RÖNESANS RESMİ VE RESSAMLARI


22.8.2016

 

RÖNESANS

1519 yılında Cosimo de' Medici’nin soyunun son temsilcisi Lorenzo de' Medici’nin ölmesiyle Michelangelo, onla birlikte genç yaşta ölen Nemours Dükü Giuliano’nun mezarlarının konulduğu kiliseye iki ünlünün heykelini yapar. 1534’te Papa III. Paulus’un heykeltıraşı ve mimarı yapılan Michelangelo’ya Sistine Kilisesi’nin sunak duvarına bir ‘Kıyamet Günü’ tasviri yapmasını ister. Meryem’in Göğe Yükselişi, İsa’nın Vaftizi ve Musa’nın Hükmü’nün anlatıldığı freskler süsler bu duvarı.

Kıyamet Günü tablosuna başından beri muhalefet eden yeni Papa IV. Paulus ise, tablodaki imgelerin fazlaca müstehcen göründüğünü belirterek Michelangelo’dan tabloyu biraz daha ‘düzgün’ hale getirmesini isteyince, ustanın cevabı şu olur: “Papa’ya söyleyin, bu küçük bir mesele ve kolaylıkla uygun hale getirilebilir. Önce kendisi yaşadığımız bu dünyayı uygun ve yaşanılır bir hale getirsin, sonra da bu tablo da aynı uygunluğa girecektir.” Michelangelo’nun yaşadığı çağ, kendisiyle boy ölçüşebilecek derecede yetkin ressam ve heykeltıraşçılara da tanıktır aynı zamanda.

Bunların başında Rafael ve Leonardo Da Vinci gelir. Bu sanatçılar arasında keskin ancak hoşça bir rekabet vardır. Anlatılan bir öyküye göre, sanatçının rakiplerinden Rafael ve Bramante, işbirliği yaparak Michelangelo’ya Sistine Kilisesinin işini verdirmeye çalışırlar. Böylelikle, kendini ressamdan çok bir heykeltıraş olarak kabul eden Michelangelo, bu işi kabul etmeyerek Papanın gözünden düşecektir. Hayatının son dönemini Roma’daki Aziz Peter Kilisesi’nin mimarı olarak geçiren Michelangelo 18 Şubat 1564'te 89 yaşında ölür.

Rönesans sanatına benzersiz bir etkide bulunan Michelangelo, klasik sanat tekniklerini öğrenmesinin yanı sıra asıl olarak, insan formunu her açıdan tasvir edebilmek için kadavralar üzerinde çalışıp, Yunan ve Roma sanatından devraldığı idealleştirilmiş insan tasarımlarını ulaştığı gerçekçilik boyutunu yakalamaya çalışır. Batı resminin babası olarak bilinen Giotto’nun resmindeki doğallık ve gerçekçilik ile 15. yüzyıl başında tam olarak anlaşılabilen derinlikte perspektif olgusunu geliştirip kendi tarzına temel yapan Michelangelo onlarca heykel, freske imza atıp Roma’nın yeniden inşa ve düzenlenmesinde de önemli görevler almıştır.Onu idolü olarak seçen bir çok kişi vardır.

 

LEONARDO DA VİNCİ (1452 – 1519)

Fransa yakınlarında, Vinci’de dünyaya gelen ünlü sanatçıların başında gelir. Başta resim olmak üzere heykel mimarisi, mühendislik, müzisyen, doğa bilimcisi gibi birçok alanda önemli çalışmaları olmuştur. Yaşamının büyük bir kısmı 15.yy’a ait olan Leonardo’nun 16.yy’a aktarılmasının nedeni eserlerinde 15.yy ve 16.yy’ın yüksek rönesansını içeren yeni dünya görüş ve yorumundan ötürüdür. Sanatçının eserleri genellik Floransa kültür ve sanat görüşü üzerine kuruludur.

Leonardo’nun sağlam, titiz renk bilgisine rağmen resimleri büyük bir sadelik ve kompozisyon bütünlüğü ve ideal güzellik arasında bir anlatım vardır. Bunu başarmak için de loş bir ortamda çalışılması gerektiğini söylüyordu. Çünkü ışığın tüm çirkinlikleri ortaya çıkardığı karanlığı ise güzellikleri yok ettiğini düşünüyordu. Bu nedenle en ideal artan loş bir ortam diye düşünüyordu.

Leonardo’nun diğer bir özelliği ise portre arkasındaki fon çalışmalarını her zaman kendi doğal gücüyle tasarlamasıydı. Kendinden önceki dönemlerde ise portre arkasında kır, kasaba, doğada bulunan nesneler çizilmiştir.

Leonardo’nun getirdiği diğer bir yenilik ise resmin ışık unsurunun kazanmasıdır. Kendinden önceki sanatçıları resim yüzeyini her yönden gelen bir ışığa göre biçimlendirirlerdi. Oysa Leonardo, bir hareketi karşı bir hareketle dengelediği gibi ışıklı görünecek yeri gölge bir yerin yanına getirerek ışık unsurunu çok güzel eserlerine yansıtmıştır.

Leonardo Do Vinci’den günümüze pek fazla eser kalmamıştır. Bunun nedenlerine baktığımızda çok yönlü olan sanatçının eserlerinin birçoğunu tamamlayamaması yani başladığı bir resmi bitirmeden diğerine geçmesi ve resimlerinde kendi bulduğu boya malzemelerini kullanması, resimdeki boyaların zaman içinde dökülmesine neden olmuştur. Günümüze ulaşan eserlere baktığımızda:

Mona Lisa Floransa’lı Francesco del Giocendo’nun karısıdır. Leonardo bu eserinde yaklaşık dört yıl çalışmasına rağmen eserin son şeklini veremediğini belirtmiştir. Leonardo bu eserini çalışırken atölyesinde devamlı müzik dinler ve modeline şiir okuyup şarkı söylendi. Böylece modelin yüzündeki ayı ifadeyi sürdürmeye çalışırdı. Portrede modelin gözler ve dudaklardaki tebessümü ilgi uyandırmaktadır. Mona Lisa eserde süssüz bir elbise giymiş, arkasında bir kayalık arazi görünüyor. Mona Lisa’daki tebessüm, Evliya Anna’nın dudaklarında hatta kayalıklarda Meryem adlı eserinde de bu tebessüm görülür. Bu da Leonardo’nun kendine özgü bir tebessüm mü yarattığı sorularını akla getirir

1495 yılında Milano’da Sto.Mario delle Grazje kilisesine yaptığı bu eser klasiğin en önemli eseri olarak kabul edilmiştir. Yatay bir pano olarak düzenlenen eserde, İsa tablonun tam merkezine ve kaçış noktasının bulunduğu yere oturtulmuş ve iki tarafına da havarileri altışar altışar iki grup halinde yerleştirilmişlerdir. Konu ise İsa’nın “içinizden biri bana ihanet edecek” sözüne dayanmaktadır. O döneme kadar böylesine dramatik bir konu hiçbir eserde yer almamıştır. Leonardo’nun bu eseri fresko duvar suluboyası olarak değil kuru sıva üzerine yağlı tempero olarak boyandığından kısa zamanda bozulmuştur.

Meryem Ana Çocuk İsa ve Azize Anna eserinde Leonardo resim sanatına bir yenilik daha katmıştır. Burada Meryem, annesi Anna’nın kucağında oturur şeklinde göstermiştir. Anna dik oturmaktadır. Meryem ise kollarının altında tuttuğu İsa’ya doğru sağ tarafa eğilmiştir. Bu harekete rağmen üç figürde piramidal bir kompozisyon şeklinde meydana gelmiştir. Bu da klasik üslubun uygulandığını ve denge için sanatçının figürleri topladığını gösteriyor Leonardo’nun kendi kaleminden çıkan portresinde o tarihte altmış yaşında olan Leonardo’nun kaygılı yüzünü yansıtır 

“Feronjeli Kadın” hüzünlü bakışıyla bu güzel portre Leonardo’nun şaheserlerinden sayılır

Kayıklı Meryem Ana , Münecimlerin Tapınması, Ledo ve kuğu gibi eserlerinin yanında anatomi çalışmalarında vardır

Bunların başında Rafael ve Leonardo Da Vinci gelir. Bu sanatçılar arasında keskin ancak hoşça bir rekabet vardır. Anlatılan bir öyküye göre, sanatçının rakiplerinden Rafael ve Bramante, işbirliği

 

Not: Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, Resim,Tablo, kaligrafi, Fotoğraf, minyatür, hat ve  benzeri çalışma  ve araştırmalarınızı, sitemize üye olarak ,  bize başvurarak ESA'da paylaşabilir, kendinizi ve ürünlerinizi tanıtabilirisiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com

Bu içeriğe henüz katkı yapılmamış

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış