmüştü, her şey aklına gelmişti ama artık bu gelmiyordu. Kavurucu yaz sıcaklarının bittiğine seviniyor, Kasım ayının ortasında kapşonlu giyebileceğini düşünüp ürperiyordu. Öyle havalara bayıldığından bu ürperti onun için olumsuz bir duygu değildi. Birkaç dakika sonra bu ürpertiyi, pencereden esen hafif ılık rüzgar kesmişti, ayakları gıdıklanmıştı. Bu sayede gerçek dünyaya döndü ve önündeki kahvaltısına odaklanmaya başladı. Doktor Metin acaba bugün kaç hastayı görecek, kimileri için sevinç haberi veren kişi olurken, kimileri için de korku, endişe, üzüntü ve diğer tüm olumsuz duyguların haberini veren kişi olacaktı. Belkide yakın zamanda görüşeceği bazı insanlar, bir hafta sonra kahvaltı yapamayacaklardı. Bunun nedeni kahvaltı yapmaya imkanları olmamasından dolayı değil, artık kahvaltı diye bir şeyin bilincine bile sahip olmayacak olmalarıdır.

Hastaneye çıkan yokuşu tırmanırken, hastane bahçesine bakıyordu ama görmüyordu. 10 sene yaşadığın sokakta 10 senelik bir tabelayı 10. senesinde farkedersin ya, işte Doktor Metin 9.senede gibiydi, farketmeden bi tık öncesi. Hastalarla herhangi bir derdi yoktu bunun, nedeni aynı atmosfere alışmasıydı.  Çünkü bu kalabalık her gün aynıdır, simit yiyen insanlar, sigara içen insanlar, belki ağlayanlar gülenler. Hastaneye bahçesine öğrencilik hayatından önce uğramışlığı yoktu. Öğrenciyken bol bol hastaları hasta yakınlarına bakar ve onları görürdü. Ama şimdi sadece bakıyordu çünkü alışmıştı. O an birisi bir cinayet işlese ve kaçarken ona çarparak geçse, muhtemelen kendisine çarpan adamın eşgalini polise tarif edemezdi. Ama aynı adam o öğrenciyken cinayet işlese ve  kaçarken ona çarpsa, adamı daha kendisine çarpmadan farkeder ve kendini yana atardı, ayrıca polise adamın tam eşgalini verebilirdi.

İşini severek yaptığı için hiç bir hastayı içerden kısa sürede çıkarmazdı. Sıradakiler oflar puflar sabredemezlerdi ama içeri girince sırada hissettikleri şeyleri hemen unuturlardı. Sadece bir kısım kişiler sırada hissettiği şeyleri unutmazdı. Doktorun odasında kötü haber alıp dünyaları başlarına yıkılan insanlar, keşke şuan az önceki anda olsak, sırada beklesek, sabırsızlansak ama bu sabretme eylemi bu sıra hiç bitmese, o odaya keşke hiç girmesek derlerdi.

Bir hastanın reçetesini bilgisayardan yazarken “m” tuşunun çalışmadığını farketti. İri yapılı olduğundan dolayı her tuşa sert davranırdı. Tuşu çalıştırmak için daha sert şekilde 2 3 kere bastırmak gerekiyordu. Bu duygu ona o kadar tanıdık geldi ki ama nereden olduğunu düşünmedi. Hissettiği ve düşündüğü şeyleri birine anlatmayı denemesinin üzerinden çok zaman geçmişti, ama o birilerine kendisi de dahildi. Kendisine de anlatmaya hatırlamaya uğraşmadı. Gün boyu o tuşa ard arda bastı durdu. Ama ne bastırmak, bu olay 1 ay daha devam etse tuşun üstündeki boya silinirdi.

                                                                                *

    Öyle de oldu. 1 ay geçmiş, kapşonlusuyla işe gelmiş silinen “m” tuşuna hala 2 3 kere basıp duruyordu. Reçete yazarken ilaç isimlerinin ilk 2 3 harfini girmesi yetiyordu ekrandan ilacın tam adı zaten çıkıyordu. Bu tuştan hala bıkmadığına göre ya m harfiyle başlayan çok ilaç yoktu, ya da m harfiyle başlayan ilaçları kullanması gerekenler artık yoklardı.

                                                                                *

Mesai bitimi serviste yatan bir hastasının hayatını kaybettiğini öğrendi. Önündeki ekrandan onun dosyasını açtı ve okumaya başladı. Hastayla ilgili olan notlar kısmının en altına ‘’hastanın ölüm saati 17.44’’ yazacaktı ki ölüm’ün “m” sini yine basmadı tuş. O an dünya durdu, pencereden gelen ürperti de durdu, yerini acıya bıraktı. Kendisine anlatmayı unuttuğu şeyi o an hatırladı. Kendi evindeki bilgisayar belkide aylardır m harfini doğru düzgün basmıyordu ne kadar süre olduğunu hayatta hatırlamazdı. Tek hatırladığı duygu o tuşu evde kırmak istemişti. Çatır çatır parçalarına ayırmak. Mail atarken yani bir insanla konuşurken kendini aktaramamıştı çünkü o tuş yüzünden. O tuş yüzünden birisine anlatmak istediği şeyin yüzde yetmişini bile anlatamamıştı. Aslında kendisi anlatmayı becerememişti ama suçu tuşa yıkmak daha kolaydı. Zaten bütün tuşları tam takır çalışsa bile, yüzde yüzünü anlatamazdı biliyordu. O çatır çatır kırmak istediği tuş şuan yine karşısındaydı. Bu anı bu kadar önemli yapan şey 1 aydır orda olan şeyi 1 ay sonra farketmesiydi. Tıpkı 10 senelik tabela gibi. Doktor Metin artık 9. senede değil 10. senedeydi. Tamamen aynı duygu hiç bir farkı yok, bunu kendine anlatabilmişti. Ama şuan karşısına birisi gelse ona “bu tuş basmıyor benim evdeki de basmıyor bu duygu tamamen 10 sene sonra tabelayı yeni farketmekle aynı” dese karşısındaki kişi “Metin abi sen bi git uyu bugün çok yoğundu heralde burası” der. Yani kendisine zar zor anlattığı şeyi başka kimseye hiç anlatamaz. Ne m tuşunu anlatmayı denedi, ne de ölümü. Ne başka birisine, ne de kendisine.

 


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Seferi (Nurcan Bedir Ören)
10 Haziran 2019 Pazartesi 01:00:53
Sanki anlatmak istediğinizi ifade etmek için öyküyü kullanmışsınız. Sadece örnek olarak girmiş yazıya. Öykü gibi değil de psikolojik tahlil gibi görünüyor. Değişik bir tarz...Ellerinize sağlık...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...