PREMATÜRE KALBİM


İlk ve en zor gün       1.gün
İlk duyduğum söz ; “26 haftalık 620 gram Prematüre “ idi.
Benimle ilgili ilk söylenenler bundan ibaretti. Etrafım tanımadığım yüzler ve hiç duymadığım seslerle çevriliydi. Kimisi bana dokunuyor kimisi bana dokunan yüzlere yardım ediyordu. Herkes bir koşuşturmaca içerisinde idi.
Peki annem ; onun sesini duymuyordum ve  onu göremiyordum. Daha bu sabah ; odamı boyamak için hazırlıklar yapmıyorlar mıydı  , mor renklerin ne kadar güzel görüneceğini , elbiselerimi nasıl seçeceklerini konuşmuyorlar mıydı?  Ama şimdi onlar yoktu yanımda. Neden beni bir başıma bırakmıştı tanımadığım bu yüzler arasında. Annemi istiyordum . Ama nedense kimse beni duymuyordu. Anlaşılan zamansızdı gelişim.
Korkuyordum. Etrafıma toplanan insanlar sürekli olarak benimle ilgili konuşuyor , bana kibarca dokunuyorlardı.
Ağzıma takılan o kocaman hortum da neyin nesiydi. Bana ne yapmaya çalışıyorlardı! Derken öğrendim ki ağzıma takılan o kocaman şey benim nefes alıp vermemi sağlıyormuş. Akciğerlerim daha gelişmediği için uzun süre onunla yaşamam gerekiyormuş. Bu arada bir başkası ağzımdaki hortumdan adına “surfaktan” dedikleri bir ilacı hızlı ve dikkatli bir şekilde akciğerlerime doğru gönderdi. Önce boğuluyorum sandım ama hemen sonrasında rahatladığımı hissettim. Biraz daha iyiydim şimdi , beni sardıkları parlak ve şeffaf birşeyle de ısınmaya başlamıştım. “Polietilen” adındaki bu poşet vucüt ısımı koruyormuş.
Daha sonra en çok konuşan ve etrafa direktifler yağdıran yeşil önlüklü, kır saçlı ve gözlükleri olan amca üzerime yeşil bir örtü örtüp göbek kordonumu ve etrafını soğuk bir şeyle sildi. Sonrasında göbek kordonumu kesti. Göbeğimden iki tane  ayrı ayrı hortum geçirdi. Biri diğerine göre biraz daha ince idi. Bu hortumlar (yani kateterler) benim bundan sonra bir süre için beslenmemi ve ilaçlarımı almamı sağlayacak yeni göbek kordonummuş.
Anlattıklarım çok uzun gibi gelmiş olabilir biliyorum ama bu olanlar , bana yapılan müdahaleler toplamda 25 dakika sürdü.
Herşeye rağmen şuan benim annemin kollarında olmam gerekmiyor muydu? Bütün bu olanlar neydi. Gözlerim kapalı annemi hayal ediyordum. Gelmesini ve beni bu bilmediğim yerden almasını diliyordum.
Bir süre sonra etrafımdaki kalabalık dağıldı. Kalanlar ise birbirlerine “çok yoruldu” diyorlardı. Sanırım biraz
dinlenmeye ihtiyacım vardı. Gözlerim yeniden yavaşça kapandı…
Tanıdık bir sesle uyandım. Annem ,  ama ağlıyordu. Güzel annem neden ağlıyordu! Sevinmesi gerekmiyor muydu? Evet zamansızdı gelişim. Onları korkutmuştum. Ama sonuçta şuan buradaydım. Yanlarında olmam için beni buradan almaları gerekmiyor muydu? Neden ağlıyordu annem neden..
Annemin ağzından sürekli olarak “çok küçüksün meleğim , güçlü olmalısın” gibi cümleler dökülüyordu.
Bu sefer beyaz önlükle gelen doktor amca babama doğru yaklaşıp kısık bir ses tonuyla bir şeyler anlatmaya başladı. Ve annem duydukları karşısında daha çok ağlamaya başladı. Annemi üzdüğü için çok kızmıştım o an için doktor amcaya. Sonra annem doktor amcaya “dokunabilir miyim?” diye sordu. Neden bana dokunabilmek için izin istiyordu ki! Benim hakkımdaki kararları neden doktor amca veriyordu? Annem değil miydi tabiki de bana dokunabilecekti. Kucağına alabilecekti.
Annem ellerini uzun uzun yıkadı ve elini içinde bulunduğum alana küçük bir pencereden içeri uzattı. Parmağını minik elime dokundurdu. Titriyordu elleri. Annemin parmağını tüm gücümle kavramaya çalıştım. Ağlayan annem tebessüm ederek “güçlü meleğim” diyordu babama dönerek.
Bu hortumlar , sürekli öten cihazlar , elimde kolumda uzanan nesneler…

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


1 Yorum
12.02.2020 - 01:34
Yeğenim 5,5 aylık doğmuştu. Gerçekten çok zor bir sürec. Bebeğin gözünden anlatmışsınız. Gönlünüze sağlık...