MENÜ
ESA E- DERGİ
DUYURULAR
SON 5 ÜYEMİZ
BEĞENİLENLER
Günün Şiiri: Haftanın Şiiri: Ayın Şiiri: Günün Yazısı: Haftanın Yazısı: Ayın Yazısı:
SÜPREMATİZM:
Ekleyen : Adem , 22 Ağustos 2016 Pazartesi Beğen

malevich kasimir four squares 1915 3500627


SÜPREMATİZM
:



Süprematizm, 1915 yılından sonra şekillenmeye başlayan soyut geometriciliği benimseyen resim anlayışını ifade eden  bir terimdir. Kazimir Maleviç kendi geometrik soyutlamasını ifade etmek için bu terimi kullanmış ve daah sonra bu tarz çalışmlara yapan sanatçıların ürünlerini işaret eden bir terim olarak yaygınlaşmıştır.

19. yüzyılda fotoğrafın bulunmasıyla ressamın ve heykelcinin doğadaki herhangi bir şeyi birebir aktarması işlevinin sonunu getirmiş, ressamlar ve heykelciler kendi sanatları için yeni  çıkış ve uygulama arayışlarına girmişlerdi. Bu arayışlar  sanatçıları nesnel objeleri nesnel bir şekilde betimlemek amacından farklı arayışlar bulunması çabalarına itiyordu. Süprematizm gibi diğer sanat akımları bu yüzden 19 yy dan itibaren canlanmaya ve türemeye başlamıştı.

"19. yüzyılın ortalarından itibaren art arda görülen Romantizm, Sembolizm, Empresyonizm, Post-Empresyonizm, 20. yüzyıl başlarındaki Ekspresyonizm, Kübizm, Dadaizm vb. gibi akımlarla sanat artık eskisi gibi görünenlerin tasviri olmaktan çıkar. Bilimsel ve teknolojik gelişmeler, hareketlilik, hız, zaman ve mesafe kavrayışı sonucu sanatçının da görevi değişir. " (1) Sanatçılar artık özgür aryışlar içine girmiye başlıyorlar akademik öğretilerin yararını görmüyorlardı. Sanatın amacı artık klasik resim ve heykel sanatına uygun eserler vermek ve bunun için oluşan akademik öğretileri ve kurallarını öğrenmek değildir. Klasik akademik öğretilerin yeni bakış açılarıyla oluşan sanat akımlarına uygun eserlerin üretiminde bir yararı olmayacaktı. 19 yy dan sonra sanatçılar  fotografın çekemeyeceği arayışlar keşfederek, bu yöntemlere oluşan  ürünler üretmenin yollarını arayan kişiler olmuşlardı.

"Endüstriyel ortamda iç dünyalarına yönelerek önce biçimi geri planda bırakıp renklerle kendi psikolojilerini daha sonra da nesneyi parçalayıp çeşitli açılardan görünüşlerini verirler. Parçalar birbirinden uzaklaşırken hacimsellik niteliği dağılır, tanınabilirliği kalmaz ve yeni resim öğeleri ile sanata da yenilik gelir. Dış dünya ile resim arasında bir ilişki kurulur. Endüstri ürünleri tuval üzerinde kolaj tekniğiyle geometrik düzenlemeler içinde kullanılırken gerçekteki fonksiyonunu yitirir. Nesne hem boyanır hem de yapıştırılarak kendi görüntüsünün yerini alır. Sanatçılar nesnelerin görünüşlerinin ötesinde enerjilerinin, hızlarının, kuvvetlerinin ve etkilerinin de olduğunu ama görüntü biçimlerinin bunları yansıtamadığını düşünürler " (1)

Avangard bir Rus Ressamı olan Kasimir Maleviç 1913'te kübizmin ışığında sanatı objeye bağlı görüşten kurtarmaya çalışmış ve  bunu da  yapmıştır. Maleviç, soyut resimde bulunan bütün ekspresyonist ve hikâyeci öğelerin ortadan kaldırılmasını ve mutlak saf biçimlerin, basit uyumların kurulmasında kullanılmasını öneren  bir resim tarzı geliştirmiş bazı ressamların da bu görüşe uygun eserler vermeye başlaması ile Süprematizm bir sanat anlayışı olarak belirmiştir.

Süprematizm, Rus ressam Kasimir Malevich’in (1878-1935) 1913 ile 1915 yılları arasında tasarladığı bir saf geometrik soyutlama sanatıydı. Malevich önceden neo-ilkel ve kübofütürist üslupla çalışırken Mikhail Larionov’la Natalia Goncharova da bu anlayışa uygun esereler vererek bu çıkışın içinde yer almaya başladılar. Süprematizm 1913’te  daha da radikal bir konuma geçmişti.  Kasimir Malevich’in “1913’te sanatı temsili dünyanın safrasından kurtarmak için umutsuzca çaba harcarken, kare şekline sığındım.” diyerek bu anlayışın hareket noktasını belirlemiş oluyordu.

 
Geometrik şekiller ve özellikle kare, Malevich’in gözünde görünümler dünyasından daha büyük bir dünyanın üstünlüğünü simgelemekteydi.  "Kare önemli bir biçimdİ: objektif bir formdur, sıcaklık soğukluk dengededir. Simetri imkanı, düşey, yatay ve diyagonal eksenleri vardır. Döndürülebilir, köşelerine daire çizilebilir. Merkezden uzak olan köşeleri uzatılabiliyordu" (1)   " Malevich bir Hıristiyan mistiğiydi ve yurttaşı Vasily Kandinsky gibi sanatın yapılması ve alımlanmasının, siyasal, faydacı ya da toplumsal amaçlarla ilgili düşüncelerden kurtulmuş, bağımsız bir tinsel faaliyet olduğuna inanıyordu; bu mistik ‘his’ ya da ‘seziş’ (insani duygulara karşıt olarak) en iyi, resmin temel bileşenleriyle -saflaşmış form ve renk- yansıtılabilirdi." (2)

Nesneler dünyası, Malevich'e göre insan tasarısının bir ürünüdür. İnsanın kendi çıkarı için tasarlamış olduğu bir dünyadır, kendi deyimiyle "yemlik" olarak tasarlanan bir dünyadır.

Maleviç, nesneler dünyasından kurtuluşun sembolünü "Sıfır-Biçim" de ve karede görüyordu. Maleviç, "Sanatı nesneler dünyasının yükünden kurtarabilmenin çaresizliği içinde kare biçimine sığındım" diyerek ifade ettiği bu düşünce ve  "Sıfır-Biçim"le  anlatmaya çalıştığı şey yalnız sanat  değil, insanlık için de kurtuluş sembolüydü.

"Sıfır-Biçim" insanlık tarihinde nesnelerin, mal ve mülk hırsının yok olacağı yeni bir çağın, her türlü çıkarın, bencilliğin ötesinde insanlara mutluluk getirecek olan bir çağın habercisiydi. Bu çağa Malevich "Suprematizm - Nesnesiz Dünya" çağı diyor. Suprematizm çağında insanlar, yaşam kavgası içinde boğuşmayacak, yüksek değerler gerçekleşecek, eşitlik, kardeşlik ve barış içinde mutluluğa kavuşacaklardı. (3)

"Figürden tamamen kurtulan Malevich’in birliğin prensibi ve evrenin strüktürü olan karesi soyuttur ve hiçbir şeye hizmet etmez, amaçsızdır. 1915 yılında beyaz zemin üzerine Siyah Kare'sini sergilediğinde eleştirmenlerin ve halkın görmeye alıştıkları, hoşlandıkları her şey kaybolur ve hiçliğe dönüşür." (1) Malevich kendi manifestosunda siyah kareyi ‘formun sıfırı’, beyaz fonu ‘bu hissin arkasındaki boşluk’ olarak nitelemişti ve onu kendi amentüsünün bağlamına yerleştirmişti. (2)

"Malevich, nesneler dünyasının hiçlik içinde yok olması gerektiğine inanır. "Sıfır-Biçim" bu inancın bir sembolüydü. Bu yapıt herhangi bir nesneyi göstermiyordu, bir şeyi anlatmıyordu. Yalnız nesnelerden değil, onların uyandıracağı duygular, çağrışımlar ve her türlü "ruhsal titreşim"lerden arınmış olan biçimdi. Malevich'in sözüyle bu resim “Susan Hiçliğin Sembolü” idi. " (3)


Bu kanıt suprematik (kusursuz) bir gerçekliğin var olduğu kanıtıdır. Bu gerçeklik ilk kez sanatçının karesinde “beyaz bir düzlem üzerindeki siyah kare”sinde bir kanıt elde eder. Bu resim geometrik soyut bir varlığı ifade eder. Bu soyut-somut varlık, doğaya karşı evrendeki dengeyi sağlayan bir mutlaktır. Bu aynı zamanda resim için bir sıfır noktasıdır.

Ama bu nokta tümüyle yeni bir soyut resim anlayışını ortaya koyar. İfadeci ve tasvirci soyut expresyonizm kaybolur, kostruktivist olan egemenlik kazanır. Düzlem üzerinde kare, ‘yalnız içeriksizliğin’ simgesi spontan simgesi değil, o aynı zamanda mutlak bir resminde ilk yapı taşı olarak kendini gösterir.

Süprematizm çok geçmeden devrim öncesi Rusya’da geometrik soyutlamaya dayalı iki radikal sanat hareketinden biri olarak ortaya çıktı. Diğer hareketse, Malevich’in doğrudan karşısında yer alıp, sanatın bir toplumsal amaca hizmet etmesi gerektiğine inanan Vladimir Tatlin’in başını çektiği Konstrüktivizm’di. İki grup arasındaki ideolojik ayrılık güçlü iradeli iki lider arasında sıkı bir rekabet doğurmuştu ve Aralık 1915’teSt. Petersburg’da yapılan “Son Fütürist Resimler Sergisi: 0-10” başlıklı bir ortak sergide fiilen yumruk yumruğa kavgaya dönüştü. Bunun sonucunda iki grubun çalışmaları ayrı odalarda gösterilecekti. (2)

Süprematizm resim anlayışına sahip sanatçılar konstrüktivistler gibi sanatın faydacılığını savunmalarına rağmen onlardan ayrılan ferdiyetçi bir tavır benimsemişlerdi. Sanatçının bir mühendis ve bilim adamı olması fikrine karşı çıkarak hür bir sanatçı tipi oluşturmayı hedeflediler.  Açı, çember, dikdörtgen ve haç biçimlerini kullanarak bu anlayışa uygun resimler yapmaya başladılar.

14 sanatçının 150’yi aşkın eserinin gösterildiği sergi zaferle sonuçlandı. Süprematist resmin, Malevich’in süprematizmi açıklayıp onun yazarı olduğunu iddia ettiği “Kübizm ve Fütürizmden Süprematizme: Resimde Yeni Gerçekçilik” kitapçığı dahil olarak manifestolar ve broşürler eşliğinde halkın önüne ilk çıkışıydı bu. Ünlü Black Square (1915civarı) çok ciddi eleştirel tartışmalara konu olmuştu.  (2)

"Suprematizm’de formlar doğayı çağrıştırmaz. Nesnelerin tanıdık görünümleri dikkate alınmaz. Hareket fikrinden türeyen tüm sebeplerin amacı açığa vurulur. Dinamizm, devinim, değişkenlik modern hayata hükmeder. Malevich de resimlerinde bu değişen durumları simgeler. Tasarladığı dünyaya ulaşmak için soyuta yönelir. Görsel biçim vermek istediği gerçeklik sınırsız bir uzayın ve madde ötesi bir dünyanın yansımasıdır. Saf soyut sanatçının ana temasının kesin bir biçimi yoktur." (1)

Kuşağının diğer sanatçıları gibi Malevich de sanatın seslerdeki duyguları, bilimsel başarıların ruhunu ve kendisinin “sonsuzluğu duymak” dediği şeyi ifade etme gücüne inanmaktaydı. Malevich’in bilinçaltına doğrudan hitap edebilecek bir resimsel dil arayışı 1917-1918 tarihli White on White serisinde doruğuna çıkmıştı. Beyaz karelerden oluşan ve beyaz bir fona hafifçe yedirilmiş bu son derece indirgemeci seriyi şu açıklamayla tanıtmıştı:(2)

    “Renk sınırlarının mavi gölgesini yıkıp beyaza çıktım. Arkamda pilot yoldaşlar beyazlık içinde yüzüyorlar. Böylece bir süprematizm semaforu kurdum. Yüzün!” (2)

Süprematizm kendisine pek çok takipçi bulmuştu: Luibov Papova (1889-1924), Olga Rozanova (1886-1918), Nadezhda Udabovova (1886-1961), Ivan Puni (1894-1956), Kseniya Bogodavaskaya (1882-1972). 1917 Ekim Devrimi’nin ardından Malevich sanatın faydalı bir amaca hizmet etmesi gerektiği fikrine karşı koymasına rağmen, süprematizm gelişip serpildi. (2)  Süprematizmin Batı Avrupa sanatında önemli bir atılım olarak görülmesinin esas nedeni onun getirmiş olduğu estetik sistemler değil, bir kültür felsefesi olarak varlık kavrayışına kattığı boyutlardı. (3)


Kaynak: 

 
  1. Nalan Yılmaz, Kasimir Malevich ve Suprematizm, http://lebriz.com/pages/lsd.aspx?lang=TR&sectionID=
  2. http://www.msxlabs.org/forum/sanat/238686-sanat-akimlari-suprematizm.html#ixzz1zuJiPA5I
  3. ALEKSANDER RODÇENKO / SÜPREMATİZM (NESNESİZ DÜNYA), Çeviri,Pınar ÜMMETOĞLU, Anafilya dergisi, 2007,Ekim Dergisi - Sayı:76

 


 

 

Not: Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, Resim,Tablo, kaligrafi, ebru, Fotoğraf, minyatür, hat, sedef, el işi, oya, bezeme, Telkari, kazaziye  benzeri çalışma  ve araştırmalarınızı, sitemize üye olarak ,  bize başvurarak ESA'da paylaşarak kültürümüze katkıda bulunabilir, kendinizi ve ürünlerinizi tanıtabilirisiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...