RESİM SANATI VE SANATÇI

Ekleyen : Osman Aytekin , 07 Haziran 2016 Salı aaa Beğen 2
     Kelimeler ve kavramlar, bir şeyi ifade etmek, tanımlamak, anlatmak, izah etmek, ibra etmek, içindir. Hüner, maharet, beceri, yetenek, kabiliyet… gibi kelimeler bir anlamda sanatı izah etmede kullanılır. Bir sanatı veya sanatçıyı anlatmada bu kelimeler kâfi gelmeyebilir de; usta, hoca, ehil, uz… gibi kelimelerle izah etme yoluna gidildiği görülmektedir.
     Sanatın tanımına karşılık farklı anlayışların, görüşlerin ileri sürülmesi; sanatı icra edenlerin sanat adına veya sanat olarak algıladıkları, hissettikleri, yaşadıkları, icra ettikleri farklı düşünceler sebebiyledir. Bu düşüncelerde bakış açıları önemli bir etkendir. Bu sebeple bazı sanatçılar tanımlamadaki farklılıklar içinde olması nihayetinde bazı sanatlarda olduğu gibi “ortak bir tanımı yok” gibi müphemiyet arz ediyor. Hâlbuki sanat, en açık ve en basit bir ifadeyle hayranlık uyandıran, estetik değerleri olan bir çalışmanın ustalıkla yapılmasıdır. Bu ustalıkta estetikle birlikte, form, nitelik; ışık-gölge, renk ahenk, kompozisyon… gibi unsurların da olması gerekir. Bu işlevler de bir sanat eserinde olmalıdır; bunlar sanatın olmazsa olmazlarıdır.
      Toplumları gelişmesinde felsefe, bilim ve din alanlarında kültür birikiminin kullanılması etkili olmuştur. Din duygularının zamanla istismar edilmesi sebebiyle yahut da öyle sanılması, bir konuya bakış açısında dini bilgilerden (ahkâm-muamelat) yola çıkılarak )söz edilmesi zamanımızda tepkilerin belirlemesine, doğmasına sebep olmaktadır. Geçmiş devirlerdeki insanların aşırılıkları (ifrat-tefrit sınırını zorlamaları), sınır tanımamaları, hak, hukuk… gibi alanların devamlı çiğnenmesi; gasp ve tahakkümün egemen olmasıyla ahlak sorununu gündeme taşımıştır. Bunun felsefesi dahi yapılmıştır(bilimsel anlamda).Felsefe konusunda böyledir. Felsefeciler: dinden önce de felsefe vardı veya felsefe sütün bilimleri temelidir; kuşatıcısıdır. Ancak konunun, bir alanın, bir olayın ortaya çıkmasından sonra felsefe gündeme geldiğinde, felsefe konuşulur olduğuna göre bilim tüm düşüncelerin ana kaynağı olmalıdır.
     Sanatta; felsefe, bilim ve din üçgeninde insanın gelişmesinde olumlu etki eden alanlardan birisidir. Sanatsız bir toplum bütün güzellikleri anlamada kifayetsiz kalacaktır. Sanat, netice olarak tekrarlanan bir işleyiş olduğuna göre; bu işleyiş, yapma işi, insanları mutluluğa, dinginliğe, rahatlığa götürme işidir. Güzellik insanın daima arzu ettiği, erişmek, görmek ve yaşamak istediği olgudur.
      Sanatta: barış, sevgi, istek, hüzün, çile, dokunma, hissetme, güzel, olağanüstü güzel, düşler… gibi soyut ve somut iç ve dış ahenk vardır. Sanat bir yüzdür, o yüzü, her yönüyle ve farklı anlarıyla anlamak ve okumaktır olmalıdır.
      Sanata gösterilecek ilgi sadece bakmayla ve görmeyle sınırlı kalmamalıdır. Sanatçıyı anlamak da bir bakıma sanata vakıf olmanın yollarından biridir. İnsanlar kafalarında oluşan sorunları aşmanın yolunu bulmak istiyorsa güzel düşünceleri beyinlerde inkişaf eden sanata da yönelmelilerdir. Ruhun güzelliği sanatın estetik değer kazanmasıyla ve sanatın toplum hayatına sirayetiyle mümkün olabilir. Henüz maişet kaygılarıyla iç içe olanların sanata ilgi duymaları da belki beklenemez. Ama insan, toplum hayatında iyi bir gelecek açısından da hayatına sanatı hâkim kılmayı da zaman zaman düşünmelidir. Yaşantısında gördüğü, tanıştığı, övgüyle ve sevgiyle baktığı, takdir de ettiği sanatçılara bakış açısını biraz da kendi iç dünyasında hayat bulmasını denemelidir. İşte o vakit yani insanın sanata alaka göstermesi ve sanatçı bakışıyla bakması, sanatın yüceliğini öne çıkarır.
      Bir resim yaparken resmin konusunun önemli olduğu kadar sanatçının yorumu da çok önemlidir. Tasarlanan konu ne şekilde çizilecekse sanatçı bütün duygularını ona vermeli, başka sanatçılardan etkilenmeden çalışmasını bitirebilmelidir.
      Sanatta etkileşim özellikle resme yeni başlayanlar için çok önemlidir. Acaba çizebilecek miyim, başarılı olabilecek miyim, kuşkusu genç çizerlerin önemli bir sorunudur. Resim, müzik ve sinema kadar bireyler kısa sürende ve çokça ulaşmasa da özellikle basın yoluyla ve sergilerle sevenlerine ulaşıyor. Meraklıları da resimleri veya çalışmaları bir vesileyle takip edebiliyorlar. Bu bakımdan ressamların etkilenmemesi mümkün değildir. Ancak her şeye rağmen resme yeni anlayışlar-yorumlar-getiren veya getirmeye çalışan genç sanatçıları da görmek mümkün. Resimler özgün, renk parlaklığı veya sönüklüğü, yorgun renkler, çiğ renkler kullanılarak farklı çalışmalar daima görülür. Netice olarak gelenekçi veya şu akıma ve ekole bağlı denilse de kendi içinde orijinal eserler üreten sanatçılar oldukça fazladır.
 
RESİM VE KONU, RESİM VE YORUM…
 
      Resmi resim yapan sadece bu olmamakla birlikte bununla başlıyor ve devam ediyor: Konu, yorum, anlayış, ... Renkleri ve çizgileri veya leke ve tuşlarla yapılan resim… Sanatçı bir konu belirleyip de çizerken kendini özgür hissedebilmelidir. Herhangi bir şeyin etkisinde kalmamakta her çalışma için çözüm olmayabilir. Çünkü serbest yorum kadar, rahat bir çalışma veya sanat ortamı gereklidir. Resim sanatının geçmişi incelendiğinde, şaheserlerin uzun bir emek sonucu ortaya çıktığı düşünülmelidir. Sanatçı resim yaparken kendini soyutlamalı ve sadece çizeceği konuyu ve buna katacağı yorumu düşünmelidir.
 
RESİMLERİN ALGILANMASI…
 
     Şöyle bir görüş var; “Bir bakıma sanat, insanların “Algı yanılması”ndan faydalanarak, olmayan bir şeyi var gibi gösterme hüneridir. Duygularımızın seyirciye de hissettirmek hünerdi.(*)
      Bir bakıma bu doğru bir görüş. Nitekim Maurice DENİS de böyle demiş:”Bir resim, bir savaş atı ya da her hangi bir öykü olmaktan öte, üstü renklerle belli bir düzene göre boyanmış düzgün bir yüzeyden.(**) Yani sadece renklerle bir anlam vermeden baktığınızda veya parmağınızla dokunduğunuzda tuval veya duralitin düzlüğünü hissedersiniz. Gökyüzüne bakıp oldukça uzakları gördüğünüzde de benzer şeyle karşılaşabilirsiniz. Uzakta görülen bazı şeylerde perspektif olgusundan dolayı bizlere farklı görünür. Kıvrımlar girintiler uzaktan bakıldığında hep aynı hizada görünür. Bir kitabın veya derginin yüzeyine baktığınızda da aynı şeyi görürsünüz. Ancak onu okumaya başladığınızda durum değişir. Resimde öyledir. Her ne kadar satıh düz görünse de üzerine boya sürülüyor ve o boyalar da insanı cezp edebiliyor. O halde çizilen şey insanı etkilediğine göre resim, tek düze veya sadece boyalardan ibaret görülmemeli. Ressam gibi tabelacılarda aynı şeyi yapıyor. Boyayla sanatçıların fonksiyonları keşfedilmelidir, zira sanatçılar bunu yapıyor.
 
SANAT ESERLERİ
 
      Sanat, sanat olarak algılanmalı, insana yararlı ve gerekli olması bilinmelidir. İnsanın güzeli anlatmasının yolu büyük emekler vermesine bağlıdır. Sanatın insana zevk vermesi, güzel görünmesi ve çok zengin öğelerle işlenmesi sanatın amacını ve gücünü gösterir. Emek, üretim, biçim ve estetik sanatı gösterdiğine göre sanat, en yalın bir ifadeyle işlevselliği nedeniyle sanatın insanlar üzerindeki açıkça belirmektedir.
     Sanat bilinci insanda oluşmaya başlamasıyla; resim de, mimari de, heykel de, müzik ve edebiyatta bir birinden güzel eserler yapılmış; gerçek sanat değeri taşıyanlar yüzyıllardır değerinden bir şey kaybetmemiş ve insanlara daima hayranlık uyandırmışlardır.
Bir sanata eserine bakıldığında gösterilen ilgi; yalın bir ruh okşamasından, o eserlerdeki renk, tonlama, konu; insanlara estetik değerler sunmasından öte sanat eserinin tarih, mekân ve yansıttığı mana olarak da insanlara bilgi de vermesiyle de bütünleşmiş olmalıdır.
Bu bakımdan da sanatçı, toplumun saygınlığını devamlı görmek ve ilelebet hatırlamak istiyorsa, çizeceği resimlerin kalıcı olmasına dikkat etmelidir. Yalnız şunu da unutulmamalıdır ki sanatçıyı sanatçı yapan zamandır. Yaşadığında itibar görmeyen veya anlaşılamayan sanatçılar, daha sonraları takdir ediliyorlar. Bu düşünceler günümüzde de devam etse de yaşarken değer verilen, saygıyla karşılanan sanatçılar oldukça fazladır. Bu durumda sanata ve sanatçıya gösterilen ilginin veya saygının günümüzde sanata bakışta bir gelişme kaydettiği düşünülmelidir.
 
Not(*)Sanat ve İnsan, Vedat Erkul, Timaş Yay. İst.—(**)A.g.e
 
 
 
 
 
 


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...