Eebiyatımızda Memeleketçilik Hareketi

Ekleyen : ESA , 25 Ağustos 2016 Perşembe Beğen

Kuşkusuz Cumhuriyet’in ilânı, Türk tarihinde olduğu kadar edebiyat ve edebiyat tarihinde de başlı başına bir olaydır. Bundan dolayıdır ki, “Cumhuriyet”  kavramı, -edebiyat dışı bir kıstas olsa da-,  edebiyat tarihçileri ve incelemecileri tarafından bu devir edebiyatını ayrımda kullanılan bir kıstas kabul edilmiştir

Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatı, Divan edebiyatının terk edilmesinden sonra teşekkül eden Tanzimat, Serveti Fünun, Fecri Ati ve Millî Edebiyat adlarıyla anılan edebiyat tarzları vasıtasıyla oluşturulan zemin üzerine 1911 de başlayan Milli Edebiyat Hareketi Kurtuluş Savaşı esnasında girmeye başladığı yeni yoldan ilerlemeye devam etti. Türk Edebiyatı'nda hiçbir olay, Kurtuluş Savaşı kadar geniş yankılar uyandırmamıştı.  İstanbul merkezli edebiyatçılar bu savaşla ilk defa Anadolu’ya gitmeye köyleri tanımya, görmeye Anadolu’yu ve köyleri köylerdeki küçük şehirlerdeki insanları anlatmaya ihtiyaç duymaya başladılar. Savaşı kazanan Anadolu insanı onore etmek, onu tanımak ve tanıtmak, yoksul kimsesiz sahipsiz Anadolu ve halkının farkında olmak bu devrin genel modası ve edebi ihtiyacı haline gelmişti.

İstanbul’dan kaçarak milli mücadeleye kaçan aydınlar Anadolu’yu artık İstanbul’dan değil kendi içinden görmeye başlamıştı. Başkentin Ankara'ya taşınması idareye ve hükümete yakın olmaya çalışan ediplerin Ankara ya gelmesine olanak vermiş ve Anadolu'ya verilen değerin genç hükümetle artması ile Anadolu konusu moda olmaya başlamıştı.  Sanatçılarımız Anadolu'ya yönelmiş Cumhuriyetin ilk yıllarındaki genç sanatçılar "Memleketçilik" adını verdikleri sanat anlayışında birleşmiştir. Anadolu kültürü, yeni oluşumların. amaçların ve değerlerin filizlenmesiyle başlayan yeni bir edebiyatın kaynağı olmuştu.

Dildeki sadeleşme hareketi artık yerleşmişti. Aruz bırakılarak hece kullanılmış, şiirde ve düz yazıda toplumun her kesiminden gelen sanatçılar sayesinde konular oldukça genişletilmiştir. Buna bağlı olarak mekânlar da çeşitlilik kazanmıştır. Anadolu’ya daha çok yer verilmiş, Roman ve hikâyelerde toplum sorunları,  gözleme dayanan bir gerçeklikle anlatılmıştır. Kurtuluş Savaşı ve bu dönemdeki toplum hayatı da konu edilmiştir. Tiyatro eserlerinde de millî konular işlenmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve tarihi gibi bu devir edebiyatı da Mustafa Kemal Atatürk ve onun gerçekleştirdiği inkılâplarıyla doğrudan bağlantılıdır. Bu nedenle, bu devir edebiyatı “Atatürk”ün sağlığı/ölümü bir kıstas kabul edilerek “Atatürk Devri Türk Edebiyatı” ve “Atatürk’ün Ölümünden Sonraki Devir Türk Edebiyatı” şeklinde iki kategoride ele alınmıştır

 

Kurtuluş Savaşı’nı destekleyen kalemlerin büyük çoğunluğu Cumhuriyet kurulduktan sonra devlet kademelerinde görev almış olan bu dönemde birer devlet memuruydu. Kurtuluş Savaşı sırasındaki “kahramanlık edebiyatı” Cumhuriyet’ ten sonra hemen  ”memleketçi edebiyat” a

dönüşmeye başlamıştı. Edebiyatımıza büyük kent insanının dışında. Anadolu insanının hayatı da konu olarak girmiştir. Bu dönemin eserlerinde halk, millet, memleket ve çağdaş uygarlık kavramlarıyla ilgili çeşitli düşünceler oldukça geniş yer tutar. Sanatçıların çoğu. Anadolu coğrafyasını insanıyla bir bütün olarak ele almış; Anadolu'nun doğal güzelliklerini, folklorunu ve sosyal hayatını edebi eserlere yansıtmışlardır. Kurtuluş Savaşı dolayısıyla kahramanlık ruhu egemen olmuş, savaş yılları sonrasında çekilen acılar, Anadolu halkının ve Anadolu'nun sahipsizliği, yoksulluğu, dağılan yakılan yıkılan Anadolu, öksüz yetim çocuklar, dul kadınlar, analar ve gelinler, savaştan bitap ve çaresiz çıkan şehir köy kasaba ve insanları vb memleketçi edebiyatın ana malzemeleri olmuştu.

Bu sayede ilk kez halkın arasına karışan, Anadolu’yu ve halkını yakından tanımaya başlayan aydınlar savaşın en büyük acısını çeken ve Cumhuriyeti kuran ve kurtaran Anadolu halkına vefa borcunu ödemem refleksiyle hareket ediyordu. Birden bire köy ve köylü de rağbet görmeye başlamıştı. Anadolu kültürünü ve köylüsünü tanıma refleksine doğru yönelen bu tutum Atatürk'ün " Köylü Milletin efendisidir." sözü ile veciz bir ifade bulurken Anadolu türküleri, hikâyeleri, romanları, şiirleri ve diğer yazıları yazılmaya başladı. Anadolu, foklloru, türküleri masalları, efsaneler, şiirleri, hikâyeleri birden bire revaçta olmaya başlamış, Halkevleri kurulmuş, âşıklar, ozanlar rağbet görmeye başlamıştı.  Cumhuriyetin ilanıyla, aydınlar kendilerini düşmandan kurtaran Anadolu halkını daha da iyi tanımak derdine düşmüşlerdi. Harıl harıl folklor, derlemeleri kültürel araştırmalar, halk edebiyatı, şiiri, kültürü, zevki, giysisi ile ilgi her şey inceleme konusu olmaya başlamıştı.

Şiirdeki Beş Hececiler hareketi de Milli Edebiyatın fikir yapısından hareketle Memleketçilik, Anadolu ve Türk Kültürü ideolojisinden hareketle yeni bir biçim ve içerik anlayışıyla Milli Edebiyatın yeni şekli olarak devam ediyordu.

Kurtuluş Savaşı sonuçlanıp, Cumhuriyet ilan edilince, Türk toplumu yeni bir yaşama başladı. İlkeleri Mustafa Kemal tarafından belirlenen bu dönemde toplum, çağdaş bir uluslaşma sürecine girdi. Edebiyat, Ankara çizgisinde resmi ideolojiyi benimseyerek gelişmeye başlamştı.

Eğitimin köylere kadar yayılması, dilin sadeleşmesi,  şekil bağlarının bir yana atılışı, uzun barış devrinin verdiği rahatlık, en aşırı fikirlerin ifadesine elverişli hürriyet ve demokrasi,  ... değerli, değersiz pek çok gence kendini tanıtma imkânı vermiştir.”Tanzimat’tan itibaren Batı’ya yöneliş hareketi bu devir edebiyatında daha da belirgin ve güçlü bir hale gelmiştir. Bu bağlamda oluşan veya oluşturulmak istenen yeni heyecan ve duyarlılıktan kaynaklanan bir idealizm bakış açısından gerek mevcut edebiyat ve gerekse o devir öncesi edebiyat, ilerleyen zaman sürecinde nesnel bir karaktere bürünse de daha çok öznel eleştirel bir tarzda ele alınmıştır. (1)

 

Anadoluculuk adını da verebileceğimiz “memleketçi edebiyat” Cumhuriyet’in ilk yıllarında da sürerek kesintisiz olark 1940 yılına kadar devam etti. Ayrıca dönemin büyük ozanları Yahya Kemal, Ahmet Haşim aruzla yazmakta direnseler de utku hecenindir. Ali Mümtaz Arolat, Necmettin Halil Onan, Ömer Bedrettin Uşaklı, Ahmet Hamdi Tanpınar, Necip Fazıl Kısakürek, Cahit Sıtkı Tarancı, Ahmet Muhip Dranas gibi ozanlar, değişik şiir anlayışlarına bağlanmakla birlikte heceyi sürdürürler. Bu ozanlardan yalnız Arolat’a, Onan’ı, Uşaklı’yı Hececilerle birlikte “memleketçi edebiyat”ın süreği sayabiliriz. Kemalettin Kamu da bu akım içinde ele alınabilir. Ama Tanpınar, Dıranas, Kısakürek, Tarancı gibi ozanlar bir akım içinde değil tek tek değerlendirilmelidirler. Necip Fazıl gizemciliğin, Tanpınar Yahya Kemal’in, Dıranas ile Tarancı Baudelaire’in ve simgecilerin etkisindedirler, ama kendilerine özgü bir şiiri geliştirirler.

Cumhuriyet Devri Türk Edebiyatı’nda değişik oranlarda bu tesirlere açık, büyük ölçüde öz kimliği kollayan şiir, hikâye, roman, tiyatro, deneme, anı,  makale, fıkra, gezi, röportaj, inceleme, eleştiri ve edebiyat tarihi alanında ürünler verilmiştir.Cumhuriyet dönemi edebiyatı ilk yıllarda kurtuluş savaşının süregelen boyutlarıyla, savaşın anıları ve yeni bir rejim olan Cumhuriyet idaresini savunan veya yeni idarenin yol açtığı sorunları dile getirmeye yöneldi. İnkılâplar ve toplumsal değişim sürecindeki sorunlar öğretici ve tahkiyeli eserlerin ana mevzuları 1923 ve 1940 yıllarının temel konuları olarak gözüküyordu. Memleketçilik akım denen süreçte şiir alanında Yedi Meşaleciler ve Beş Hececiler kendi anlayışlarına göre Memleketçilik anlayışlarını sürdürüyorlardı. Yazarlar Türkiye'nin gerçeklerine gittikçe genişleyen ölçüde eğilmeye başlamıştı. 

Mmeleketçilerin temel özelliklerini şu şekilde belirlemek mümkündür. "Edebiyatı İstanbul dışına çıkarmak; halkımızın ve tarihimizin gerçeklerini yansıtmak; yazı dili yerine konuşma dilinin zenginliği ve doğallığını kullanmak; milli edebiyatımızın geleneğinden yararlanarak cumhuriyet yönetiminin ilkelerini benimsemek."

1923'ten 1940'a kadar devam eden bu dönemde şair ve yazarları, eğilimleri ile eserlerinin biçimlerine ve içeriklerine göre dört gruba ayırarak ele almak mümkündür.

 

I. Daha çok Cumhuriyet öncesiyle ilgilenen, o dönemin çevresini ve insanlarını ele alanlar:  Abdülhak Şinasi Hisar, Yahya Kemal Bayatlı... Geçmişle ilgili gözlemler ve anılar ile kişi ve olayları anlatmayı sürdürenler: Ercüment Ekrem Talu. Hüseyin Rahmi Gürpınar, Halil Nihat Boztepe, Osman Cemal Kaygılı, Mithat Cemal Kuntay vb.

2. Toplumsal sorunlara eğilen yazar ve şairler: Bu gruptakiler ise geçmişten çok, yaşadıkları zamanı işleyen, toplumla ilgili sorunlara, gerçeklere, olaylara ilgi gösteren  sosoyal gerçekçilik akımına daha yakın duran sanatçılardır. Başlıcaları: Memduh Şevket Esendal, Sadri Ertem, Mahmut Yesari, Sabahattin Ali, İlhami Bekir, Vedat Nedim Tor, Bekir Sıtkı Kunt vb.

3. Geçmişten ve toplumdan çok kendi sorun özlem hayal ve amaçlarıyla  ilgilenen, geçmişe ve topluma bireysel ilişki, bireysel yaşantı gözüyle bakan, ya da  sadece aşk ve macera romanları yazan, çoğunlukla da kişisel yaşantıları yansıtan, kahramanlarını sosyal ve toplumsal çevrenin gerçeklerinden uzak tutan sanatçılar:  Muazzez Tahsin Berkant, Kerime Nadir, Mükerrem Kamil Su, Esat Mahmut Karakurt, Cahit Uçuk, Feride Celal vb.  Bu tip yazarlar aşk romanları yazarak önemli sayılabilecek bir okur kitlesi edinmiş olsalar da bu yazarlara  Piyasa romancıları adı da verilmiş olsa da,  bu romanlar, halka okuma sevgisi ve alışkanlığı kazandırmışlardır.

4.  Bireylerin ferdi sorunlarından çok, birey aracılığıyla toplumun gerçeklerini, özlemlerini yansıtan, Anadolu'yu sevme, onu tanıtma ve kalkındırma yolunda çaba harcayan ve bu yönde eserler veren ve Memleketçiler adıyla bilinen isimler de şunlardır: Ömer Bedrettin Uşaklı, Kemalettin Kamu, Halide Nusret Zorlutuna, Aka Gündüz, Ahmet Kutsi Tecer, Necmettin Halil Onan vb.

       1930’lara gelirken yeni bir yazın çığırı açmak girişimiyle karşılaşılır. Bu Milli Edebiyatçıların sığlıklarına, gerçekçilikten uzak memleketçiliklerine bir tepkidir.  Yedi meşalecilerin açtığı bu çığır memeleketçiliğe yeni boyut getirmeketedir. Sabri Esat Siyavuşgil, Ziya Osman Saba, Yaşar Nabi Nayır, Muammer Lütfi, Vasfi Mahir Kocatürk, Cevdet Kudret, Kenan Hulusi Koray. Ortak bir kitap çıkararak (Yedi Meşale, 1928) Hececilerin elinde tıkanan Türk şiirini yeni ufuklara açmaktır amaçları: “Yazılarımızı müşterek neşretmemizin sebebi, memleketimizde son edebi cereyanları gösterecek toplu bir eser vücuda getirmek arzusudur (…). Yazılarımızda ne dünün mızmız ve soluk hislerini, ne son zamanların renksiz ve dar Ayşe, Fatma terennümünü bulacaksınız. Biz her şeyden evvel duygularımızı başkalarının manevi yardımına muhtaç kalmadan ifade etmeye çalıştık.” (Yedi Meşale’nin önsözünden).

       Ama tıpkı, Edebiyat-ı Cedide’ye karşı çıkıp Edebiyat-ı Cedide’nin kanatları altına sığınan Fecr-i Aticiler gibi, Yedi Meşaleciler de Yusuf Ziya Ortaç’ın Meşale dergisine sığınırlar. “Canlılık, samimiyet ve daima yenilik” sözcükleriyle özetledikleri girişimleri, temelde bu üç ilkeden de yoksundur.

Bu dönemdeki Türk edebiyatçılarıın tamamaının katıkısız bir memeleketçilik anlayışına yaöneldiklerini söylemek biraz zordur.   Bu dönem sanatçıları daha öncekilere  göre, siyâsî ve sosyal maksatlı ideolojilere (Osmanlıcılık, İslâmcılık, Turancılık) gibi siyasi konulara daha çok yer vermiştir.  Daha önceki devirlerde olduğu gibi, bu devirde de, konular başlıca iki grupta toplanır:  1.Şair ve yazarların şahsî duygu ve hayalleri ile beslenenler,  2.Sosyal ve siyâsî olayları yazarak halk yararaına sanat yapanlar.  ikinci grupta toplanan  şâir ve yazarların da zaman zaman yalnız kendi duygu ve hayallerini dile  getirdikleri dikkate alınırsa, birinci gruptaki konular üzerinde durulduğu anlaşılır...”

 

Bu devir edebiyatının başlıca özelliği ‘yenilik’tir. “Sanat ve edebiyat sahası daha çok göze çarpıcı ‘yenilikler’ ile  doludur.” Gelenekçi edebiyattan kopmaya çalışan hatta kopan edebiyatçılar dünyadaki bütün yeni akımları izleyerek, Türkçe’de de onların benzerlerini yaratmaya çalışmışlardır. Bunlar arasında Halk veya Divan edebiyatından bazı unsurlar alarak, yeni terkipler vücuda getirenler de vardır.”

 

MEMLEKETÇİLER:

*Mehmet Emin Yurdakul ve Ziya Gökalp’in izinden gidip halk şiirini temel kaynak olarak seçen, hece ölçüsünü kullanan ve temelde memleket sorunlarını dile getirmeye çalışan şairlerden oluşur. Sade bir dil kullanıp halk söyleyişlerine de yer vermişlerdir

Faruk Nafiz Çamlıbel, Kemalettin Kamu, Ahmet Kutsi Tecer, Ömer Bedrettin Uşaklı, Necmettin Halil Onan…dönemin belli başlı Mmeleket eebiyatı yapan şair ve yazarlarıdır.

 

MİSTİK-RUHÇU EDEBİYAT ANLAYIŞI

*Maddeci dünya görüşüne karşı çıkıp manevi değerleri ve ruhun üstünlüğünü savunan sanatçılardan oluşur. Necip Fazıl, Peyami Safa, Asaf Halet, Sezai Karakoç bu anlayışın başlçıca edipleri olarak karşımıza çıkarlar.

 

  • 1.Adem ÇALIŞKAN* ANA ÇİZGİLERİYLE CUMHURİYET DEVRİ TÜRK ŞİİRİNE TEORİK BİR YAKLAŞIM  (1923-1960), .sosyalarastirmalar.com/cilt3/sayi10pdf/caliskan_adem.pdf
  • 2. http://www.edebiyadvesanatakademisi.com/edebiyad/655-edebiyatimizda_k%C3%B6y_romanciligi.html
 

 

Edebiyat Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com 



 

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...