Kültürümüzde Nalın ve Takunya


20.8.2016

 

         

 

Kültürümüzde Nalın ve Takunya

 

Büyük Larousse’da takunya (nalın) tabanı tek parça tahtadan yapılan ve üstünde ayağa geçirilen deri bir tasması bulunan ayakkabı olarak tarif ediliyor. Aynıkaynakta bu takunyaları yapana da “takunyacı ustası” dendiği belirtiliyor.[1]  Hamam içinde giyilen bir tür ağaç tabanlı terlik. Ceviz, dut ve meşe gibi suya ve aşınmaya dayanıklı ağaçlardan yapılarak ayakkabı niyetine giyilen veya hamam, banyo gibi ıslak zeminlerde giyilen üstü atkılı, yüksek ve ağaç tabanlı ayakkabı olarak tarif edenler vardır. Ömer Asım Aksoy’a göre takunya, altı tahta olan ayakkabıdır.

Takunya daha çok hamam, cami şadırvanı, gibi zeminleri ıslak ve kaygan olan alanlarda kullanılmak için yapılmaktadır. .Köselenin su geçirgenlik özelliğinin de olması veya diğer ayakkabı türlerinin ıslak zeminlerde kayma tehlikesini taşımasından dolayı tabakhanelerde, camilerin abdest alınan yerlerinde ve hamamlarda kösele tabanlı ayakkabılar kullanılamazdı. Ahşap ayakkabılar buna benzer ihtiyaçlardan doğmuştur.

Takunyanın asıl malzemesi ceviz, gürgen, çınar, şimşir ve dut ağacıdır. Gürgen hem ucuz hem de bol bulunan bir ağaç olduğundan takunya yapımında tercih edilir. Bunların içerisinde en makbul olanı ise şüphesiz şimşir veya abanoz ağacından yapılmış olanlardır.

Nalın ve takunya eskiden çok daha sık kullanılan bir eşya idi. Takunya talebinin fazla olduğu dönemlerde,   her şehirde birçok takunya ustasının olduğunu tahmin etmek zor değildir.   Takunyalar ceviz, dut ve meşe gibi suya ve aşınmaya dayanıklı ağaçlardan yapılır, üzerine ayağı tutması için bir kösele çakılırdı.  Ayakkabı niyetine giyilen veya hamam, banyo gibi ıslak zeminlerde giyilen üstü atkılı, yüksek tabanlı ayakkabılara nalın, takunya denir bunları yapan ustalara da, nalıncı ustası, habbapçı veya takunyacı adları verilirdi.   “Nalın, lastik ve plastiğin henüz üretime girmediği zamanlarda gözde giyeceklerdendi. Sedef kakmalısı ve gümüş işlemelisinin yanı sıra halhallı olanı da vardı. Bazılarının üzerine gül, çiçek ve sevimli hayvan motifleri de yapılırdı. “[2]

Nalıncı keseri, testere, törpü, nalıncı çivisi, makas, köşker bıçağı, kösele, deri, vernik ve ağaç boyası nalın yapımında kullanılan araç ve malzemelerdi.

 

NALINNASILYAPILIR?

 

Nalın yapılacak ağaçlar hızarlarda biçilir. Hızara götürülen kerestelerin kuru olması gerekmektedir. Kerestelerin bir çift nalın (ayak numarasına göre) çıkacak şekilde boylamaları yapılır. Bir çift nalının et kalınlığı ne kadar olacaksa yükseklikte ve kalınlıkta keresteler boylanır. Sonra dikdörtgen prizma şeklinde kesilen keresteler ortalarından kesilerek ikiye ayrılırlar. Bu işlemle her tek“nalın”ın aynı dokulu (ağacın kendine has damarı vardır) çıkışı sağlanır. Hızarın olmadığı dönemlerde bütün bu işlemler tümüyle “nalıncı keseri” ile yapılırdı. Eski nalıncılar elde nalıncı keseri, sert ağaç parçalarını tek tek yontarak takunya ve nalınları yaparlardı.  Nalıncı keserlerinin sapı ile keskin ağzı arasındaki açı normal keserlere göre daha dar, sapları daha uzun olurdu. Ağaç tamamen bu keserle şekillendirilip yontulurdu. “Oturdukları yerde önlerindeki kütük üzerinde çalışır, ‘Nalıncı keseri gibi hep kendine yontar’ deyimine konu olacak şekilde kucakları yonga ile dolardı. Sonraki yıllarda, elektrikli bıçkı makinelerinin devreye girmesi ile kısmen şekillendirilmiş nalınları keserle rötuşlar oldular.[3] Nalının ahşap tabanı üzerine çakılan ve yağa geçmesini sağlayan tasması lastik icat olmadan önceleri  köseleden yapılırdı. Lastik icat olduktan sonra oto dış lastiği parçalarından karabaşlı nalıncı çivisi ile çakılarak yapılmaya başlanmıştı.

Takunya ve nalın sadece hama ve camilerde giyilen bir ayakkabı olarak üretilmezdi. Geçmiş zamanların Türk adetleri içinde takunya ve nalın bir çeyiz eşyası gelin kızların çeyiz sandıklarında bulunan aksesuarlardan birisiydi. Geleneklerimizde genç kızlar, gelinler, erkekler, çocuklar ve kadınlar için ayrı ayrı türlerde takunyalar ve nalınlar yapıldığı bilinmekte ve görülmektedir. Kadınlar, genç kızlar ve gelin kızlar için takunyaların ayrı biçim ve modellerde üretildiği aşikârdır. Bu nalınların daha ziyade hediye amaçlı üretildiği yaşa ve konuma göre giyildiği bellidir. “Nakışları hafif olan nalınlar evlenme çağındaki kızlara hediye edilirken, ağır işlemeli olanlar nişanlı kızlara,  işlemeleri çok ağır olanlar ise yeni gelinlere layık görülürmüş.” Genç kızlar ve gelinler için yapılan nalınlar yarı bir zarafet ve incelik taşırlardı. Bunların hem biçimleri, hem de süslemeleri, çok farklı oluyordu.   “Düz, yakma, oymalı, işlemeli nalınlar dışında çeyiz nalını denilen nakışlı, sedef kakmalı, gümüş kaplamalı nalınlar da yapılır, çeyiz tepsilerine konulurdu. Gelin hamamlarında hanımlar havlu, peştamal, hamam tası ve nalınları ile sınıf ve servet farklılıklarını teşhir ederlerdi.”[4]

Nalınlar çeyiz sandıklarının süsü ve gelinin gelinlik eşyalarından birisi olarak çeyiz sandıklarının içinde gelinle birlikte yeni evlerine gelirdi. Bu takunyaların özelliği gelinin ailesinin ekonomik durumuna göre değişirdi. Zengin evinden çıkan gelinlerin çeyizlerine konulan takunya ve nalınlar, yerine göre, şimşir veya abanoz ağacından yapılan hatta üzeri desenlerle süslenmiş, dövmeli yakmalı, işlemeli hatta ve hatta sedef kaplamalı takunyalar bile olabilirdi.

Sonraları hızarlarda belli kalıplarda kesilen ağaçlar yine nalıncı keseri i le rötuşlanarak takunya haline getirilirdi. Takunyacılık önceki yüzyılların gözde mesleklerinden birisi olarak hala da önemini korumayı sürdürmektedir.  Takunya giyme geleneği günümüzde de devam etmekte, cami, hamam ve tabakhanelerde hala da takunya giyilmektedir.

Takunyalar, eskiden sadece, hamam, tabakhane, abdesthane ve şadırvan kenarlarında kullanılmak için yapılmazdı. “Evlerin taşlıkları, avluları, kapı önleri takunya giyilerek yıkanır, helâ taşlarının üzerinde bir çift takunya devamlı durur, buralara terlikle basılmazdı. Süthane, tabakhane gibi ıslak zeminde çalışanlar da nalın kullanırdı. “
KAYNAKÇA
 

  • [1] M. Ali Diyarbekirlioğlu, Nalıncılık Takunyacılık, https://xn--diyarbakrlolu-62b0yc.com/nalincilik-takunyacilik/
  • [2] https://www.adilcevaz13.com/nalincilik--916h.htm
  • [3] https://www.erzurumhabergazetesi.com/39315-nalincilik-tarih-oldu
  • [4] https://www.erzurumhabergazetesi.com/39315-nalincilik-tarih-oldu

 

Not: Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, Resim,Tablo, kaligrafi, Fotoğraf, minyatür, hat ve  benzeri çalışma  ve araştırmalarınızı, sitemize üye olarak ,  bize başvurarak ESA'da paylaşabilir, kendinizi ve ürünlerinizi tanıtabilirsiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com

 
Bu içeriğe henüz katkı yapılmamış

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış