Geleneksel Türk Ebru Sanatı


20.8.2016
 
Geleneksel Türk Ebru Sanatı
 
 
Suyun üzerinde 1-Toprak boyaları yüzdürüp, 2-Onlara form kazandırmak ve 3-Kâğıda aksettirmekten ibarettir. Geleneksel olma özelliğini bu 3 maddeden almaktadır. Eğer yoğunlaştırılmış su üzerinde yapılmıyorsa, boyalara bir form verilemiyorsa ve kâğıt üzerine aksettirilmiyor da başka materyaller üzerine çalışılıyorsa bu yapılan sanat EBRU: Sanatı olmakla beraber "Geleneksel Türk Ebrusu" değildir.  Boyalara form verilebilir (suyun üstünde çalışılabilir) özelliği olmak ve kâğıda alınmak şarttır. Son zamanlarda yapılan çeşitli Ebru tartışmalarının önüne geçebilmek için   Ebru Sanatı ile Geleneksel Türk Ebrusunu ayırmak gerekir.  Çünkü yapılan eleştiriler kırıcı olmakta ve  Ebrusanatının evrenselliğini ve sonsuzluğuna halel getirmektedir. Bir kısım Ebru üstadı, Ebru sanatı ile nam yapmış ve kendini kabul ettirmiş diğer bir Ebru Üstadını kabul etmemekte ve haksız bir şekilde
eleştirmektedir. Ebru sanatçıları arasındaki bu atışmalar Ebru Sanatını yeni tanıyanları ve heveslilerini şaşkınlığa ve bir gruplaşmaya  sevk etmektedir. Aslında konu açıktır. Ebru Sanatının yeniden tanımlanması gerekmektedir. Özellikle "Geleneksel Türk  Ebru Sanatı"nın sınırları açıkça belirlenmeli ve eser isimlendirmeleri, tartışmalar  ve eleştiriler buna göre yapılmalıdır. Çok saygıdeğer Geleneksel Türk Ebru Sanatı ustaları; aslında sonsuzluk içeren Geleneksel Türk Ebru Sanatında kendilerini maalesef ki kısır (yani sadece çiçek, battal ve hatip ebruları yapabilme)  döngüde  hissedip gelişim bir açılım aramaktadırlar.  Boyaları suyun üstünde yüzdürmek, form oluşturmak ve kağıda aksettirmek ilkelerinden ödün veremeyecekleri için aradıkları gelişim ve açılımı akkase ebrularda aramaktadırlar. Halbuki Sınırsızlık içeren Geleneksel Türk Ebru Sanatı gelişimi ve açılımı içinde gizlemektedir. Mustafa Düzgünman 'dan sonra Alpaslan Babaoğlu  'nun çiçekli ebru formlarında muntazamlığı yakalaması hatipteki simetriyi sağlaması muazazam bir genişlemedir. Lale, karanfil menekşe ve gelincik ebrularında görselliğe önem vererek yaprak ve çiçek formlarını muntazam ölçülerde yapabilmesi bir devrimdir. 'Yılmaz Eneş'in eşsiz güzellikteki gül ve karanfil ebruları yeni bir tarz ve yeni gelişimdir.
 
Ayrıca yeni çiçek ve lale denemeleri gelişim ve açılıma iyi birer örnektir. Sadreddin Özçimi'nin çiçek ve hatip ebrularındaki muntazamlığının yanı sıra; menekşe demetinden düşen bir adet menekşe formu bir zeka bir ilham mucizesidir. Ayrıca Mahmut Peşteli'nin form ve renklerdeki başarısıda bir gelişim ve açılım olarak algılanmalıdır.  Hem formları gerektiği gibi hakkını vererek oluşturmakta hemde renklerin canlılığını ve uyumunu kaybetmemektedir. Ali Saraç 'ın geniş yapraklı tek lale çalışması gerçeğine uygun görünümde çiçek çalışılması açısından özgün bir eserdir ve gelişim olarak kabul edilmelidir. Aslında bu çalışmalar her sanatçının bir bestesi olarakda algılanmalıdır. Her ne kadar birbirinin benzerleri gibi de görünse ayırd edilebilir derecede birbirinden farklıdır. Hatta altındaki imza görünmeden hangi sanatçının olduğu bile ay ve gün gibi belli olmaktadır. Bu nedenle bunlar birer bestedir.   Geleneksel  TÜRK EBRU SANATInın gelişim ve açılımlarıdır. Bir kısım sanatçıda yapılan bu gelişim ve açılımları yani besteleri icra etmektedirler, bir benzerlerini keni yorumlarınca çalışmaktadırlar. Bu tür açılımlar ve gelişimler dururken yeni beste yapma sınırsızlığı EBRU SANATIının içinde gizliyken; akkase çalışmalarda gelişim ve açılım aramak hafif kalmıyormu sizce..? Çünkü akkase ebruda uzmanlığın birincisi kat'ı sanatındadır. Yani kat'ı sanatı kullanılarak kalıp oluşturmak, bu kalıbı ebru yapılacak kağıda tekrar ayrılabilir özellikte yapıştırmak ve sadece battal ebrularla iki veya daha fazla renklerde ebru oluşturmak olan Akkase Ebru'da ustalık; boyaları yüzdürüp form oluşturmada değil kalıbı hazırlayıp yönetmektedir. Bu nedenle her ne kadar Geleneksel Türk Ebrusu içinde bir tarz  olarak kabul edilsede Geleneksel Türk Ebru Sanatı'na bir gelişim ve açılım sağladığı söylenmemeli, Ebru sanatında bir çığır açtığı ifade edilmemelidir.  Bu tür çalışmaların  kendi içinde gelişim sağladığı ifade edilmelidir. Yani "Akkase ebruda devrim yaptı ", "Akkase Ebru çalışmalarında çığır açtı" şeklinde değerlendirilmelidir. Her ne kadar bende başarılı akkase çalışmalara imza atmış olsamda Akkase ebrularla yapılan çalışmalar Geleneksel Türk Ebru Sanatı adına bir gelişim ifade etmez. Ancak Akkase çalışmalar adına bir teknik gelişmesi olarak değerlendirilebilir. Bazı Geleneksel Türk Ebru Sanatı ustaları ebru sanatında ilk sıralarda yer almanın ağırlığından ve sorumluluğundan olsa gerek; bir gelişim ve değişim yarışı içinde olup, adlarını tarihe yazdırma düşüncesi ile hareket etmektedirler.
 
Aslında zaten Geleneksel Türk Ebru Sanatı ntarihinine adları altın harflerle yazılacak olan ustalarımız Akkase tekniklerinin geliştirerek yaptığı çalışmaları minyatür sanatının canlı ve renkli katkıları ile de süsleyerek güzel eserler üretmektedirler. Ancak "Ebru ile;  her ne yapılabiliyorsa yapabilmek" yeteneği ve ustalığı gelişim, değişim, açılım veya çığır açmak olarak değerlendirilmemeli. Bu tür değerlendirmeler sanatçının kendi kitabında veya  ropartajında belirtilince "Hoca verir telkini, kendi yutar salkımı" şeklinde algılanmaktadır. Geleneksel Türk Ebru Sanatı hakkında ve geleneksellikten ayrılmamam konusunda söylemedik söz bırakmayıp, kendi çalışmalarını Ebru Sanatımızın gelişimi olarak kabul etmek bencillik değilde nedir.? Ayrıca kendi kendine "ebrucu" bile diyemeyecek kadar mütevazi olan bir Üstadın Sanatta çığır açmak şeklindeki haberlerin yazılmasına izin vermesine ne demeli..? Siz kendinize ebrucu diyemiyorsanız yeni nesil kendini nasıl tanımlayacak.. Bence ne bu kadar mütevazi olun, nede çalışmalarınızı Ebru sanatında gelişim olarak değerlendirin
 
ALINTI:  https://www.turkebru.com/

 
Not: Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, Resim,Tablo, kaligrafi, Fotoğraf, minyatür, hat ve  benzeri çalışma  ve araştırmalarınızı, sitemize üye olarak ,  bize başvurarak ESA'da paylaşabilir, kendinizi ve ürünlerinizi tanıtabilirsiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com
Bu içeriğe henüz katkı yapılmamış

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış