CUMHURİYET DÖNEMİ RESMİ VE RESİM TOPLULUKLARI

Ekleyen : Şahamettin Kuzucular , 13 Ekim 2011 Perşembe aaa Beğen 2

http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/1/1f/Turgut_Zaim_yorukler_koyu.jpg

 

1908’de kurulan

Osmanlı Ressamlar Cemiyetii’nin asker kökenli ressamlardan sivil kuşağa geçiş, 1910  Çallı Kuşağı olarak bilinen  İzlenimci essamlar kuşağıyla gerçekleşmiştir. Türk Resminde figür geleneğini başlatan  Osman Hamdi Beyden bu ressamlara geçiş, aynı zamanda modernleşme sürecinin de başlangıcını oluşturur. Çallı Kuşağı olarak adlandırılan bu dönemin sanatçılarından Hüseyin Avni Lifij Sanayi-i Nefise'de kısa süre eğitim aldıktan sonra Paris Güzel Sanatlar Okulu'na gönderildi. Gölgesi ufka düşen ağaçlar, servilikler, kızılımsı bir güneşin aydınlattığı gizemli manzaralar içli bir melankolinin ördüğü ıssız yollar iç dünyanın dışa vurulduğu karmaşık ilişkiler Lifij'in resimlerine içli bir şiirsellik katar. Namık İsmail, ise, Türk Resim Sananda kişisel üslup ayrımlarının belirginlik kazanmasını sağlayan büyük ustalardan biridir. Temalara biçimsel yaklaşımı belli sınırları aşmayan bir deformasyon eğilimi yansıtır.

Türk Resim Sanatında 1914 yılından itibaren büyük bir uyanış başladı. Bu sanat hareketinde 1914 kuşağı ya da Çallı Kuşağı olarak Sanat Tarihimize geçen sanatçı grubunun başını kendisi ve Ali Sami Boyar, Hikmet Onat, ,İbrahim Çallı , Ali Cemal, Namık İsmail, Nazmi Ziya Güran, Feyhaman Duran , Hüseyin Avni Lifij, gibi arkadaşları çekti. Şişli'de kurdukları bir atölyede daha çok büyük boy savaş resimleri yaparak Viyana ve Berlin'de Osmanlı Muharebe Resimleri sergisi planlandı. Kısa sürede hazırlanan eserler Viyana'ya götürüldü. 1918 yılında Viyana Üniversitesi salonlarında sergi açıldı. Türk ve yabancı protokolün açılışa katıldığı sergi Türkiye sanat çevrelerinde duyuruldu. Dönemin gazete ve magazin dergilerinde yer aldı

 

CUMHURİYET DÖNEMİ RESİM SANATI

Cumhuriyetin ilanından kısa bir süre sonra 1924 yılında yurt dışına gönderilenler arasında beş ressam bulunması güzel sanatlara verilen önemin bir göstergesidir. Bu uygulama diğer yıllarda da devam etmiş, yalnız resim sanatçılarına değil güzel sanatların başka kollarında yetenekli gençlere de yurt dışında eğitim olanağı sağlanmıştır. CUMHURİYET DÖNEMİ resim çalışmalarına bakacak olursak Cumhuriyetin ilanından önce kurulmaya başlayan resim birliklerininCUMHURİYET DÖNEMİ'nde de kurulmaya devam ettiğini görürüz.

Müstakil Ressamlar  birliği hareketi Türkiye’de çağdaş Türk sanatının devrimci diye niteleyebileceğimiz büyük adımların atıldığı döneme yani 1920’li yıllara rastlar. Tam tarihiyle söyleyecek olursak, Müstakil Ressamlar Birliği 1929 yılında kurulmuştur. Ancak bu hareketin tohumları 1923 yılında atılmıştır. Öncülüğünü ve kuruculuğunu  Zeki Kocamemi, (1901-1959) ve Ali Çelebi (1904-1993)’nin yaptığı grup, izlenimcilerin aksine, renkten çok çizgisel kuruluş üzerinde durmuşlar, özellikle de Alman anlatımcı ve kuruluşçu resminden esinlenmişlerdir.

Geleneksel Galatasaray sergileriyle isimlerini duyuran derneğin ressamları arasında Refik Epikman , Hamit Görele ,Nurullah Berk,Şeref Akdik , Hale Asaf, Mahmut Cûda' ,Cevat Dereli (1900-1989),Ressam Ali Avni Çelebi, Muhittin Sebati,  Edip Hakkı Köseoğlu ve Turgut Zaim bulunmaktadır.

 

Müstakil Ressamlar ve Heykeltraşlar Birliği

Müstakil Ressamlar ve Heykeltraşlar Birliği’nin en çarpıcı tarafı ressamların ortak özelliklerinin yok denecek kadar az olmasıdır. Hemen hemen hepsi değişik akımların etkisi altında çalışmışlardır. Bu ressamlarımızın hemen hepsinin renkçi kaygılardan çok resimlerinde, desen sağlamlığına ve çizgiye önem verdiklerini ilk bakışta fark edebiliyoruz. Müstakillerin renkten çok desene önem vermelerinin sebebi, o dönemde ressamlarımızı etkisi altında bırakan akımların ortak özelliğinin de renkten çok desen ve çizgiyi temel alan akımlar olmasından kaynaklanmaktadır. Hale Asaf, Matisse’in ilkelerini benimseyerek kullanmış olan bir sanatçımızdır. Matisse ışık-gölge geriliminin yarattığı etkiyi kontrast renkleri kullanarak yaratmayı başarmıştır. Hale Asaf' da renklerin kontrast kullanımını, biçimlerin ayrıntıya girilmeden verilmesini, az renk kullanımını bu tablosunda da uygulamıştır. Cumhuriyet döneminin ilk sanatçı topluluğudur. Bunun yanı sıra sanatçının ekonomik özgürlüğünü de savunan ilk sanat birliğidir.

Turgut Zaim, belgeci bir kesinlik, sıcak bir içtenlik ve duyarlılığını yitirmeyen bir süreklilik ve tutarlılıkla Anadolu köylü ve göçer yaşamından sahneleri, resminde büyük bir başarı ile uygulamıştır. Eski ortaoyunu gibi tarihsel  SEYİRLİK türü konulara ilgi duyuyor ve sanatında  TÜRK MİNYATÜRÜ  ve resminin, geometrik kompozisyon ve şematik figür esprisinden hareketi tercih ediyordu. Turgut Zaim üslup karakteriyle geleneksel biçim iradesine bağlılığı yeğlemiş ve buna nitelikçe çağdaş bir anlamda verebilmiştir. Türk Resim Sanatının cumhuriyet dönemiyle birlikte açılan yeni ve özgün atılımları içinde, köy temalarına yönelik figür üslubuyla Turgut Zaimn yaratmayı başardığı ulusal ve yerel atmosfer, hala aşılamamış bir değer sistemi gibidir

 

 

D GRUBU VE RESSAMLARI

Beş ressam ve bir heykeltraş tarafından 1993’te kurulan D GRUBU , Türkiye’deki sanat kuruluşlarının dördüncüsü olduğundan, alfabenin dördüncü harfini isim olarak seçmiştir. 1933-47 arasında on beş grup sergisi açan topluluk Nurullah Berk, Abidin Dino,Zeki Faik İzer , Ressam Elif Naci, Cemal Tollugibi kuruculara, sonradan Bedri Rahmi Eyüboğlu,Halil Dikmen, Eşref Üren ,Hakkı Anlı,Sabri Fettah Berkel gibi başka sanatçıların katılmasıyla genişlemiştir.

 

D GRUBUressamlarının amacı, Batıdaki sanat gelişmelerini daha yakından izlemek yeniliklere uyum sağlamak, aynı zamanda da kişilik değeri ağır basan çalışmalara yönelmekti."D " GRUBU' un etkili olduğu dönem, Güzel Sanatlar Akademisinde reform çalışmalarının yoğunlaştığı yılları kapsar. Grupla birlikte, sanatın amacı ve işlevi konusunda Türk basınında eleştiri ve tartışma yazıları çoğalır, fikir ve kültür adamları, bu tartışmaya doğrudan katılmaya başlarlar

D GRUBU'un kurucularından sanatçı Ressam Elif Naci’nin oda içi resimlerinden biri olan “Saklanan Çocuk” adlı resim odanın içinde saklanan bir kız çocuğunu konu alıyor. Neden saklandığı çok belli olmayan kız belki oyun oynuyor, belki de işlediği bir suçtan dolayı saklanmış olabilir. Çocuğun saklandığı kapının açıldığı mekân resimde bir derinlik yaratıyor

http://www.turkishpaintings.com/content/mod_images/painters/works/large/work_2663.jpg
tablo elif naci

Nurullah Berk,, ressamlığının yanı sıra yazar ve düşünür kimliğiyle de Çağdaş Türk Sanatı’nda etkin bir rol oynamıştır. Doğu ve Batı ikilemi içinde bunalan bir sanat ortamında geometrik-figüratif bir anlayışı geleneksel tasvir sanatlarımızdan yola çıkarak özgün bir

temel üzerinde yorumlayan  Nurullah Berk,, 1920-1924 yılları arasında Sanayi-i Nefise’de Hikmet Onat, ve İbrahim Çallı, atölyelerinde sanat öğrenimi gördü. Berk, Batının tekniğine, doğunun estetiğine yönelerek üslubu ile Türk resminin kimliğinin oluşmasında önemli bir rol oynadı.

1950’li yıllar ile birlikte, Türk resminde, savaş sonrasında batıda yaygınlaşan soyut sanata yönelik bir ilgi biçimlenmektedir.Zeki Faik İzer de, bir süre sonra soyut anlatım biçimlerine yönelecektir. Sanat akımlarını izleyerek resim yapmıyor, kendi yapısına uygun olanı veriyordu. 1950’li yıllarda figür soyutlamasına dayanan eserler üreten İzer, 60’larla birlikte lirik tarzda soyutlamaya dayanan non- figüratif bir anlayışa yönelmiştir. Bu resimler, çizgi ve leke değerinin ön plana çıktığı hareketli, dinamik fırça vuruşlarıyla tanımlanan renkçi çalışmalardır. Zeki Faik İzer, resmin her türlü teknik ve malzeme olanaklarından yararlanmayı ve araştırmayı seven bir sanatçıdır. Fresk ve duvar halısı üzerine de çalışmalar yapmıştır.

Bedri Rahmi Eyuboğlu (1911–1975) non-figüratif resim yerine figürleri aşırı deformasyona uğramış biçimlerle resimlerini şekillendirmiştir. Etkilenmekten korkmadan insandan çok şeyler almasını bilmiş, beğendiği bir motifi alıp kullanma özgürlüğünü kendinde bulmuş ve bu etkileşimler sonunda aldığı motifleri kendine özgü üslubu içinde özümseyerek kendine mal etmiştir. Bedri Rahmi Eyuboğlu, Yaşayan Türk halk kültürünün önemini ve değerini ilk kavrayan sanatçılarımızdan birisi olarak geleneksel Türk el sanatlarımızdan seçtiği motifleri, Anadolu nakışları, dokuma, kilim ve yazma motiflerini özgün bir üslupla kaynaştırarak çağdaş resimsel tekniklerle yorumlamıştır.

 

http://www.zilemiz.com/ressam/ressam07.jpg

http://www.arkitera.com/UserFiles/Image/news/art/news/2006/mayis/iyem.jpg
Nuri iyem

YENİLER- LİMAN GRUBU

1940’da akademinin yüksek resim bölümünün faaliyete geçmesiyle bir grup ressam, toplum yaşamına ağırlık veren yeni bir topluluk çevresinde birleştiler. Bu topluluğun adı “Yeniler” ya da

grubudur. Grubun amacı, toplumla ilişkisi zayıflamış olan sanatı, toplumsal yaşamdan aldığı konulara ağırlık vermek suretiyle, insan ve çevre temeli üzerinde geliştirmekti. Nuri İyem başta olmak üzere Ferruh Başağa, Selim Turan, Turgut Atalay, Agop Arad, Avni Arbaş, Mümtaz Yener, Fethi Karakaş ve Haşmet Akal’dan oluşan grup, kendisinden önceki “D” grubunun sanat tutumuna karşı çıkarak İstanbul limanını ve orada çalışanları, gerçekçi bir gözlemin ışığı altında inceleyerek tablolarına aktarmışlardır. Kendilerini, içinde yaşadıkları toplumun bir parçası olarak gören bu ressamlar, klasik ve alışılmış konuların dışına çıkmaya ve toplumla diyalog kurmaya çalışmışlar, sanatımıza toplumsal gerçekçi bir görüşü egemen kılmak istemişlerdir. 1959’da kurulan “Yeni Dal” grubu, “Yeniler’in bir devamıdır

Ressam Avni Arbaş  (1919–2003) hayatla ilişkilerinde ve genel yaklaşımında ayrıntılarla değil daha fazla özle ilgileniyor. Doğaya, hayata bakınca da ayrıntıları değil resmini yapmak istediği nesneyi görüyor. Buna “seçmeci” bir bakış da diyebiliriz. Bu bakış seçileni çevresinden yalıtıyor, çevresiyle olan ilişkisini kopartıyor. Bir anlamda sanatçı doğanın gerçekliğini bozuyor.

Bu bakışın tuval üzerindeki ifadesinin ise, arka planın giderek figürden arınarak renge dönüşmesi ve tuvalin yüzeyselleşmesi, ayrıntıların feda edilmesi ve ana figürün tuvalin ortasına yerleştirilerek çarpıcı biçimde öne çıkması biçiminde olduğu görülüyor. Ressam Avni Arbaş ın bunca yol aldıktan sonra resimlerinde, renk ve biçim olarak ortaya çıkan, çarpıcı yalınlıkta pür bir resme ulaştığını söyleyebiliriz. Bir bakıma onun sanatı arınmış bir sanattır.

http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/thumb/1/1d/S._Turan_Sar%C4%B1k%C4%B1z_Efsanesi.jpg/300px-S._Turan_Sar%C4%B1k%C4%B1z_Efsanesi.jpg
TABLOLAR: SELİM TURAN

 

Batıdaki sanatsal gelişime koşut olarak sanata gönül veren ve farklı bir boyut getiren sanatçı Ressam Selim Turan Türkiye’de Soyut resmin öncüleri arasındadır. Sürekli kendini yenileyen arayışlar içinde olan sanatçı Batı kültürü ile Anadolu geleneksel kültürünü ustalıkla kaynaştırmayı bilmiştir.

Ferruh Başağa, genellikle her resim için tek bir renk seçen sanatçı, ince duru bir duyarlıkla kurguladığı üçgen formların sivrilen uçları birbiri ardından ve birbiri içinden gelişerek yükselmekte ve ön planda daha koyu ve belirgin olan biçimler, arka planlarda giderek saydamlaşmakta yeni bir espas derinliği etkisi yaratmaktadır. Sınırsızlık, süreklilik izlenimi vererek gizemli bir atmosfer oluşturmaktadır. Sanki yer çekiminden kurtulmuş bir dünyada geometrik formlar üzerindeki gizli ışığa dönüşmekte, bu ışıklı çizgiler uyum içinde toplanıp dağılarak varlıklarını sürdürmektedir.

1940 Sonrası Gelişmeler

1940'lı yıllar Türkiye’de toplumsal ve kültürel alanda yeni bir dönemin başlangıcıdır. Sanayi ve ticaret burjuvazisinin oluşması, çok partili siyasal yaşama geçiş, yabancı sermayenin ekonomik yaşama katkısı, bu dönemde gerçekleşmiştir. Aynı dönem, sanatta çok seçenekli ve araştırmaya ağırlık verici gelişmelerin de yaşandığı bir dönemdir. Resimde gruplaşmalar giderek azalmaya, kişisel çıkışlar önem kazanmaya başlar. Bir yanda yöresel eğilimlerin güçlendiğini gösteren ve 1930’lu yıllarda devletin destekleyici çabaları doğrultusunda ilk örneklerine tanık olduğumuz doğa ve insan gerçekliğine yönelik çalışmalar ön plana geçerken, bir yanda da soyut resmin uzantıları gündeme gelmeye başlar.

 

Orhan Peker, Turan Erol, Nedim Günsür, Adnan Çoker, Adnan Turanî, Leyla Gamsız bu dönemin ressamları arasında sayılabilir. 1940 ve sonrasının Türk resminde gözlemlenen bir başka gelişmesi, başta Paris olmak üzere sanat merkezlerine uzun süreli yerleşmelerin başlamasıdır.

 

Günümüz Türk Resim Sanatı

Günümüz Türk Resmindeki eğilimler çok ve çeşitlidir. Sanat piyasasının oluşmaya başladığını gösteren ilk belirtiler, özel galerilerin devreye girmesi, sanat eğitim kurumlarının genişlemesi, özel kuruluşların destekleyici katkıları, sanatçı sayısındaki artışı olumlu yönden etkilerken, üretimin de çoğalmasına yol açmıştır. Türkiye’de 1950’ler sonrası resim sanatına yansıyan eğilimlerini şu gruplar altında toplayabiliriz:

 İzlenimci ya da klasik- İzlenimcanlayışta, eski hocaların açmış oldukları yolu sürdürenler ve böylece gelenekçi tabanı, yeni arayışlara tercih edenler.

1930 kuşağının ve onu izleyenlerin, renk karşısında biçime öncelik veren tutumlarına genellikle bağlı kalanlar, bu tutumu zaman zaman daha ileri düzeylerde değerlendirenler.

Yöreselci ve toplumsal gerçekçi sanat anlayışına bağlı kalanlar, sanat-toplum ilişkisini bu yönde canlı tutmaya çalışanlar.

Doğa gerçekliğinden hareket ederek, bu gerçekliği fantezi kalıplarına uyduranlar, resimle düşünce arasında organik bağıntı arayanlar.

Anlatımcı ressamlar ya da dışavurumcular.

 

 

Soyutçular

 

http://www.kutahya.gov.tr/resim/haber/644.jpg
Naif Ressam : Hüseyin Yüce

 

Safyürek (Naif) ressamlar ve resminde Safyürek öğelere yer verenler.

Resim, heykel ve seramik türleri arasında geçiş arayanlar, kavramsalcılar, sanatta yeni teknolojiyi kullananlar, Batıdaki en yeni sanat akım ve eğilimlerini yakından izleyenler.

 

Soyut Sanat'a Yöneliş

Soyut Sanat , resim ve heykelde, yapıtın doğada rastlanan gerçek varlıkları betimlememesi anlayışı olarak tanımlanabilir. Bu tür bir anlayışla yaratılan yapıt sanat-dışı gerçekliklere gönderme yapmamakta, dolayısıyla da, yapıtın içerdiği betiler gerçek varlıklar olarak ‘tanınabilir’ nitelikte bulunmamaktadır. (Metin Sözen, Uğur Tanyeli, Sanat Kavramve Terimleri Sözlüğü)

1950’li yıllara gelinceye dek 1910’lardan itibaren bir yandan İzlenimci anlayışa bağlı çalışmalar sürdürülürken, diğer yandan 1930’lardan başlayarak şematik Kübizim örnekleri verilmiştir.

 

 

Kaligrafiden hareket edenler

Kaligrafi harfler arasındaki boşlukları belli estetik ve tasarım kurallarına göre düzenleyerek, kâğıt ya da ideografik benzeri malzeme üstüne kalem ya da fırçayla güzel ve zarif yazı yazma sanatı olarak tanımlanabilir.(Eczacıbaşı sanat ansiklopedisi) Kaligrafik özelliklerden esinlenerek ürünler veren bazı sanatçılar; Abidin Elderoğlu, M. Şevket Arman, Şemsi Arel’dir.Soyut Sanat uğraşlarında eski yazının Kaligrafik  özelliklerinden esinlenerek yeni arayışların ürünleri verilmeye başlanmıştır

Click here to enlarge
Tablo : Abidin elderoğlu


 

Toplumcu Gerçekçiler

Toplumsal gerçekçilik, toplumsal yaşamdan sahneleri ve olayları doğalcı bir yaklaşımla işleyen anlatım türüdür. Türkiye’de 1940’larda etkinlik gösteren " YENİLER- LİMAN GRUBU sanatçıları bu tür resimler yapmışlardır. Bu grupta yer alan bazı sanatçılar; Mehmet Yücetürk, Edip Hakkı Köseoğlu,Nuri İyem, , Mümtaz Yener, Neşet Günal, Hüseyin Bilişik, Nedim Günsur, Zeki Kıral, Salih Zeki, İsmail Avcı, Neşe Erdok, Nedret Sekban ve Alev Ermiş Mavitan’dır

 

Gerçekçi doğa yorumları

Bu grupta yer alan bazı sanatçılar; Zehra Say, Şükriye Dikmen, Adnan Varınca Naile Akıncı, Şeref Bigalı, Cemil Eren, Kainat Barkan Pajonk, Muammer Öner, İbrahim Bozkuş, Oya Kınıklı, Fahrettin Baykal ve Aysu Koçak’tır.

 

İzlenimciler

İzlenimcilik  empresyonizm olarak da bilinir. İzlenimcilier cisimleri gördükleri gibi betimlemekle birlikte kesin dış çizgiler kullanmayarak biçim özgürlüğüne ulaşmışlardır. Işık önemli bir öğe olarak kullanılmış, koyu tonlardan kaçınılarak, ışığı en iyi yansıtan parlak ve açık renkler yeğlenmiştir. Su ve kar, yansıtıcı niteliklerinden ötürü en sevilen temalardır.

(Eczacıbaşı sanat ansiklopedisi) Bu grupta yer alan bazı sanatçılar; Eşref Üren,, İbrahim Safi, Adil Doğançay, Şefik Bursalı, Sami Lim, Naim Uludoğan, Fikret Kolverdi, Yaşar Yeniceli, Ülkü Uludoğan ve Vural Yıldırım’dır.

 

 

Gerçeküstücüler

Gerçeküstücülük, sürrealizm olarak da bilinir. Bu grupta yer alan bazı sanatçılar; Tiraje Dikmen, Şadan Bezeyiş, Nuri Abaç, Erol Akyavaş, Mehmet Güleryüz, Burhan Uygur, Muammer Durmuş, Ergin İnan, Muzaffer Akyol, Hanefi Yeter, Serap Demirağ, Kemal İskender, Erol Bulut, Ali Kotan’dır.

 

 

Doğadan soyutlama yapanlar

 

Bu grupta yer alan bazı sanatçılar;Hamit Görele, İlhami Demirci, Ercüment Kamlık, Selahattin H. Taran, Tayfur Sanlıman, Gencay Kasapcı, Ünsal Toker, Devrim Erbil, Erol Eti, Ayten Yetiş Doğu, Hasan Akın, Ahmet Özol, M. Zahit Büyükişleyen, Veysel Günay, Hatice Odabaşı, Mahmut Celayir ve Yusuf Taktak’tır.

 

Dışavurumcular

Dışavurumculuk, Ekspresyonizm ya da anlatımcılık olarak da bilinir. Sanatçılar Ekspresyonist olmak koşuluyla farklı anlatım dilleri geliştirmişlerdir. Örneğin, Almanya’da Die Brücke (köprü) sanatçıları figüratif bir dil benimsemişler; öte yandan, Der Blaue Reiter sanatçıları soyut anlatımı yeğlemişlerdir. Figüratif anlatımda amaç gerçek yaşamın karmaşık ve acı dolu duygularını yansıtmak, soyut anlatım da da mutlak özü ve yaşamın şiirselliğini yansıtacak yeni biçimler bulmaktı. Bu grupta yer alan bazı sanatçılar; Fikret Mualla, Cavit Atmaca, Fikri Cantürk, Tülay Tura Börteçene, Mustafa Ayaz, Metin Talayman Nevhiz Tanyeli, Oktay Anılanmert,Mehmet Özet, Ali Candaş, Aka Gündüz Temur, Zafer Gençaydın, Ali İsmail Türemen, Veli Sapaz, Cihat Aral, Jale N. Erzen, Mehmet Güler, Mahir Güven ve Salih Keleş’tir.http://cygm.meb.gov.tr/modulerprogramlar/kursprogramlari/sanat/moduller/cagdas_turk_sanati.pdf

 

http://www.anadoluyakasi.net/wp-content/uploads/cache/1421_BnHover.jpg

 

Minimalistler

Minimalizm, modern sanat ve müzikte, kökeni 1960'lara giden, sadelik ve nesnelliği ön plana çıkaran bir akımdır. ABC sanatı, minimal sanat gibi tabirlerle de anılır. Soyut dışavurumculuğun biçime ve duyguya verdiği aşırı öneme karşı bir tepki olarak, nesnenin nesne olma özelliğine dikkat çekmek ve ifade, tarihsel, sembolik anlamlarını minimuma indirmek amacıyla hareket eden minimalist sanatçılar, nesnelere ve nesnelliğe olan bu ilgi nedeniyle genellikle heykel üzerinde yoğunlaşmışlardır. Süreç sanatı, arazisanatı, performans sanatı ve enstalasyon sanatı minimalizmden etkilenerek ortaya çıkmıştır.Bu grupta yer alan bazı sanatçılar; Tülin Onat, Server Demirtaş ve Mürteza Fidan’dır

 

Naifler

Naif resim, saf bir içtenliğin süsleyici öğelerle bütünleştiği örnekleriyle hasta ve çocuk resimlerinden temelde ayrılmaktadır. Modern resim araştırmaları, naif resim olgusuyla fazla ilgileniyor değillerdir fakat cesaretle renk kullanabilen, gerçek ya da hayali süs öğelerini bazen fantastik boyutlarda resim düzenine mal etmesini bilen naiflere rağbet eden çok sayıda koleksiyoncu da vardır. Resim sanatının herhangi bir eğitim sorunuyla ilişkisinin bulunmadığı koşullarda, bağımsız özellikleriyle naif sanatçılar, önemli bir ilgi kaynağı oluşturabiliyorlar.

Bu grupta yer alan bazı sanatçılar; İhsan Cemal Karaburçak, Cihat Burak, FahirAksoy, İbrahim Balaban, Hüseyin Yüce, Oya Katoğlu, Hikmet Karaburçak, Berna Türemen,Nadide Akdeniz ve Ayşe Özel’dir

  • Türk Resminde Toplumcu Gerçekçiler
  • Türk Resim Sanatında İzlenimcilik
  • YENİLER- LİMAN GRUBU
  • Osmanlıdan Günümüze Resim ve Sanat Toplulukları
  • Müstakil Ressamlar ve Heykeltraşlar Birliği
  • Osmanlı Ressamlar Cemiyeti
  • Soyut Sanat Akımları

YARARLANILAN KAYNAKLAR

  • Turan EROL, Günsel RENDA –Geçmişten Günümüze Çağdaş Türk Resim Sanatı Tarihi –sayfa 78–83 –Tiglat Yayınları 1980 )
  • Çağdaş Türk Sanatı, Sezer Tansuğ, Remzi Kitabevi yayınları,1. basım,1986,
  • Başlangıcından Bugüne Çağdaş Türk Resim Sanatı Tarihi, Günsel Renda -Turan Erol Sunuş: Suut Kemal Yetkin, C. : 1 Tiğlat Basımevi)
  • Güvemli, Z., 1975, Şeker Ahmet Paşa, Türkiyemiz Dergisi, Ak Yayınları, sayı 16, s .38-43 Nüzhet İslimyeli –Asker Ressamlar, Ankara 1965 Doğuş Ltd. Şti. Matbaası
  • Serkan Azeri, Türk Resim Sanatında Asker Ressamlar, AkhisarSanat
  • http://www.biyografi.net/kisiayrinti.asp?kisiid=2172
  • Çağlar Erbek, Türk Resim Sanatı, ttp://www.genbilim.com/content/view/)
  • http://tr.wikipedia.org/wiki/Ressam_Halil_Paşa
  • wikipedia.org/wiki/Şeker_Ahmet_Paşa
  • http://tr.wikipedia.org/wiki/Osman_Nuri_Pa%C5%9Fa_(ressam)
  • http://tr.wikipedia.org/wiki/Sülleyman_Seyyid
  • http://tr.wikipedia.org/wiki/Asker_Ressamlar
  • http://www.turkresmi.com/klasorler/19uncuyuzyilturkressamlari/index.htm
  • http://www.turkresmi.com/klasorler/19uncuyuzyilturkressamlar

Not: Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, Resim,Tablo, kaligrafi, ebru, Fotoğraf, minyatür, hat, sedef, el işi, oya, bezeme, Telkari, kazaziye  benzeri çalışma  ve araştırmalarınızı, sitemize üye olarak ,  bize başvurarak ESA'da paylaşarak kültürümüze katkıda bulunabilir, kendinizi ve ürünlerinizi tanıtabilirisiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com



Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...