HALK OZANLARINDAN TAŞLAMA ÖRNEKLERİ

Ekleyen : ESA , 18 Kasım 2019 Pazartesi aaa Beğen
 
 Taşlama
Emrini terkeder, neyhini tutar
Kuru dava ile kul olur mu ya!..
Döner bir de halka sofuluk satar
Böyle erkân, böyle yol olur mu ya!..
 
Kişizadelik hiç alınmaz satın,
Asil azmaz diye söylerler bütün
Bir mülevves yere düşse bir altın
O kıymetten düşüp pul olur mu ya!..
 
Terk-i heves edip hizmet tutmalı
Arı ahvalini ibret tutmalı
Her çiçekten birer çeşni tatmalı
Bal, bal desen ağzın bal olur mu ya!..
 
Haberi yok say ü gayret, emekten
Böyle karın doymaz yarım çörekten
Güdük çapa ile kırık kürekten
İki çift katıra nal olur mu ya!..
 
Gönül yücelerden yüce olmak ister
Beş-on kuruş ile hacı; olmak ister
Ellisinden sonra hoca; olmak ister
Kart ağaçtan taze dal olur mu ya!..
 
Söyleyemez asla galatsız sözü
Hiçbir marifette yoktur bir yüzü
Mektebi görmemiş, kürsüde gözü
Elif, be demeden dal olur mu ya!..
 
Dolaşır dolambaya, varma sen kıra
Caddeyi boşlama dayanıp dura
Uğradığın çayın köprüsün ara
Bilmediğin suya dal olur mu ya!..
 
Ne bir zikrin, fikrin, doğru yolun var
İyi halin yoktur, kötü halin var
Gufrani! hep günahlarda elin var
Böyle şair ehl-i dil olur mu ya!..
 
 
 
TAŞLAMA
 
 Varsın şurda hırılasın
 Bize taş atıp ürenler
 Eşek olup zırılasın
Bize taş atıp ürenler
 
 Bir didilmiş kavuk olsun
 Yazı, kışı soğuk olsun
 Bir yolunmuş tavuk olsun
 Bize taş atıp ürenler
 
Pek nallanmış ata dönsün
 Uyuz olmuş ite dönsün
 Kilisede puta dönsün
 Bize taş atıp ürenler
 
  Hayvanlara kuşak olsun
  Kalaycıya uşak olsun
  FERYADİ' ye eşek olsun
  Bize taş atıp ürenler           Divriğili Deli Derviş Feryadi
 
 
Taşlama 1
 
Çok uzatma ayağını
Açıkta kalır üşürsün
Temiz kullan boyağını
Sahte boyalar taşırsın
 
Olmayasın karaktersiz
Çok konuşun yerli yersiz
Adın doğru kendin hırsız
Karanlıkta dolaşırsın
 
Söyle kime oldun aşık
Gittiğin yollar dolaşık
Yemek yersin kab bulaşık
Hanım sana ne pişirsin
 
Ağlayanı gülenleri
Gözyaşların silenleri
Topladığın yalanları
Dostum ile bölüşürsün
 
Veysel eli nideceksin
Herkes ettiğini çeksin
Önüne bak düşeceksin
Doğru gitsen ulaşırsın     Aşık Veysel 
 
Taşlama 2
 
 
Kıbrıs'taki olan haksız olaylar
Kemirir içimi kurt olur gider
İnsanlık dışında yapılan işler
Bütün milletlere dert olur gider
 
Sulh sever milletiz cihanda hürüz
Görürüz herşeyi zannetmen körüz
Kafamız kızarsa vurur kırarız
Herşeyin bir anda hurt olur gider
 
Türk milleti asla korkmaz düşmandan
Korkarız Allah'tan bir de vicdandan
Geçmeyiz namustan geçeriz candan
Kalan gazi ölen mert olur gider
 
Kahraman ordumuz elde silahlar
Bir bir sorulacak kalır mı ahlar
Çizm'altında çiğnenirken alçaklar
Bakarsın binlerce Yorg’ölür gider
 
Masum yavruların nedir günahı
Bu hareket gücendirir Allah’ı
Türk ordusu kullanırsa silahı
Tedavisiz derdin dört olur gider
 
İnsanlık kahretmiş sizden kaçıyor
Nefret kapıları size açıyor
Vicdan sizden çok uzaktan uçuyor
Zulüm var adalet nerd'olur gider
 
Sanki din adamı o alçak papaz
Beladır dünyaya parmağı durmaz
Türkler haksız yere adam öldürmez
Birgün Makarios mort olur gider
 
Veysel'in kafası kin ile dolu
Urumlar bu işi iyi bilmeli
Kıbrıs'a düşerse Türklerin yolu
Lefkoşa Türklere yurt olur gider                Aşık Veysel 
 
 
   SÖYLEREM
 
Dünyayı çoh gezdim çoh şeyler gördüm
Gördüğümü sorsolarda söylerim
Cahillih dünyayı tamamen sarmış
Rüya kimi yorsalarda söylerem.
 
Er gadına dönmüş gadınlar ere
İsderki dünyayı gizli gemire
Saygı yohdur böyühdeki emire
İsder hagsız görselerde söylerem.
 
İLHAMİ gendine argadaş sesler
İnsanda başmıdır bunca nefesler
Adam olmamıza çoh zaman isder
Meni ipe verseler de söylerem.       İlhami Demir
 
 Ormanda Büyüyen Adam Azgını             
 
Ormanda büyüyen adam azgını
Çarşıda pazarda seyran beğenmez
Medrese kaçkını softa bozgunu
Selam vermek için insan beğenmez
 
Alemi tan eder yanına varsan
Seni de yanıltır mesele sorsan
Bir cim bile çıkmaz karnını yarsan
Meclise gelir de erkân beğenmez
 
Her çeşit insandan birkaç eşi var
Mektepten kovulmuş günah işi var
Rabbi yesirde dört yanlışı var
Tahsil etmek için irfan beğenmez
 
Ellerin evinde çul fîraş olur
Burnu sümüklüdür gözü yaş olur
Bayramdan bayrama bir tıraş olur
Gider berbere de dükkân beğenmez
 
Dağlarda taşlarda dolaşan Yörük
İnsanlar içine çıkmayan hödük
Bir elife dili dönmeyen sürtük
Şehirde tecvitle Kuran beğenmez
 
Yayladan yaylaya konup göçer de
Arpayı buğdayı ekip biçer de
Mısır yaprağın kıyıp içer de
Tütünü bulunca duman beğenmez
 
Bir odası vardır gayet küçücek
Kendi aklı sıra keyf yetirecek
Bir çanağı yoktur ayran içecek
Kahveyi bulunca fincan beğenmez
 
Seyranî söyledi bu doğru sözü
Haddeden çekilmiş doğrudur özü
Şehre gelin gitse bir köylü kızı
Lal ü güher ister mercan beğenmez
 
 
 
 
Üç Beş Hurufattan Hisse Kapanlar
 
Üç beş hurufattan hisse kapanlar
Her alimi her hocayı beğenmez
Bir iki ilaçla deva yapanlar
Eflatun'u ve Lokman'ı beğenmez

Her tarafa meydan vurup laf eden
Heva-yı nefsine ömrün sarf eden
Karanlıkta gölgesine hayfeden
Rüstemi Zal pehlivanı beğenmez

İbare okuyup mana seçmeyen
Aşkın şarabından damla içmeyen
Kendi karısına sözü geçmeyen
Adalette Süleyman'ı beğenmez

Dost benimdir bana kimse değmesin
Bu sevdadan gayrı vazgeç demesin
Canan huzurunda boyun eğmesin
Kemter Seyrani'yi bir kul beğenmez           Aşık Seyrani
 
 
 Pintinin dik kulaklısı
 Boynu yoğun eşek olur
 Pek mülayim yolaklısı
 Sanma tunçtan gevşek olur
 
Yolda koşar ive ive
Çarığını geve geve
Top vaktinde olur deve
Yük vaktinde köşek olur
 
Dök Seyrani gözden yaşı
Sağlıktır her işin başı
Merdin eşiğinin taşı
Kuş tüyünden döşek olur.  Aşık Seyrani
 
 
Mahkeme meclisi icad olduğu
Çeşme-i rüşvetin akmaklığından.
Kaza belâ ile âlem dolduğu
Kazların kadıya uçmaklığından.

Selefin rüşvetle hüccet yazması
Halefin anlayıp hükmün bozması
Yıkılan binanın birden tozması
Asıl sermayenin tozmaklığından.

Asıl sermaye-i niyabetleri
Emvali eytamdır ticaretleri!
Davet-i rüşvete icabetleri
Sıdkile gönlünün alçaklığından!

Bülbülün aşkıdır dalda öttüğü
Çobanın sütedir koyun güttüğü
Toprağın Habil'i kabul ettiği
Şüphesiz yüzünün yumşaklığından!

Dünyadan Ahrete gidip gelmemek
Olmasa iktiza eder ölmemek
Balık baştan kokar bunu bilmemek
Seyrânî gafilin ahmaklığından.

SEYRANÎ
 
ZULÜM SİRKESİ
 
Zulmünden vekili âli rasülün
Hicabtan sikkenin kızılı çıktı.
Şer'in ahkâmında zevil ukulün
Reylerinden halk usanıp bıktı.
 
Varsa söyle zulmün boyun bükmezin,
Bul ehl-i irfanın çile çekmezin,
Adalet küpünün dolup pekmezin
Bu zulüm sirkesi küpünü sıktı.
 
Seyranî mazlumun malın yiyenin,
Mertebem Tanrı'dan yüce diyenin
Dünyada Tanrılık tacı giyenin
Hak derya çamurun ağzına tıktı.
 
SEYRANÎ
 
 
 
 
Zenginin züğürdün vasfın edeyim
Züğürt nere varsa han da bulamaz
Zengine baklava börek çekilir
Züğürt arpa darı nan da bulamaz
 
Zenginin yoluna çıkarlar karşı
Aralıkta kalır züğürdün başı
Zenginler giyerler kutnu kumaşı
Züğürt bacağına don da bulamaz
 
Zenginin yoluna olurlar türap
Züğürt nere varsa her işi harap
Zenginler giyerler kundura çorap
Züğürt ayağına gön de bulamaz
 
Zenginin faytonu dağlardan aşar
Züğürt düz ovada yolundan şaşar
Zenginin helvası bal ile pişer
Züğürt herlesine un da bulamaz
 
Zenginin iki üç kat olur damı
Gece şule vermez züğürdün mumu
Kızılırmak gibi zenginin demi
Züğürt damarında kan da bulamaz
 
Zengin nere varsa ırahat olur
Züğürdün her işi kabahat olur
Zenginin kefeni dokuz kat olur
Züğürt kefenine yen de bulamaz
 
Rursat bu güftarı yazar bitirir
Züğürdün vasfını yazar bitirir
Zengin zemheride terler oturur
Züğürt ağustosta gün de bulamaz.   Ruhsati
 
 
BELLİ DEĞİL

Bir vakte erdi ki bizim günümüz
Yiğit belli değil, mert belli değil.
Herkes yarasına derman arıyor,
Dava belli değil, dert belli değil.

Fark eyledik âhir vaktin yettiğin,
merhamet çekilip göğe gittiğin
Gücü yeten soyar, gücü yettiğin
Papak belli değil, kürt belli değil.

Adalet kalmadı hep zulüm doldu
Geçti şu baharın gülleri soldu
Dünyanın gidişi acaip oldu
Koyun belli değil, kurt belli değil.

Başım ayık değil kederden yastan
Ah ettikçe duman, çıkıyor baştan
Haraba yüz tuttu bizim gülistan
Yayla belli değil, yurt belli değil.    RUHSATÎ
 
ŞİKÂYETNAME
 
Bu nasıl hükümet, bu nasıl gidiş?
Yarım kıl bütünü soracak Allah.
Semaya çekildi insaf, adalet
Bir dahi hükümet kuracak Allah.
 
Böyle mi gönderdi hükm-ü Kur'an'ı?
Böyle mi indirdi emr-ü fermanı?
Böyle mi severler dini, imanı?
Ne yüz ile sana verecek Allah?
 
Yaradanı hiç, aldın mı zikrine?
Devamı var mııdr, acep şükrüne?
Bir kez de ölümü getir fikrine
Verdiği bu ruhu alacak Allah.
 
Kul eyledi nefis seni Şeytana
Tapdırdı liraya sime divane
Soyunup çıkarsın yarın meydana
Bak ne muamele kılacak Allah?
 
Çıkarırsın ardı gelmez nizayı,
Kendine gel tahsil eyle rızayı
Ruhuna verirler türlü ezayı
Adaletce hükmü verecek Allah.
 
Hazır edip Cehennemi, Cenneti
Kabul etmez beşibirlik minneti,
Adil kullarına verüp rahmeti
Zalimi Nirane sürecek Allah.
 
Haram helal demez seçmezdin yerdin
Elbet kalır sandın mekânın, yurdun
Zulmile bu kadar devlete erdin
Hak mizan terazi kuracak Allah.
 
Hele fikret nere varacak halin?
Gün be gün dolmakta yakın zevalin
Bir top bezden fazla var mıdır malın?
Yarattığın rızkın verecek Allah.
 
Daim yanar gider RUHSATÎ sekil,
Sıdkile diyvana ihfaye çekil,
Her bir umuruma eyledim vekil
Benim dâvalarım görecek Allah.
 
RUHSATÎ
 
 
 
 
 
Allah her kula bir zenahat vermiş
Meğerki bol nasip kismet yazıla
Kimine hoş geçim ganahat vermiş
Kimine hırs vermiş doymaz az ile
 
Terki diyar ettim on beş yaşımda
Dolaştım bir hayli kendi başımda
Her ne iş tuttuysam felek karşımda
Naçar kaldım paylaşılmaz göz ile
 
Torpil yoktu kimse yardım etmedi
Küçük memur oldum maaş yetmedi
Ev geçimi hiç de düzgün gitmedi
Ceryan’ı kestiler galdık gaz ile
 
Tuhafiyeciliği seçtim olmadı
Terzi oldum kestim biçtim olmadı
Kumaş mağazası açtım olmadı
Hep malları güve yedi haz ile
 
 
Marangoz olduk el kaptırdık hızara
Tellal olduk kıtlık geldi pazara
Fırıncı oldum yangın çıktı kazara
Malım mülküm harap oldu köz ile
 
Kasap oldum bereketin adı yok
Kimi et yağsız der kimi budu yok
Aşçı oldum yemeklerin tadı yok
El alemi suya boğdum tuz ile
 
Berber oldum belediye kapattı
Kahvecilik yaptım sermayem battı
Meyhaneci oldum dükkân top attı
İçen kaçtı hepsi başka poz ile
 
Demirci oldum herkes beni haşladı
Gürültüden şikâyete başladı
Çöpçü oldum mahalleli taşladı
Süpürürken evler doldu toz ile
 
Şoför oldum arabayı devirdim
Pilot oldum uçakları savurdum
Vatman kaptan oldum dümen çevirdim
Hiçbir gün rotam gitmedi düz ile
 
Müteahhit oldum tez iflas ettim
Avukat oldum hep boş dava güttüm
Gazeteci oldum çok fazla öttüm
Dıhtılar mapusa birkaç söz ile
 
Doktor oldum tedaviye geldiler
İlaç verdim zehirlenip öldüler
Dişçi oldum suçu bende bildiler
Zayıf giren çıktı şişman yüz ile
 
Üfürükçü oldum kendim çıldırdım
Müezzin oldum cemaati yıldırdım
İmam oldum yanlış namaz kıldırdım
Müftü el çektirdi işten vaaz ile
 
Baktım hayırsızım ortada kaldım
Vaz geçtim sanattan başka iş buldum
İnşaata girdim amele oldum
Ta üst kattan yere düştüm hız ile
 
Vel hâsılı hiçbir işte gülmedim
Meğer kader böyleymiş bilmedim
Bir de hovardalık yapayım dedim
Yedik malı mülkü karı kız ile
 
Şemsi derki münasip bir iş bulamadım
Gidip bir baltaya sap olamadım
Bağlamadan başka saz çalamadım
Akibet nafaka çıktı saz ile.             Şemsi Yastıman
 
 
“Koca başlı koca kadı
 Sende hiç din iman var mı
 Haramı helali yedi
 Sende hiç din iman var mı
 
 Fetva verir yalan yulan
 Domuz gibi dağı dolan
 Sırtına vururum palan
 Senin gibi hayvan var mı
 
 İman eder, amel etmez
 Hakk’ın buyruğuna gitmez
 Kadılar yaş yere yatmaz
 Hiç böyle kör şeytan var mı
 
 Pir Sultan’ım, zatlarımız
 Gerçektir şöhretlerimiz
 Haram yemez itlerimiz
 Bu sözümde yalan var mı.”   Pir Sultan
 
 
 
 
 


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...