Köyde Düğün 4-Kına Gecesi

Ekleyen : İbrahim ÇELİKLİ , 26 Aralık 2013 Perşembe aaa Beğen

Bu Eser 26.12.2013 Tarihinde Günün Şiiri Seçilmiştir


Kına

 

o ikindiden sonra

kız anası, varsa teyze hala

uzak-yakın akraba

sözü dinlenir bir-kaç kişi daha

 

önce kızın saçları kınalanır

sonra öğütler sıralanır

“-bak yavrıımm; bu bi(r) nalet halkasıdır”

“-bundan sonura, anan-boban

eşin-dostun, her şeyin gocan”

“-boyuna göre bulusun emme

            huyuna göre bulamassın”

“-gocan uzunusa topuklu key

sen uzunusan boynunu ey”

 

bundan sonura evin;

böğüne gadak evin olan, bobanın evi deği(l), gocanın evi

“biz” deye

anan gile deği(l), onnara deycen ga(y)ri”

aralı gel datlı ol, olur-olmazda anana gelme

kayfaya çıkan bobanın, gardaşıyın,

            takkasını önlerine eğdirme”

 

“-bundan sonura evin ayrı, yolun ayrı

ana-gız değil gonşu olalım gayrı”

“-sık geleninen sovanaşı dıkımlanı(r)

seyrek gelen baldan datlıdı(r)

baklafıyı dadıkdırı(r)”

 

“-boşuna dememişler

her öyün gelen bulgur aşı yer

bayramdan bayrama geleni baklava bekler,

gerşi ha! biz hiş bişi ğörmedik de!

öyle deler ne bileyin işde!”

 

“-vardığın yer körüse,

 sen de gözüyün birini gapa”

……

“-kimseyi günüleme[1],

ona buna fit verme[2]

ilaf davşıma”

….

“-daş daşı, ilaf daşıma”

.

“-gol gırılır yen içinde”

tembihlerini der kızın anası,

yakınnarı..

öğütlerini sıralar ard-arda

 

“-anan gocayın anası,

boban gocayın bobası

gocanına kakışma[3]

kirli-paslı el içine çıkarma

yüzümü gara çıkarma

söğerken “anasının gızı” dedirme

öğerken “anasının gızı”

            desinler sana”

 

“-gol gırılır, yen içinde galır

her şey dört duvar içinde galır

kocan senin ardaşın[4]

sen de onun sırdaşısın

kocayın sırrını ele verme

dışardan duyduğunu eve getirme

goduğu goduk yerde

duyduğun duyduk yerde galsın..

 

seni alakadar etmeyen bi şeyi

hele hele gonu-gonşun zarar görce (i)se

gördüysen de “görmedim”,

duyduysanda, “duymadım”

biliyosanda “bilmeyon” de

 

açık bulduysan bişiy ört üsdüne

ayıp gördüysen gapa

lafı uzadıp sündürme

meremeti[5] elden burakma

meremet etmeyen

meremet görmez unutma”

 

“-anandan evel ahıra girme

gocandan, böyüğünden evel aşa sunma

gıtlıkdan çıkmış gibi yeme

“dulgarı çocuğu ğibi” önüne çekme

kendi önünden ye

başkasının batmasına göz dikme[6]

 

sofrada geriye galma

amma Allah ne verdiyse

            yeyip sofrayı gurutma

bu öyünün sonrasıda var unutma

elden gelcek deye güvenme                                        

elden geleninen öyün olmaz

olsa da garnın doymaz”           

“-hadi ğızım başın bunar,

            ayakların göl ossun”

 

bu arada yaddan-yabandan gelenler,

misafir oldukları evler,

kadınlar, gelinlik kızlar

kız evinde toplaşmaya başlarlar

 

bir tatafta “yarenlik”ler, konuşmalar

bir tarafta oyunlar, kıpırdanmalar

Taşevli adamların etekliği başına taraf ters geçirip

göynekleri yüz gibi boyayıp

biri erkek, biri kılığına girip

oyun çıkarmaları,

 

bir çoban ve

fistan giymiş delikanlıların kız rolüne bürünmeleri

oynarken çobanın kızlarını kaçırmaya çalışmaları

bu arada sözde kızlarla cilveleşenlerin yüzleri

kız rolündekilerce yüzlerine sürülen dığan karası..

 

envayı türlü “oyun çıkarma”lar

            kızların kimi koşa koşa gider

kimi çığırır

anasına sarılır

“ana beni gurda-guşa yem etme”

çığrışlar-bağrışlar

panikler-kaçışlar

gülüşler

gülüşmeler

seyircilerin  arasına taşan “eşek şakası” oyunlar

 

kambur kız tarayından ıslatılan sözde damat adayları

erkekler arasındaki kahvehanede çıkarılan galiz oyunlar sırasında

pencerelere üşüşen halk..

yakışıklı havalı misafiri rezil eden bilmişler..

 

bilmeyene edilse de oyunlar

kimse darılmaz, kırılmaz, alınmaz

ama henk ederken kadınlar

aniden girer erkek kılığında  biri

çığrış bağrış, handikaplar,

yakalar kızın birini

Musdukoğlunun karısı indirir kafaya maşayı

kendinden geçer İbi’nin karı

ha deyince ayıkmaz

yemin billah eder

“bi(r) taha oyun mu? asla”

ertesi haftaki düğünde tüfeği ateşler

yer kafaya bir maşa daha

 

 

 

 

Kına Gecesi

 

akşam kadınlara, kına gecesi kız evinde

defi ısıtır işi bilen görümce

nazlananları oynamaya kaldırır

Köroğlu, Gongili,

“-haççam çıkmış gül dalına” oynanır.

 

“-Kara Helime, Kara Müslük, Göplek, Ciçili

olmadık maskaralıklarla

ortalığı darma-duman[7] ederlerdi

“perem perem[8]” dağılırdı herkeş bi(r) tarafa

Kara Helime gelin kılığına soktuğu

            ayaklarını duvara yaslar

alabildiğince yaşlı bir kadın sesiyle

 

“sallan safiye, sarı safiye

seni Hacımehmetoğlu

            isdetmiş

            vereyin mi” deyince

 

agam saldırıya geçerdi hırsla,

Kara Helime yineleyince de

Ebem “-garıı yaşından başından utan

get hurdan belanı benden bulma”

deye ikaz ederdi

o da, safiye adına,

            safiyenin anasına

bu defa sesini incelterek

 

“-isdemen anacığım isdemen

hemi yaşlı, hemi de evli

heş değilise zengin olsaydı bari

Döndüceynen uğraşdırma beni

gı onunnan hiş baş edili mi”

 

diye türküsünü söyler,

            herkeş gülmekden kırılır-geçer

ama agamın öfkesi dinmezdi

çünkü hem ebeme eş gelebilirdi

hem de  dedeme yaşlı ve fakir denilmişti

kabul edemez içerlerdi

dişi kitlenirdi..

 

bu defa  ev sahibi, hedef olurdu

“-sallan safiye, sarı safiye

seni Köse(o)ğlu

            isdetmiş

            vereyin mi

 

bu defa genç kız edasıyla

“-istemen anacığım isdemen

neydeyin Kös(e)olunu

ayranı duru[9]

üsdelik de çok çocuklu

istememn anacığım isdemen”

 

her defasında ‘düzme gelin’ (ayaklar)

başını iki yana sallar

olmazlarını  dile getirirdi

“-istemen anacığım isdemen

onun adı yaşar, alır beni boşar

istemem anacığım isdemen”

 

“-istemen anacığım isdemen

onun adı veli,sülalesi deli

istemem anacığım isdemen”

 

en sonunda birinin can damarına basar

Safiye gız kabul ederdi zengin,

             genç, yakışıklı birini

muhtemelen orada bulunan

            teze gelinin kocasına.

 

“isderin anacığım isderin

hem yakışıklı hem zengin

üsdelik benim dengim

isderin anacığım isderin”

 

yeni gelin yere bakar, güler geçerdi

eğlenceydi sonuçta          

gel de agama anlat ama

 

anında birileri sürüklenir ortaya

ortada kalan kaçmaz ortadan

oyun havaları bir yandan,

zilli def diğer yandan..

 

"-aman bu fasille ikibuçuk lira

hem oynasın hem kaynasın

yandan halimem yandan, yandan

severim seni candan"

 

 

 

 

 

 

 

 

 

oyunlardan sonra gelin gelir ortaya

servi gibi salınarak, sadıcıyla yanyana

“-ortalığı gırdı-geçirdi Laylom Hatma”

şamata biter, o coşku giderdi bir anda,

 

eski türkülerden yanık[10] ve uzun bir hava

arkadaşı bir istek getirir gelin-kızdan

herkes ağlayıp perişan olurdu

             Feridenin ağıdından

 

“su yüzünde yüzüp duru bürgüsü

onikidir gelep[11] saçın örgüsü

bu ğözellik sana Allah vergisi

akmayasıca çaylar da

             nerelere ğodun ümmümü,

                        sumanı

 

el atdım da dutamadım fesini

ünnedim de duyuramadım sesimi

anam dutsun, allı gelin yasımı

akmayasıca çaylar da

            nerelere ğodun ümmümü,

                        sunamı

 

davılcılar da gaya dibi dolaşır

düğüncüler de guzu ğibi meleşir

acı habar da köyüne tez ulaşır

akmayasıca çaylar da

            nerelere ğodun ümmümü,

                        suna mı

 

budamışlar yeşil söğüt dalini,

sal etmişler meyyidimi, ahali

sele verdim yedi köy gözelini

akmayasıca çaylar da

            nerelere ğodun ümmümü,

                        suna mı”

 

 

 

Evlerini ıssız goyan¥

Desdileri susuz goyan

Anasını gızsız goyan

Getme gel

Gel evimize

 

Ana hamama vardın mı

Yunduğum yeri gördün mü

Hinci gıymatım bildin mi

Getme gel

Gel evimize

 

Atınan geşdi eşiği

Sofrada galdı gaşşığı

Gız evlerin yakışığı

Getme gel

Gel evimize

 

Çağrın oğlan gardaşını

Dutsun atının başını

Silsin gözünün yaşını

Getme gel

Gel evimize

 

 

gelinkız gibi

yasa büründü.. def de

ağıt üstüne ağıt Yandan Helime de              

 

“adını sevdiğim de Avşarın Beyi

sana da vezirlik yakışıp duru

topla dizginini, tanı kendini

duşmannarın da garşından bakışıp duru”

 

“-yeter edin de; çevrim[12] çevirip getçez biz

evde musafir var aba

oğşaycağsanız[13]  oğşan,

henk  etçeğseniz,

henginizi gene edin siz” dedi Havaca

 

Habba gelin;

"-şu karşı yaylada göç gater gater

bir güzel sevdası serimde tüter

bu ayrılık bize ölümden beter,

geçti dost kervanı eyleme beni."

 

Yıllar sonra ilk defa bir araya gelen

Hayriye, Dudu, Ayşecik, Gülseren

Güzin, Sevim, Şayeste, Rafiye, Kezban

ısrar üstüne ısrarla okul yılı türkülerinden

hiç değilse "-biççicik[14]" türkü

istediler Göplek Fatma’dan

 

"-yüksek-yüksek tepelere ev kurmasınlar

arşı-arşı memlekete kız vermesinler."

herkes kahırlanmış, susmuş,

            boğazında bir şeyler düğümlenmişken

Göplek Fatma ağıt üstüne ağıt etdi,

            yaraladı herkesi can evinden

 

“-atımı bağladım iğde daline,

                        iğde daline

oturdum ağladım kendi halime,

                        kendi halime

bir defter bir kağıt verin elime,

                        verin elime

yazayım derdimi ben o zalime,

                        ben o zalime”

 

 

 

 

 

 

herkesin içi buruldu

doldu gözleri

herkes ağladı

Dört Osmanın Emine “-Duduu” dedi

“hadi gari ay Dudu” defi aldı

“-bilmeyon ku ay aba

oğşama başlacak mı!”

bu defa da Zebitoğlunungarı

 

“-goyun-guzu meler gelir

dağı daşı deler gelir

gurbet elde emmin dayın

habar salsan duyar gelir.”

 

çığlık gibi tiz sesiyle Dalgüllü aldı sırayı

duyanın içini eritti, sel oldu gözyaşları

 

“-çattılar ocak daşını,

vurdular düğün aşını

gelin alıp gidiyollar

dört oğlanın gardaşını

 

-gıcılar gavak gıcılar

işte geldi kınacılar

yürekte çokdur acılar

a anam gınan kutlu olsun

yariyin dil datlı olsun”

 

gelin kızın yazmayla örtülü başı sallandı

belli ki ağladı, Asiye kınayı kardı

 

kızın elini kınalayıp bir keseyle sardı

kınalı gelinin yanına geldi bu defa da

Feride ağıt etti herkesi ağlattı

 

-süre süre indirdiler yazıya·

dut ettiler al kınalı tazıya

can başa düşünce bakma kuzuya aman, aman

gaç gınalı ceylan, gaç avcı geldi

avcılar elinde bir guzun galdı..

 

zalım avcı düşmüş gelir izine

ganları akıtmış iki dizine

mor sinekler gonmuş ela gözüne

gaç gınalı ceylan, gaç avcı geldi

avcılar elinde bir guzun galdı..”

 

-yüksek-yüksek tepelere ev kurmasınlar

aşrı-aşrı memlekete kız vermesinler”

 

 

çok geçmeden kınaya geçilir

kına okşayıcılar ortaya gelir

 

“-ünnen gelsin anasına

altın bassın kınasına

gızın gelin oluyoru

gel anası gel yanına”

 

“-dam başında delik desti

deliğinden yeller esti

anan-baban sana küstü

a bacım kınan kutlolsun

yariyin dili datlolsun”

 

sonra defi alıp Kösedudusu

“-boba bostanın bitti mi

tarlaya köken attı mı

beni verdin el oluna

ahın yerini dutdu mu”

 

Goca Fadime ağıt etti; ağladı, ağlattı

çocukları gurbete gittiğinden beri

saatlerce ağıt eder, ağlardı,

ne zaman klakson çalsa, parçalanırdı herkesin içi

 

“karığa bostan dikerler

kovayınan su çekerler

gurbet ele geden gızın

arkasından su dökerler

 

kız anası, kız anası

çağrın gelsin öz anası”

 

derken gelin kız sarılır anasına

aşk olsun ikisini ayırana

 

“merdimenin başına çık otur ay anam,
elini beline koy otur ay anam
gelene geçene gızına sor dur ay anam,
gızım gelecek diye yollara bak dur ay anam..”

..

 

“aldır yüzüğümün kaşıÆ,
yandı ciğerimin başı,
gızın e(vi)nin yakışığı,
gel anası gel yanına,
bi(r) daha gelmez evine

 

 

 

anası gelir dee

sarılır kızına

bir çığlık halinde
herkes vazgeçer kızını vermekten elo(ğ)luna

mercimeğim kile kile,
ölçtüm baktım sil e sile,
verirmiydim el oğluna,
kendi ettin, bile bile.”

 

durumu kurtarır tefçiler

içileri titretirler..

 

“karığa bostan dikerler

kovayınan su çekerler

gurbet ele geden gızın

arkasından su dökerler

 

kına elden ele herkese ulaştı

Felek Fadimesi kınayı herkese yetirdi

“-yeter gari ay abam sil gözüyün yaşını”

diye kızanasını teskin etti

 

“yeşil ördek daşta oturur,

biri kalkar beşi oturur,

bobasız gelin olanın ,

eğsiğini el yetirir,

 

yeşil ördek gayar gelir,

yavruların sayar gelir,

senin gelin olduğunu,

emmin dayın duyar gelir.

 

yeşil ördek, yeşil ördek

ganadını deşir ördek

eveliden çit gezerdin

hanı seni eşin ördek

 

mercimeğim kile kile,

ölçtüm baktım sile sile,

verirniydim el oğluna,

kendin ettim bile bile”

 

ardından çevrim çevrilir,

ne hediyeler, ne hediyeler verilir

derken gelin de sakinleşir

gözü yaşlı, elleri bağlı

durgun, gönülsüz, kahırlı

..

 

 

 

gelin kızı kaldırırlar,

görümcesi, eltisi,

            bir de sadıcıyla oynatırlar

tefcibaşı söyler çalar

 

“kınayı getir anam

barnağın batır anam

böğün misafirinim

goynunda yatır anam”

 

kız evinden kalkanlar

            eğlenceye yetişir..

herkes nerde ne var bilir

işine gelene uğrar..

 

anasının peşinden ayrılamaz genç kızlar

bir başka yerde onu

bekleyenler var

selamı eletilir

ya da varsa mektubu

“darısı başımıza” denmiştir

hayat yeni düğünlere gebedir

“ana-boba oldun mu

el içine karışırsın helbet” denir

“dova et emme

sakın isim zikretme

ille hayırlısını dile

hayır osun sonu”

 

 

 

 

Maşala

 

erkekler tarafından köy meydanında

çatkı[15] tepesinde gazyağlı kül maşala

"-elettirik tellerine geliyo" deye

tüfek atmayı yasaklamış jandarma

kimin umurunda

sonraları ruhsatı olan-olmayan

dooru Mermici Memişe

tüfek-tabanca

Allah ne verdiyse."

 

“-halbuku o zamana gadar

eğlenilir hep barabar[16]

erkekler meydanlıkda,

garılar merdimennerde[17] dam başlarında

çamır-çatlak varısa gayfalarda[18]

oyun çıkarırlardı şenlik-şamata

 

odadaysa;

Altındişin “cingenişi”,

Dıngıdığın “şeytanatı”,

Hacımehmetoğlu’nun “duzdengi”

bir de “andaşıÅ”..”

 

meydanlıkdaysa;

Taşevli misafirler; yağlık[19] yağlınmış,

“grapdüşenden çekgi[20]” çekmiş,

fisdan geyinmiş           

fistanı okarı çemremişler, golları içinde

göbeklerine ağız çızmışlarr

biciklerine göz

biri “garı gılığına” girmiş

biri de “palabıyıklı bi adam” olmuş

üç-beş beker genş

bobalarının yerine geşmiş

başga bi adam,

goya ğızlarıyna

pambık toplamaya ğetmiş Aydına,

ya da ne bileyin işdee

köçeklik etmeye  bi düğüne

çalgı çalıp oyun başladığı bille

bizim köylü genşler bi yandan oynayıp

bi yandanda adamın ğızlarını

başdan çıkarıyollar,

 

alıp-gaşmaya filen galkıyollar

tabi bu arada

başga köylerden gelen musafirleri de

“ı-ıh” deme şansları da yok bence

oyuna gatıyollar

emme ğızların bobaları zalım

valla “Allah Yaratdı” demeyo

o oyuna ğatılannarın baldırını

teze söğüt dalı kımçıynan çıbardıyo,

pinardan çoban deyneğini yeyen

ha deyinşe kendine gelemeyo

gıvranıyollar yerlerde daha ne deyen

gıçını dutan mı ararsın,

ona yardım edecen deye

yüzünü gözünü ise bulayana mı?,

yağlı dığan garasına beleyene mi

Allaha Allaaahh!

 

bi de kendi yüzünü görmeyip de

garşısındağına gülene mi

madara olana mı gülersin

herkeşi kendine güldürüp

irezil-ürüsvay  olana mı yanarsın

gülmekden kendinden geçer millet

valla göbeklerimiz çatlardı

 

en çok da oyun içinde oyun olduğunu bilmeyip

kendi halini görmeyip

garşısındakınnara güler adamlar

yahay bi durum olu vesselam.

Alibey "-oğlum natır[21],

sağ ayamı ileri götür"

natır sağ ayağı ileri götürür

"-oğlum natır,

sol ayamı ileri götür"

natır sol ayağı ileri götürür

"-oğlum natır,

sağ ayamı ileri götür"

natır sol ayağı ileri götürür

birileri gününü görür

birilerinin dizleri çürür..

 

ardından elinda acayip bir maşa hocanın

"-vel vel ves[22]"

nasıl tekrarlarsa tekrarlasın

maşayı yerdi herkes,

 

bereket versin natır

hocayı geri götürürdü

derken Ali İhsan ip ucundaki çulla

“köyü göçürürdü[23]

Dehmenoğlu geri kalmaz  dalak keserdi

oyunu bilmeyen misafire şaka esprisi

misafirleri güldürürler

ne güzel olur düğünler

 

 

Düduk

 

meddaha çanak tutan,

güya o rolü istemez

merhametsiz olurdu “oyun çıkaran”

canı yanan “-of” diyemez.

 

tüm ahaliye,

davetlilere bedava seyirlik

malmüdürünün yüzü yağlı dığan karası,

nahiye müdüründe rezillik

dışardan gelen misafirlerin,

            memurların oyunda gelir sırası

 

kepicilere yapılan düdük kimde

hemşehrisine içi yanmış

                        Sücüllülü'nünde

"-olen ..mına gaktığmın oglu

                        dudüg gotünde"

            diye feryat edermiş,

diğeri anlamazmış, "-senin gotünde"

            deye hemşerisine diklenir sövermiş

ardından uçtu-uçtu, cızzık,

                        kimin eli var en üste

 

olmadı "kim ossurdu, o doğurdu" İzzet Emmi'ye

süslü bir bebek hediye edilmiş

"-vallaha-billaha ben ossurmadım" dermiş,

samanlıkta kendi kendine

dinletmişler de oğlu Halil’e

öylesine eziyetli eğlence

 

çocukluğumuzda, biri yellense;

“-kim o-sur-du, kit os-dur-du

yor-gan al-dı, yo-la düş-dü

pın-gı-lı pıss,

            o-su-ra-nın de-liği-ne

                        çöp kıs”

piyango büyük ihtimal

            inkar gelene vurmaz

talihlinin yemin-billahını kimse

            kaale almaz

 

 

gece geç yarıdan sonra bu defa da

oğlan evi şenlenirdi

konu-komşu akraba

damada kına yakmaya gelirdi

damadı okşar kına türküleriyle çalgıcılar

ardından Turist,

Bekirinoğlan,

Karahacının Yaşar,

“-kına yakılsın mı” diye icazet istenir

bir-kaç defa arkalardan “-devam” denir

            icazet alana kadar devam edilir

 

horozlar ötmeye başladı,

hala ayaktadır kına yakanlar

el-ayak şakaları hatta sözlü sataşmalar

sataşanlar aslında damadı sevenlerdir

böylece bir damat daha tahammül sınavı verir



[1] günülemek: haset, kıskançlık, çekememezlik

[2] fit vermek/kov: kışkırtma, dedi-kodu, birini başkasına kışkırtma

[3] diklenme, terslenmek, karşılık verme

[4] ardaş: birbirlerinin ayıplarını bilip, birbirlerini ayıplarıyla kabul edip, bunu başkalarına sezdirmeyen, ayıp olarak ta görmeyenler

[5] meremet : merhamet, acımak

[6] göz dikmek : kıskançlıkla bakmak, ele geçirme hevesine kapılmak

[7] darma-duman: karma-karışık, darmadağın

[8] perem perem: pare pare, parça parça,

[9] duru: çok su katışmış anlamında

[10] yanık: acıklı

[11] gelep :(ip için) tutam

¥ Isparta Kız Ağlatması

[12] çevrim: takı merasimi, düğüne katılanlar maddi durumlarına, geline yakınlıklarına, aldıkları oku(davetiye)ya göre hediyeler (gelinin başına çevirerek) verirler

[13] oğşama/ovşama/okşama : mani söyleyerek ağlatma

[14] bir tanecik

· Muharre Ertaş

Æ kaynak : Fatma Biner, derleyen Ramazan Biner

[15] çatkı: tepelerinden bağlanmış üç sırıkla yapılan düzenek, çatılarak yapılan düzenek tuluğun dik durması sağlanır

[16] barabar : beraber

[17] merdimen : merdivenlerde

[18] gayfa : kahvehane, köyadası

Å antaşı oyunu: iki tarla komşusunun anlaşmazlığı neticesinde elleri ve ayakları bağlı topaç haldeki “andaşı” (genellikle oyunu bilmeyen misafir), taraflarca bir o taraf bir bu tarafa yuvarlanır kavga ile götürülüp sertçe başka bir yere olmadı başka yere bırakılır.. işin içine taraflara yakın (tarafgir) kişiler ve muhtar, olmadı ihtiyar heyeti de karışınca (kalağın) antaşının acıtılmadık yeri bırakılmaz..

[19] yağlık: sarı ipek işlemeli bir çeşit başörtüsü,

[20] grepdüşen: kulak gösteren, ince mavi tülümsü bezden alınlık (yağlığın saçı örtmeyen kısmını kapatır)

[21] natır: kadınlar hamamında yardımcı kadın, erkek olanına tellak denilmektedir, ancak, oyunda neden “oğlum” diye söylenmektedir …….

[22] vel vel ves (oyun): hoca mutlaka farklı  farklı söyler ki, tekrarlattı herkeste kusur bulup sopa atar

[23] “köy göçtü” oyunu: urgan ucunda çuval topaç edilmiş olup oyunu idare eden tarafından sallanıp sallanıp yandırılması mümkündür, sırta ve ayaklara vurulur ki sopayı yiyenin düşmemesi mümkün değildir.. olmadık an eş değiştirilir, sırtsırta, önöne ya da arka ön olması istenilir, ki yanılan topazanı yer.. eşsiz kalan zaten yandı demektir.



Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...