Kaside Nedir Tüm Özellikleri Konuları Türleri Bölümleri Örnekler


 

 

Bu yazıda kaside – kasd- kelimesinin sözlük anlamları, Osmanlıca yazılışı, kaside nedir,  kaside kelimesinin kökeni, kaside hakkında bilgiler, kasidenin bölümleri,  kasidenin özellikleri, kaside yazan şairler, kaside şairleri- kaside gu, kaside perdaz-,  konularına göre kasideler, nesip bölümüne göre kasideler, methiye bölümüne göre kasideler, kaside çeşitleri,   Arpa, Fars, Türk şiirinde kasideler, kasidelerin kafiye düzeni, kaside tarihçesi, Türk edebiyatında kaside, kaside kelimesinin geçtiği beyitler,    şiirlerde beyitlerde - kaside konuları üzerinde durulacaktır.

 

KASİDE NEDİR?

Osmanlıca yazılışı kasîde / قصيده / قَص۪يدَه

Kaside kelimesi Arapçadaki kasd kökünden gelir bu kelimenin anlamı ise : “kastetmek, yönelmek”tir.

Kaside kelimesinin Sözlüklerdeki anlamı: En az on beş beyitten oluşan ilk beyti kendi arasında kafiyeli, sonraki beyitlerin ilk mısraı serbest, ikinci mısraları ilk beyitle kafiyeli, önemli kimseleri, din büyüklerini,  bir yeri bir şeyi, övmek, medh ü senâ etmek, eleştirmek, hicvetmek vb amaçlı yazılan manzume, nazım biçimi, nazım şeklidir.

Kasideler, övgü, yergi, mersiye ve betimleme  yapmak amacıyla yazılan bir Divan Şiiri türüdür.

Kaside, daha çok din veya  devlet büyüklerini övmek veya övermiş gibi yaparak hicvetmek gayesiyle yazılmışlardır. İllaki farklı bir tanım vermek istersek “Kaside, bir kişiyi övmek ve genellikle karşılığında yardım istemek için yazılan şiirlere verilen isimdir” [1]Divan Edebiyatı Nazım  Türlerini değişmeyen konular ve şekli  özellikleriyle düşünen Divan Şairleri kasidelerin konularını övgü ile  yergi, doğa veya özel gün ve zamanları betimleyen şiirleridir.

Kaside şairlerine kaside-gü (kaside söyleyen), kaside-sera ya da kaside-perdaz (kaside yazan) denir.

 

KASİDE HAKKINDA GENEL BİLGİLER VE TARİHÇESİ

 

Arap Edebiyatından edebiyatımıza giren Kaside  13. Yüzyıldan itibaren Divan Şiirinde görülmeye başlamış, Tanzimat Edebiyatının sonlarına kadar şairlerimiz tarafından yoğun olarak kullanılmıştır.

Arap şiirinde sevgilinin  mekânının ve kabilesinin tasviri ( büka) , sevgilinin ve aşkın anlatıldığı, (nesip),sevgiliye kavuşmak için çekilen çilelerin anlatıldığı ( nahil, sevgilin medh edildiği bölüm olan ( methiye gibi dört bölümden oluşan kasideler Sâmânoğuları, Gazneliler ve Azerbaycan Atabeyleri saraylarında himaye gören şairler vasıtasıyla gelişip zenginleşerek divan şiirimize de  girmiştir. [2]

Kaside,  Fars  Edebiyatındaki hali ile Divan Şiirimize girmiş ama şairlerimiz tarafından da milli bir özelik kazandırılmıştır. Kaside aslında beş ana bölümden oluşur.. “ Kasidenin ilk bölümü olan nesib, felekten yakınılan, bahardan, bayramdan, kıştan, temmuzdan, eğlenceden bahsedilen ve bunların tasviri yapılan; kimi zaman da aşktan, aşkın acılarından, sevgilinin güzelliğinden, içkiden veya yapılan yeni bir köşkün, bahçenin, camiin, herhangi bir savaşın ya da savaş hazırlığının, nadir olarak da felsefi bir düşüncenin dile getirildiği, bir anlamda  şairin sanat gücünün gösterildiği bölümdür.  Şair, bu bölümde hayal gücüne, söyleyişinin parlaklığına ve başarısına göre değerlendirilir.”  Fahriye ve Tegazzül bölümü her kasidede olmaya bilir.

 

KASİDE NAZIM TÜRÜNÜN ÖZELLİKLERİ

Kafiye şeması gazele benzeyen kasidelerin nazım birimleri beyittir. Kasidelerin ilk beyti kendi arasında sonraki beyitleri ise ilk mısra serbest ikinci mısraları ise ilk beyitle kafiyelidir.   Kasidelerin beyit sayısı çağdaş edebiyattaki tariflere en az  33- en fazla 99 beyit olarak gösterilir. Fakat divan şairlerinin divanlarına bakıldığında pek çok kasidenin 33 beyitten az olabildiği hatta 15- 16 beyitlik çok sayıda kaside yazılmış olduğu da görülür. Tahir'ül Mevlevi'ye göre kasidelerin en az 33 beyit olması değil, on beş beyitten fazla olması gerekir[3]  Şu halde kasidenin en az 33 beyit olacak ifadesinin yanlış olduğu divanlardaki kasidelerin beyit sayıları ile örtüşmemektedir.

Kasidenin ilk beytine matla beyti denir ve kaside musarra bir beyitle başlar. Kaside başlangıçta direk olarak medhi sena  ile veya bir mevsim tasviri, afakî bir konu, âşıkane bir mevzu ile de başlayabilir. Veya şair şairane bir mukaddime ile kasidesine bir giriş yapabilir.

Kaside de  mukaddime denilen bölüm bahardan, yazdan, kıştan vb bahsediyorsa " TEŞBİB" , eğer âşıkane duygular ifade ediyorsa " Nesip " bölümü adını alır. ( bkz NESİP BÖLÜMÜNE GÖRE KASİDELER)

Şair kasidesi içinde matlayı tekrar ederse tecdid-i matla denir. Matlayı birden çok tekrar ederse bu zat-ül metali veya zül metalidir. Kasidenin son beyitine makta, şairin mahlasının bulunduğu beyite taç beyit denir. Kasidenin en güzel beyiti beyt-ül kasid olarak isimlendirilir.

Dize ortalarında kafiyeli olan kasidelere musammat kaside denir. Fahriye ve tegazzül dışında diğer bölümler  her kasidede olması gereken bölümlerdir. Tegazzül ve fahriye şairin arzusuna göre kasidesinde olmayabilir. Her bölümün olduğu kasidelere tam bir kaside denir.

Kasideler nesip, methiye veya rediflerine göre de adlandırılır.   Nesip ve medhiye bölümünde işlenen konulara göre veya övülen yerilen kişiye göre adlandırılabildiği gibi bazı kasideler “ Örneğin: “ Fuzuli i’nin su kasidesi,   Gül Kasidesi,  Kerem kasidesi  gibi adlar da alabilir. ( bkz  Fuzuli Şiirleri)

Kasidelerin devlet büyüklerine yazılmalarında belirli bir amaç vardır. Divan Şairleri  göze girmek, ihsan elde etmek, hamilerine şükranlarını belirtmek, şan elde etmek, devlet adamlarını överek onların ihsanlarda bulunmalarını sağlamak, yermek veya din büyüklerine olan sevgilerini dile getirmek amaçları ile kaside yazmışlardır.

Divan Şairlerinin devlet adamlarının yakınlarında bulunmasını sağlayan en önemli silahları kasideler olmuşlardır. Bu sayede divan şairleri devlet adamlarının gözlerine girmiş, saraya yakın olabilmişler,, çeşitli görevlere gelebilmişler, ihsanlar ve ikramlar almışlardır. Öyle ki  Nedim  hamisi olan Nevşehirli  Damat İbrahim Paşa’ya  yazdığı kaside  ve şiirleri okurken rivayete göre Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’nın Nedim ’in ağzına  mücevher doldurmuştur. ( bkz Nedim 'den Seçilmiş şiir Örnekleri - Nedîm Divanı Hakkında Bilgiler-  Nedim Hayatı ve Edebi Kişiliği - Nedim Şiirleri ) Divan Şairleri kasideleri sayesinde tımar, makam,  mevki mal, mülk ve maş sahibi olmuşlardır.

Şairler yazdıkları kasideler karşılığında mükâfat olarak caize adı verilen mükâfatlar almışlardır. Kimi şairlerin bu işte bir hayli engin oldukları ve çok rahat bir hayat yaşadıkları bilinmektedir. Sözgelimi  Ahmet Paşa,  Baki,  Nedim, Hayali Bey,  Taşlıcalı Yahya gibi pek çok şairimizin yazdıkları kasideler sayesinde sefahat içinde yaşadıkları hayli zengin ve müreffeh oldukları bilinmektedir. Nitekim Gazneli Sultan Mahmut’un Saray şairi Usuli’nin tabaklarını ve kaşıklarını altından ve gümüşten yaptırdığı söylenir. [4]

Buna mukabil, bazı şairlerin yazdıkları kasidelerden umdukları sonucu bulamadıkları da vakidir. Söz gelimi  Yenice Vardarlı, Şair Hayreti , Pargalı İbrahimPaşa' ya bir kaside takdim etmiş, karşılığında verilen  tımarı küçük ve kıymetsiz bularak  küsüp yurduna dönmüştür.  Fuzuli’nin “ Şikâyetnamesi” de  Kanûnî Sultan Süleyman Muhibbî tarafından bahşedilen caizesini alamamaktan kaynaklanan şikâyetlerle doludur.

  1. yüzyılda Ahmedi  (Ö.1412) ile ilk ciddi örneklerini gördüğümüz kaside, 15. yüzyılda  Şeyhi (Ö.1431) ve Ahmet Paşa (Ö.1497) Fuzuli, Baki, Taşlıcalı Yahya, Nedim,  Nabi ,  Nefi , şairlerimiz tarafından en güzel örneklerini görmüştür. Nedim,  Nazîm (Ö.1726)  Şeyh Gâlip  , HAYALİ, Hayreti, Enderûnlu Fâzıl  gibi daha pek çok şairimiz yazdıkları kasidelerle dikkatleri çekmişlerdir.

 

Kasidenin Bölümleri 

 

  1. Nesip (Teşbib)
    2. Girizgâh
    3. Methiye
    4. Tegazzül
    5. Fahriye
    6. Tac
    7. Dua

1.Nesip (Teşbib:

Kasidelerin, mukaddime bölümüdür.

Kasideler de nesib – teşbib bölümü direkt olarak medh-i sena ile başlamayan kasidelerin başlangıç yani mukaddime bölümüdür.

Kimi kasideler nesib bölümüne göre adlandırılır.  Nesib – teşbib bölümü eğer bahardan hazandan mevsimden kış tasvirinde bayramdan vb başlayarak konuya giriyorsa buna teşbib denir. Yok, eğer kasideye âşıkane bir mevzu ile başlangıç yapılıyorsa bu bölüme nesib adı verilir.

Kasidenin giriş bölümünde şair mevsim veya özel günlerin tasvirlerini yapmışsa bu kaside Teşbib ile başlamış demektir.  Eğer şair kasidesine âşıkane duygular dile getirerek başlamışsa bu kaside nesib ile başlamış demektir.  Aslında nesib de, teşbib de kasidenin yazma amacını oluşturan methiye bölümü için bir giriş faslı özelliği taşımaktadır.

Şair bu bölümde kaidesinin yazdığı mevsimin özellikleri ile ilgili  çeşitli betimlemeler yapar. Mukaddime- giriş faslı eşbilb olarak adlandırılan bu  bölümde tabiat manzaraları, çiçekler, günün bir ânı, gece, gündüz, eğlence, meclis, kuşlar güller bülbül, âşıkane duygular, zevk sefa işret eğlence  gibi akla gelebilecek her şey tasvir edilebilir. Ya da bu bölümde özel günler,  betimlenebilir.

Kimi kaideler nesip ve teşbib bölümlerinde işledikleri konulara göre adlandırılırlar, Bahariye ( bahar) , Şitaiye,( kış) , Iydıyye( bayram), temmuziye, şehrengiz  ramazaniye, gibi. Nesip bölümünde  kadın, kış, at, bahar, şehir, atlar, hamamlar, meclis, eğlence, şehirdeki mahdumlar ve mahbublardan da  söz edilebilir.

Baharın tasviri yapılıyorsa: Bahariye, kışın tasviri yapılıyorsa: Şitaiye, temmuzun tasviri yapılıyorsa: Temmuziye, ramazanın tasviri yapılıyorsa: Ramazaniye, atın tasviri yapılıyorsa: Rahşiye, hamamın tasviri yapılıyorsa: Hamamiye… Değişik tasvirler yapılır. Yani kasidenin tasvir bölümüdür.

  1. Girizgah

 Girizgâh  Farsça da “ Kaçacak yer” anlamına gelir.

Nesip bölümünden methiye bölümüne geçerken söylenen ve basamak görevinde olan, kasidenin  esas bölümü olan methiyedeki konuya geçişi sığayabilecek uygun bir söz düşürme bölümüdür.  Eski dildeki tarifi :  “ Bir bahisten diğer bahse, mukaddimeden maksada intikal için bir münasebet te'sis eden söz. “[5] şekilndedir.

Nesip- Teşbib bölümü ile asıl bölüm olan Methiye bölümü arasında münasebet kurulmak için oluşan bir bölümdür.  Şair methiye bölümündeki konuya  geçiş yaratabilmek için  bir fırsat oluşturmak üzere bir ila iki beyitllik bir geçiş yaparak methiye bölümündeki hicvine veya methine başlayacağını nükteli bir söz düşürerek haber verir.

  1. Methiye

Kasidenin sunulduğu kişinin övüldüğü, hicvedildiği veya  yakarılıp ihsan istenildiği bölümdür. Bu bir devlet büyüğü, padişah, Sadrazam, Allah, Peygamber, dört halife, ( Çehar yar-ı güzin ) veli, evliya, tarikat büyüğü olabilir. Kasidelerin pek çoğu medhiye bölümünde övülen veya hicvedilen konuya veya kişilere göre adlandırılır.  Kasidedeki övgüler  ve yergiler, doğal sınırlarda değil aşırı ve  abartılıdır. Övülen ve yerilen kişi aşırı ve abartılı olarak övülür, yerilir veya hicvedilir.

“Şair bu bölümde, övdüğü kişinin bulunduğu makama göre, o makamın gerektirdiği özellikleri abartılı bir üslupla dile getirir.  Övülen kişi sultan ise adaleti, lütfu, cömertliği, savaşçılığı, hışmı ve gazabı, olumlu görüşleri, aklı, hüneri, tedbiri, fermanı, irfanı gibi özellikleri çoktan aza doğru sıralanır.” [6]

Methiye bölümü kasidelerin esas bölümüdür. Diğer bölümler de bu bölüme yardımcı olan bölümlerdir. Methiyedeki konulara göre de kasideler adlar alır:

Konularına göre de kasideler

  • Tevhit: Allah’ın birliğini anlatan kasidelerdir.
    Münacat: Allah’a yalvarmak, dua etmek amacıyla yazılan kasidelerdir.
    Naat: Peygamberimizi övmek için yazılan kasidelerdir.
    Methiye: Devrin ileri gelenlerini övmek için yazılan kasidelerdir.
    Hicviye: Devrin yöneticilerini eleştirmek için yazılan kasidelerdir.
  • Cihar yar-ı güzin: Dört halifeyi anlatan ve öven kasideler
  • Mersiye:  Devlet büyüklerinin ölümünden duyulan acıları anlatan kasidedir. Baki’nin Kanuni Mersiyesi, Taşlıcalı Yahya’nın Kanuni’nin oğlu Şehzade Mustafa için yazdığı mersiye, edebiyatımızda en ünlü mersiyelerdendir. 
  1. Tegazzül

Methiyeden sonra şair bir fırsatını düşürüp aynı ölçü ve uyakta bir gazel söyler, buna tegazzül denir. Bütün kasidelerde olması zorunlu değildir.

  1. Fahriye
    Şairin kendini övdüğü, kendisi hakkındaki düşüncelerini söylediği bölümdür. En fazla 2-3 beyit uzunluğundadır. Şair, şiirdeki kudretini, yeteneğini, nazmını, nesrini, kalemini,  kendisine eş ve benzer olamayacağını vb dile getirir.
  2. Dua
    Sadece birkaç beyitten oluşan Kasidenin son bölümüdür. Şair burada övdüğü kişinin başarılı, uzun ömürlü, talihinin iyi olması için dua ederek kasidesini bitirir.  Tevhid ve na’at konulu kasidelerde şair kendisine de dua edebilmektedir.
  3. Hatime-i kaside / Hâtime-i kaside

Kasidenin son kısmı.


  KASİDE VE BÖLÜMLERİNE ÖRNEKLER

Bahariyye Örneği-

Kaside - Nedim

Bu şehr-i Sitanbûl ki bî-misl ü behâdır
Bir sengine yekpâre Acem mülkü fedâdır 

Bir gevher-i-yekpâre iki bahr arasında
Hurşîd-i cihân-tâb ile tartılsa sezâdır 

Altında mı üstünde midir cennet-i a’lâ
Elhak bu ne hâlet bu ne hoş âb u hevâdır 

İnsâf[ı] değildir anı dünyâya değişmek
Gülzâr[ı]ların cennete teşbîh[i] hatâdır 

İstanbul’un evsâfını mümkün mü beyân hiç
Maksûd[ı] hemân sadr-ı kerem-kâra senâdır 

Ez-cümle Nedîmâ kulun ey Âsaf-ı devrân
Müstağrak-ı lütf u kerem ü cûd u atâdır      NEDİM

 

Örnek Kaside  ( Fuzuli )

Kasîde-i Bahâriyye : Kasîde-i Râi'yye Der-sıfat-ı bahar ve midhat-i Alî Paşa-yı kâmkâr

Matla'

  1. Rûh-bahş oldı Mesîhâ-sıfat enfâs-ı bahar 
    Açdılar dîdelerin hâb-ı ademden ezhâr

Nesîb veya Teşbîb 

  1. Taze cân buldı cihan erdi nebatata hayât 
    Ellerinde harekât eyleseler serv ü çenâr
  2. Döşedi yine çemen nat'-ı zümürrüd-fâmın 
    Sîm-i hâm olmış iken ferş-i harîm-i gülzâr
  3. Yine ferrâş-ı sabâ sahn-ı ribât-ı çemene 
    Geldi bir kafile kondurdı yüki cümle bahar
  4. Leşker-i ebr çemen mülkine akın saldı 
    Turma yağmada meğer niteki bagi Tatar
  5. Farkına bir nice per takmur altun telli 
    Hayl-i ezhâra meğer zanbak olupdur serdâr
  6. Dikdi leşgergeh-i ezhâra sanavber tuğırt 
    Haymeler kurdı yine sahn-ı çemende eşcâr
    8. Döşedi mihr-i felek yolları dîbâlar ile 
    Etdi teşrîf çemen mülkini sultân-ı bahar
  7. Subhdem velvele-i nevbet-i şâhî mi degül
    Savt-ı murgân-ı hoş-elhân u sadâ-yı kûhsâr
  8. Çemen etfâlinün uyhuların uçurdı yine 
    Subhdem gulgule-i fâhte gülbânk-i hezâr
  9. Dâye-i ebr yine goncelerün şebnemden 
    Başına akça dizer nite ki etfâl-ı sıgâr
  10. Mevsim-i rezm degüldür dem-i bezm erdi deyu
    Sûsenün hançerini tutdı serapa jengâr
  11. Semenün sîne-i sîmînin açup bâd-ı seher 
    Çözdi gülşende gülün tügmelerin nâhun-ı hâr
  12. Pîrehen berg-i semen gûy-ı girîbân şebnem
    Gülsitân oldı bugün bir sanem-i lâle-izâr
  13. Zîb ü fer virmek içün rûy-ı arûs-ı çemene 
    Yâsemen şâne sabâ mâşita âb ayinedâr
  14. Dürr ü yâkût ile bir nahl-i murassa sandum 
    Ergavân üzre dökülmüş katarât-ı emtâr
  15. Şîşe-i çarhda gör bunca rrjurassâ nahli 
    Nice ârâste kılmış anı sun'-ı Cebbar
  16. Berg-i ezhârı hevâ şöyle çıkardı feleğe
    Pür kevâkib görünür günbed-i çarh-ı devvâr
  17. Dem-i İsâ dirilür bûy-ı buhûr-ı Meryem 
    Açdı zanbak yed-i beyzâyı kef-i Mûsâ-vâr
  18. Zanbakun goncasidur bağa gümüş bâzûbend
    Za'ferân ile yazılmış ana hatt-ı tûmâr
  19. Câm-ı zerrini tolu bâde-i gülreng almış
    Gül-i ra'nâ seheri kılmak içün def'-i humar
  20. Dehen-i gonca-i ter dürlü letâ'if söyler
    Gülüp açılsa aceb mi gül-i rengîn-ruhsâr
  21. Güher-i fursatı aldırma sakın devr-i felek 
    Sîm ü zerle gözini boyamasun nergis-vâr
  22. Câm-ı mey katreleri sübha-i mercan olsun 
    Gelünüz zerk u riyadan edelüm istiğfar
  23. Lâle sahrayı bugün kân-ı Bedaşân etdi 
    Jale gülzâra nisâr eyledi dürr-i şehvâr    ( Fuzuli )

 

KAYNAKÇA

  1. [1] TÛBÂ IŞINSU İSEN,   DİVAN ŞİİRİNDE FAHRİYE,  Bilkent Üniversitesi,  Ekonomi ve Sosyal Bilimler Enstitüsü, Master Tezi, Ankara, 2002
  2. [2] Metin Akar, Su Kasidesi Şerhi, Diyanet Vakfı Yayınları, s.97-101
  3. [3] Tahir’ül Mevlevi, age., shf 86)
  4. [4] Tahir’ül Mevlevi, age., shf 86)
  5. [5] https://www.luggat.com/kaside/2/2
  6. [6] TÛBÂ IŞINSU İSEN,   DİVAN ŞİİRİNDE FAHRİYE,  Bilkent Üniversitesi,  Ekonomi ve Sosyal Bilimler Enstitüsü, Master Tezi, Ankara, 2002

 

Edebiyat Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com

 

Bu içeriğe henüz katkı yapılmamış

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış