Sensiz bu fâni dünyada

Hiçbir şeyin tadı yoktur

Ha hakikat ha rüyada

Hiçbir şeyin tadı yoktur

 

Ne huzur var ne de neşe

Yürüyoruz düşe düşe

Hüzne boyanmış her köşe

Hiçbir şeyin tadı yoktur

 

Kalmadı hayatın gizi

Taşıyor elem denizi

Yaz bitti, boyladık güzü

Hiçbir şeyin tadı yoktur

 

Her başlayan bitti gayri

Bir el bizi itti gayri

Sona geldik, yetti gayri

Hiçbir şeyin tadı yoktur

 

Üstümüze çöktü gece

Hep'ten yürüyoruz hiç'e

Çoktan söylendi son hece

Hiçbir şeyin tadı yoktur

 

Kırılmıştır direğimiz

Issız kalmış yüreğimiz

Kalmamıştır ereğimiz

Hiçbir şeyin tadı yoktur

 

Nere gitsek dönüşü yok

Yokuşların inişi yok

Gözyaşının dinişi yok

Hiçbir şeyin tadı yoktur

 

Düşlerimiz olmuş kömür

Demini almıştır ömür

Meğer böyle imiş emir

Hiçbir şeyin tadı yoktur

 

Koyu siyah renklerimiz

Beyhudeymiş cenklerimiz

Çoktan göçtü denklerimiz

Hiçbir şeyin tadı yoktur

 

İçi boşalmış yılların

Dönüşü yoktur yolların

Meyvesi nerde dalların?

Hiçbir şeyin tadı yoktur

 

Doğan güneş sıcak değil

Saran toprak, kucak değil

Ocak bizim ocak değil

Hiçbir şeyin tadı yoktur

 

Saatimiz durmuş sanki

Bir el sona kurmuş sanki

Zembereği kırmış sanki

Hiçbir şeyin tadı yoktur

 

Koku vermiyor çiçekler

Toprağa küsmüş böcekler

-miş'lere dönmüş -ecek'ler

Hiçbir şeyin tadı yoktur

 

Dizlerde kalmamış derman

Boşadır kalbini yorman!

Yücelerden gelmiş ferman

Hiçbir şeyin tadı yoktur

 

Yıllar sanki ân gibidir

Gözyaşımız kan gibidir

Hüzün çağlayan gibidir

Hiçbir şeyin tadı yoktur

 

İçim ağlar, güler dışım

Baharı yolcular kışım

Kirpiğime değer yaşım

Hiçbir şeyin tadı yoktur

 

Kıymeti yok hiçbir sözün

Ne yokuşun ne de düzün

Ha gece ha da gündüzün

Hiçbir şeyin tadı yoktur


Kader, ağını örmüştür

Sor kim murada ermiştir?

Hakim hükmünü vermiştir

Hiçbir şeyin tadı yoktur

 

Kaf Dağı'nda kaldı peri

Avazım tuttu her yeri

Bu son demdir, çek hançeri!

Hiçbir şeyin tadı yoktur


23/05/2026-Trabzon


M. NİHAT MALKOÇ